Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/1875 E. 2025/5361 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1875
Karar No
2025/5361
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2186 E., 2024/397 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Malkara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/378 E., 2021/833 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluğunda duruşmaya başlandı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılardan ... ile önceden tanıştığını, bazı arsalarda müşterek hissedar olduklarını, davacının bazı arsaları satmak istediğini ...'a söylediğini, ...'ın da yardımcı olabileceğini söylemesi üzerine davalı ...'a ... 28. Noterliğinin 08.01.20 18... yevmiye nolu, 10.01.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ve 25.01.2018 tarih ve ... yevmiye nolu vekaletnamelerini verdiğini ve dava konusu taşınmaz hisselerinin piyasa değeri ile satışını istediğini, davalı ...'ın vekalet görevini kötüye kullanarak taşınmazların bir kısmını akrabası olan diğer davalı ...'a muvazaalı olarak ve bedelsiz şekilde devrettiğini, bir kısmını da yine usulsüz şekilde kendi üzerine geçirdiğini, müvekkiline satış bedeli ödenmediğini ileri sürerek dava konusu 5 72... , 12, 13, 14, 15, 16, 17 nolu parseller ile 5 73... , 15, 16, 17 nolu parseller ve 3 88... parsel sayılı taşınmazların davalılar ... ve ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline, olmadığı takdirde bilirkişi tarafından satış tarihi itibariyle dava konusu taşınmazların tespit edilecek bedelinin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya karşı, müvekkillerini maddi zarara uğrattığı ve sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediği ve müvekkili ile yapmış olduğu satış vaadi sözleşmesi ile arsa karşılığı vaad ettiği daireleri başka bir çok kişiye satış yaptığı, inşaatın bitirilip tapularının verilmediğinden uğranılan zararlar için 25.07.2019 tarihinde Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/424 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, müvekkili ...'ın davacıya ait işyeri olan ... İrf San. Tic. Ltd. Şti. nezdinde hala sigortalı olarak kayıtlı olduğunu, müvekkili ...'ın davacı adına yapmış olduğu işlemlerde kullanılan vekaletnamesinin hiçbir şekilde azil olmadığını, soyut beyan dışında beyanını destekleyici hiçbir belge sunamayan davacının davasının reddi gerektiğini, davaya konu işlemlerde müvekkili ...'ın davacının yönlendirmesi ve talepleriyle bağlı kaldığını, görevini kötüye kullanmadığını, tamamen davacının taleplerine ve iradesine uygun olarak hareket ettiğini, dava konusu taşınmazın müvekkili ... ve ... tarafından toplam yapılan ödeme 1.500.000,00 TL(bir milyon beş yüz bin lira) karşılığında devralındığını, müvekkilleri tarafından yapılan ödemelerin banka yoluyla davacının kendi ve şirketi hesabı namına gönderilmiş olduğunu, davacının bedelsiz satın alma beyanlarının tamamen yalan beyan olup dayanaktan yoksun bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; davacı adına kayıtlı dava konusu taşınmazların Malkara Tapu Müdürlüğünün 31.01.20 18... .01.2018 tarihli resmi senetler ile usulüne uygun olarak verdiği vekaletnameye dayalı yetki sonucunda davalı ...'a devredildiği, satış bedellerinin nakden ve tamamen diğer davalı ...'a ödendiği, bu kapsamda davalı ...'ın kendisine ödenen satış bedellerini davacıya verdiğini ispat yükü altında olduğu, ilgili davalının bu ödemeleri banka kanalıyla yaptığını iddia etmesine karşın buna ilişkin banka ödeme dekont/makbuz vb belgeyi dosyaya sunmadığı gibi müzekkere ile istenen banka kayıtlarından da bu durumun tespit edilemediği, resmi senetler ile usulüne uygun yapılan devirler kapsamında davacının tapu iptali - tescil davasının muhatabı davalı ...'a karşı açtığı davasının ispatlanamaması nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, davacının diğer davalıya karşı yöneltebileceği taşınmazların devir tarihi bedellerinin ödenmesi talebinin taşınmazların devrine ilişkin resmi senet aksinin eşdeğer delillerle ispatı yapılmadığından resmi senetlerdeki devir bedellerinden elde edilmesi gereken bedelin tespiti matematiksel dört işlem mahiyetinde olduğundan ve uzmanlık gerektirmediğinden re'sen hesaplanarak davalı ... tarafından, davacıya devir tarihleri itibariyle 23.982,50 TL bedelin 31.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 199.432,70 TL bedelin 12.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazların 12.01.20 18... .01.2018 tarihli resmi akitlerle davacıya vekaleten davalı ... tarafından davalı ...'a satış suretiyle devredildiği, davacının dava dilekçesinde belirttiği şekilde gerçek iradesinin taşınmazların piyasa değerlerinin üzerinde satış olduğu, vekilin davacının satış iradesi doğrultusunda satış işlemini gerçekleştirdiği, ancak resmi akitteki değerlerin rayiç değerin çok altında olduğu, satış bedelini davalı vekilin davacıya ödediğine dair açık bir ödeme belgesi dosyaya sunamadığı, davalıların delil olarak yemin delilline de dayanmadığı, vekilin vekalet görevinin yüklediği ... borcunu yerine getirmediği anlaşıldığından her ne kadar cevap dilekçesinde davalılar 1.500.000,00 TL karşılığında satın alındığını savunmuş iseler de bu bedelin davacıya ödendiği hususunun ispatlanamadığı, dosya kapsamına göre davacının satış iradesi dışında işlem yapıldığının ispatlanamadığı, bu haliyle davalı vekilin davacıya karşı bedelden sorumlu olduğunun anlaşıldığı, ne var ki Mahkemece satış tarihinde ve akitte belirtilen değer üzerinden kabul kararı verilmiş ise de bu hükmün dosya kapsamına uygun düşmediği, davacı dava dilekçesinde satış tarihi itibariyle tespit edilecek bedele bu tarihten işleyecek yasal faiz işletilerek talepte bulunmuş olmakla amacının zararın dava tarihinde ulaşan değere güncellenmesi olduğu, 20.09.2021 tarihli dilekçe ile dava konusu hisselerin toplam değeri olan 1.821.791,95 TL üzerinden harç ikmali yapılarak bu bedelin talep edilmiş olmasının da bu amacı belirli hale getirdiği, buna karşın Mahkemece dava konusu taşınmazların tapudaki resmi akit tablosunda belirtilen değerlerine hükmedilmiş olmasının hatalı bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle 1.821.791,95 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; dava dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdüğü iddialarını yineleyip davalılardan ...'ın sözde satın aldığı taşınmazların bedelini ödediğine dair ikna edici herhangi bir belge sunmadığı gibi, davalı vekil ...'ın da müvekkiline dava konusu taşınmazların satış bedelini ödediğine dair ikna edici belge sunmadığını, sunulan sözde bazı belgelerin dava konusu taşınmazlarla ilgili olmayıp tarafı farklı başka taşınmazlarla ilgili olduğunu, kaldı ki sunulan belgelerin tarafları ile farklı taşınmazlarla ilgili farklı davaların da bulunduğunu, sunulan belgelerin tarihleri dahi tapudaki işlem tarihiyle örtüşmediğini, ispat yükünün davalılar üzerinde olduğunu, tarafların amcaoğlu olup danışıklı -muvazaalı işlem yaptıklarını ve müvekkilinin malını haksız olarak ...'ın üzerine satış gibi gösterip bedelsiz olarak geçirdiklerini, bilirkişi raporundaki değerler ile tapuda resmi senette gösterilen satış değerleri arasında da fahiş bir fark bulunduğunu, Mahkeme tarafından davalıların kötü niyetle ve muvazaalı olarak yaptığı devirlerin ve dava konusu tapuların iptali ile müvekkilinin adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, tapu kayıtlarına göre dava konusu taşınmazların davalı ... adına tescilli olduğunu, herhangi bir bedel ödediğini ispatlayamayan davalı ...'ın taşınmazların haksız olarak maliki olduğunu, taşınmazların tapusunun halen haksız olarak malik olan ... adına kayıtlı olup iyi niyetli 3. kişilere devir edilmediğini, bu durumda ... adına tescilli olan taşınmaz tapularının iptali ile müvekkili lehine tescilinin mümkün olduğunu, davalı ... iyi niyetli 3. şahıs olsaydı ve satış bedelini gerçek değer üzerinden ödediğini ve iyi niyetli olduğunu ispatlamış olsaydı Mahkemenin tapu iptali tescil talebini reddetmesinin makul olabileceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı ...'ın, ... 28. Noterliğinin 25.01.2018 tarihli ve ... yevmiye nolu ve yine aynı noterliğin 08.01.2018 tarihli ve 6 52... .01.2018 tarihli ve 818 yevmiye nolu vekaletnameleri ile vekil olarak tayin ettiği davalı ...'ın davacıya vekaleten davacı adına kayıtlı 5 73... parsel sayılı taşınmazını 31.01.2018 tarihli satış işlemi ile, 3 88... , 5 72... , 12, 13, 14, 15, 16, 17... ada 15- 16... parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını ise 12.01.2018 tarihli satış işlemi ile akrabası olan diğer davalı ...'a devrettiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki; İlk Derece Mahkemesi kararı kendisine 19.06.2022 tarihinde tebliğ edilen- davalılar vekili Avukat ... tarafından sunulan 14.06.2022 havale tarihli dilekçesinde istinaftan feragat sebebi ile dosyanın kesinleştirilmesine ilişkin işlemlerin yapılmasının talep edildiği, yine adı geçen avukat tarafından sunulan 18.09.2022 havale tarihli (UYAP döküman oluşturma tarihi: 06.07.2022 olan) dilekçesi ile davalıların vekilliğinden istifa ettiğinin bildirildiği, bu arada davalılardan ...'ın 05.01.2022 tarihli vekaletname ile Avukat ...'ı vekil olarak tayin ettiği, adı geçen avukat ...'nın ise dosya temyiz aşamasında iken sunduğu 28.05.2024 tarihli dilekçesi ile kararın bozulmasını talep ettiği görülmekle ve davalılar vekili Avukat ...'ın istifa dilekçesinden önce istinaf süresinin geçtiği anlaşılmakla, davalı vekili Avukat ...'ın temyiz dilekçesinin geçerli kabul edilemeyeceği açıktır.

Bilindiği üzere, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve ... borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin ... borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.

Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nin 504/1). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve ... borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil, değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.

Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni .... Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve iş birliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olaya gelince; davacı tarafından dava konusu taşınmazların piyasa rayiç değerinden satışı hususunda davalılardan daha önceden tanışık olduğu ...'a vekaletname verilmiş ise de, davalı vekil ...'ın çekişmeli taşınmazları akrabası olan diğer davalıya devrettiği, devir işlemi karşılığında herhangi bir bedel ödendiği husususun davalılarca ispat edilemediği, bilirkişi raporu ile tespit edilen bedeller ile resmi senetteki bedeller arasında fahiş fark bulunduğu, davalıların akraba olmaları nedeniyle taşınmazları edinen davalı ...'ın iktisabında iyiniyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, davacının verdiği vekaletnamelerin kötüye kullanıldığı, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıkları anlaşılmakla tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve noksan inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınmasına, Dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1875, K. 2025/5361, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-1875-e-2025-5361-k-dc0767ccab56