Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4274 E. 2025/2989 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4274
- Karar No
- 2025/2989
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1436 E., 2024/696 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar(Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/120 E., 2023/293 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşıldığından davacılar vekili ve davalı vekilinin duruşma isteminin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar ... ve ... ... vekili dava dilekçesinde; Rize ili, Ardeşen ilçesi, ... köyünde bulunan 123 ada 46 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakandan gelen diğer taşınmazlarla birlikte çok öncesinden beri sınırları belirli bir şekilde taksim edildiğini, taksimi yapan kişilerle tarafların kardeş ve yakınlarının taksimin varlığını ve ne şekilde yapıldığını bildiklerini, kadastroda yapılan parsel sınırlandırmalarının gerçek durumla aynı olmadığının taraflarca anlaşılması üzerine aralarında 20.04.2011 tarihli “Anlaşma Metnidir” başlıklı tutanak tutulduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın anlaşma metnindeki oranlar çerçevesinde 1/4 hisse oranında ayrı ayrı davacılar adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dayanak sözleşmenin geçerli bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi olduğu kabul edilse bile TBK’nın 146. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımına uğradığını, davalı tarafından imzalanan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığını, sözleşmede belirtilen 10.000,00 TL ödeme borcunun davacılar tarafından yerine getirilmediğini, taşınmaz üzerinde davalı ve ailesinin yaşadığı ev bulunması nedeniyle taşınmazın 10.000,00 TL gibi düşük bir meblağa satılmasının mümkün olmadığını, gabin nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğunu, taşınmazın mirasbırakan ... tarafından taksim edilerek davalıya bırakıldığını, bu hususta Pazar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/30 Esas sayılı davasının sonuçlanmak üzere olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın kök muris ...'ten intikal ettiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın taşınmazın taksime tabi tutulup tutulmadığı ve neticeten kimin kullanımına bırakıldığı hususuna dayandığı, yerel bilirkişilerin ...’ten kalan taşınmazların sağlığında taksime uğradığını ancak dava edilen taşınmazın taksimin içerisine alınıp alınmadığını bilmediklerini, taraf tanıkları ..., ... ... ve ... ...'nun dava konusu ocaklık diye tabir edilen taşınmazın mirasbırakanın 3 oğluna taksimen bırakıldığını, davacıların ise taşınmazın taksime sokulmadığını beyan ettikleri, davacıların keşifte alınan ikrara yönelik beyanları ile yerel bilirkişi ve tanıkların dava konusu taşınmaz üzerindeki ev ve arazinin ölene kadar ... ve mirasçıları tarafından kullanıldığı hususunu doğruladıkları, tanık ... ...'nun da evi yıkıp ortak bir ev yapmayı teklif ettiğinde babaannesi ve ... halasının burasının baba evi olduğundan bahisle yıkılmasına müsaade etmedikleri yönündeki beyanı dikkate alındığında taksimli olduğu ifade edilen arazide mirasçıların söz hakkı sahibi olmasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiği, tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde Mahkemenin 2020/30 Esas sayılı dosyasında mirasçılar arasında taksim yapıldığına kanaat getirilerek karar verilmiş ise de dava konusu edilen taşınmazın taksim dışı tutulduğu ve taşınmazda ... mirasçılarının tümünün miras payı oranında hak sahipliği bulunduğu, mirasbırakana ait taşınmazda bir kısım mirasçıları arasında yapılan tasarrufun geçerli olmayacağına kanaat getirildiği, çoğun içinde az da vardır ilkesi uyarınca davacıların miras payı oranında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ... ... terekesi toplam 160 pay kabul edilerek davaya konu taşınmazın 25/160 oranında iptali ile iptal edilen 25 paydan 5 payın davacı ..., geriye kalan 20 payın ise davacı ... adına tesciline, davacıların fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre taşınmazın kök mirasbırakan ... ...'ndan intikal ettiği, taraflar dışında mirasçılarının da bulunduğu, davacılar tarafından delil olarak sunulan sözleşmenin mirasbırakanın tüm mirasçılarının katılımı ile düzenlenmediği ve bedel şartına bağlı olduğu, dosyada tüm mirasçıların katılımı ile yapılmış usulüne uygun bir taksim sözleşmesinin bulunmadığı, ayrıca tüm dosya içeriğinden taşınmazın taksimen davalıya düştüğünün de sabit olmadığı, eldeki davada davacıların talebinin miras payı oranında kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesindeki hususları tekrarlamış, davanın taksime dayalı olarak değil anlaşma metni başlıklı sözleşmeye dayalı olarak açıldığını ve talebin anlaşma metnine göre yapıldığını, Mahkemece hatalı olarak taksim hususu tartışılarak ... tarafından tüm taşınmazlar taksim edilmişken taşınmazın taksim dışı bırakıldığına karar verildiğini, Mahkemenin 2020/30 Esas sayılı dosyasında davacı tanığı ... ve diğer tüm tanıkların mirasbırakanın ölmeden önce kendine ait tüm taşınmazları taksim ettiğini, geçimlik yerler haricinde bulunan tüm taşınmazı erkek evlatları arasında paylaştırdığını, geçimlik yerlerin olduğu bölgeye Kulaberişi denildiğini beyan ettiğini, davaya konu taşınmazın Kulaberişi denen bölgede yer almadığını, ...'ın anılan dosyadaki beyanına göre dava konusu taşınmazın taksim dışı bırakılmadığını, eldeki davada ise aynı tanığın taşınmazın taksim edilmediğini beyan ettiğini, temyiz aşamasında bulunan önceki davada taşınmazların taksim edildiğinin kabul edildiğini, Mahkemece hangi taşınmazın kime düştüğünün açıklığa kavuşturulması gerektiğini, yerel bilirkişi ...’nun taşınmazın ...'in olduğu yönünde beyanda bulunduğunu, davacı ...'ye de taksim sonucu evini yapması için ayrı bir yer verildiğinin beyan edildiğini, davacı tarafın arsanın ...'e ait olduğunu kabul edip arsadan hisse almak için 10.000,00 TL'ye anlaştığını ancak bu bedelin davalıya ödenmediğini, davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, ev yönünden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, zira zaten davacılar adına olan muhdesatta mirasçıların söz hakkı olmasının olağan olduğunu, yerel bilirkişi beyanlarının görmezden gelindiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; sunulan sözleşmenin tüm mirasçıların katılımıyla düzenlenmediği yönündeki gerekçenin hatalı olduğunu, zira tespit malikinin ... olması nedeniyle hak sahibi olması gerekenlerle ... tarafından sözleşme yapıldığını, sözleşmenin maddi olguları ve talepleri doğrular nitelikte davalı tarafın irade beyanını içerdiğini, tarafların davadan önce uzlaşma yoluna gittiklerini, hak düşürücü sürenin dolmasının yaklaşması üzerine işin mahkemeye intikal ettiğini, anlaşma metninde taşınmazda davacıların da haklarının olduğunun davalı tarafça beyan edildiğini, taşınmaz üzerindeki yapı hakkında beyanlar hanesinde şerh bulunduğu gibi taşınmazın buna uygun kullanıldığını, binanın dışındaki kısımların da tarafların kendi aralarında bölünmüş olarak kullanıldığını, anlaşma metni ile fiili durumun uyumlu olduğunu, dosya kapsamındaki anlatımların bunu doğruladığını, bu nedenle davacılar yönünden sözleşmedeki 1/4'er payın verilmesi gerektiğini, iştirak halindeki mülkiyetten dolayı Mahkemece davacı ...'nin yanında çocuklarının da davaya katılımının sağlanabilmesi için taraflarına süre verilmesi gerektiğini belirterek kararın duruşmalı olarak incelenerek bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosyanın incelenmesinden; tarafların ortak mirasbırakanı ...'nun 17.04.2000 tarihinde ölümüyle geriye eşi ..., davacı oğlu ..., davalı oğlu ..., dava dışı çocukları ... ve ... ile kendisinden önce ölen çocuğu ...'den olma ... ve ...'nın kaldığı, çocuklarından ...'nin de 2006 yılında ölümü ile geriye davacı eşi ... ile dava dışı çocuklarının kaldığı; davaya konu 123 ada 46 parsel sayılı 442,57 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 14.12.2010 tarihinde davalı ... oğlu ... adına tespit edildiği, kadastro tutanağında taşınmaz üzerine kardeşleri ..., ..., ... ve ... tarafından 2000 yılında iki katlı kargir bina yaptırıldığı belirtilerek bu binanın adı geçenlere ait olduğunun beyanlar hanesine kaydedildiği, tespitin 07.05.2011 tarihinde kesinleştiği, davanın 28.04.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf veklillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80'er TL bakiye onama harçlarının temyiz eden taraflardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.