Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3651 E. 2026/1611 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3651
Karar No
2026/1611
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1173 E., 2023/1459 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/319 E., 2022/382 K.

Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 339 parsel sayılı 20.0 00... yüz ölçümündeki taşınmaz, ... mirasçılarının 50 yılı aşkın zamandır zilyetliğinde olduğu ancak Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1976/497 Esas sayılı dava dosyasında davalı olduğu belirtilip malik hanesi açık bırakılarak tespit edilmiş, dosya malikin belirlenmesi için Serik Kadastro Mahkemesine gönderilmiş, yapılan yargılama sonucu hükmen feragatler dikkate alınarak ... terekesi 30 hisse kabul edilerek 339 parselin 14/30 hissesi ... adına, 6/30 hisse ... mirasçıları adına, 6/30 hisse ... mirasçısı ... adına, 2/30 hisse ... adına, 2/30 hisse ... adına tescil edilmiştir.

Davacı ... em mirasçıları vekili; dava konusu 339 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olduğu Serik Kadastro Mahkemesinin 1995/ 18... /252 Karar sayılı dava dosyasında bir kısım kök muris ... mirasçılarının, ... lehine hisselerinden feragat etmesine rağmen bu feragatler dikkate alınmadan tapu kaydının oluşturulduğunu, tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek taşınmazda davalılar adına kayıtlı hissenin iptali ile davacılar adına miras payları oranında tescilini istemiştir.

Davalılardan ..., ..., ... ve ... mirasçıları vekili ayrı ayrı sundukları cevap dilekçesinde; Serik Kadastro Mahkemesinin kesinleştiği 2005 yılı ile davanın açıldığı 2021 yılları arasında 16 yılın geçtiğini, kadastro mahkemesinde dava konusu 339 parsel sayılı taşınmaza ilişkin bir hüküm bulunmadığını belirterek davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesince, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 712. maddesi uyarınca davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalılar adına düzenlenen tapu kaydının taraflar arasında görülüp sonuçlanan Serik Kadastro Mahkemesinin kesinleşmiş hükmüne dayalı olduğuna göre davalılar adına düzenlenen tapu kaydının haklı bir nedene dayanmaması söz konusu olmadığından yolsuz tescilin varlığından söz edilemeyeceği, Mahkemece, koşulları oluşmayan TMK'nın 712. maddesi uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya uygunluk bulunmadığı, anılan Kadastro Mahkemesindeki davanın 20.12.1976 tarihinde açıldığı, 3 39... parsellerin dava konusu olduğu, 462 parsel ve 339 parselin bütün halde kullanıldığı ancak 766 sayılı Kanun'un 1617 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik 33. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 20 dönüm miktarından fazla kısmın ifraz edilerek 462 parselin oluşturulduğu ve Hazine adına tespit edildiği, Serik Kadastro Mahkemesince verilen 11.09.1992 tarihli ve 1990/749 Esas, 1992/199 Karar sayılı hüküm Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 25.01.1994 tarihli ve 1993/199 Esas, 1994/332 Karar sayılı ilamıyla 339 parsel yönünden onandığı, 462 parsel yönünden bozulduğu, tashihi karar talebinin de 28.04.1995 tarihli ve 1994/4667 Esas, 1995/4847 Karar sayılı karar ile reddedildiği, 339 parsele ilişkin verilen hükmün 28.04.1995 tarihinde kesinleştiği, davacıların dayandığı feragat beyanlarının 339 parsele ilişkin hükmün kesinleşmesinden sonra ancak 462 parsele yönelik devam eden yargılama sırasında bulunulduğu, HMK'nın 310/1. maddesi uyarınca feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği ancak davacıların dayandığı bir kısım feragat beyanları 339 parsele ilişkin hükmün kesinleşmesinden sonra yapıldığından hüküm ifade etmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.03.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen bir kısım davalılar vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen bir kısım davalılar vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3651, K. 2026/1611, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-3651-e-2026-1611-k-cbe0ac7edaec