İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/209 E. 2024/492 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/209
- Karar No
- 2024/492
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2024/209 Esas - 2024/492 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/209 KARAR NO : 2024/492 HÂKİM : ..... KATİP : ... DAVACILAR : 1) .... 2) .... 3) ... VEKİLLERİ : Av. .... DAVALILAR : 1) .... .... Vekili : Av. ... .... 2) .... .... Vekili : Av. .... DAVA : Menfi Tespit (Tüketici Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/03/2024 KARAR TARİHİ : 10/09/2024 G.K. YAZIM TARİHİ : 11/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Tüketici Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) İDDİA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; asıl borçlu ...'ın 20/03/2023 tarihinde vefat ettiği; davacıların ...'ın mirasçıları olduğu; .... sayılı ilamı ile veraset ilamı alındığı; davacıların, dava konusu icra takibine konu edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu; asıl borçlu ...'ın kredi borcuna istinaden icra takibine maruz kaldığı; kendisinin vefat etmesi sonucunda alacaklı banka tarafından mirasçılarının dosyaya eklenerek, kendilerine ödeme emri gönderdiği; asıl borçlu müteveffa ...'ın bu bankaya olan borcundan dolayı hayat sigortası bulunduğu ve müteveffanın borcunun, hayat sigortası tarafından karşılaması gerektiği; müteveffanın yaşı itibariyle davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstererek kendisine kredi çıkarmaması gerektiği; davalı bankanın ve hayat sigortasının kendi kusurlarını, müteveffanın mirasçılarına yüklemesinin hukuksuz bir durum olduğu; müteveffanın aynı tarihlerde sekiz ayrı kredisinin de mevcut olduğu ve anılan kredi borçlarının, hayat sigortası tarafından karşılanmış bulunduğu beyan edilmiş olup; Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın kabulüne; .... Esas sayılı icra takibinin teminatsız olarak icra takibinin durdurulmasına; davacıların borçlu olmadıklarının tespitine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. II) SAVUNMA : Davalı ... A.Ş. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacılar murisi ...'ın tacir olmadığı gibi müvekkili bulunan davalı banka ile aralarında ticari iş niteliğinde herhangi bir iş veya işlemin de bulunmaması nedeniyle Mahkememizin görevsiz bulunduğu; Mahkememizin görevli bulunduğu kanaatine varılması halinde ise, davacılar murisinin müvekkili bankadan kredi kartı talebinde bulunduğu ve kendisine icra takibine konu kredi kartı verildiği; ilerleyen süreçte davacılar murisinin kredi kartı borcunu ödemede temerrüde düşmesi nedeniyle .... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı; anılan icra takibinde, borçlu murisin vefat ettiğinin anlaşılması üzerine, söz konusu icra takibinin mirasçılarına yönlendirildiği; davacı mirasçıların yasal süresi içerisinde icra takibine itiraz etmemesi üzerine icra takibinin işbu mirasçılar bakımından kesinleştiği; davacılar murisinin kredi kartı ürününe ilişkin herhangi bir hayat sigortası bulunmadığından, mezkûr borçtan muris ... mirasçılarının külli halefiyet ilkesi gereğince müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğu beyan edilmiş olup; öncelikle davanın görevsiz mahkemede ikame olunduğundan bahisle davanın usulden reddine; Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise, davanın esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı ... A.Ş. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ise özetle; davacılar tarafından sunulan talebin miktarı dikkate alınarak, Tüketici Hakem Heyetine başvuru zorunluluğu bulunduğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği; anılan davada Tüketici Mahkemelerinin görevli bulunması nedeniyle, Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerektiği; davacılar murisinin dava konusu borcu ile ilgili hayat sigortası bulunmadığından bahisle davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği beyan edilmiş olup; Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın görevsiz Mahkemede açıldığından bahisle usulden reddine; müvekkili bulunan sigorta şirketinin, hayat sigortası kapsamında ödeme yükümlülüğü bulunmadığından bahisle davanın esastan reddine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. III) DELİLLER : ..... Esas Sayılı Dosyası. ... A.Ş. 11/11/2019 Tarihli Tüketici Kredisi Evrakı. ... A.Ş. 11/11/2019 Tarihli Uzun Süreli Tüketici Kredisi Grup Hayat Sigortası Evrakı. IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememizde açılan davanın; davacılar ..., ... ve ... ("davacılar" olarak veya münferiden isimleriyle anılacaklardır) ile davalılar ... A.Ş. ("davalı banka" olarak anılacaktır) ve ... A.Ş. ("davalı sigorta şirketi" olarak anılacaktır) arasındaki "Tüketici Kredi Sözleşmesinden ve Tüketici Kredisi Hayat Sigortası Poliçesinden Kaynaklı Menfi Tespit Davası" olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın konusunun; davacılar murisi tarafından kullanılmış olan tüketici kredisi ile ilgili olarak hayat sigorta poliçesi düzenlenip düzenlenmediği; hayat sigorta poliçesi düzenlendiğinin tespiti halinde ise, söz konusu kredi borcunun işbu sigorta poliçesi kapsamında karşılanması gerekip gerekmediği ve anılan hususlar doğrultusunda, .... Esas sayılı icra takibinde davacıların borçlu olup olmadıklarının tespiti hususlarından ibaret bulunduğu anlaşılmıştır. b) Genel Hukuki Tasnif : 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında açıkça belirtilmekte olduğu üzere; Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu doğrultuda; gerek yasal mevzuat, gerek Yüksek Yargı içtihatları ve gerekse Doktrin incelemeleri dikkate alındığında; "kamu düzenine ilişkin" olan görev kurallarının uygulanmasının, Mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında tetkik edilmesi zorunlu unsurlardan olduğu ve bu doğrultuda gerek tarafların talebi üzerine ve gerekse Mahkeme tarafından re'sen, yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği hususu izahtan varestedir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup; söz konusu düzenleme uyarınca, yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmemektedir. Asliye Ticaret Mahkemelerinin Görev Alanı : 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari Davalar ve Çekişmesiz Yargı İşlerinin Görüleceği Mahkemeler" başlıklı 5. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (2) ... (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4) ..." Yukarıda belirtilen TTK.'nın 4. ve 5. maddelerinde hüküm altına alındığı üzere; öğretide "Mutlak Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve taraflarının "tacir" sıfatları dikkate alınmaksızın 6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesinde belirtilen bentler kapsamında sayılan işlere ilişkin bulunan davalar ile öğretide "Nispi Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve tarafların her birinin "ticari işletmesi ile ilgili olan" davalar Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girmektedir. 6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesi uyarınca mutlak ticari davalar; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda, 4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203. maddelerinde; rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501. maddelerinde; kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519. maddelerinde; komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545. maddelerinde; ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554. maddelerinde; havale hakkındaki 555 ilâ 560. maddelerinde ve saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları olarak belirlenmiştir. Yukarıda belirtilen genel kuralın istisnası mahiyetindeki düzenleme, yine 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 maddesi kapsamında belirlenmiştir. Buna göre; herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen "havale", "vedia" ve "fikir ve sanat eserlerine ilişkin" haklardan doğan davalar da, "ticari dava" niteliğindedir. Tüketici Mahkemelerinin Görev Alanı : 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un, Tüketici Mahkemelerinin görev alanını düzenleyen, "Tüketici Mahkemeleri" başlıklı 73/1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." Anılan Kanun hükmünde de açıkça belirtilmekte olduğu üzere Tüketici Mahkemelerinin görev alanı; "tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklar" olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda Tüketici Mahkemelerinin görev alanının incelenmesinde, öncelikle "tüketici" ve "tüketici işlemi" kavramlarının detaylı olarak tetkik edilmesi önem arz etmektedir. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin, "Tüketici" tanımını düzenleyen (k) bendi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ... ifade eder." 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin, "Tüketici İşlemi" tanımını düzenleyen (l) bendi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ... ifade eder." Yukarıda belirtilen 6502 Sayılı TKHK.'nın 3. maddesi kapsamında da açıkça belirtilmiş olduğu üzere tüketici; "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi"; tüketici işlemi ise "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Bu doğrultuda Tüketici Mahkemelerinin görev alanının; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanan "tüketici gerçek veya tüzel kişilere yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklar" ile "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemden doğan uyuşmazlıklar" olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Asliye Ticaret Mahkemeleri ve Tüketici Mahkemelerinin Görev Sınırları : Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve sair açıklamalar kapsamında da belirtilmekte olduğu üzere; Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Tüketici Mahkemeleri arasındaki görev sınırının belirlenmesinde, öncelikle dava konusu uyuşmazlığın niteliğinin ("ticari iş" veya "tüketici işlemi" olarak) tespiti gerekmekte olup; bununla birlikte dava konusu uyuşmazlık taraflarının "tacir" veya "tüketici" sıfatlarının da belirlenmesi ayrıca önem arz etmektedir. Bu doğrultuda; uyuşmazlık konusunun "ticari iş" olması ve/veya uyuşmazlık taraflarının "tacir sıfatını haiz" bulunduklarının anlaşılması halinde, söz konusu uyuşmazlığın yargılaması Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girmekte; bununla birlikte uyuşmazlık konusunun "tüketici işlemi" olduğunun anlaşılması halinde ise, söz konusu uyuşmazlığın yargılaması Tüketici Mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Bu noktada uyuşmazlık konusunun "sigorta sözleşmesi" veya "bankacılık sözleşmesi" olması ihtimallerine münhasıran belirtilmesi önem arz eden diğer bir husus ise; TKHK.'nın 3. maddesinin (tüketici işlemini tanımlayan) (l) bendinde belirtilen "sigorta sözleşmelerinden" ve "bankacılık sözleşmelerinden" doğan uyuşmazlıklarda görevli Mahkemenin tespitinde (anılan sözleşmelerin münferit nitelikleri doğrultusunda uyuşmazlıkların çözümünün, Asliye Hukuk Mahkemelerinin veya Asliye Ticaret Mahkemelerinin yahut Tüketici Mahkemelerinin görev alanlarına girebilecekleri hususu dikkate alındığında) söz konusu sigorta sözleşmesinin veya bankacılık sözleşmesinin "tüketici işlemi" olarak tanımlanıp tanımlanamadıklarının tespiti gerektiği hususudur. Belirtilen açıklamalardan hareketle, uyuşmazlık konusunun "sigorta sözleşmesi" veya "bankacılık sözleşmesi" olması halinde; söz konusu sigorta veya bankacılık sözleşmesinin, "tüketici işlemi" olduğunun anlaşılması halinde, söz konusu uyuşmazlığın yargılaması Tüketici Mahkemelerinin görev alanına girmekte; bununla birlikte anılan sözleşmelerin "tüketici işlemi" olarak tanımlanmasının mümkün bulunmadığı hallerde ise, söz konusu uyuşmazlığın yargılaması ("ticari iş" olarak tanımlanması veya tanımlanamaması ihtimallerine münhasıran) Asliye Ticaret Mahkemelerinin veya Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanlarına girmektedir. c) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme : Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda Mahkememizce dosya üzerinde yapılan incelemede; taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu bulunan, davacılar murisi ... tarafından imzalanan 11/11/2019 tarihli kredi sözleşmesi incelendiğinde, anılan kredinin "Tüketici Kredisi" olarak tanımlanmış bulunduğu; bunun yanı sıra davacılar vekili tarafından belirtilen 11/11/2019 tarihli hayat sigortası ile ilgili düzenlenen evrak incelendiğinde ise, anılan hayat sigortası sözleşmesinin de açıkça "Uzun Süreli Tüketici Kredisi Grup Hayat Sigortası" olarak tanımlanmış bulunduğu hususları dikkate alındığında; dava konusu kredi sözleşmesinin ve hayat sigortası sözleşmesinin her ikisinin de, 6502 Sayılı TKHK.'nın 3. maddesinde ifadesini bulan "tüketici işlemi" niteliğinde oldukları ve davacılar murisi ...'ın da aynı Kanun hükmü kapsamında ifadesini bulan "tüketici" sıfatını haiz bulunduğu anlaşılmakla; Mahkememizin görevsizliğine ve Tüketici Mahkemesinin görevli bulunduğuna dair, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur. V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Mahkememizin görevli olmadığı ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından, davanın USULDEN REDDİNE; 2) Görevli Mahkemenin, Tüketici Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE, 3) Mahkememiz kararına yönelik, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle, kararın kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde dosyanın, görevli olan .... Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE; 4) İşbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara (Mahkememizce verilen gerekçeli kararın tebliği suretiyle) İHTARINA; 5) Harç ve yargılama giderlerinin; 6100 Sayılı HMK.'nın 331/2. maddesi uyarınca, görevli Mahkeme dosyası kapsamında DEĞERLENDİRİLMESİNE; Dair; davacı vekilinin ve davalı ... A.Ş. vekilinin yüzüne karşı, davalı ... A.Ş. vekilinin yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca .... Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 10/09/2024 Katip .... Hâkim .... ¸ ¸ Gerekçeli Karar