Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2386 E. 2025/4504 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2386
Karar No
2025/4504
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1317 E., 2023/1122 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eruh Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/160 E., 2021/470 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; ..................... köyünde bulunan dava konusu 1 04... parsel ve 1 05... parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, oysa dava konusu taşınmazların dedesinden babasına, babasından ise kendisine kaldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu 1 04... parselin tapu kaydında askeri alan olarak kayıtlı olduğunu, bu alanların imar-ihya ve zilyetlikle kazanılmasının, özel mülkiyete konu edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu taşınmaza ait herhangi bir vergi kaydı, tapu kaydı gibi objektif yazılı bir delilin de dosyaya sunulmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yapılan keşif sonucu alınan fen bilirkişi raporunda davacının hak iddia ettiği dava konusu 1 04... nolu parselin kadastral hudutları itibariyle doğusunun 1 04... nolu parsel, batısının 1 04... ve 78 nolu parsel, kuzeyinin 1 04... nolu parsel, güneyinin 1 04... , 66, 70... nolu parseller ile sınırlandırıldığının belirtildiği, davacının hak iddia ettiği yerin tapulu taşınmaz alanı içerisinde kaldığı, bu yerin ise olağanüstü zamanaşımı ile kazanılmasının mümkün olmadığı, ayrıca keşif sonucu alınan 27.04.2021 havale tarihli jeodezi bilirkişi raporundaki tespitlerde hava fotoğrafları, 1/25.000 ölçekli harita, google earth verisine ait farklı tarihlerdeki görüntüler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde dava konusu taşınmazların tekabül ettiği yerlerde (A ve B harfi ile gösterilen alan) toprağın topoğrafik durumunun görüntülerin üretildiği tarih itibariyle ''boş'' olduğu, taşınmazlar üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığı, günümüzden 20 yıl önce veya daha evvel tarihlerde taşınmazın alanını çevreleyen tel çit, kuru çit veya tel örgü vb. bir sınır tahdidi yapılarak kullanım amaçlı taşınmazın muhafazasının yapıldığına dair herhangi bir emek sarfiyatına da rastlanmadığının bildirildiği, dolayısıyla davacının dava konusu taşınmazı kullandığı, davacı ve bayilerinin zilyetliğinin 1960 yılından önce başlayıp malik sıfatıyla kesintisiz ve çekişmesiz 1960 yılına kadar devam ettiğinin ispat edilemediği, bu nedenle davacı ve bayilerinin zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davacının bu taşınmaza yönelik talebinin reddine; dava konusu 1 05... parsel yönünden uzman bilirkişinin bilimsel verilere dayanarak somut delil niteliğindeki hava fotoğrafları üzerinde yapmış olduğu inceleme neticesinde tespit etmiş olduğu bulgular karşısında yerel bilirkişilerin dava konusu çekişmeli alanın imar ve ihya edilerek tarım arazisi olarak davacının babası tarafından kullanıldığı, babasının vefatından sonrada davacı tarafından kullanıldığına dair soyut beyanlarından ibaret ve takdiri delil niteliğindeki beyanlarına itibar edilemeyeceği, dolaysıyla teknik bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere çekişmeli alanın imar-ihya yolu ile de kazanma koşullarını sağlamadığı, her ne kadar ziraat bilirkişi raporunda fıstık ağaçları ve ilgili emareler dikkate alındığında taşınmaz üzerinde uzun yıllardır tarımsal faaliyette bulunulduğu belirtilmiş ise de, söz konusu belirlemenin somut delil niteliğindeki hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme neticesinde tespit edilen bulgular karşısında soyut değerlendirmeden ibaret kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin dava konusu 1 04... parsel sayılı taşınmaza ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, çekişmeli taşınmaza revizyon gören 03.05.1960 tarih ve 4 sıra numaralı "7 gözden ibaret jandarma karakol binası" vasıflı tapu kaydının edinme nedeninde mütegayyip eşhastan senetsiz olarak Hazineye geçmiş olup 25 sene evvel üzerinde 7 gözden ibaret jandarma karakol binası inşa edilip kullanılmakta olduğu ve Hazine adına tescili için 26.10.1959 tarihli ve 725 sayılı müzekkeresi ile bildirilmiş olduğundan Hazine adına tescil edildiğinin belirtildiği, bahsi geçen tapu kaydının taşınmazı kapsayıp kapsamadığı usulüne uygun şekilde tespit olunmamış ise de bir an için taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı kabul edilse dahi yapılan hava fotoğrafı incelemesine göre dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde ekonomik amaca uygun şekilde sürüdürülmüş bir zilyetlik bulunmadığı (yine aynı taşınmaz içerisinde ... tarafından açılan davada (2016/107 Esas) davanın reddine dair verilen karara ilişkin istinaf incelemesinde 2020/718 Esas, 2021/380 Karar sayılı kararları ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2021/8182 Esas ve 2023/3218 Karar sayılı kararı ile onandığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde ve hükümde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin dava konusu 1 05... parsel sayılı taşınmaza ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, dosya kapsamından Mahkemece toplanan deliller, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarına göre 27.04.2021 havale tarihli harita bilirkişi raporunda 1951, 1956, 1973, 19 84... yıllarına ait hava fotoğraflarının incelenmesinde 1 04... parselde (A) harfi (1.038, 98... ) ile gösterilen kısmın boş olduğu, 1 05... parsel sayılı taşınmazda (B) harfi (20.637, 29... ) ile gösterilen alanın kısmen boş, kısmen seyrek ağaçlı alanda olduğu, 20 10... yıllarına ait uydu fotoğraflarının incelenmesinde 1 05... parsel sayılı taşınmazda (B) harfi ile gösterilen alanda kısmen tarımsal faaliyet yapıldığı, günümüzden 20 yıl önce veya daha evvel tarihlerde taşınmazın etrafını çevreleyen tel çit, kuru çit, veya tel örgü vb. sınır tahdidi yapılarak kullanım amaçlı taşınmazın muhafazasının yapıldığına dair bir emek sarfiyatına rastlanılmadığının belirtildiği, her ne kadar ziraat bilirkişi raporunda 1 05... parsel sayılı taşınmazda 13-14 yaşlarında düzenli şekilde dikilmiş fıstık ağaçları bulunduğu belirtilmiş ise de taşınmazın evveliyatında tarımsal amaçlı kullanılmadığının hava fotoğraflarıyla sabit olduğu, bu haliyle ziraat bilirkişi raporundaki bilimsel verilerle desteklenmeyen dava konusu taşınmazda uzun yıllar tarımsal faaliyet yapıldığı yönündeki görüşe itibar edilmediği, her ne kadar davacı vekili tarafından 1984 yılından 2008 yılına kadar terör olayları nedeniyle taşınmazın kullanılamadığı ileri sürülmüş ise de bu tarihten önce de dava konusu taşınmazda imar-ihyanın bulunduğunun tespit edilemediği, bilirkişi raporlarıyla desteklenmeyen beyanlara itibar edilemeyeceği, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, hal böyle olunca dava konusu edilen taşınmaz bölümünde tespit tarihi itibariyle davacı lehine kazanım koşullarının oluşmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu ve denetime elverişli olmadığını, fen bilirkişi raporunda 1 04... parsel sayılı taşınmaz içerisinde olduğu belirtilen ve (A) harfi ile gösterilen alanın eksik hesaplandığını, bu hususu belirtmelerine ve itiraz etmelerine rağmen İlk Derece Mahkemesince itirazlarının dikkate alınmadığını, jeodezi bilirkişi ile ziraat bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, yine taşınmazın genel durumu, kullanım amacı ve diğer kısımlarla bir bütün olarak kullanımı dikkate alındığında imar-ihyanın yapıldığının sabit olduğunu, bilirkişinin bu husustaki değerlendirmesinin hatalı olup hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ... köyünün 1984 yılından 2008 yılına kadar terör nedeniyle boşaltılan köylerden olması nedeniyle taşınmazların belirli süre ekilemediğini, bu nedenle bu tarihlere denk gelen fotoğrafların aleyhe değerlendirilmemesi gerektiği hususunun da itirazlarına rağmen görmezden gelindiğini, kadastro tarihinden 20 yıl öncesinin incelenmesi gerekirken 1973, 1984, 1994, 2001 tarihli hava fotoğrafları ve tahmini bilgi ile taşınmazların imar-ihya görmediği yönündeki raporu kabul etmediklerini, dava konusu (B) harfi ile gösterilen taşınmazda 20-25 yaşlarında fıstık ağaçlarının mevcut olduğunu, özellikle 1984 yılı ve sonrasında terör olayları nedeniyle köye karakol yapılması nedeniyle karakol binası olan (A) bölümünün güvenlik alanı yapıldığını ve (B) harfi ile gösterilen alanın da terör olayları nedeniyle belli bir süre ekilemediğini, bunun taşınmazı terk anlamına gelmediğini, 27.04.2021 tarihli orman bilirkişi raporuna göre taşınmazların ziraat arazisi olduğu, memleket haritasında taşınmazların bir kısmında çalılık bulunduğu ve meyilin %4'den az olduğu için tarım arazisi olduklarının belirtildiği, bu sebeple dava konusu taşınmazlar yönünden alınan harita, fen ve ziraat bilirkişi raporu eksik inceleme ve araştırma ile düzenlenmiş olduğundan usul ve yasaya aykırı olup raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, bu taşınmaz yönünden yeniden keşif yapılarak yeni oluşturacak üçlü bilirkişi heyetinden tekrar rapor alınmasına yönelik taleplerinin reddedildiğini, dava konusu taşınmazların tamamının müvekkilinin zilyet ve tasarrufunda olup halihazırda tarla ve bahçe olarak kullanıldığını, dava konusu 1 04... parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının dava konusu yere ait olmadığını, 1 05... parsel sayılı taşınmazın ise imar-ihya edildiğinin tüm dosya kapsamı ile tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarından anlaşıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Kadastro sonucunda ... köyü çalışma alanında bulunan 1 04... parsel sayılı 29.230,79 m² yüz ölçümündeki taşınmazın, 03.05.1960 tarihli ve 4 sıra nolu tapu kaydı nedeniyle 2 adet karakol binası ve arsası vasfıyla Hazine adına, 1 05... parsel sayılı taşınmazın ise 503.239,26 m² yüz ölçümü ve ham toprak vasfı ile senetsizden Hazine adına tespit edildiği, tespitin itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine taşınmazların tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak fen bilirkişi raporunda 1 04... parsel sayılı taşınmazda (A) ve 1 05... parsel sayılı taşınmazda (B) harfi gösterilen alanın tapu kaydının iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2386, K. 2025/4504, T. 15.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-2386-e-2025-4504-k-946edbf7295e