İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/457 E. 2018/115 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2017/457
Karar No
2018/115
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/457 Esas - 2018/115 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/457 Esas KARAR NO : 2018/115 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/06/2017 KARAR TARİHİ : 15/02/2018 KARARIN YAZ. TARİH : 28/02/2018 Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM : Davacı vekili 01/06/2017 havale tarihli dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirketten sigara aldığını, ödeme yapmadığını, müvekkilinin alacağının faturaya dayalı olduğunu, müvekkilinin davalı ile iki yılı aşkın süredir ticari ilişki, cari, açık hesap şeklinde devam ettiğini, ürün teslimatları faturalarla birlikte yapılmış ve faturalarda davalı tarafından teslim alındığına dair imza bulunduğunu, davalı borcunu ödemediği için aleyhine Samsun 9. İcra müdürlüğnün 2017/57839 takip sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun süresi içinde icra müdürlüğüne itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının borca itirazının kaldırılmasını, takibin devamını ve alacak miktarının likit olması nedeniyle takip konusu alacağın en az %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevabi beyanda bulunmayarak davanın inkarı yoluna gittiği anlaşılmıştır. DELİLLER : Samsun 9. İcra müdürlüğünün 2017/57839 esas sayılı dosyası, cari hesap ekstresi ve tüm dosya kapsamı. KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKÇE: Dava, itirazın iptali davası olup, Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2017/57839 Esas sayılı dosyasındaki takip nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, buna bağlı olarak davalının takipe yönelik itirazının iptali gerekip gerekmediği, noktasında toplanmıştır. Davanın dayanağı olan Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2017/57839 E. sayılı dosyasında davacının, davalı hakkında 7.829,60 TL asıl alacak 527,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.357,45 TL alacak için fatura kaynaklı takip yaptığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davalının süresinde borca, ödeme emrine itiraz ettiği, takibin durduğu, itirazın ve açılan iş bu davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Davalının tacir olup olmadığının tespiti için Giresun Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Giresun Vergi dairesine, ve Giresun Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'ne müzekkere yazılmış, cevabi yazılarla, davalının ticaret sicilinde kayıtlı olmadığı, esnaf odasına ise 28/44.661 esnaf sicil no ile 27/07/2016 tarihinde bakkal olarak kayıtlı olduğu, Giresun vergi dairesi kayıtlarına göre ise davalının 22.07.2016 tarihinde ticari faaliyetine başlayıp 16.08.2016 tarihinde faaliyetini terk ettiği, bu dönemde gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu, işletme hesabı defteri tuttuğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığı ve belirlenecek niteliğine göre davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi veya Asliye Ticaret Mahkemelerinden hangisi olduğu konularında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Dosyamız davacısı tacir ise de davalının oda ve vergi kayıtlarına göre tacir değil esnaf olması, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda sayılan mutlak ticari davalardan da olmaması nedeniyle davanın mahkememizin görev alanına girmediği, davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varıldığından mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle usulden reddine 2- Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde HMK nın 20 maddesi gereği talepte bulunulması halinde dosyanın görevli Samsun Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmeksine 3-Yargılama gideri ve harç açısından HMK'nun 20 ve 331. maddeleri nazara alınarak süresinde başvurulması halinde görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına süresinde başvurulmaz ise, talep halinde mahkememizce bu hususun karara bağlanmasına. Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usülen anlatıld.15/02/2018 Katip ... Hakim... İş bu dosya ile ilgili 15/02/2018 tarihinde karar verildiği HMK nın 294 /4 maddesi gereği kararın 1 ay içinde yazılması gerektiği ancak Hakimler ve Savcılar Kurulunca 16/02/2018 tarihinde, karar veren hakim ( ... ) ...'in açığa alınması nedeniyle gerekçeli kararın kararı veren hakim tarafından yazılmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 299. Maddesindeki " Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli karar imzalanmadan, hâkim ölür veya herhangi bir sebeple imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar. Toplu mahkemelerde böyle bir durumun gerçekleşmesi hâlinde, hüküm diğer hâkimler tarafından imzalanır ve başkan veya en kıdemli hâkim tarafından, hükmün altına diğer hâkimin imza edememesinin sebebi yazılarak imza olunur." hüküm gereğince yetkilendirilen hakim ( ... ) ... tarafından tefhim edilen hükme uygun gerekçe yazılması gerekmiştir. Katip ... Hakim ... Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır.

Atıf: Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/457, K. 2018/115, T. 15.02.2018, www.arakarar.com/karar/samsun-asliye-ticaret-mahkemesi-2017-457-e-2018-115-k-d2c4d9b80ca3