Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2965 E. 2025/5059 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2965
- Karar No
- 2025/5059
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/710 E., 2023/928 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı; Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... köyünde yer alan 26373, 92... 'lik, ekli krokide A harfi ile gösterilen taşınmazın babasından kendisine kaldığını, babasının uzun süre arpa ve buğday ekerek kullandığını, kendisinin de bir süre bu şekilde kullandığını, sonrasında fıstık ağaçları diktiğini, babası ile birlikte 50 yıldan fazla nizasız ve fasılasız zilyetlikleri olduğunu ileri sürerek dava konusu yerin adına tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada davacı vekili 05.09.2014 tarihli dilekçesi ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığının ve ... Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı ... Belediye Başkanlığı, dava konusu yerin zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... ile Maliye Hazinesi, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 04.11.2014 tarihli ve 2012/322 Esas, 2014/645 Karar sayılı kararıyla; zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 04.11.2014 tarihli kararının davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.10.2020 tarihli ve 2018/5490 Esas, 2020/4473 Karar sayılı kararıyla; eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; fen bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi tarafından düzenlenmiş olan ve hükme esas alınan 17.04.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda A harfli alanların ... Mahallesi 561 parsel içerisinde kaldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporları ve keşif esnasında beyanları alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından, dava konusu A1 ifadesi ile gösterilen alanda 30 yılı aşkın süredir davacı tarafından tarım yapılmak suretiyle malik sıfatıyla taşınmaza zilyet olunarak nizasız ve fasılasız şekilde kullanıldığı ve taşınmazdan yararlanıldığı, taşınmazın imar ve ihya işlemlerinin davacı tarafından yapıldığı, bu haliyle TMK'nın 713. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddeleri hükümlerine göre somut olayda zilyetlikle taşınmaz edinmenin yasal koşullarının oluştuğu, A2 ile gösterilen alanda ise imar-ihya çalışmasının tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyadaki ilk rapor ile bozma kararı sonrası alınan rapor arasında çelişki olduğunu, çelişkinin giderilmesinin aynı bilirkişilerden istenilmesinin adil yargılamaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmazın tamamına aynı işlemleri yapmasına rağmen kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, reddedilen kısmın toprak rengi kıraç toprağı olduğunu ve sırf bu renk nedeniyle imar-ihyanın oluşmadığı kanısına varmanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, keşfin yağış zamanına denk geldiğini, kararın teknik bilgi ve verilerden uzak hatalarla dolu olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın hüküm ve tasarruf yetkisinin müvekkili olan İdare’ye ait olduğunu, taşınmazın zilyetlik yolu ile kazanılamayacak yerlerden olduğunu, dava konusu taşınmaz yönünden davacının soyut iddiaları dışında herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığını, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların tamamı üzerinde imar-ihya çalışmasının yapılmadığının belli olduğunu, bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın toprak yapısı, taş yapısı ve diğer hususlarda hiçbir araştırma olmadığını, dava konusu taşınmazın tarıma elverişli bir alan olduğunu, bu nedenle imar ve ihya için davacının emek sarf etmesinin söz konusu olmadığını, dava konusu taşınmazın dere vasfında olduğunun raporda belirtilmesine rağmen bu hususun değerlendirme dışı bırakıldığını, dava konusu yerlerin sınırlarında dereler, tapulama harici yerler ve yol olduğunu, reddedilen kısım yönünden lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup yargılama sırasında taşınmazın ihdasen Hazine adına tescil edilmesi nedeniyle tapu iptali ve tescil davasına dönüşmüştür. Hemen belirtilmelidir ki, temyizen incelenen Mahkeme kararının bozma kararına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı gözetilerek davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı Hazine vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine. Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 326/1 hükmünde “Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.” hükmü düzenlenilmiş, aynı Kanun’un 323/1-ğ hükmünde de vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir edilecek vekalet ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı belirtilmiştir. Somut olayda, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen reddedilen kısım yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalı Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru değildir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, Davalı Hazine vekilinin değinilen yön itibariyle temyiz itirazının kabulü ile; Mahkeme kararının hüküm kısmına 9. bent olarak “9. Davalı Hazine kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 21.234,41 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye verilmesine” cümlesinin eklenilmesi ile Mahkeme kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.