İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/790 E. 2018/205 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/790
- Karar No
- 2018/205
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/790 Esas - 2018/205 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/790 KARAR NO : 2018/205 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ :... DAVALI : ... VEKİLİ :... DAVA İHBAR OLUNAN : ... DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 12/10/2017 KARAR TARİHİ : 16/03/2018 KARAR YAZIM TARİHİ: 22/03/2018 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili 12/10/2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı adına Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/98778 sayılı takip dosyası ile 3.618,20 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin tebliği üzerine davacının süresi içinde borca itiraz ettiğini, davalı yanın itirazın iptali davası açmadığını, davacının ... numaralı GSM hattının kendi adına göründüğünü ancak hiçbir şekilde hat başvurusunu yapmadığını beyan ederek adına hat çıkaran ilgililer hakkında şikayetçi olduğunu, Şanlıurfa CBS'nca 2016/777 numarası ile soruşturma yürütüldüğünü ve şüpheli hakkında Şanlıurfa 8. ACM'nde 2017/608 Esas sayılı dosya ile dava açıldığını, abone sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığını beyanla davacının davalıya 3.618,20 TL ile ferileri hususunda borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 06/11/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; iş bu davalarda görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesini, itiraz ve takibin durdurulmasına ilişkin karar tebliğ olduktan sonra bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasının açılmadığını, bu aşamada davacı aleyhine itirazın iptali davası açılabilmesi ihtimali bulunmadığı gibi takibin devamı ile ilgili bir işlem yapılma olasılığınında bulunmadığını, borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunmasının şart olduğunu, abonelikle ilgili işlemlerin, davalı şirket ile anlaşması bulunan ve ayrı tüzel kişilikleri bulunan bayiler tarafından gerçekleştirildiğini, davacı tarafın tarife ile ilgili taleplerinin ...tarafından yerine getirildiğini, iş bu davanın ...'ye ihbarını ve davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili 21/11/2017 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında GSM abonelik sözleşmesi imzalanmadığını, davacının haberi olmadan adına hat çıkarıldığını ve çıkarılan hat ile görüşme yapıldığını, abonelik sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığını, taraflar arasında geçerli abonelik sözleşmesi bulunmadığından görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davalı tarafın görevsizlik itirazının reddi gerektiğini beyanla dava dilekçesini tekrar etmiştir. Toplanan deliller, dellilerin tartışılması ve değerlendirilmesi: Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/98778 sayılı dosyası uyap üzerinden dosya içerisine eklemiş, Şanlıurfa Asliye Ceza Mahkemesi 2017/608 Esas sayılı dosyası uyap üzerinden dosya içerisine eklenmiş, davacı davalı firmadan davaya konu numaraya ilişkin hat/hatların abonelik dosya sureti celp edilmiş, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası'nın 27/11/2017 tarihli ve Şanlıufra Esnaf Ve Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü'nün 26/10/2017 tarihli cevabi yazısından davacının oda kaydının bulunmadığı belirlenmiştir. Dava, İİK'nun 72. maddesine dayanan borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından davalı tarafından davacı aleyhine Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/98778 sayılı takip dosyası ile 3.618,20 TL asıl alacak için ilamsız takibe geçildiği, davacının süresi içinde borca itiraz ettiği, davalının itirazın iptali davası açmadığı, davacının da yapılan takip sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından, davalı tarafından yapılan takibe davacının itiraz ettiği ve dava tarihi itibariyle davalı tarafından açılan bir itirazın iptali davası tespit edilmemiş ise de yasal süresi içerisinde her zaman açılma ihtimali bulunduğundan öncesinde davacının borçlu olmadığının tespiti davası açmakta hukuki yararının bulunduğu kanaatine varılmıştır. 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde belirtilmiştir. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesinin görevli olduğu hüküm altına alınmıştır. Yine kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Yapılan araştırmalardan davacının tacir olmadığı sabittir. Her ne kadar sözleşmedeki imzaya itiraz edilmiş ise de şekli olarak yapılan bir abonelik sözleşmesi mevcut olup, bu sözleşme sebebiyle çıkan uyuşmazlıkların çözümünde Tüketici Mahkemesi görevlidir. Dolayısıyla şekli yönden bir sözleşme bulunduğundan bu sözleşmeye yönelik itirazlarında Tüketici Mahkemesince değerlendirilmesi, imzanın davacıya ait olmadığının tespiti halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilebileceği ancak davacının tacir olmaması, davanın mutlak ticari dava niteliğinde bulunmaması sebebiyle iş bu dosyada mahkememizin görevli olmadığı sonucuna varılmıştır. HMK 138. maddesine göre mahkeme öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar vermelidir. Görev hususu ise HMK 114/1-d ve 115 maddeleri gereği kamu düzenine ilişkin dava şartı olduğundan yukarıda açıklanan gerekçelerle mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği davanın USULDEN REDDİNE, 2-HMK 20. madde gereği karar kesinleştiğinde ve iki haftalık yasal sürede talep halinde dosyanın görevli Samsun Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, 3-Yargılama gideri ve harç açısından HMK'nun 20 ve 331. maddeleri nazara alınarak süresinde başvurulması halinde görevli mahkemece nazara alınmasına, süresinde başvurulmaz ise, talep halinde mahkememizce karara bağlanmasına. Dair davalı vekilinin yüzünde, davacı tarafın yokluğunda tebliğden itibaren iki hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere usulen ve alenen tefhim olundu. Katip ... Hakim...