Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/3412 E. 2025/3064 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3412
- Karar No
- 2025/3064
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/276 E., 2023/606 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/416 E., 2022/770 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; muris ... ile kardeşi ...'in 03.05.2002 tarihinde mirasçılarından mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak dava konusu 13 parça taşınmazdaki paylarını diğer erkek kardeşleri ...'nın gelini olan davalı ...’e satmış gibi gösterdiklerini, hem muris ...’in hem de kardeşi ...’in paylarını bedelsiz olarak temlik ettiklerini, satış işleminin murisin gerçek iradesini yansıtmadığını, devir sonrasında murisin mal varlığında bir artış olmadığını, 70 yaşındaki murisin mal satmaya ihtiyacı olmadığını, murisin bir takım taşınmazlarını da bu devriden sonra davalının eşine temlik ettiğini, dava konusu taşınmazlarda ...’in davalıya yaptığı temlikler yönünden Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/411 Esas sayılı davasında kabul kararı verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek onandığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı; davacının saklı pay sahibi mirasçı olmadığını, Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/411 Esas sayılı davasında davacının tanık olarak dinlenildiğini ve temliklerin gerçek satış olduğunu beyan ettiğini, muris ...’in ve yeğeni ...’in de anılan davada temlikin muvazaalı olmadığı yönünde beyanda bulunduklarını, murisin yaşamının son dönemlerinde ciddi bir hastalık geçirdiğini ve bakıma muhtaç hale geldiğini, murise yeğeni ...’in maddi ve manevi destek olduğunu, tüm masraflarını karşıladığını, dava konusu taşınmazların murise babasından miras kaldığını, murisin eşinin maaşından başka geliri olmadığını, muris ...’in eşinin borçları nedeniyle zor zamanlar yaşadığını, ona yeğeni ...’in yardım ettiğini, davacının hiç yardımcı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/411Esas numaralı dosyasında ... mirasçıları tarafından muris muvazaası hukuksal nedenine dayanılarak toplam on dört parça taşınmaz yönünden tapu iptali ve tescil davası açıldığı, davalı ... ile muris ... arasında 03.05.2002 tarihinde yapılan taşınmaz satış işlemlerinin mirasçılardan mal kaçırma kastı ile yapıldığı iddia edilerek miras hisseleri oranında davacılar adına tescilinin talep edildiği, davanın kabulüne yönelik hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, aynı taşınmazlar bakımından muris ... ile davalı ... arasında 03.05.2002 tarihinde yapılan satış işlemlerinin muvazaalı olduğunun ileri sürüldüğü, muris ...'in kardeşi ... ile birlikte dava konusu taşınmazlardaki hisselerini satış göstermek sureti ile davalıya devrettiği, söz konusu tarihte murisin taşınmaz satışını gerektirecek maddi bir sıkıntısının bulunmadığı, davalının da taşınmaz alım gücünün bulunmadığı, dava konusu taşınmaz satışına ilişkin işlemin gerçek bir satış işlemi olmadığı ve mirasçılardan mal kaçırma kastı ile bedelsiz olarak yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/411 Esas sayılı davasında murisin kardeşi olan ...'in yurt inşaatı yapımında borçlarının olduğu savunmasına itibar edilmediği, eldeki davada muris ...'in sağlık sorunları nedeniyle paraya ihtiyacı olduğundan taşınmazları sattığının ileri sürüldüğü, murisin önemli bir sağlık sorunu olduğu ortaya konulamadığı gibi SGK emeklisi ve sosyal güvencesi olan, geçim sıkıntısı çekmeyen murisin bir kaç parça taşınmazını satarak amacına ulaşması mümkün iken mal varlığının önemli bir kısmını temlik etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2018/411 Esas sayılı davanın eldeki davanın gerekçesine dayanak olamayacağını, taşınmazların aynı olması dışında iki dava arasında bir ortak nokta olmadığını, davacının 2018/411 Esas sayılı davada temlikin muvazaalı olmadığı yönünde beyanı olduğunu, murisin taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığı yönündeki gerekçenin hatalı olduğunu, detaylı araştırma yapılmadığını, davacının iddialarını ispatlayamadığını, müvekkilinin taşınmazları alacak ekonomik gücü olduğunu, bilirkişi raporunda değerlerin çok yüksek gösterildiğini, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosya içeriğinden, muris ...’in 03.05.2002 tarihli satış işlemi ile; 1. 21 (yeni 308 ada 153) parsel sayılı taşınmazdaki 32/96 payını, 2. 890 (yeni 273 ada 46) parsel sayılı taşınmazdaki 8/24 payını, 3. 903 (yeni 308 ada 185, 526 ada 2 ve 527 ada 5) parsel sayılı taşınmazdaki 8/24 payını, 4. 279 ada 8 parsel sayılı taşınmazdaki 170/510 payını, 5. 279 ada 9 parsel sayılı taşınmazdaki 171/510 payını, 6. 281 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 214/635 payını, 7. 281 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki 208/633 payını, 8. 288 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki 135/2000 payını, 9. 653 ada 63 (yeni 5211 ada 1 ve 8, 5212 ada 1 ve 8) parsel sayılı taşınmazdaki 8/24 payını, 10. 307 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 14/24 payını, 11. 1270 (yeni 258 ada 730) parsel sayılı taşınmazdaki 88/300 payını, 12. 1279 (yeni 258 ada 724) parsel sayılı taşınmazdaki 88/300 payını, 13. 2683 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 513/2400 payını yeğeninin eşi olan davalı ...’e temlik ettiği, murisin 26.06.2017 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak kendisinden önce ölen kardeşi ...’in çocukları ... ile torunları ... ve ..., kendisinden önce ölen kardeşi ...’nın çocukları ... ile torunları..., ... ve ...’nın kaldıkları görülmüştür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Hemen belirtilmelidir ki, HMK'nın 297/2 hükmünde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Somut olayda; dosyada yer alan 11.11.2022 tarihli Tapu Müdürlüğü yazısında dava konusu 288 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 2020/34117 yevmiye numarası ile Mahkeme kararı ile satıldığı için şerh işlenemediğinin belirtildiği, geri çevirme ile dosyaya kazandırılan tapu kaydında, anılan parselde davalı adına kayıtlı payın kalmadığı ve hüküm kurulurken 279 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlardaki payların karıştırıldığı anlaşılmakla hükmün bu hali ile infaza elverişli olduğunun kabulü mümkün değildir. Hal böyle olunca; öncelikle dava konusu taşınmazların tamamının güncel tapu kayıtlarının getirtilmesi, dava konusu her bir taşınmaz yönünden davacının miras payına isabet edecek payı karşılayacak payın davalı adına kayıtlı olup olmadığının tespit edilmesi ile hasıl olacak sonuca göre işlem yapılarak HMK’nın 297/2. maddesi uyarınca infaza elverişli bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. VI. KARAR Davalı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.