Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4598 E. 2025/4613 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4598
- Karar No
- 2025/4613
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1096 E., 2024/1748 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İpsala Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/26 E., 2024/18 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle duruşma isteğinin değerden reddine karar verilip; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar; maliki oldukları 2 58... parsel sayılı taşınmazı hataya düşerek davalıya sattıklarını, aslında 2 50... parsel sayılı taşınmazı 7-8 yıldır satmak istediklerini, .......’in İstanbul’da,.........’in dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde yaşadığını, her iki taşınmazın da 16 dekar civarında olduğunu, ada ve parsel numaralarının çok benzer olduğunu, kardeşler olarak sözlü taksim anlaşması yaptıklarını, 2 50... parsel sayılı taşınmazın kendilerine eşit olarak verilmesi kararlaştırılmış ise de sözleşmenin infazında da hataya düşülerek sadece ... adına tescil edildiğini, 2 58... parsel sayılı taşınmazın .......... adına tescili gerekirken ikisi adına tescil edildiğini, bu yanılgı nedeniyle kendilerine müşterek verilmesi gereken 2 50... parsel sayılı taşınmazı sattıklarını düşündüklerini, iradelerinin sakatlandığını, dava konusu taşınmazı satmayı hiç istemediklerini, dava konusu işleme aracılık eden emlakçı ...’nın da bu durumu bildiğini, dava konusu taşınmazın satmak istedikleri taşınmazdan üç kat daha değerli olduğunu, taşınmazı kendilerinin kullanmadığını, kiraya verdiklerini, davalının Almanya’da yaşadığını, hem davalı ile hem de Türkiye’de yaşayan yakını ile görüştüklerini ancak anlaşmaya yanaşmadıklarını, satılmasını istedikleri 2 50... parsel sayılı taşınmazın köyde mevkiinin ........olarak bilindiğini, resmiyette ........mevkii olduğunu, taşınmazı icara verdikleri Alattin Kocaman’ın satış işleminden birkaç gün sonra ...........’i arayarak taşınmazın henüz satılmadığını düşünerek internetteki ilanın satılmak istenen yere değil dava konusu yere ait olduğunu bildirdiğinde hataya düştüklerini öğrendiklerini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline, olmazsa karar tarihindeki bedelin ödeme tarihine kadar işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP Davalı; davacıların hataya düştüklerini iddia ettikleri taksim sözleşmesi üzerinden 8 yıl geçtiğini, soyut iddiaların ileri sürüldüğünü, taksim sözleşmesinde bir hata olsa dahi kendisinin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, hatalı taksimin sadece iç ilişkilerinde ileri sürülebileceğini, akrabası ...’ün taşınmazı kendisi adına emlakçı ... aracılığı ile aldığını, alınan taşınmazın fiilen gösterildiğini, davacı ...’in taşınmazın satıldığı köyde yaşadığını, dürüstlük kuralına aykırı davranıldığını, davacı ...’in dava konusu taşınmazın tüm bilgilerini yazarak taşınmazı satması için kardeşini vekil tayin ettiğini, taşınmazı 280.000,00 TL bedelle satın aldığını, fiyatın o tarihteki rayiçlere uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 2 58... parsel sayılı taşınmazın davalıya devredilmeden önce davacılar adına kayıt olduğu, 2 50... parsel sayılı taşınmazın sadece davacı ... adına kayıtlı olduğu, dava konusu taşınmazın satışı için davacı ...’in diğer davacı ...’i vekil tayin ettiği, ..........’in hak sahibi olmadığı 2 50... parsel sayılı taşınmazı satmak istemesinin mümkün olmadığı, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın internet üzerinden satılığa çıkarıldığının kabul edildiği, taşınmazların tapuda mevkii isimleri aynı ise de yörede farklı isimlerle bilindiği, her yönü ile farklı taşınmazların karıştırılmasının mümkün olmadığı, bedeller arasında fark olmasının tek başına hatayı ispatlamayacağı, davalının yanılmayı bildiği ya da bilmesi gerektiğinin ispat edilemediği, iki davacının aynı anda hata yapmasının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, iddiaların dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 2 50... parsel sayılı taşınmazın temlik tarihi itibariyle tam pay olarak davacılardan......... adına kayıtlı olduğu, ......... tarafından verilen vekaletnamenin münhasıran 2 58... parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin olduğu hususları gözetildiğinde davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirttikleri telefon numaraları arasındaki görüşme ile konuşma ve whatsapp mesajları dökümlerinin ilgili yerlerden istenilmediğini, delillerinin tam olarak toplanılmadığını, resmi işlemden hemen sonra davacılar ile emlakçı ve diğer taraf arasında yanılgıya düşüldüğü yolunda birçok görüşme ve yazışma olduğunu, dayanılan gerekçenin olay olgusuna aykırı olduğunu, ilk alınan bilirkişi raporunda asıl satılmak istenilen taşınmaz ile dava konusu sehven satılan taşınmaz arasındaki değer farkının 3 kat olduğunun tespit edildiğini, Mahkemenin üçlü bilirkişi marifeti ile yeniden inceleme yapılması taleplerini reddettiğini, müvekkillerinin ada-parsel numaraları birbirine çok yakın ve yine yüz ölçümleri birbirine çok yakın, mevkileri aynı olan iki taşınmazı karıştırarak asıl satmak istedikleri tarla yerine dava konusu taşınmazı sattıklarını, davanın sadece iki taşınmaz arasındaki değer farkına dayanılarak açılmadığını, gerekçenin bu yöndeki izahının yetersiz olduğunu, hayatın olağan akışında dava konusu taşınmazın bu şekilde devrinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin uzun süredir taşınmazlarını kiraya verdiklerini ve taşınmazlarda toplulaştırma olduğunu, hataya düşülmesinin normal olduğunu, taşınmazı müvekkillerinin değil emlakçının gösterdiğini, müvekkillerinin 2 50... parsel sayılı taşınmazı satmak istediklerini, tanık beyanlarının iddialarını doğruladığını, davalı tarafın bir tanık beyanının cımbızlandığını, vekaletnamede dava konusu taşınmaz bilgisinin yer almasının davanın reddine gerekçe olamayacağını, noter işleminde de hataya düşebileceğini, iki taşınmaz arasındaki tek farkın bir rakam olduğunu, dava konusu taşınmazın davacılar tarafından hiçbir zaman satılığa çıkarılmadığını, rızai anlaşmada 2 50... parsel sayılı taşınmazın müvekkillerinin olduğunu, 2 58... parsel sayılı taşınmazın ise davacı ...’e ait olduğunu, müvekkillerinden birinin İstanbul’da yaşadığını, diğerinin ise köyde ev hanımı olduğunu, kararın gerekçesiz olduğunu ileri sürerek bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, hata hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden; dava konusu 2 58... parsel sayılı taşınmazın 16.04.2015 tarihinde ½ şer paylar ile davacı ... ve ........ adına paylaşma nedeniyle tescil edildiği,.........kendi adına bizzat ............ adına vekaleten anılan payları 28.09.2022 tarihinde davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiği, ......... adına tapudaki işlemi vekili ...’ün yaptığı, 2 50... parsel sayılı taşınmazın ise 16.04.2015 tarihinde ... adına paylaşma nedeniyle tescil edildiği görülmüştür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.