Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2637 E. 2025/2643 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2637
- Karar No
- 2025/2643
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1909 E., 2024/126 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/490 E., 2021/30 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2024 tarihli tavzih kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ve asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; davalı vekilinin duruşma isteği değerden reddedilerek süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü;
I. DAVA 1. Davacılar asıl davada; mirasbırakan dedeleri .....'ın .... ada 2, 1038 ada 1, 1036 ada 5 parsel sayılı taşınmazları ile 1175 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 19/1200 payını damadı olan dava dışı ... ...'a satış suretiyle devrettiği, ...'nın da temlik aldığı tüm bu taşınmazları murisin ikinci eşi olan davalı ...'a devrettiği, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı, ...'nin de taşınmazları dava dışı üçüncü kişilere devrettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
2.Birleştirilen davada davacılar; mirasbırakan dedeleri ....n'ın 1037 ada 2 parsel sayılı taşınmazını damadı olan dava dışı ... ...'a satış suretiyle devrettiği, ...'nın da taşınmazı murisin ikinci eşi olan davalı ...'a devrettiği, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı, ...'nin de taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye devrettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL'nin faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmesini istemişler, yargılama aşamasında asıl ve birleştirilen dava yönünden her bir davacı için ayrı ayrı, toplam 128.587,85'er TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davada davalı ...; iddiaların haksız ve yersiz olduğunu, dava konusu taşınmazların evlilik birliği içerisinde alındığını, bu nedenle anılan taşınmazlarda ½ oranında hakkının bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin yurt dışından emekli olduğu, en son aylık 400 Euro maaş aldığı, sürekli alkol alıp emekli maaşının kendisine yetmediği, murisin davalıya devrettiği taşınmazlar haricinde başka taşınmazlarının da bulunduğu, murisin amacının mal kaçırma olmadığı, davacı tarafça iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2024 tarihli 2021/1909 Esas, 2024/126 Karar sayılı kararı ile; murisin dört adet taşınmazı aynı anda dava dışı damadı ...'ya devretmesini gerektirir ihtiyacı bulunduğunun ispat edilemediği, tapuda gösterilen değer ile rayiç değerler arasında misli ile fark bulunduğu, murisin banka hesaplarında ödenen paraya rastlanmadığı, ... tarafından murisin ölümünden yaklaşık 3 ay kadar sonra taşınmazların kayınvalidesi olan davalıya devredildiği, davalının taşınmazları alacak ekonomik gücünün bulunmadığı, devir karşılığı para ödendiğinin ispat edilemediği, temliklerin murisin ilk eşinden olan çocuğundan olma torunlarından mal kaçırma amacıyla yapıldığı, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken somut verilere dayanmayan sosyal, mali ve içtimai durum araştırmasına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile asıl ve birleştirilen davaların kabulü ile dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmiş, 19.02.2024 tarihli tavzih kararı ile 25.01.2024 tarih 2021/1909 Esas, 2024/126 Karar sayılı karar ile asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırıldığı, yeniden hüküm tesis edilerek davanın kabulü ile tapu iptali ve tescil hükmü kurulduğu, ancak dava konusunun taşınmazların dava dışı üçüncü şahıslara devredilmesi nedeni ile tazminat olduğu, hüküm kurulurken sehven iptal – tescil hükmü kurulduğu, Dairece maddi hata yapıldığı, bu durumda hükmün tashihine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 25.01.2024 tarihli karar, “asıl ve birleştirilen davaların kabulü ile 02.12.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda davacılar ..., ... ve ...'nın miras payları oranında belirlenen ayrı ayrı 128.587,85'er TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara miras payları oranında ödenmesine, bu kararın 25.01.2024 tarih 2021/1909 Esas, 2024/126 Karar sayılı kararın eki sayılmasına” şeklinde tashih edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2024 tarihli tavzih kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ve asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiştir. 1. Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince asıl davada, birleştirilen davanın dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmediğini, ön inceleme duruşması yapılmadan tahkikata geçildiğini ve birleştirilen davada davacıların delillerinin toplanmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince davaların kabulüne karar verilmesinin doğru olduğunu ancak hükme esas alınan 02.12.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda hesap hatası yapıldığını, bu rapor esas alınarak kurulan hükmün de hatalı olduğunu, ayrıca asıl ve birleştirilen dava için ayrı ayrı harç ve vekalet ücreti hesaplanması gerekirken bu hususa da dikkat edilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince, duruşma açılmadan ve yeni delil toplanmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafça açılan ve sonuca etkili olacak mal rejiminden kaynaklı davanın sonucunun beklenilmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin kabul gerekçesinin olaya ve oluşa uygun olmadığını, birleştirilen davada dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmediğini, ön inceleme duruşması yapılmadan tahkikata geçildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tazminat istemine ilişkindir.
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1933 doğumlu mirasbırakan ...’ın 16.05.2013 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak ilk eşi ...’den olma oğlu ...’dan olan davacı torunları ..., ... ve .... ile ikinci eşi olan davalı ..., ilk eşi ...’den olma dava dışı oğlu ... ve davalı eşi ...’den olma dava dışı çocukları ...,...,..., ve ...’in kaldığı, murisin dava konusu 1037 ada 2,1038 ada 1,1036 ada 5 parsel sayılı taşınmazları ile 1175 parsel sayılı taşınmazdaki 19/1200 payını 23.11.2010 tarihinde damadı olan dava dışı ... ...’a satış suretiyle devrettiği, ...’nın da temlik aldığı tüm taşınmazları 19.08.2013 tarihinde murisin ikinci eşi olan davalı ...‘ye satış suretiyle devrettiği, asıl ve birleştirilen dava tarihlerinden önce ... tarafından tüm taşınmazların üçüncü kişilere devredildiği, bu nedenle davacılar tarafından asıl davada 1038 ada 1,1036 ada 5 ve 1175 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, birleştirilen davada ise 1037 parsel 2 sayılı taşınmaz yönünden davalı ...’den tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince, iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verildiği, kararın asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırıldığı, yeniden hüküm tesis edilerek asıl ve birleştirilen davanın kabulü ile davacıların miras payları oranında iptal- tescile karar verildiği, 19.02.2024 tarihli tavzih kararı ile de davacılarca dava konusu taşınmazların dava tarihinden önce dava dışı üçüncü şahıslara devredilmesi nedeni ile tazminat talebinde bulunulduğu, ancak hüküm kurulurken sehven iptal- tescil hükmü kurulduğu, Dairece maddi hata yapıldığı, bu durumda hükmün tashihine karar verilmesi gerektiği belirtilerek 25.01.2024 tarihli kararın, “ asıl ve birleştirilen davaların kabulü ile 02.12.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda davacılar ..., ... ve ...'nın miras payları oranında belirlenen ayrı ayrı 128.587,85'er TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara miras payları oranında ödenmesine, iş bu kararın 25.01.2024 tarih 2021/1909 Esas 2024/126 Karar sayılı kararın eki sayılmasına” şeklinde tashih edildiği anlaşılmaktadır. 2. Hemen belirtmek gerekir ki; Bölge Adliye Mahkemesince,19.02.2024 tarihli tavzih kararı ile davacılar lehine kurulan iptal-tescil kararı hükümden çıkarılarak davacıların tazminat talepleri yönünden hüküm kurulmuş ise de 6100 sayılı HMK’nın 304 ve 305. maddeleri uyarınca hükmün tashih veya tavzih yolu ile değiştirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığına göre, 19.02.2024 tarihli tavzih kararının usul ve yasaya uygun olduğu söylenemez.
3. Diğer yandan, HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hâkimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince 25.01.2024 tarihli karar ile asıl ve birleştirilen davanın kabulü ile davacıların miras payları oranında tapu iptali ve tescile karar verildiği, dava konusu taşınmazların davalı ... tarafından dava tarihinden önce üçüncü kişilere devredildiği, bu nedenle de davacılar tarafından davalı ...’den tazminat talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda infazda şüphe oluşturacak şekilde hüküm kurulduğu açıktır.
Hâl böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince, HMK’nın 297/2. maddesi gereğince dava konusu hakkında infaza elverişli şekilde yeniden hüküm kurulması gerekirken, hükmü tamamen değiştirecek şekilde tavzih kararı verilmesi isabetsizdir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Tarafların temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulüne,
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2024 tarihli tavzih kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2024 tarihli kararının HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.