Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4437 E. 2026/4677 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4437
- Karar No
- 2026/4677
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1692 E., 2024/1799 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/553 E., 2023/139 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.06.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz edilen davalılar ... vd. vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil ile şirket hissesi ve marka iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
Davacı; murisi ...'ın davaya konu 3 30... , 13069, 2612, 1 92... , 1 93... , 2 02... , 1 93... ve 9, 2 01... , 7, 8, 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlar ile 28 21... parseldeki 15 numaralı bağımsız bölümü, şirket hissesini ve markasını mirastan mal kaçırma amacıyla davalılara temlik ettiğini ileri sürerek payı oranında tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalılar; davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; marka tescili ve hisse devirlerinin taşınır hükmünde olup muris muvazaasına ilişkin 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığından davalı ... yönünden davanın reddinin bu gerekçe ile doğru olduğu; davaya konu taşınmazların davalılar ... ve ... tarafından dava açılmadan önce dava dışı 3. kişilere devredildiği, dava tarihi itibarıyla davalıların kayıt maliki olmadıkları, davacı vekilinin 01.02.2023 tarihli dilekçesindeki davaya tazminat olarak devam olunacağına dair beyanın dinlenebilir nitelikte olmadığı, keza davanın açıldığı tarihte maddi hata yapıldığına dair bir iddia ya da davacı tarafından söz konusu duruma dair usulüne uygun tam ıslah dilekçesi de verilmemiş olmasına ve dava dilekçesinde davalılar ... ve ... bakımından bedelin tahsili ya da tenkis isteminde de bulunulmamış olmasına göre adı geçen davalılar bakımından pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın davalılar ... ve ... bakımından pasif husumet yokluğundan usulden reddine, davalı ... bakımından esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...'ın 14.07.2014 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak eşi davalı ... ile çocukları davacı ..., davalılar ... ve ...'nın kaldığı, davalıların murisin mirasını kayıtsız şartsız reddettikleri; murisin davaya konu 14 parça taşınmazını 19 97... yıllarında davalılar ... ve ...'e satış suretiyle temlik ettiği, davalıların taşınmazları dava tarihinden önce 20 07... yılları arasında dava dışı 3. kişilere devrettiği, öte yandan murisin .. ... Noterliğinin 26.03.2014 tarihli, ... yevmiye numaralı marka devir sözleşmesi ile .. Kebapçısı ve .. Et Lokantası markalarını, .. .. Noterliğinin 23.01.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı şirket hisse devir sözleşmesi ile %10'a isabet eden şirket hissesini oğlu davalı ...'a devrettiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar ... ve ... hakkındaki tapu iptali ve tescil davasının pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı vekilinin davalı ...'a yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere, 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, bizzat mirasbırakanın üzerinde tapuda kayıtlı olan taşınmazların mirasbırakan ya da vekili (temsilcisi) tarafından aslında bağış olduğu halde satış biçiminde temlik edilmesi durumunda uygulama olanağı bulur.
İçtihadı birleştirme kararları kapsamları ile sınırlı gerekçeleri ile yol gösterici ve sonuçları ile bağlayıcı kararlar olduğundan tapuda yapılan temlikler dışındaki işlemler yönünden belirtilen içtihadı birleştirme kararı uygulanamaz. Ancak, böyle hâllerde genel muvazaa hükümlerinin uygulanması gerekir. Gerçekten, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 19. maddesi hükmünde genel muvazaa düzenlenmiş olup, “…tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır” hükmü getirilmiştir. Mirasçı sözleşmenin tarafı olmadığından sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı iddiası her türlü delille kanıtlanabilir. Özellikle, resmi sicillere bağlı tutulan malların muvazaalı devrinde TBK'nın 19. maddesinin uygulanabileceği ve muvazaa iddiasının araştırılacağı yasal ve yargısal uygulama gereğidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2009 günlü ve 1999/4-286 Esas, 1999/293 Karar sayılı kararında da aynı görüş benimsenmiştir.
Somut olayda, yukarıda açıklanan ilke ve olguları kapsar biçimde bir araştırma ve incelemenin yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Hâl böyle olunca, davanın konusunu oluşturan marka ve şirket hisse devirleri yönünden TBK'nın 19. maddesi kapsamında değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, muris muvazaası kapsamında değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Temyiz eden davacı vekili duruşmaya katılmadığından lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.