Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/135 E. 2025/4476 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/135
Karar No
2025/4476
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1610 E., 2023/1805 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/460 E., 2021/92 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... vekili Avukat ..., davalı asil ... ve vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat .............geldiler, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vasisi; davacı ...’in Kartal 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/342 Esas, 2012/479 Karar sayılı kararıyla akli melekeleri yerinde olmadığından kısıtlandığını, ancak vesayet makamının izni ve onayı olmaksızın kısıtlının maliki olduğu dava konusu 165 88... parseldeki A blok 6 nolu bağımsız bölümün hileli yollar ile davalı ... adına satış yoluyla tescil ettirildikten sonra muvazaalı olarak diğer davalı ...’ya satış suretiyle devredildiğini, kısıtlıya herhangi bir bedel de ödenmediğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile kısıtlı davacı adına tescilini, olmadığı takdirde bedelinin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP Davalı ...; dava konusu taşınmazı üzerindeki ipotek bedelini ödeyerek satın aldığını, davalının kısıtlı olduğunu bilmediğini, işlemin davacının oğlu ve gelini nezaretinde yapıldığını, davacının oğlu ve gelininin davacının kısıtlı olduğunu kendisine bildirmediğini, taşınmazı iyiniyetle satın aldığını, işlemin tapu memuru önünde yapıldığını, davacı vasisi tarafından işlem öncesinde vesayet makamına bildirimde bulunulması gerektiğini, eğer vesayet makamına bildirim yapılmış olsaydı tapuda işlemin gerçekleşmeyeceğini, kendisinin mağdur olduğunu, taşınmazı aylar sonra ticari iş kurmak amacıyla sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazı bedeli karşılığında davalı ...’ten satın aldığını, kendisinin davacının kısıtlı olduğundan haberdar olmasının mümkün olmadığını, davacının ehliyetsiz olduğunu bilebilecek durumda da olmadığını, iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı kısıtlının akit tarihinde tasarruf ehliyeti bulunmadığından davalı ... adına oluşan tescilin yolsuz olduğu, ancak ikinci el konumundaki davalı ...’ın kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle tapu iptal-tescil isteğinin reddine, bedel isteğinin davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; akit tarihi itibarıyla davacının mahkeme ilamı ile kısıtlanmış olduğundan tasarruf ehliyetinin bulunmadığı, davalı ... adına oluşan tescilin yolsuz olduğu, ikinci el konumundaki diğer davalı ... yönünden ise dinlenen tanık beyanlarından dava konusu taşınmazın aile apartmanı olduğu, taşınmazın davalı ... tarafından gezilip görülmeden satın alındığı, dava açılıncaya kadar kira ödemelerinin kısıtlı davacıya yapıldığı, davalının taşınmaz üzerinde tasarrufunun bulunmadığı anlaşıldığından davalı ...’ın ediniminde iyi niyetli olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak tapu iptal-tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının taşınmaz üzerine ipotek konulduğu sırada da kısıtlı olduğunu, ancak davacının taşınmaz üzerine konulan ipoteğe yönelik hiçbir itirazları olmadığı halde, dava konusu taşınmaz ipotekli olarak davalı ...’e satılıp ipotek bedeli davalı ...’e ödettirildikten sonra kötüniyetli olarak dava açtıklarını, satış işleminin davacının ailesiyle birlikte yapıldığını, dava konusu taşınmaza devir öncesinde ipotek konulduğu gözetildiğinde davalı ...’in ikinci el konumunda olduğunu, dava konusu taşınmazın dava dışı 3. kişi .............. adına kayıtlı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar adına kayıtlı olmayan tapunun iptaline karar verildiğini, dava konusu taşınmaz üzerindeki ipotek bedelinin davalı ...’e davacının ailesi tarafından satış bedeli sayılmak üzere ödettirildiğini, davacının vesayet altına alındığının ilgili ve gerekli yerlere bildirilmediğini, ilan yaptırılmadığını, davacının kısıtlı olduğunun kayıtlardan anlaşılmadığını, ticari işletme kuracağı için paraya ihtiyacı olduğundan taşınmazı diğer davalıya sattığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazı davalı ...’ten kararlaştırdıkları bedeli ödeyerek satın aldığını, davalının davacının kısıtlı olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını, iyiniyetle taşınmazı iktisap ettiğini, satış bedelinin düşük gösterilmesinin kötüniyetli olduğunu göstermeyeceğini, tapuya güvenerek taşınmazı satın aldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; Kartal 1. Sulh Mahkemesinin 17.04.2012 tarihli ve 2012/342 Esas, 2012/479 Karar sayılı ilamı ile davacı ...'in akli melekelerinin yerinde olmaması nedeni ile kısıtlanmasına karar verilerek kendisine vasi atandığı, kararın 30.04.2012 tarihinde kesinleştiği, davacı kısıtlandıktan sonra vesayet makamının izni olmaksızın dava konusu 165 88... parseldeki A blok 6 nolu bağımsız bölümü davacı kısıtlının bizzat 13.06.2017 tarihinde davalı ...'e satış suretiyle, ..........'in de 27.12.2017 tarihinde diğer davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... adına oluşan tescilin yolsuz olduğu, ikinci el konumundaki diğer davalı ...'ın da ediniminde iyiniyetli olmadığı kabul edilerek sonuca gidilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Ne var ki, Dairece UYAP TAKBİS sistemi üzerinden yapılan incelemede, dava konusu taşınmazın yargılama sırasında 18.11.2019 tarihinde dava dışı ........ adına satış yoluyla tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125/1. maddesi "Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:

a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.

b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür." hükmünü içermektedir.

Re'sen gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre Mahkemece davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceği sorulmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.

Hâl böyle olunca, dava konusu taşınmazın yargılama sırasında dava dışı üçüncü kişiye devredildiği gözetilerek HMK'nın 125. maddesi uyarınca davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceğinin sorulması, bu yöndeki usuli eksiklik giderildikten sonra sonucuna göre işlem yapılması, ondan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken değinilen husus göz ardı edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalıların değinilen yönden temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,

03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalılar vekilleri için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınmasına,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/135, K. 2025/4476, T. 14.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-135-e-2025-4476-k-620b326959ce