Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4623 E. 2025/4247 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4623
- Karar No
- 2025/4247
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1386 E., 2024/1119 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/231 E., 2024/198 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vasisi; davalının davacı ile evli olduğunu ve 16.10.2008 tarihinde boşandığını, davacının hastalığını bilen davalının bu durumu istismar ederek dava konusu 8 30... parsel sayılı taşınmazdaki 15 numaralı bağımsız bölümünü adına tescil ettirdiğini, bedel ödemediğini, davacının şizofreni nedeniyle İzmir 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.11.2011 tarihli ve 2010/2153 Esas, 2011/2377 Karar sayılı kararı ile kısıtlandığını, ruh hastası olduğunu ve temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığını, hastalığın 1993 yılında başladığını, dava konusu taşınmazın devrinden bir hafta sonra davacının ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatarak tedavi olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline ve geriye dönük beş yıllık ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı; davacının temlik tarihinde sağlıklı olduğunu, sonrasında ev ve araba aldığını, borsada işlem yaptığını, evin bedelini ödeyip davacı ile birlikte tapuya gittiklerini, taşınmazı...’e bedeli ödeyerek devrettiğini, davacının yatırım yapmak amacıyla kendisinden para aldığını, bir kısmının elden bir kısmının da banka aracılığıyla verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli ve 2015/218 Esas, 2019/506 Karar sayılı ile; davacının temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.05.2023 tarihli ve 2020/736 Esas, 2023/1150 Karar sayılı kararı ile; Adli Tıp Kurumu raporları arasında çelişki olduğu ve bu çelişkinin giderilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp Kurumu Birinci Üst Kurulunun davacının temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığını bildirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptaline karar verildiğinden ecrisimile hükmedilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı ile uzun süre evli kaldığını, davacının müvekkilini darp edip cezadan kurtulmak için Amerika’ya kaçtığını, bir avukatı yetkilendirip anlaşmalı boşanma konusunda uzlaştıklarının görmezden gelindiğini, Adli Tıp Kurumunun 29.09.2017 tarihli gözlem raporunda ve Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulunun 27.06.2018 tarihli raporunda davacının akıl zayıflığı ve hastalığı olmadığının bildirildiğini, davacının 15.01.2019 tarihinde aracını sattığını, 10.03.2019 tarihinde taşınmazını sattığını, 21.03.2012 tarihinde kısıtlı iken Amerika’da vasisi işlem yaptırmadan evini devrettiğini, davacının borsa oynadığını, bankacılık işlemleri yaptığını, zamanaşımının geçtiğini, ecrimisilin haksız olduğunu, taşınmazı tarafların müşterek çocuklarının kullandığını, adına kayıtlı taşınmaz için ecrimisil hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ecrimisil yönünden de zamanaşımının geçtiğini, ıslahın yasal olmadığını, müvekkili lehine olan raporların dikkate alınmadığını, en son raporun kanaate dayalı olduğunu, davacının müvekkiline komplo kurduğunu, davacının Gürcistanlı biri ile evlendiğini, bunun nüfusa işlenmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, ehliyetsizlik hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden; davacı ...’un kayden maliki olduğu 8 30... parsel sayılı taşınmazdaki 15 numaralı bağımsız bölümü 12.11.2008 tarihinde davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiği, ...’in taşınmazı 11.06.2010 tarihinde dava dışı...’e devrettiği, ...’in tekrar taşınmazı 19.10.2010 tarihinde davalı ...’e temlik ettiği, davacı ile davalının 1998 yılında evlendikleri ve 2008 yılında boşandıkları, İzmir 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/2153 Esas ve 2011/2377 Karar sayılı kararı ile davacının kısıtlandığı ve kendisine vasi tayin edildiği, Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinin 29.09.2017 tarihli kararında davacının 12.11.2008 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun bildirildiği, Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 27.06.2018 tarihli raporunda ise davacının 12.11.2008 tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığının bildirdiği, iki raporun çelişmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda Adli Tıp Kurumu Birinci Üst Kurulunun 20.02.2024 tarihli raporu ile davacının 12.11.2008 tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığının tespit edildiği görülmüştür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 33.935,39 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.