Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3824 E. 2025/5036 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3824
Karar No
2025/5036
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/248 E., 2023/379 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı; Yozgat ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan adına kayıtlı 1 41... parsel sayılı taşınmazın sınırında yer alan dava konusu yaklaşık 2 00... 'lik taşınmaz bölümünün kadastro çalışmaları sırasında çıkmaz yol olarak tescil harici bırakıldığını, taşınmazın 1940 yılından beri babası tarafından, babasının ölümü üzerine ise kendisi tarafından kullanıldığını ileri sürerek yol olarak tescil harici bırakılan taşınmazın adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 28.03.2013 tarihli ve 2011/460 Esas, 2013/302 Karar sayılı kararı ile; kadastro çalışmalarının 2002 yılında yapıldığı, davanın makul süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkeme kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; "...Dava, kadastro sırasında haritasında yol olarak gösterilen ve hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeyen taşınmaza ilişkin tescil davasıdır. Mahkemece, davanın makul süre içinde açılmadığı gerekçesi ile ret kararı verilmiştir. Gerek Kadastro Kanunu'nda ve gerekse de diğer yasalarımızda, hakkında tutanak düzenlenmeyen taşınmazlar yönünden "kadastro öncesi nedenlere" dayanılarak dava açılmasını sınırlayan ya da yasaklayan bir hüküm bulunmamaktadır. Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre ise hakkında kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazlara ilişkindir. Hal böyle olunca, işin esasına girilip iddia ve savunma doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemenin 25.12.2015 tarihli ve 2014/255 Esas, 2015/349 Karar sayılı kararı ile, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve 16.10.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 202, 14... taşınmaz bölümünün arsa vasfıyla davacı adına tesciline karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; "...Mahkemece, taşınmaz bölümü üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, davacı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki nedenine dayanarak çekişmeli taşınmaz bölümünün adına tescili isteğinde bulunmuş olup mahallinde yapılan keşiflerde beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişiler ve davacı tanıkları, dava konusu taşınmaz bölümünün öncesinde davacının babası ... tarafından, sonrasında ise davacı tarafından kullanıldığını, 30-40 yıldır davacı ve babasının zilyet olduklarını beyan ettikleri halde, davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin hangi sebebe dayalı olduğu, zilyetliğin babası ile birlikte mi yoksa kendi adına mı olduğu, kendi adına ise taşınmazın davacıya nasıl geçtiği, ne sebeple sürdürdüğü açıklanmadığı gibi bu husus davacıya da açıklattırılmamıştır. Öte yandan, dava konusu yere ilişkin temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilmemiş, komşu taşınmazlara ait kayıtlar getirtilerek mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile denetlenmemiş, taşınmaz bölümünün yönünü ne gösterdikleri üzerinde de durulmamış ve ayrıca TMK’nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli ilanlar da yapılmamıştır. Eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; zilyetlikle kazanım koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 12.12.2019 tarihli fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda (A) harfi ile gösterilen 202,14 m²'lik taşınmazın davacıya ait 1 41... parsele eklenmek suretiyle davacı adına tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece yapılan araştırmanın eksik ve yetersiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. 2000 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, Yozgat ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmaz bölümü çıkmaz yol olarak tescil harici bırakılmıştır. Bilindiği üzere; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde; “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüz ölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan ( 40... dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”; 17. maddesinde; “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.”; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesinde ise; "Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. " düzenlemeleri yer almaktadır. Mahkemece, zilyetlikle kazanım koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; her ne kadar bozma sonrası alınan 21.12.2022 tarihli harita mühendisi bilirkişi raporunda 1954, 19 60... yıllarına ait hava fotoğraflarında dava konusu (A) ile gösterilen çıkmaz yolun zeminde mevcut olmadığının tespit edildiği belirtilmiş ise de, anılan bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın yol haricinde ne şekilde kullanıldığı konusunda herhangi bir tespit yapılmadığı gibi 13.02.2020 tarihli ziraat ve inşaat mühendisi ek bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazda bugüne kadar herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığı ve yol olarak kullanıldığının belirtildiği, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamıyla çekişmeli taşınmaz bölümünün bitişiğindeki davacıya ait 1 41... parsel ile bütünlük arz etmediği, taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik kabul edilebilecek bir faaliyetin bulunmadığı, davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu hususunun ispat edilemediği sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3824, K. 2025/5036, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-3824-e-2025-5036-k-1f38db8a183b