Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/3910 E. 2024/5010 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3910
Karar No
2024/5010
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/90 E., 2023/507 K. HÜKÜM/KARAR : Ret / Kısmen Kabul Kısmen Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/58 E., 2019/74 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali-tescil ve tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalılardan ... vekilleri tarafından temyize dilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; maliki olduğu dava konusu 1320 parsel sayılı taşınmazın satışı için davalı ...’ı Manavgat 8. Noterliği’nin 19.04.2016 tarihli vekaletnamesi ile vekil tayin ettiğini, davalı ...’in de anılan taşınmazı 29.04.2016 tarihinde diğer davalı ...’ya satış yoluyla devrettiğini, tüm ihtarlarına rağmen satış bedelinin ödenmediğini, akabinde yaptığı araştırmada davalı ... ile ... adına hareket eden dava dışı ...’ın aralarında sözleşme tanzim ettiklerini öğrendiğini, sözleşme içeriğinden anlaşılacağı üzere davalıların el ve işbirliği içerisinde kendisini zararlandırma kastı ile hareket ettiklerini, gerçek amaçlarının en başından beri satış bedelini ödememek olduğunu, kayıt maliki ...’nin de işin içerisinde yer aldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini, mümkün olmazsa tazminini istemiştir. II. CEVAP Davalı ...; dava konusu taşınmazı satış bedelini tapu müdürlüğünde ödeyerek satın aldığını, davacının aldatılmasının ve diğer davalı ... ile işbirliği içerisinde hareket etmesinin söz konusu olmadığını, aksine ... ile husumet yaşadığını, davacı ve ...’in birlikte hareket ettiklerini, yanında çalışan dava dışı ...’ın kafasına silah dayayarak alacaklısı ... gözüken bir kısım belgeler imzalatıldığını, bu belgeler ile aleyhlerine icra takipleri başlatıldığını, soruşturmanın halen devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı ..., süresi geçtikten sonra sunduğu cevap dilekçesi ile; iddiaların yersiz olduğunu, 19.04.2016 tarihli sözleşmeden anlaşılacağı üzere davacı tarafından ibra edildiğini, artık davacının hiç bir hak ve alacağının bulunmadığını, sadakat ve özen borcuna uygun hareket ettiğini bildirip hakkındaki davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.03.2019 tarihli ve 2017/58 E., 2019/74 K. sayılı kararıyla; davalıların çıkar ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerinin kanıtlanamadığı, ancak resmi akde göre satış bedelinin davalı ... tarafından alındığı, aksinin aynı kuvvette delil ile ispat edilebileceği, dosyaya sunulan 29.04.2016 tarihli belgenin davalı ...’yi bağlamayacağı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil isteminin reddine, alacak isteminin ise davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 16.01.2020 tarihli ve 2019/888 E., 2020/17 K. sayılı kararıyla; davalı ...’in satış bedelini davacıya ödediğini ispat edemediği, dosyaya süresinden sonra sunduğu ve karşı çıkılan 19.04.2016 tarihli belgeye değer verilemeyeceği, diğer davalı ...’nin ise ticaretle uğraştığı, basit bir araştırma ile taşınmazın gerçek değerini belirleyebileceği, akitteki değer ile rayiç değer arasında fahiş fark olduğu, ...’nin ise akitteki değeri ödediğini beyan ettiği, durumu bilebileceği, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettikleri gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.2 maddesi gereğince hükmün ortadan kaldırılmasına, davanın kabulü ile dava konusu 1320 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 28.09.2021 tarihli 2020/1146 E. 2021/4791 K. sayılı kararıyla; “...Getirtilen kayıtlardan; davacı ...’ın Manavgat 8. Noterliği’nin 19/04/2016 tarih ve 2845 yevmiye no’lu vekaletnamesi ile maliki olduğu dava konusu 1320 parsel sayılı taşınmazını dilediğine dilediği bedelde satmaya, satış bedellerini almaya ve gerekli diğer işlemleri yapmaya davalı ...’ı vekil tayin ettiği, dava konusu 658 m2’lik bahçe niteliğindeki 1320 parsel sayılı taşınmazın tamamı davacı adına kayıtlı iken, davacıya vekaleten davalı ...’in taşınmazın tamamını 29/04/2016 tarih ve 8934 yevmiye no’lu işlemle 277.000,00 TL bedel üzerinden davalı ...’ya satış suretiyle devrettiği, ...’ye vekaleten taşınmazı dava dışı ...’ın temlik aldığı kayden saptanmıştır. Öte yandan, davalı ... vekili tarafından davaya cevap dilekçesi ekinde 19/04/2016 tarihli adi yazılı belge örneğinin sunulduğu, anılan belgede; "Antalya ili Manavgat ilçesi Ilıca mahallesi ... mevkii 1320 parsel numarası ile tapuda kayıtlı taşınmazın 19.04.2016 tarihinde Manavgat 8. Noterliğinde ... tarafından verilen vekaletle bedelini ...’a nakten ödeyerek satın aldım. 19.04.2016 tarihi itibariyle hiçbir borç ve alacak ilişkimiz kalmamıştır. ... adına kayıtlı bulunan elektirik ve su abonelikleri tarafımca en kısa sürede devralınacaktır. Bu tarih itibariyle ... adına çıkacak bütün borçlar Yaşar Karacanla alakası olmayıp tarafımca ödenecektir. İş bu sözleşme karşılıklı olarak imzalanmıştır. " açıklamasına yer verilerek, satıcı sıfatı ile ...’ın, alıcı sıfatı ile ...’ın imza attığının gözüktüğü, mahkemenin verdiği süre gereğince 13/11/2018 tarihinde davalı ... vekilince belge aslının dosyaya ibraz edildiği ve yazı işleri müdürlüğü kasasında muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından 19/04/2016 tarihli belgeye karşı, ibranameyi kabul etmediklerini, müvekkilinin böyle bir belge imzalamadığını, parağraflar arasında boşluk bulunduğunu, daha sonra doldurulmuş olabileceğini, yazılarda kullanılan kalemlerin farklı olduğunu, satış bedeli belirtilmediğini ve belgenin geçersiz olduğunu beyan ettiği görülmüştür. Hemen belirtilmelidir ki, ileri sürülen iddia karşısında 19/04/2016 tarihli adi yazılı belgenin geçerli olması halinde uyuşmazlığın çözümünde etkili delillerden biri olduğu muhakkaktır. .... Yukarıda yer verilen Kanun maddesi ve gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...’in vekalet görevini kötüye kullanmadığını savunduğu ve bu savunmasını ispat için 19/04/2016 tarihli belgeyi dava dosyasına ibraz ettiği, iddiaları reddetmiş sayılarak savunmasını en baştan itibaren vekalet görevini kötüye kullanmadığına dayandırdığı davalı ...’in 19/04/2016 tarihli belgeyi ibrazı ile yargılamayı geciktirme amacı taşımadığı, hukuki dinlenme hakkı gereğince savunmasını ispat etmek için çabaladığı gözetildiğinde anılan belgenin delil olarak incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, 19/04/2016 tarihli belgeye karşı davacı tarafın yazı, imza ve geçersizlik iddiaları bulunması nedeniyle, öncelikle söz konusu belge hakkında davacı tarafın itirazlarını karşılayacak şekilde yazı, imza vb. incelemelerin usulünce yaptırılması, geçerli olduğunun saptanması halinde anılan belge değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda yazı ve imza örnekleri toplanarak dosyanın bilirkişi raporu düzenlenmesi için gönderildiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi 29.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ... vekili tarafından sunulan inceleme konusu 19.04.2016 tarihli belgede (davacı) "Satıcı ..." yazıları ve davacı adına atılı imza ile davacının mukayese yazı ve imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından anılan belgedeki imza ve yazıların davacının eli ürünü olduğu; diğer yazıların davacı eli ürünü olmadığı; belgedeki yazılar arasında optik ve spektroskopik olarak ayırt edilebilecek Kalem farkı ve belgeye sonradan ilave yapıldığını gösterir bulgu saptanamadığı; kalem mürekkeplerinde yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığından, söz konusu belgede yer alan yazı ve imzalardan hangilerinin önce hangilerinin sonra oluşturulduğuna dair bir tespite gidilemediği, 19.04.2016 tarihli belgenin evvelce mevcut imzadan faydalanılarak oluşturulduğunu gösterir bir bulgu saptanamadığının bildirildiği, usulünce yapılan inceleme sonucu hazırlanan gerekçeli ve denetime açık bilirkişi raporunun hükme elverişli kabul edildiği, aldırılan bilirkişi raporu ile davacının, dava konusu taşınmazın bedelini vekili davalı ...’den vekaletname tarihi itibarıyla alarak onu ibra ettiği sabit olsa da İlk Derece Mahkemesinin hakkında verdiği alacağın kabulüne dair kararını davalı ... istinaf etmediğinden, davacı lehine usuli kazanılmış hak ilkesi nedeniyle davalı ... hakkındaki alacak davasının kısmen kabulüne; aldırılan Adli Tıp bilirkişi raporu ile davalı ilk el ... tarafından davacının zararlandırıldığı iddiasının sübut bulmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılar ... ile ...'nin el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerinin tüm dosya kapsamı itibariyle sübut bulduğunu, nitekim bölge adliye mahkemesinin önceki kararında da bu hususun kabul edildiğini, davalı ... tarafından ne kadar ödeme yapıldığının hiçbir dosyada beyan edilemediğini, bedeller arasında fahiş fark bulunduğunu, tapu iptali ve tescil isteminin reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili yönünden davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen kararın hatalı olduğunu, davanın hak düşücürü süre içerisinde açılmadığını, HMK'nın 114. maddesi gereğince dava şartlarının gerçekleşmediğini, davacının iddiasını ispat edemediğini, alınan ATK raporu gereğince davacının dava konusu taşınmazın bedelini davalı müvekkilinden vekaletname tarihi itibariyle aldığı ve müvekkilini ibra ettiği hususunun ortaya çıktığını, buna rağmen müvekkili aleyhine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkemede belirtmiş olmalarına rağmen buna dair ek rapor alınmadığını, İstinaf Mahkemesinin müvekkilinin Yerel Mahkeme kararını istinaf etmemesini dayanak yaparak davanın kısmen kabulüne karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkesine aykırı olarak karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 504/1. ve 506.; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. ve 3. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının Manavgat 8.Noterliğinin 19.04.2016 tarih ve 2845 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile maliki olduğu dava konusu 1320 parsel sayılı taşınmazını dilediğine dilediği bedelle satmaya, satış bedellerini almaya ve gerekli diğer işlemleri yapmaya davalı ...'ı vekil tayin ettiği, dava konusu 658 m2'lik bahçe niteliğindeki 1320 parsel sayılı taşınmazın tamamı davacı adına kayıtlı iken davacıya vekaleten davalı ...'in taşınmazın tamamını 29.04.2016 tarihli satışı işlemi ile diğer davalı ...'ya devrettiği, davalı ... tarafından sunulan 19.04.2016 tarihli belgedeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun bozma sonrası alınan ATK raporu ile tespit edildiği anlaşılmaktadır. 2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, bozmaya uygun şekilde karar verilmesine ve özellikle İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden bedel talebinin kabulüne ilişkin verilen kararın sadece davacı tarafından istinaf edildiği, davalı ... tarafından istinaf edilmediği, böylece davacı yönünden usuli kazanılmış hakkın oluştuğu gözetildiğinde yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre verilen karar usul ve yasaya uygun olup davacı ve davalı ... vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ve davalı ... vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan, 35.349,90 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/3910, K. 2024/5010, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2023-3910-e-2024-5010-k-2758606e2a4a