Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3538 E. 2024/6313 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3538
- Karar No
- 2024/6313
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/560 E., 2024/608 K. HÜKÜM/KARAR : Ret/Kabul-Karar Kaldırılarak Dava Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/145 E., 2023/267 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak vekalet ücreti yönünden düzeltilmiş şekliyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Trabzon ili, .... ilçesi, .... Mahallesi 122 ada 5, 124 ada 2, 125 ada 1 ve 2, 143 ada 14 ve 16 parsel sayılı taşınmazların muris .... tarafından tüm çocukları arasında müştereken ve eşit hisse ile paylaştırıldığını ancak buna rağmen kadastro çalışmalarında bu paylaşıma uyulmadığını, davacılar ... ve ...'ın yurt dışında yaşamalarını fırsat bilen davalıların murisi ....'in davacıların annesi .....'a düşen hisseleri kendi adına tespit ve tescil ettirdiğini, yine dava konusu taşınmazlarda davacı ...'ın eşit oranda hissesi bulunmasına rağmen kendisinin bilgisi ve rızası dışında diğer varislerin kendi aralarında yaptıkları ifraz ve taksim işlemleri nedeniyle kendisine düşecek payın ihlal edildiğini, yalnızca 122 ada 5 ve 143 ada 16 parsel sayılı taşınmazların davacı ... adına kaydedildiğini, dava konusu Trabzon ili .... ilçesi .... Mahallesi 122 ada 5, 124 ada 2, 125 ada 1, 125 ada 2, 143 ada 14 ve 143 ada 16 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile hisseleri oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davacılar vekili 17.11.2022 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava konusu Trabzon ili .... ilçesi .... Mahallesi 122 ada 5, 124 ada 2, 125 ada 1, 125 ada 2, 143 ada 14 ve 143 ada 16 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile hisseleri oranında davacılar adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde ise belirsiz alacak davasının kabulü ile sebepsiz zenginleşme hükümlerine istinaden şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın haksız iktisap tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, hak düşürücü sürenin geçtiğini öne sürerek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eldeki davadaki asıl ve öncelikli taleplerinin çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile hisseleri oranında davacılar adına tapuya tescili, terditli taleplerinin ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak olduğunu, Yerel Mahkemece her iki talebin de hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğini, verilen kararın toplanan delillere ve hukuka aykırı olduğunu, delillerin tamamının toplanmadığını ve toplanan delillerin de hatalı değerlendirildiğini, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin taleplerini belirsiz alacak davası şeklinde ileri sürmelerine rağmen davalıların sebepsiz zenginleştikleri miktara ilişkin herhangi bir hesaplama yapılmadığını, öte yandan davalı tanıklarının beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, zira davalı tanıklarının beyanlarının görgüye değil duyuma dayalı beyanlar olduğunu ve hükme esas alınamayacağını, görgüye dayalı tanık beyanları mevcut iken duyuma dayalı tanık beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafın resmi şekilde yapılmış herhangi bir bağış sözleşmesi sunamadığını, dolayısıyla bağış savunmalarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, bir an için davalı tarafa bağış yapıldığı kabul edilse dahi söz konusu bağış işleminin resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazlara ait kadastro tutanakları 03.10.2008 tarihinde kesinleştiği, buna karşın dava 05.05.2022 tarihinde on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra, diğer bir anlatımla davacıların malvarlıkları üzerindeki hakları ortadan kalktıktan sonra açıldığı, bu nedenle davacıların tazminat istemi bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77. ve devamı maddelerinde öngörülen sebepsiz zenginleşme hükümlerinin somut olayda uygulama olanağı bulunmadığı; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. ve HMK'nın 115/2. maddeleri gereğince davanın özel şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verildiğine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. maddesinin somut olaya uygulanması ve kendilerini vekille temsil ettiren davalı taraf lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken dava değerinin tamamı üzerinden ve maktu vekalet ücretini geçecek şekilde davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olduğu gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere HMK'nın 353/1-b.(2) maddesi gereğince yeniden hüküm tesis edilmesine, davanın tapu iptali -tescil ile tazminat talebi yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Nedenleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; maktu yerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019 (16) 1-714 Esas, 2022/1816 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması HMK'nın 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Kadastro sonucunda, Trabzon ili ....in ilçesi ..... Mahallesi çalışma alanında bulunan 124 ada 2 ve 143 ada 14 parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, hibe, satın alma, miras yoluyla gelen hak ve taksime dayanılarak belgesizden ... oğlu ... adına; 122 ada 5 ve 143 ada 16 parsel sayılı taşınmazların aynı gerekçelerle belgesizden 1/3'er paylı şekilde ...evlatları....,...., ve .... adına; 125 ada 1 parsel sayılı taşınmazın aynı gerekçelerle belgesizden..... kızı ... adına; 125 ada 2 parsel sayılı taşınmazın aynı gerekçelerle belgesizden ..... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 01.09.2008-03.10.2008 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitlerinin kesinleşerek taşınmazların tapuya tescil edildikleri, taşınmazların halen tespit malikleri adına tapuda kayıtlı oldukları, eldeki davanın ise 05.05.2022 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmıştır. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve mülkiyet hakkı bulunmayan davacı tarafça artık bu hakka dayalı olarak tazminat isteminde de bulunulamayacağına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Aşağıda yazılı 427,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.