Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/3401 E. 2024/7032 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3401
Karar No
2024/7032
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/387 E., 2022/458 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; kadastro sonucunda Kastamonu ili, .... ilçesi, ... köyü 171 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, oysa taşınmazın mirasbırakanı ...'e ait olduğunu, dava konusu taşınmazı 50 yılı aşkın zamandır malik sıfatıyla kullandıklarını, mirasbırakan adına dava konusu taşınmazı kapsayan eski tapu kaydının da bulunduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasbırakakan ... mirasçıları adına tescilini istemiş, yargılama sırasında mirasbırakanın terekesine davacı ... temsilci olarak atanmıştır. II. CEVAP Davalı ...; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazın 1/2 payını 25.02.1992 tarihli satış senediyle davacının babası olan ...'den satın aldığını, o tarihten beri de taşınmaza malik olduğunu, davacının zilyetliğinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; iddiaların doğru olmadığını, davacının babası ...'in kadastro öncesinde dava konusu taşınmazda bulunan 1/2 payını davalı ...'e sattığını, taşınmazın tamamının kadastro sırasında davalı ... adına tespit edilmesi üzerine kardeşi olan diğer davalı ... ile kadastro mahkemesinde açtıkları dava sonucunda taşınmazın 1/2 payının davalı ..., kalan 1/2 payın da 1/4'er eşit payla kendisi ve davalı ... adına tesciline karar verildiğini, davacının taşınmazda hiçbir hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; dava konusu taşınmaz öncesinde 1/2'şer payla babası ... ve davacının murisi olan amcaları ...'e ait iken, ...'in ölümüyle payının oğlu ...'e kaldığını ve ...'ın da payını davalıya sattığını, kadastro sırasında taşınmazın tamamının davalı ... adına tespit edilmesi üzerine kadastro mahkemesinde açtıkları dava sonucunda taşınmazın 1/2 payının kendisi ve kardeşi davalı ... adına tescil edildiğini, davacının ve diğer mirasçıların taşınmazda zilyet oldukları iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.10.2015 tarihli ve 2013/214 E. 2015/256 K. sayılı kararı ile; davacının dayandığı 19.11.2002 tarihli ve 4 sıra nolu tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı, davalının dayandığı 15.05.1970 ve 25.02.1992 tarihli satış senedinin de dava konusu taşınmaza uygulandığı ve taşınmaza uyduğunun bildirildiği, tüm deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; "....yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacının dayandığı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmemiş, tapu kaydının revizyon görüp görmediği araştırılmamış ve fen bilirkişisinin denetime imkan vermeyen, soyut ve yetersiz raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle, davacının dayandığı tapu kayıtları, varsa haritası ve oluşum belgeleri ile birlikte tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmeli, tapu kaydının revizyon görüp görmediği araştırılmalı ve bundan sonra mahallinde yaşlı ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı .... bu suretle kayıtların kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsadığı belirlendiği takdirde; davalı ..., dava konusu taşınmazın, davacının dayandığı tapu kaydının kayıt maliklerinden olan ...’den haricen satın alınmak suretiyle hak sahibi olduğunu iddia ettiğinden, kayıt maliklerinden olan ... ve....'ın taşınmazı taksim edip etmedikleri, taksim edilmiş ise taşınmazın ... payına isabet edip etmediği, davalı ...’a pay satışı sırasında ...’ın taşınmazın müstakil maliki olup olmadığı, dava tarihinde yürürlükte olan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesi uyarınca tapu kaydının hukuki değerini yitirip yitirmediği belirlenmeli; tapu kaydının taşınmazı kapsadığı, hukuki değerini yitirmediği ve taksim edildiği kabul edildiği takdirde, davalı tarafın dayandığı pay satış senetleri ve hisse intikalleri de değerlendirilmek suretiyle davacı ...’ın dayandığı tapu kaydına geçerlilik tanınıp tanınmayacağı irdelenmeli; tapu kaydında saklı payların hukuki durumu da dikkate alınmak suretiyle toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda yeniden keşif yapılarak davacının dayandığı 19.11.2002 tarih 4 sıra nolu tapu kaydı ve tüm tedavüllerinin mahalli bilirkişi ve tanık vasıtasıyla dava konusu taşınmaza uygulandığı, ancak dava konusu taşınmaza uymadığının tespit edildiği, ayrıca davacının dayandığı tapu kaydı göliçi mevkini göstermekteyken, dava konusu taşınmazın sazak mevkiinde olduğu, davacının iddiasını ispatlayamadığı, diğer yandan mahalli bilirkişi ve tanıkların dava konusu taşınmazın davacının mirasbırakanı Hüseyin Faiz'den gelmediğini beyan ettikleri, bu yönüyle de davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma sonrası yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin yöreyi ve taşınmazın evveliyatını iyi bilen kişiler olmadığı halde bu beyanlar esas alınarak karar verilmesinin doğru olmadığını, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 03.10.2022 tarihli raporun da hüküm kurmaya elverişli olmadığını, tapu uygulamasının eksik yapıldığını, ek rapor talebi değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu, eksik inceleme sonucunda karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kadastro sonucunda, Kastamonu ili, .... ilçesi, .... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 171 ada 4 parsel sayılı 1.415,09 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ve hükmen paylı olarak davalılar ..., ... ve ... adlarına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde, hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/3401, K. 2024/7032, T. 23.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2023-3401-e-2024-7032-k-17a0323362f7