Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/5004 E. 2025/4398 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5004
Karar No
2025/4398
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2006 E., 2024/2261 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/73 E., 2024/330 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı; mirasbırakan annesi ...'nun adına kayıtlı 7 87... parsel sayılı taşınmazdaki 7 nolu bağımsız bölümünü 06.06.2012 tarihinde satış göstermek suretiyle davalı kızlarına devrettiğini, yapılan işlemin muvazaalı olduğunu, davalıların murise bir bedel ödemedikleri gibi eşinden kalan maaş ile geçinen murisin paraya ihtiyacının da olmadığını, davalıların davacının boşanması nedeniyle malvarlığına boşandığı eş tarafından el konulması şeklinde yaklaşım ile murisi ikna ederek taşınmazı sağlığında üzerlerine satış yapmak suretiyle geçirdiklerini, yine 4 22... parsel sayılı taşınmazın 1/4 payı muris ..., 3/16 payı kendisi (davacı) adına kayıtlı iken 30.04.2013 tarihli satış işlemi ile bu payların davalılara temlik edildiğini, bu satış işleminin de murisin hissesi açısından muvazaalı, kendi hissesi açısından ise iradeyi fesada uğratır nitelikte olduğunu, davacının hissesi karşılığında bir bedel ödemedikleri gibi kendisine bir ev ve işyeri verecekleri vaadinde bulunduklarını, ancak bu vaatleri de yerine getirmediklerini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili; davacı tarafça açılan tapu iptali-tescil davasının yerinde olmadığını, dava dilekçesinin 2 nolu bendinde bahse konu 4 22... parselde tapuya kayıtlı bulunan taşınmazın muris tarafından müvekkillerine vasiyet yolu ile hibe edildiğini, vasiyetnamenin 18.11.2000 tarihinde el yazısı ile düzenlendiğini ve Zile Noterliğinin 24.11.2000 gün ve ... yevmiyesi ile saklamaya alındığını, murisin vefatı ile vasiyetnamenin Zile Sulh Hukuk Hakimliğinin 30.03.2006 gün ve 2006/248-259 esas ve karar sayılı ilamı ile okunduğunu, yasal süreler içinde herhangi bir itiraz vaki olmadığından kesinleştiğini, vasiyetin tapuda tenfizinin vasiyet dışı davacı ... ve anneleri...tarafından vasiyetçinin arzusu doğrultusunda satış adı altında gerçekleştirildiğini, artık tenfizin de fiilen gerekmediğini, vasiyetin bu şekilde yerine getirildiğini, dava dilekçesinin 1 nolu bendindeki talebi ise müvekkilleri ile tekrar görüşüp cevaplandıracağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli ve 2019/113 E., 2022/673 K. sayılı kararı ile; davacının yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu anlaşıldığına göre davada belirlenecek dava değeri üzerinden eksik ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam etme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.01.2023 tarihli ve 2023/140 E., 2023/105 K. sayılı kararı ile; " ... Öncelikle karar ve ilam harcı yatırılmaması halinde davanın esasına 492 sayılı Yasa'nın 32 ve devamı maddeleri gereği girilemez. Harç yatırılmadığı takdirde dava HMK 150. madde gereği müracaata bırakılır. üç ay içerisinde yenileme olmazsa aynı Yasa'nın son maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Mahkemece yasa hükmüne riayet edilmeden harç yatırılmadığı diye davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Davacı 2.823,11 TL harç yatırmıştır. Mahkeme ise kesin süre verildiğini, bu nedenle davanın reddine karar verildiğini gerekçesinde belirtmiştir. Kesin süre yukarıda anlatılmış olmakla Mahkemece hangi dava değeri üzerinden ne kadar harç yatırılacağı, ne kadar süre içerisinde nereye yatırılacağı ve harcın süresinde yatırılmaması halinde ne gibi karar alınacağı, sonuçlarının ne olacağı davacıya hatırlatılarak ihtar edilmelidir. Mahkemenin kesin süre ara kararına bakıldığında alınacak harç tutarı, bu harcın ne sürede nereye yatırılacağı ve yatırılmaması halinde sonuçlarının ne olacağı belirtilmeden usul ve yasaya aykırı verilen kesin süreye dayanarak red kararı verilmesi isabetsizdir. Ayrıca davacının yatırmış olduğu 2.823,11 TL nispi harç dava konusu taşınmazlardaki muris muvazaası nedenine dayalı dava değerine göre gerekli harcı tamamlamakla verilen kesin süreye rağmen davacının irade fesadına dayalı 3/16 payın iptaline ilişkin dava için gerekli harç yatırılmazsa 3/16 paya ilişkin davacı isteminin bu dosyadan tefrik edilerek 492 sayılı Yasa ve HMK 150. madde gereği müracaata bırakılması, muris muvazaa iddiasına dayalı davasının ise bu dosyada görülerek toplanılacak delillere göre esası hakkında karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile harç yatırılmadığından ötürü tümden davanın reddine karar verilmiş olması da isabetsizdir." gerekçesi davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın 7 87... parselde bulunan 7 nolu bağımsız bölümdeki talebi yönünden muris ... tarafından ölümünden belli bir süre önce davacıdan mal kaçırmak maksadıyla gerçek iradelerine uygun olmayan bir alım-satım sözleşmesi ile davalılara muvazaalı bir şekilde satarak devrettiğini, amaçlarının mirastan mal kaçırmak olduğunu beyan ederek taşınmazda satışı yapılan hisselere ilişkin tapu kaydının iptali ile davacının hisseleri oranında tescilini talep ettiği, dinlenen tanık beyanlarına göre tanıklardan ............'nın murisin komşusu olduğu, murisin ölümünden önce kendisine "kızlar beni kandırdı malı üstüne aldı." dediğini, maddi sıkıntısı olmadığını, davalıların .........ye bir ödeme yapmadığını belirttiği, tanık ... beyanında murisin komşusu olduğunu, satışı bilmediğini, murisin ......... Mahallesindeki evi oğlu ...'a vereceğini kızların kabul ettiğini kendisine söylediğini, maddi sıkıntısı olmadığını, tanık ....... beyanında murisin ...'la kaldığını, ölmeden 3-4 ay önce huzur evinde kaldığını, kızların ...'ye bakmadığını, evlerin satışını bilmediğini beyan ettiği, murisin bu dönemde malvarlığında herhangi bir artış veya azalış olmadığı, ölümüne yakın tarihlerde huzurevine yerleştiği ve burada hayatını kaybettiği, tapuda yapılan işlemin satış olarak göründüğü, cevap ve 2. cevap dilekçelerinde bu parselin davalılar adına devrine ilişkin herhangi bir beyan bulunmadığı, murisin bu taşınmazı satmasını gerektirecek maddi bir sıkıntısının bulunmadığı gerekçesiyle bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne; 4 22... parselde bulunan taşınmaza ilişkin olarak ise dinlenen tanık beyanları ve taraflar arasında bir husumet bulunmadığı hususu da dikkate alındığında, murisin dava konusu taşınmazları mirasçılarından ve davacıdan mal kaçırmak kastıyla devrettiğine dair delil bulunmadığı, tapu resmi satış senedinde taşınmaz bedelinin nakden ödendiğinin belirtildiği, Zile Tapu Müdürlüğünün 30.04.2013 tarihli ve 1664 yevmiye numaralı tapu resmi satış senediyle dava konusu taşınmazdaki muris ... ve davacı ...'na ait hisselerin davalılara satılarak devredildiği hususu dikkate alındığında muris muvazaası iddiasında bulunan davacının bizzat kendisinin murisle birlikte aynı tapu resmi satış senedini imzaladığı ve murisle birlikte kendisinin de davalıya aynı taşınmazdan taşınmaz hissesi sattığı, dolayısıyla muvazaalı işlem yapıldığı ve mirasçılardan ve kendisinden mal kaçırıldığı iddiasında bulunduğu taşınmazların satışından bizzat satış anında haberdar olduğu ve dava tarihine kadar yaklaşık 6 yıllık süre boyunca muvazaa iddiasında bulunmadığı dikkate alındığında davacı tarafın muris muvazaası ve mal kaçırıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı ve çelişkili olduğu, ayrıca davacı ve davalıların babası olan ... tarafından bırakıldığı anlaşılan vasiyetname içeriğinden bu taşınmazın davalılar adına tescilinin vasiyet edildiği, taraflarca tapuda yapılan satış işleminin bu vasiyeti yerine getirme amacı taşıdığı belirtilmişse de TMK'nın dürüstlük kuralı ve iyi niyete ilişkin ilkeleri göz önüne alındığında bir kimsenin kendi muvazaasına dayanamayacağı ve bunu ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması kapsamında kalacağı hususları ile murisin taraflarla arasında bir husumet bulunmadığı, tapu resmi satış senedindeki satış miktarının bilirkişi raporuna göre belirlenen değerden farklı olmasının tek başına muris muvazaası yapıldığına delil olmadığı ve mal kaçırmak kastıyla muvazaalı işlem yapıldığına dair kesin bir delil mevcut olmadığı hususları hep birlikte dikkate alındığında taşınmazın mirasçılardan mal kaçırmak kastıyla muvazaalı olarak devredildiğine ve muris muvazaası bulunduğuna dair kesin somut ve yazılı bir delil bulunmadığı ve davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; dava konusu 4 22... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında dinlenen tanıkların reddedilen taşınmaza ilişkin bir beyanlarının bulunmadığını, Mahkemece olayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında tanıklarının yeniden davet edilip dinlenmesi gerekirken ara karar kurularak taleplerinin reddedilip eksik araştırma ve inceleme neticesinde hatalı karar verildiğini, ayrıca tanıkların davacı ... tarafından devredilen hisse yönünden de beyanlarının bulunmadığını, müvekkilinin hissesini devrinin irade fesadı sonucu gerçekleştiğini, davalılar tarafından herhangi bir bedel ödenmediği gibi davacıya yönelik vaadlerini de yerine getirmediklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası ve hile hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1922 doğumlu mirasbırakan ...'nun 18.03.2019 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı oğlu ... ile davalı kızları ... ve ...'in kaldıkları, murisin, adına kayıtlı 7 87... parsel sayılı taşınmazdaki mesken nitelikli 7 nolu bağımsız bölümünü 06.06.2012 tarihli satış işlemi ile eşit paylarla davalı kızlarına temlik ettiği, diğer dava konusu 4 22... parsel sayılı taşınmaz tarafların babası olan kök muris ............. adına kayıtlı iken ölümü ile 29.04.2013 tarihli intikal işlemi ile mirasbırakan...ile davacı ve davalılar adlarına kayıtlı hale geldiği, daha sonra 30.04.2013 tarihli satış işlemi ile muris ...........'nin kendisine intikal eden 1/4 payının ve davacıya intikal eden 3/6 payın davalılara devredildiği, davacının muris annesinden devredilen paylar yönünden muris muvazaası bulunduğunu, kendisinin devrettiği pay yönünden ise iradesinin hile yolu ile fesada uğratıldığını ileri sürmek suretiyle eldeki temyize konu davayı açtığı açtığı anlaşılmaktadır.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddeleri uyarınca iddiaların kanıtlanamadığı gözetilerek davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/5004, K. 2025/4398, T. 09.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-5004-e-2025-4398-k-4a9fe311a616