Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2982 E. 2025/3067 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2982
- Karar No
- 2025/3067
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2408 E., 2024/393 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/311 E., 2021/191 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; nakit sıkıntısı yaşadığı dönemde ailece yakın oldukları ve tefecilik yaptığını bildiği davalı ...’dan aldığı 110.000,00 TL karşılığında teminat olarak dava konusu 446 parseldeki 23 nolu bağımsız bölümü davalı ...'un eşi olan diğer davalı ...'e satış yoluyla devrettiğini, devirden sonra aralarında imzaladıkları 21.01.2015 tarihli sözleşme ile borç ödendikten sonra taşınmazın geri verileceğinin kararlaştırıldığını, davalıların 110.000,00 TL borcun 180.000,00 TL olarak ödenmesini istediklerini, borcun 60.000,00 TL'lik kısmını banka kanalıyla her ay taksitler halinde ödediğini, kalan 120.000,00 TL'yi de ödeyip taşınmazı geri istediği halde davalıların iadeye yanaşmadığı gibi taşınmazı yakınları olan diğer davalı ...’a devrettiklerini, iyiniyeti ve saflığından yararlanılıp davalılar tarafından dolandırıldığını, davalılar hakkında savcılığa suç duyurusunda da bulunduğunu, halen dava konusu evde ikamet ettiğini, dava konusu taşınmazı gezip görmeden alan davalı ...'ın iyi niyetli olmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde bedelinin davalılardan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalılar... ve ...; iddiaların doğru olmadığını, davacıyla 5 yıl öncesinden tanıştıklarını, davacının kuracağı bir şirket için paraya ihtiyacı olduğunu söyleyip borç istediğini ancak davalı ...'un kabul etmediğini, bunun üzerine davacının evini satışa çıkardığını, istediği fiyata alıcı bulamayınca davalıya teklifte bulunduğunu, bunun üzerine taşınmazı 320.000,00 TL bedelle davalı ... adına satın aldıklarını, satış bedelinin 250.000,00 TL'sini banka kanalıyla, 70.000,00 TL'sini ise elden ödediklerini, bir süre sonra davacının dava konusu evi geri istemesi üzerine 50.000,00 TL karla evi geri verebileceklerini söylediklerini, bu doğrultuda aralarında sözleşme de düzenlediklerini, ancak davacının bir kısım satış bedelini ödeyip kalanı hemen ödememesi üzerine değer artışı nedeniyle işlerin karıştığını, bunun üzerine davacının ödediği 85.000,00 TL'yi iade ederek sözleşmeyi feshettiklerini, aynı gün davacının paraya çok sıkıştığını söylemesi üzerine bankadan 59.000,00 TL çekip 6.000,00 TL'de ekleyerek davacıya elden borç verdiklerini, davacının aydan aya 5.000,00 TL ödemeyi ve evden hemen çıkmayı, çıkmadığı süreler için kira ödemeyi vaat ettiği halde sadece Aralık ayına kadar her ay 5.000,00 TL ödediğini ancak kira vermediğini ve evden de çıkmadığını, bunun üzerine dava konusu taşınmazı diğer davalı ...'a satış yoluyla devrettiklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ...; iddiaların doğru olmadığını, taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, satış bedelinin 230.000,00 TL'lik kısmını banka kalanıyla kalan kısmını ise elden ödediğini, davacı ve diğer davalılar arasındaki ilişkinin kendisini ilgilendirmediğini, iyi niyetli 3. kişi olduğunu, davacının evi tahliye etmesi için noterden ihtarname gönderdiğini, davacının bundan sonra kötüniyetle eldeki davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının şikayeti üzerine başlatılan ceza soruşturmasında davalılardan ...'un tefecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, davacı ve davalılar arasında imzalanan 21.01.2015 tarihli sözleşmenin taşınmazın davacıya iadesi yönünde inanç sözleşmesi olduğu, anılan sözleşmede 180.000,00 TL'nin 5.000,00 TL taksitler halinde 36 ay sonunda ödenmesi halinde taşınmazın davacıya iade edileceğinin kararlaştırıldığı, davacının 10 taksit olarak 50.000,00 TL'yi davalıların hesabına yatırdığı, 21.05.2015 tarihinde davacının kendi hesabından 155.000,00 TL para çektiği ve her ne kadar yatıranı davacı olarak gözükmese de aynı gün davalı ...'un hesabına da 155.000,00 TL para yatırıldığı, bu hususun ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda şüpheli işlem olarak görüldüğü, davacı tanığının da anılan miktarın davalının hesabına yatırılması esnasında davacının yanında olduğuna dair beyanları birlikte değerlendirildiğinde söz konusu bedelin davacı tarafından yatırıldığının kabulünün gerektiği, bu hali ile davacının davalılardan aldığı borç parayı davalılara iade ettiği kanaatine varıldığı, her ne kadar davalılar tarafından 124.000,00 TL davacıya para gönderildiği tespit edilmiş ise de aynı gün bu bedelin davacı tarafından davalıların hesabına iade edildiği, yine davalılar tarafından davacı hesabına gönderilen toplam 144.000,00 TL'nin de taraflar arasındaki sözleşmeye ilişkin olduğunun davalılarca kanıtlanamadığı, son kayıt maliki ...'ın ise dinlenen tanık beyanlarına göre diğer davalılarla daha öncesinde tanıştığı, 300.000,00 TL bedele aldığını iddia ettiği dava konusu taşınmazın akit tarihindeki değerinin 650.000,00 TL olduğu, davalının evi görmeden aldığına dair tanık beyanlarının bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde ediniminde iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazı bedelini ödeyerek iyiniyetle satın aldığını, davacı ile diğer davalılar arasındaki ilişkiyi bilmediğini, davacının kötü niyetli olduğunu ispat edebilecek herhangi bir belge ve delil ibraz edemediğini, iddiasını kanıtlayamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince delillerin hatalı değerlendirildiğini, kararın hakkaniyete ve adalete aykırı olduğunu, davalıların davacı tanığı ... ile husumetleri bulunduğu ve suç duyurusunda bulundukları halde beyanının hükme esas alındığını, 124.000,00 TL'nin davalıya nasıl geldiğini gösteren evraklar dosya arasına sunulmuşsa da, bunun hiçbir zaman dikkate alınmadığını, banka video kayıtlarının celp edilmesi istendiği halde Mahkemece bu konuda işlem yapılmadığını, davalıların davacı tarafından komploya kurban gittiğini, hiçbir paranın davacı tarafından çekilip davalıya verilmediğini, davalının da davacı tarafından verilen bir paranın bankaya yatırılmadığını, davacının kendisinin taraf olduğu muvazaa iddiasını tanıkla ispatlamasının usul hükümlerine aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacının maliki olduğu 446 parseldeki 23 nolu bağımsız bölümü 20.01.2015 tarihinde satış suretiyle davalı ...'e, adı geçen davalının da 07.12.2015 tarihinde diğer davalı ...'a satış yoluyla devrettiği anlaşılmıştır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar... ve ... vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 22.101,12 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.