Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/1805 E. 2025/3915 K. – Tapusuz Taşınmaz

Konu: Tapusuz Taşınmazın Tescili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1805
Karar No
2025/3915
Karar Tarihi
Konu
Tapusuz Taşınmazın Tescili

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 05.03.2024 SAYISI : 2023/612 E., 2023/1471 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/2396 E., 2023/261 K.

Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davada; davanın davalı ... Belediyesi yönünden pasif husumetten reddine, davalı Hazine aleyhine davanın hak düşürücü süreden reddine; birleştirilen davada davanın davalılar .... Belediyesi ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi yönünden pasif husumetten reddine, davalı Hazine aleyhine davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davacı ... vekili ile birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının vekâlet ücreti yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davanın reddi ile asıl ve birleştirilen davalarda davalılar lehine tek maktu vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmiştir.

Birleştirilen davada davacı ... vekilinin temyiz başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.03.2024 tarihli ek kararıyla usulüne uygun ihtaratlı tebligata rağmen süresinde temyiz başvuru harcı ve gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 25.12.2023 tarihli kararı asıl davada davacı ... vekilince duruşma istemli olarak, 05.03.2024 tarihli ek kararı ise birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından duruşma istemsiz olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 05.03.2024 tarihli ek kararın, birleştirilen davada davacı ... vekiline 11.03.2024 tarihinde tebliğ edildiği; ek kararın ..... vekilince 26.03.2024 tarihinde temyiz edildiği, 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesi yollamasıyla temyiz dilekçesinin reddine karşı kanun yolunda da aynı Kanun'un 346. maddesi hükümleri uygulanacağı, 05.03.2024 tarihli ek karara ilişkin temyiz süresinin, 6100 sayılı Kanun'un 12.03.2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 02.03.2024 tarih ve 7499 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun" 37/10-ç. maddesi ile değişmeden önceki 346/2. maddesi uyarınca ek kararın tebliğinden itibaren bir hafta olduğu, 7499 sayılı Kanun ile istinaf ve temyiz sürelerinde yapılan değişikliklerin 7499 sayılı Kanun'un Geçici 1/d. maddesi uyarınca 01.06.2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanacağı gerekçesiyle, birleştirilen davada davacı ... vekilinin 05.03.2024 tarihli ek karara yönelik 26.03.2024 tarihli temyiz dilekçesinin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.

Belli edilen 23.09.2025 gününde, temyiz eden asıl davada davacı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı Hazine vekili Avukat ... ... ve birleştirilen davada davacı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Asıl davada davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, .... Mahallesinde kain 420 parsel sayısı ile oba yeri olarak sınırlandırılan tescil harici taşınmazı davacının babası, 1979 tarihinden beri de davacı tarafından imar-ihya edilerek arpa, buğday, meyve, sebze ve fıstık ekmek suretiyle kullanıldığını, oba yerlerinin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden sayılmadığını, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap edilebileceğini ileri sürerek taşınmazın sınırlandırmasının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

2. Birleştirilen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; asıl dava konusu taşınmazı tespit tarihinden 30 yıl önceki zilyedi Bekir Karataş'tan 1970 yılında satın aldığını, 4 17... parsellerle birlikte kullandığını, taşınmazı imar-ihya ettiğini, ancak dava konusu taşınmazın oba yeri olarak tescil harici bırakıldığını, yerin mera veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden de olmadığını ileri sürerek oba yeri sınırlandırmasının iptali ile davacı ... adına tescilini talep etmiş, Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.2020 tarihli ve 2020/506 Esas, 2020/856 Karar sayılı kararıyla dosyanın eldeki dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, sınırlandırmanın 1961 yılında kesinleştiğini, 1997 yılında onaylanan imar planı kapsamında ilköğretim okulu ve park alanı olduğunu, Mera Kanunu'nun 14. maddesine istinaden tahsis amacını değiştirme işlemlerinin sürdüğünü belirterek davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın Hazine adına kayıtlı olduğunu, bu sebeple Belediyeleri yönünden pasif husumet bulunmadığını, taşınmazın imar planı kapsamında olabileceğini, kadastro tutanaklarının getirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... Belediyesi vekili beyan dilekçesinde; taşınmazın Büyükşehir Belediyesi sorumluluk alanında bulunmadığını, imar planında okul yeri, park ve yola tekabül ettiğini, taşınmazın oba yeri olarak tescilli olduğunu ve kamu orta mallarının kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemeyeceğini belirterek davanın öncelikle husumetten reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli kararı ile; asıl ve birleştirilen dava konusu 420 parsel sayılı taşınmazın oba yeri vasfıyla ... Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edildiği, tespitin 06.07.1961 tarihinde kesinleştiği, her iki davanın da kadastro öncesi sebeplere dayandığı, dava tarihlerine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın davalı Hazine yönünden hak düşürücü süreden reddine, diğer davalılar yönünden taşınmazın Hazine adına kayıtlı olması nedeniyle pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

IV. KALDIRMA KARARI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Kaldırma Kararı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.05.2022 tarihli kararıyla; taşınmazın özel siciline kaydedilip kaydedilmediği, hakkında açılan başka dava bulunup bulunmadığı, tahsis amacının değiştirilip değiştirilmediği, buna göre Hazine adına tescil edilip edilmediği, imar planı kapsamına alınıp alınmadığının araştırılmadığı, kabule göre de dava usulden reddedildiği halde davalı Hazine lehine vekâlet ücreti takdirinde AAÜT'nin 7/2. maddesinin gözetilmediği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrası Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kaldırma kararı doğrultusunda yapılan araştırma sonucu taşınmazın mera siciline kaydedilmediği, taşınmaz hakkında 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/17 Esas sayılı dosyasında görülen davanın reddine karar verildiği, bölgede imar uygulaması yapılmadığı, dava konusu 420 parsel sayılı taşınmazın oba yeri vasfıyla .... Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edildiği, tespitin 06.07.1961 tarihinde kesinleştiği, her iki davanın da kadastro öncesi sebeplere dayandığı, dava tarihlerine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın davalı Hazine yönünden hak düşürücü süreden reddine, diğer davalılar yönünden taşınmazın Hazine adına kayıtlı olması nedeniyle pasif husumet yokluğundan reddine, asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı her bir davalı lehine maktu 9.200,00 TL vekalet ücretinin ödenmesine karar verilmiştir.

V. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesinde "Mera, yaylak, kışlak, otlak, harman ve panayir yerleri gibi..." denilmek suretiyle taadadi sayım yapıldığı, kamu orta mallarının kadastro sırasında sınırlandırılacağı, bu sınırlandırmanın tescil mahiyetinde olmadığı ve özel mülkiyete konu edilemeyeceğinin düzenlendiği, dava konusu 420 parsel sayılı taşınmazın da 16/B maddesinde belirtildiği gibi kadastro çalışmaları sırasında oba yeri vasfıyla sınırlandırılarak .... Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edildiği, 19.03.1962 tarihinde kadastro tutanağının kesinleştiği, Tapu Müdürlüğü cevabına göre taşınmazın kamu orta malları sicil defterine kaydedilmediği, Hazine adına da tescil edilmediği, oba yeri vasfının değişmediğinin bildirildiği, aktif tapu kaydında taşınmazın niteliğinin oba yeri, zemin tipinin de kamu orta malı olarak belirtildiği, taşınmazın TMK'nın 713/1. maddesi kapsamında tescil harici yerlerden olmadığı, davacıların kadastro öncesine ilişkin dava sebepleri yönünden 19.03.1962 ilâ davaların açılış tarihi olan 05.02.20 18... .12.2020 tarihleri arasında on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, kadastro sonrasına ilişkin dava sebepleri yönünden ise kamu orta malı niteliğinde oba yeri (göçebelerin konak yeri) olduğu belirlenen yerlerin zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, bu taşınmazlar hakkında Hazine ve ilgili köy veya belediye tüzel kişiliklerinin hasım olduğundan Hazine haricindeki davalılar yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, ayrıca ret sebebi ortak olan davalılar lehine de tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının husumet ve vekâlet ücreti yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

VI. EK KARAR Bölge Adliye Mahkemesinin kararının süresi içinde birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.03.2024 tarihli ek kararıyla; eksik temyiz başvuru harcı ve gider avansının ikmal edilmemesi halinde temyiz başvurusunun yapılmamış sayılacağına dair ihtaratın davacı ... vekiline 27.01.2024 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği eksikliğin ikmal edilmediği gerekçesiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

VII. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı ... vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tescil harici olduğunu, kütük sayfası bulunmadığını, kamunun kullanımına da tahsis edilmediğini, özel sicile de kaydedilmediğini, Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi kapsamında olmadığını, kadim veya tahsisli mera da olmadığını, hiçbir zaman oba olarak da kullanılmadığını, TMK'nın 713. maddesi kapsamında babası ve davacı tarafından 1965 yılından beri imar-ihya edilerek dava tarihine kadar kullanıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin 25.12.2023 tarihli kararının asıl dava yönünden bozulmasını, birleştirilen dava yönünden onanmasını istemiştir.

2. Birleştirilen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın oba yeri olarak tespit edildiğini, ancak oba yerlerinin Kadastro Kanunu kapsamında Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden sayılmadığını, kamu orta malları özel siciline de kaydedilmediğini, tapu kaydında malik ve tescil tarihi hanesinin de boş olduğunu, taşınmazın tescil harici ve imar-ihya ile kazanılabilecek yerlerden olduğunu, ek kararı temyiz dilekçesinde; UYAP sisteminde belirtilen temyiz maktu karar harcını yatırdıklarını, temyizin de süresinde olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin 05.03.2024 tarihli ek kararının kaldırılmasını, 25.12.2023 tarihli kararının asıl dava yönünden onanmasını, birleştirilen dava yönünden bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi ve sonrası imar-ihya, satın alma, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuksal nedenlerine dayalı oba yeri sınırlandırmasının iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Hemen belirtmek gerekir ki; birleştirilen davada davacı ... vekilinin temyiz başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.03.2024 tarihli ek kararıyla usulüne uygun ihtaratlı tebligata rağmen süresinde temyiz başvuru harcı ve gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, 05.03.2024 tarihli ek karar birleştirilen davada davacı ... vekiline 11.03.2024 tarihinde tebliğ edildiği; ek kararın ... vekilince 26.03.2024 tarihinde temyiz edildiği, 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesi yollamasıyla temyiz dilekçesinin reddine karşı kanun yolunda da aynı Kanun'un 346. maddesi hükümleri uygulanacağı, 05.03.2024 tarihli ek karara ilişkin temyiz süresinin; 6100 sayılı Kanun'un, 12.03.2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 02.03.2024 tarih ve 7499 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun" 37/10-ç. maddesi ile değişmeden önceki, 346/2. maddesi uyarınca ek kararın tebliğinden itibaren bir hafta olduğu, 7499 sayılı Kanun ile istinaf ve temyiz sürelerinde yapılan değişikliklerin 7499 sayılı Kanun'un Geçici 1/d. maddesi uyarınca 01.06.2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanacağı gerekçesiyle, birleştirilen davada davacı ... vekilinin 05.03.2024 tarihli ek karara yönelik 26.03.2024 tarihli temyiz dilekçesinin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.

3. Asıl davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dosya içeriğinden; .. ili, .. ilçesi, ... Mahallesinde kain 420 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında senetsizden, bağcıların 40 seneden beri oba yeri olarak kullandıkları ve halen de aynı şekilde umumun menfaatine tasarruf edildiği gerekçesiyle oba yeri vasfıyla .... Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edildiği, askı ilan süresi içinde itiraz edilmeyen tespitin 19.03.1962 tarihinde kesinleştiği, 02.01.1978 tarihli tescil edilemeyen mülkiyet kayıtlarının yeniden tescili işlemiyle taşınmazın tescil edildiği, 13.08.1997 tarihinde onaylanan nazım imar planında ilköğretim ve park alanı ve kısmen yol olarak yer aldığı anlaşılmakla, kadastro tutanağının kesinleştiği 19.03.1962 tarihi ile davanın açıldığı 05.02.2018 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VIII. KARAR Açıklanan sebeplerle, Birleştirilen davada davacı ... vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 05.03.2024 tarihli ek kararına karşı temyiz dilekçesinin SÜREDEN REDDİNE, peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine, Asıl davada davacı ... vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 25.12.2023 tarihli kararına karşı yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl davada davacı ...'den alınmasına,

03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen asıl davada davalı Hazine vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı ...'den alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1805, K. 2025/3915, T. 23.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-1805-e-2025-3915-k-430039eda736