Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3149 E. 2025/5316 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3149
- Karar No
- 2025/5316
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/209 E., 2024/92 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; 38 parsel sayılı taşınmaz üzerinde eski ev ve eklentileri ile ahırının bulunduğunu, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında sehven önce ham toprak, sonra Kadastro Mahkemesi kararıyla hükmen mera olarak sınırlandırıldığını, 25 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla kesintisiz ve çekişmesiz zilyet olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında Tarsus ilçesinde ikamet ediyor olması nedeniyle tespit ve dava sürecine müdahil olamadığını ileri sürerek ev, eklentileri ve ahırın bulunduğu 2.045,99 metrekarelik alanın tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili; davacının Tarsus'ta ikamet edip taşınmaz üzerinde 25 yıldır nizasız fasılasız zilyetliği olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, komşu taşınmazların da mera olduğu düşünüldüğünde merayı işgal eden davacının davasının reddini savunmuştur.
2. Davalı ... temsilcisi; davacının iddia ettiği parselde bulunan eski ev yeri ve eklentileri ile ahırın bulunduğu yerin sehven davacı adına yazılmadığını, dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu 1 01... parselin tamamının 1.354.353,39 metrekare olduğunu, parselin büyüklüğü ve sınırlarının tam olarak bilinmemesi nedeniyle davacıya ait kısmın da sehven bu parselin içerisinde bulunduğunu bildirmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.01.2015 tarihli kararıyla; bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.612,57 metrekarelik yerin davacının dedesinden babası ... ...'a, babasının 1973 yılında vefatından sonra miras yoluyla taksimen davacıya intikal ettiği, dava konusu taşınmazın mera ile herhangi bir ilgisi bulunmadığı gerekçesiyle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin 22.01.2015 tarihli kararının süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.04.2018 tarihli ve 2015/7573 Esas, 2018/2391 Karar sayılı kararıyla; eksik araştırma ve uygulama nedeniyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen karar Mahkemenin 04.07.2019 tarihli kararıyla; bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.612,57 metrekarelik taşınmaz üzerinde çeşitli yaş ve cinslerde kültür bitkilerinin yetiştirildiği, eğim, taşlılık, topografik ve toprak gibi meralarda bulunan kısıtlayıcı özelliklerin dava konusu taşınmazda bulunmadığı, etrafının çevrilerek mera parselinden ayrıldığı, dava konusu taşınmazın toprak yapısının daha killi ve tınlı olduğu, taşınmazdaki toprak derinliğinin tarım alanlarındaki toprak katmanına benzediği, ham toprak olmadığı, karakteristik ve fiziksel olarak mera parselinden ayrı olduğu ve mera parseliyle bir bütün olmadığı gerekçesiyle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin 04.07.2019 tarihli kararının süresi içinde davalı Hazine vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairenin 14.02.2022 tarihli ve 2021/10304 Esas, 2022/1096 Karar sayılı kararıyla; bozma kararının gereklerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Ç. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma doğrultusunda 1950, 1976, 19 84... yıllarına ait hava fotoğrafları getirtilerek Jeodezi uzmanı tarafından incelendiği, önceki heyetten farklı yeni bilirkişilerden oluşan 3 ziraat mühendisi bilirkişi heyetinden rapor alındığı, dava konusu 1 01... parselin hükmen mera olarak sınırlandırılmasına dair Bingöl Kadastro Mahkemesinin 2009/57 Esas sayılı dosyasının getirtildiği, Jeodezi bilirkişisi raporunda 1950, 19 76... tarihli hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın sınırlarının görünmediği, yalnızca 2002 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın sınırlarının ve kullanımın görüldüğünün bildirilmesi üzerine 19 84... yılları arasındaki imar-ihyanın tespiti için 13.11.2023 tarihli ziraat bilirkişi heyet raporu alındığı, heyet raporunda (A) harfli dava konusu kısmın mera niteliğinde olmadığı, mera ile doğal olarak toprak yapısı, bitki örtüsü, eğimi itibariyle ayırt edilebildiği, taşınmazın kuzey tarafından sulama arkı ile meradan ayrıldığı, üzerindeki 20-25 yaşlarında kiraz ağaçları, 15-20 yaşlarında diğer meyve ağaçlarıyla kültür arazisi olarak kullanıma müsait olduğu, evveliyatının da bu şekilde olduğu, komşu parsellerle aynı karakteristik özellikte olduğu, taşlılık topografik ve toprak gibi meralardaki kısıtlayıcı özelliklerin olmadığının bildirildiği, mahalli bilirkişi beyanları ile ziraat bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde fen bilirkişi raporu ve ekli krokisinde (A) harfli 1.397,68 metrekarelik kısım yönünden davacı lehine zilyetlik şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, (A) harfli kısmın Hazine adına tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın mera olması durumunda imar-ihya yoluyla kazanımının mümkün olmadığını, taşınmazda yapı bulunması veya sebze ekilmesinin kanunun aradığı imar ihya şartını sağlamadığını, jeodezi bilirkişisi raporuna göre 1950, 1976, 1984 tarihli hava fotoğraflarında kullanım görülmediğini, ilk kez 2002 tarihli hava fotoğrafında sınır ve kullanım görüldüğünü, buna göre ihyanın tespit edildiği 2002 yılından dava tarihi 2013 yılına kadar 20 yıllık zilyetliğin dolmadığını, ayrıca davacının 30 yıldır şehir dışında yaşadığını sadece yazları ara sıra köye geldiğinin mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarınca beyan edildiğini, sadece ağaç dikmek, ahır, bina yapmanın tek başına imar-ihya sayılmadığını, ziraat bilirkişi heyeti raporunda imar-ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığının da yazılmadığını, imar-ihya ve 20 yıllık aralıksız zilyetlik şartlarının oluşmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi taksim, irsen intikâl ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayalı mera sınırlandırmasının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Dosya kapsamından; Bingöl ili, ... ilçe, ... köyünde kain 1 01... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında önce ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, ... Köyü Tüzel Kişiliğinin tespite itirazı üzerine Bingöl Kadastro Mahkemesinin 02.06.2010 tarihli 2009/57 Esas, 2010/53 Karar sayılı kararıyla mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiği, hükmün 06.02.2012 tarihinde kesinleşerek taşınmazın 1.354.353,39 metrekare yüz ölçümlü mera parseli olarak sınırlandırıldığı, 22.02.2013 tarihli 2013/05 tarihli mera tahsis kararı ile ... Köyü Tüzel Kişiliğine tahsis edildiği, 04.06.2013 tarihinde davacı tarafından 25 yılı aşkın süredir davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla ev, ahır ve bahçe vasfıyla kullanıldığı ileri sürülerek mera sınırlandırmasının iptali ve adına tescil talep edildiği anlaşılmaktadır.
2. Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davaya konu edilen taşınmaz bölümünün, 1.354.353,39 metrekare yüz ölçümlü mera parseli içinde olduğu ve kuzey, doğu ve batısı mera ile çevrili olup güneyinde derenin bulunduğu, mera parseli ile davacının iddia ettiği alan arasında çekilmiş çit haricinde ayırıcı doğal ya da yapay unsur bulunduğunun kanıtlanamadığı, dava konusu taşınmazın özel mülk olduğunun kabulünün meraların kullanım özelliğine ve arazinin konumuna uygun düşmediği, mera niteliğindeki taşınmazlarda dere, hendek, çukur, ark gibi doğal ya da yapay sınırların da bulunabileceği, üç tarafı mera ile çevrili olup mera bütünlüğü içerisinde olduğu, taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunun ispatlanamadığı, bu haliyle taşınmazın meradan açıldığının kabulünün gerektiği, bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın zilyetlikle kazanılamayacağı gibi basit yapı niteliğinde olan ahır yapmanın ekonomik amaca uygun zilyetlik sayılmayacağı, taşınmaz üzerindeki evin de 11.04.2014 tarihli keşifte inşaat halinde olduğu ve dava sırasında yapıldığı, 20.10.2023 tarihinde yapılan keşif sonucu alınan 13.11.2023 tarihli üç kişilik ziraat bilirkişi heyeti raporunda yalnızca 1 adet kiraz ağacının 20-25 yaşlarında, 1 adet kiraz ağacının da 15-20 yaşlarında olduğunun tespit edildiği, diğer 12 adet ağacın 5-15 yaş aralığında olduğunun bildirildiği, buna göre en yaşlı 1 adet kiraz ağacının dikiminin 1998-2003 yılları arasına tekabül ettiği görülmekle iddia edilen taşınmaz bölümü üzerinde sınırlandırma tarihine kadar 20 yıllık ekonomik amaca uygun aralıksız zilyetlik iddiasının da ispatlanamadığı, 1950, 1976, 1984 tarihli hava fotoğraflarının hiç birinde taşınmaz sınırlarının ve kullanımının görülmediği, 2002 tarihli hava fotoğrafında ise sınırların görüldüğünün, taşınmazın doğal etkenler sonucu oluşmadığının bildirildiği anlaşılmakla davacının davasının reddi gerekir iken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne,
Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Bingöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.11.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.