Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/2867 E. 2024/5290 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil, Olmazsa Bedel
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2867
- Karar No
- 2024/5290
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil, Olmazsa Bedel
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/847 E., 2023/300 K. HÜKÜM/KARAR : Ret / Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/142 E., 2021/297 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; ailesinden gizli yaptığı borçları bulunduğunu, bu borçları kapatabilmek amacıyla ... Emlak adındaki iş yerine giderek ... isimli kişiden 20.000,00 TL borç istediğini, ...’in 20.000,00 TL borcu vermeyi kabul ettiğini, ancak borca teminat olarak taşınmazını belirttiği kişiye devretmesi gerektiğini söylediğini, bu nedenle aldığı borca teminat olarak maliki olduğu 1641 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümü davalı ...’e devrettiğini, bir kaç ay sonra söz konusu işyerine giderek borcu ödeyeceğini ve taşınmazını geri almak istediğini söylediğini, kendisine 180.000,00 TL karşılığında taşınmazını geri verebileceklerini söylediklerini, sürekli borçlandığını, alım-satım ilişkilerinde fayda dengesini gözetmediğini,akıl zayıflığının olabileceğini, temlik tarihinde ehliyetsiz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş,11.10.2021 tarihli dilekçesi ile tapu iptali ve tescil talebi kabul edilmez ise taşınmazın devir tarihindeki değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı ...; ev alma niyeti olduğu için daha önceden ... Emlak isimli iş yerine gittiğini, uygun fiyatlı ev olduğunda kendisine haber vereceklerini söylediklerini, ... tarafından aranarak kendisine uygun fiyatlı ev olduğunun söylendiğini, iş yerine gittiğini, iş yerinde davacının da bulunduğunu, davacının acil paraya ihtiyacı olduğu için taşınmazı satmak istediğini söylediğini, ancak satış işleminden eşinin haberdar olmasını istemediğini, evde kiracı olduğunu ve kiracıya da satış işlemini söylemeyerek yaz dönemine kadar bu durumu idare etmesini istediğini, taşınmaz için 200.000,00 TL istediğini, 180.00,000 TL'ye anlaştıklarını, davacının isteği üzerine parayı elden verdiğini, evi ticari yatırım amacıyla aldığını ve paraya ihtiyacı olduğu için 210.000,00 TL'ye diğer davalıya sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ...; dava konusu taşınmazı 210.00,00 TL bedel ile satın aldığını, satın alma işlemi için kredi kullandığını, davacının eşinden habersiz sattığı taşınmazı geri alabilmek adına bu yola başvurduğunu, bu durumun kendisinin mağduriyetine yol açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Denizli 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.10.2021 tarihli, 2020/142 Esas, 2021/297 Karar sayılı kararı ile; Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının işlem tarihinde herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunmadığının saptandığı, gabinin şartlarının oluşmadığı, taşınmazın gerçek değeri ile resmi senette gösterilen değer arasında fark olmasının tek başına iddiayı ispata yeterli olmadığı, edimler arası oransızlığın sebebinin davacının zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiğinin davacı tarafça ispat edilemediği, davalı ...’in iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumundan davacının satış tarihi olan 27.12.2017 tarihinde zeka düzeyinin ve kolay kandırılmaya müsait olup olmadığının tespiti yönünden rapor tanzim edilmesinin istendiğini, buna rağmen Adli Tıp Kurumu raporunda Mahkemece talep edilen zeka düzeyinin tespitine ilişkin herhangi bir test yapılmadığını, düzenlenen raporun eksik olduğunu, Mahkemece eksik inceleme ile tanzim edilen bu rapora itibar edilerek karar verilmesinin doğru olmadığını, davacının Manisa Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesinde tedavi görmeye başladığını, davacıya bipolar bozukluk teşhisi konulduğunu ve tedavisine başlandığını, bu hususların ve Adli Tıp Kurumu raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, gabinin objektif ve subjektif unsurlarının gerçekleştiğini, davalı ...’in taşınmazı 180.000,00 TL ‘ye aldığını beyan ettiğini, oysa bilirkişi raporuna göre ...’e temlik tarihinde taşınmazın değerinin 360.000,00 TL olarak belirlendiğini, davalı ...’in satış bedeli olarak 180.000,00 TL ödediğini yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, davacının taşınmazı devrettiği sırada darda kalma, tecrübesizlik , düşüncesizlik hallerinin bulunduğunun ispat edildiğini, Denizli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/1341 E, 2020/715 karar sayılı kararı ile TMK’nın 406. maddesi gereğince davacının vesayet altına alınmasına karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da davacı ...’nın kendisini ve ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç halinin bulunduğu gerekçesiyle kısıtlanmasının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek anılan karanın onandığını, davacıda Denizli Devlet Hastanesi raporuna göre orta derecede zeka geriliği bulunduğu, davacının kandırılmaya müsait olduğunu, davalı ...’in davacıyı sömürme ve yararlanma kastı olduğunun ortaya çıktığını, davalı ... ile diğer davalı ...’in danışıklı olarak birlikte hareket ettiklerini, taşınmazın kısa aralıklarla devri, gerekse taşınmazın devir bedellerinin piyasa değerinin 3-3,5 kat altında olması, gerekse davalıların taşınmazda bulunan kiracıya evi satın aldıklarını bildirmemesi, 6 ay boyunca kira istememeleri, taşınmazı görmeden satın almaları hususları göz önüne alındığında her iki davalının kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, davalı ... tarafından kullanılan kredinin diğer davalı ...’in hesabına gönderilmediğini, taşınmazın 2018 yılı Ocak ayında satılmasına rağmen, 2018 yılı Ağustos ayına kadar kimsenin taşınmazdaki kiracıdan kira talep etmediği, bu döneme kadar taşınmazdaki kiracının kira bedellerini davacının hesabına gönderdiğini, davalı ...’in de taşınmazı satın almasına rağmen içindeki kiracıdan kira talebinde bulunmadığını ve taşınmazı görmeden satın aldığını, davalıların açıkça davacının hiffetsizliğinden yararlandıklarının açığa çıkmaması için uğraştıklarını, taşınmazın bedelsiz devredildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 14.03.2023 tarihli, 2022/847 Esas, 2023/300 Karar sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’nun raporu uyarınca davacının işlem tarihinde hukuki ehliyetinin bulunduğunun anlaşıldığı, davacının Denizli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/1341 E. sayılı dava dosyasında vesayet altına alındığı ve mahkemeden husumete izin istemine karar verildiği, taraf beyanları, deliller, dosya kapsamına göre davalıların taşınmazı devralırken davacının sadece paraya ihtiyacı olduğunu söylediği, gabine dayalı hukuksal koşulların oluşmadığı, irade sakatlığından kaynaklanarak satışın gerçekleştirildiği hususunun ispatlanamadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ehliyetsizlik ve gabin hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 28, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. 6100 sayılı HMK’nın 190. maddeleri. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 9., 10., 13., 15. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının kayden maliki olduğu 1641 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümü 27.12.2017 tarihinde satış suretiyle davalı ... ...’e, ...’in de 08.02.2018 tarihinde davalı ...’a devrettiği, Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulunun 14.10.2019 tarihli raporuna göre davacıda fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği tespit edilmediği, 27.12.2017 tarihinde davacının fiil ehliyetini haiz olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. 2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.