Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2293 E. 2024/6282 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2293
Karar No
2024/6282
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/139 E., 2023/600 K. HÜKÜM : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteği değerden reddedilip temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı ile bir müddet birlikte yaşadıktan sonra evlendiklerini, hâlen boşanma aşamasında olduklarını, davalının evlenmeden önce dava konusu Afyonkarahisar ili, ... ilçesi, .... Mahallesinde kain 3954 ada 8 parsel sayılı taşınmazdaki A2/5 nolu bağımsız bölümün kendisine devrini istediğini, huzur ve mutluluk bulmak için bunu kabul ettiğini, devrin bağış olduğunu, intifa hakkını kendi üzerinde bıraktığını, kendisine davalı tarafından fiziksel ve psikolojik şiddet uygulanarak ağır kusurlu davranışlarda bulunulduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına tapu kaydının Türk Borçlar Kanunu'nun 295. maddesi uyarınca iptali ile kendisi adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı ile 10 yıldır evli olduklarını, dava konusu taşınmazın ½ payının evlenmeden önce kendisine devredildiğini, kalan ½ payın ise 2017 yılında devredildiğini, mutlu bir yuva kurma amacıyla davacı ile evlendiğini ancak evliliğin çekilmez hâle geldiğini ve boşanma davalarının devam ettiğini, bağıştan rücu şartlarının oluşmadığını, davacının kanser hastası olduğunu öğrenmesi ile değiştiğini, "Öleceksin taşınmaz çocuklarına kalmasın, tapuyu geri ver." diye kendisine baskı uyguladığını, davacının taşınmazı almak istemesinin tek nedenin kendisinin kanser hastası olması olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.11.2020 tarihli ve 2019/187 Esas, 2020/241 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacının istinafı üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 22.03.2021 tarihli ve 2021/303 Esas, 2021/391 Karar sayılı kararı ile taşınmaz resmi akitte bağış suretiyle temlik edilmediğinden Türk Borçlar Kanunu'nun 295. maddesinin uygulanmayacağı, davacının bağış suretiyle temliki yazılı delille kanıtlayamadığı, ancak dava dilekçesinde yemin deliline dayanan davacıya yemin delilinin de hatırlatılmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusun kabulü ile hükmün kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 22.09.2021 tarihli ve 2021/190 Esas, 2021/339 Karar sayılı kararı ile; kaldırma kararı uyarınca işlem yapılarak davalının yeminde taşınmazı bağış olarak aldığını ve bedel ödemediğini ikrar ettiği, görünüşteki işlem ile iradenin farklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF 1. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 22.09.2021 tarihli ve 2021/190 Esas, 2021/339 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.İstinaf Nedenleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; muvazaadan söz edebilmek için tarafların muvazaalı işlemi sırf üçüncü şahısları aldatmak için yaptıklarına ve kendi aralarında hüküm ifade etmeyeceğine dair bir anlaşma yapmaları gerektiğini, aralarındaki bağış sözleşmesinin hüküm ifade etmeyeceği yönünde bir anlaşma yapılmadığını, davacının taşınmazın 1/2 payını 2009 yılında, bakiye 1/2 payını ise 2017 yılında kendisine devrettiğini, 2019 yılında davacı aleyhine boşanma davası açması sebebiyle eldeki davanın açıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin 22.09.2021 tarihli kararın kaldırılmasını istemiştir. 3. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2022 tarihli ve 2022/512 Esas, 2022/724 Karar sayılı kararı ile; davalının yemininde temlikin bağış olarak gerçekleştiğini kabul ettiği, akdin satış suretiyle yapıldığı için genel muvazaa olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA KARARI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2022 tarihli kararının davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 30.11.2022 tarihli ve 2022/4758 Esas, 2022/7828 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın bağıştan rücu sebebiyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğunun tespit edildiği, tarafların tespite itiraz etmediği gözetilerek HMK'nın 140/1. maddesinin 3. bendi gereğince uyuşmazlığın bu hukukî sebep esas alınmak suretiyle çözümlenmesi gerektiği, tapu kayıtlarından davalıya 2009 ve 2017 yılında yapılan temliklerin satış suretiyle olduğunun görüldüğü, davalı her ne kadar taşınmazı bedelsiz aldığını kabul etmişse de 2009 yılındaki temlikin evliliği temin amacıyla, 2017 yılındaki temlikin ise minnet duygusuyla yapıldığı, olayda bağıştan rücu şartlarının da bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2022 tarihli kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesinin 22.09.2021 tarihli kararının bozulmasına karar verilmiştir. B.Bozma İlâmına Uyularak İlk Derece Mahkemesince Verilen Hüküm İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının taşınmazın yarısını evlenmeden önce, yarısını da evlendikten sonra davalıya sattığı, davalının bu satışlar için bedel ödemediği sabit ise de, bu satışların evlilik birliğinin tesisi ve minnet duygusuyla yapıldığı, herhangi bir şarta da bağlanmadığı, dolayısıyla Borçlar Kanunu'nun 295. maddesinde düzenlenen bağışlamanın geri alınması şartlarının oluşmadığı, her ne kadar davacı, kendisini basit tıbbî müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığından bahisle davalı hakkında verilen cezai hükmün bağıştan rücu için geçerli şart olduğunu iddia etmişse de, söz konusu yaralamanın daha önceki kararda da belirtildiği üzere Borçlar Kanunu'nun 295/1. maddesi kapsamında ağır bir suç olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz başvurusunda bulunulmuştur. B.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın yarısının davalı ve ailesinin baskısıyla evlilik birliğinden önce, yarısının da davacıya ölünceye kadar bakacağına dair sözlerine karşılık evlilik birliği içerisinde, çıplak mülkiyeti davacıda kalmak kaydıyla satış suretiyle temlik edildiğini, temliklerin bedelsiz ve bağış olarak yapıldığını, davacının hastalığı süresince davalıya bakıldığını, davalının davacıya karşı kötü muamelesi ve kusurları nedeniyle tarafların boşandıklarını, boşanma nedeniyle davacının bağıştan rücu edebileceğini, davalının yemin eda ederek verdiği beyanında dava konusu temliklerin bedelsiz olduğunu, taşınmazı bağış olarak aldığını ikrar ettiğini, Afyonkarahisar 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/437 Esas, 625 Karar sayılı ilâmı ile davalının davacıya karşı işlediği yaralama suçu nedeniyle cezalandırıldığını, mahkumiyete konu yaralama eylemi basit tıbbi müdahale ile giderilebilir olsa da TBK 295. ve devamında düzenlenen bağıştan rücu şartlarının oluştuğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371. maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 285, 291 ve 295. maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosya kapsamına göre davacının dava konusu 3954 ada 8 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümün 1/2 payının çıplak mülkiyetini 27.10.2009 tarihinde, diğer 1/2 payının çıplak mülkiyetini ise 11.07.2017 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği, 30.07.2010 tarihinde evlenen tarafların 03.10.2020 tarihinde boşandıkları, eldeki davanın 07.08.2019 tarihinde açıldığı, taraf vekillerinin hazır bulunduğu 11.11.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında Mahkemece uyuşmazlığın bağıştan rücu sebebiyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu yönünde tespit yapıldığı ve taraflarca da bu tespite itiraz edilmediği anlaşılmaktadır. 3. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, bozma ilâmına uygun şekilde karar verilmesine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2293, K. 2024/6282, T. 14.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-2293-e-2024-6282-k-340a38f8b698