İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/308 E. 2018/79 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/308
- Karar No
- 2018/79
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/308 Esas - 2018/79 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/308 Esas KARAR NO : 2018/79 HAKİM :... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/11/2015 KARAR TARİHİ : 01/02/2018 KARARIN YAZ. TARİH : 26/02/2018 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM : Davacı vekili 16/11/2015 havale tarihli dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Davacının, davalı/borçlu aleyhine, müvekkil şirketin faturadan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla, Samsun 9.İcra Müdürlüğünün 2015/11194 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış olup, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı/borçlu tarafça takibe itiraz edilmiş, davalı tarafça yapılan itirazın haksız ve dayanaksız olduğunu, davalı yanın yetkili icra dairesinin borçlu şirketin bulunduğu Kavak İcra Dairesinde olması gerektiği şeklinde yapılan itirazının kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasında sözleşmeden kaynaklanan bir para alacağına ilişkin borç söz konusu olduğu, takibe alacaklının buyunluğu yer icra dairesinde yapılamsına bir engel olmadğıını, davalı yanın “borçlu bulunmadığı” yönündeki itirazlarının kabulü ile mümkün olmadığını, müvekkille proje tanıtım dosyası hazırlanması için anlaşan davalı, söz konusu tanıtım dosyası hazırlanmasına rağmen, müvekkilce tutulan fatura içeriğine süresinde itiraz etmediği gibi, bedelini de ödememiş, davanın kabulü ile borçlunun vati itirazının iptaline, haksız itiraz üzerine duran takibin devamına, kötü niyetli davalı borçlunun alacağın %20 inden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili 26/11/2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle, Davalının, müvekkilinin davalı davacı ile sözleşme ilişkisinde Kavak Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, bu görev yönünden reddedilmesi gerektiğini, müvekilinin davalı davacı ile sözleşme ilişkisinde bulunmadığı gibi Kavak ilçesinde ikamet ettiğini, bu enednle iş bu davada mahkememiz değil Kavak Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkilği olduğunu, davanın yetki yönünden reddilmesi gerektiğini, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmuş olsa bile göreve ve yetkiye ilişkin yasal kuralların geçerli ve re'sen bazen de itiraz üzerine uyulmasının zorunlu olduğunu, icra takibinde de Samsun 9.İcra Dairesinin yetkisiz olup, Kavak İcra Dairesinin yetkiliği olduğunu, alacaklıya herhangi bir nedenle herhangi bir borcunun olmadığını, borcu kabul etmediklerini, talep edilen işlemiş faizi ve faiz oranının da fahiş olduğunu, öncelikle göre, mümkün olmaması durumunda yetki yönünden reddine, alacağın %20 inden aşağı olmamak üzere tazminata, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı taraftan tahsilinin Mahkememizden talep etmiştir. YARGILAMA SAFAHATI: Bilindiği gibi 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi olup, davalının Kavak ilçesinde ikamet ettiği ve taraflar arasında da bir sözleşme bulunmadığından, yetkili mahkemenin Kavak Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) anlaşılmış, aşağıdaki şekilde mahkememizin yetkisizlik kararı verilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde 05/04/2016 tarihli karar ile Mahkememizin Yetkisizliğine karar verilmiş olup, davacı vekilinin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2017/153 Esas 2017/537 Karar sayılı ve 22/02/2017 tarihli ilamında; " ...Davacı-alacaklının Samsun İcra Müdürlüğü'nde başlattığı icra takibine davalı tarafça ikametgahlarının Kavak ilçesinde olduğu bildirilerek süresinde ve usulüne uygun şekilde icra dairesinin yetkisine ve sözleşme ilişkisinin varlığı da inkar edilerek borca itiraz edilmiş, davacı-alacaklı bu itirazı benimsememiş ve bu davayı Samsun Ticaret Mahkemesi'nde açmıştır. Dosya kapsamından davalının tacir olup olmadığı hususu anlaşılamamaktadır. Bir davanın ticari dava olabilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmelerinden kaynaklanması gerekir. Mahkemece, davalının tacir olup olmadığı araştırılmadan ve görev itirazı üzerinde durulmadan, mahkemenin kendini görevli sayarak yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre de, itirazın iptali davasında, icra dairesinin yetkisine itirazda bulunulması halinde mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelenerek, icra dairesinin yetkisiz olduğu sonucuna varılması halinde mahkemece kendisinin yetkili olup olmadığına bakılmaksızın "yetkili yerde usulüne uygun yapılmış bir icra takibi bulunmadığından" davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir." denilmek suretiyle mahkememiz kararı bozulmuştur. Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. DELİLLER : Samsun 9.İcra Müdürlüğünün 2015/11194 Esas numaralı takip dosyası, tarafların ticari defter ve kayıtları, şirket kayıtları, faturalar, Yargıtay kararları ve tüm dosya kapsamı. KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKÇE: Dava, davacı tarafından davalıya proje tanıtım dosyası hazırlanıp kesilen faturanın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Davaya konu Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/11194 Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, dosyanın incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 06/01/2015 tarihli faturaya dayalı 21/10/2015 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, 4.425,00 TL asıl alacak, 369,12 TL 06/01/2015 - 19/10/2015 işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.794,12 TL üzerinden takibe geçildiği, davalıya ödeme emrinin 27/10/2015 tarihinde tebliğ edildiği davalı tarafından 02/11/2015 tarihli dilekçesi ile yetkiye, borca ve faiz ile ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu anlaşılmıştır. Davalı icra dosyasına yapmış olduğu yetkiye yönelik itirazının değerlendirilmek üzere, ön inceleme duruşmasında davacı vekiline taraflara arasında bir sözleşmenin bulunup bulunmadığı sorulmuş, davacı vekilince taraflar arasında sözlü ya da yazılı bir sözleşme bulunmadığını, faturaya dayalı bir alacak davası olduğunu beyan etmiştir. Uyuşmazlık, davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığı ve belirlenecek niteliğine göre davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi mi Asliye Ticaret Mahkemesi mi olduğu, sonrasında ise taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı ve davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konularında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'nda yeterli görülmüştür. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu doğrultu da; davalının tacir olup olmadığının tespiti için Kavak Vergi Dairesine, Kavak Esnaf Odasına, Samsun Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış olunup gelen cevabi yazılar incelendiğinde, davalı ...'nın Samsun Ticaret Sicil Müdürlüğünde kaydının olmadığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odasında 16/04/2014 tarihinde 3299 sıra numarası ile Kümes hayvanları yetiştiriciliği ve ticareti mesleği adı altında üyeliğinin devam ettiği, Kavak Mal Müdürlüğünün cevabi yazısında ise davalı ...'nın 08/10/2013 tarih itibariyle Kümes Hayvanları Yetiştiriciliğinden dolayı gerçek usulde vergilendirmeye tabi olduğu faaliyetine devam ettiğinin bildirildiği görülmüştür. Eldeki dava Ticaret Kanununda ve özel kanunlarda düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığından işbu davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Davacı tacir olmakla birlikte gerçek usulde vergilendirmeye tabi tutulan davalının faaliyetlerinin esnaf faaliyeti kapsamında kaldığı birinci sınıf tacir olmadığı ve davaya konu uyuşmazlığında mutlak ticari davalardan olmadığı görülmekle davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu hukuki kanaatine varılarak mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2- HMK'nun 20. maddesi uyarınca, dosyanın karar kesinleştiğinde iki hafta içerisinde başvurulması halinde görevli Samsun Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Yargılama gideri ve harç açısından HMK'nun 20 ve 331. maddeleri nazara alınarak süresinde başvurulması halinde görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, süresinde başvurulmaz ise, talep halinde mahkememizce bu hususun karara bağlanmasına. Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usülen anlatıldı.01/02/2018 Katip... Hakim ... İş bu dosya ile ilgili 01/02/2018 tarihinde karar verildiği HMK nın 294 /4 maddesi gereği kararın 1 ay içinde yazılması gerektiği ancak Hakimler ve Savcılar Kurulunca 16/02/2018 tarihinde, karar veren hakim ( ... ) ...'in açığa alınması nedeniyle gerekçeli kararın kararı veren hakim tarafından yazılmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 299. Maddesindeki " Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli karar imzalanmadan, hâkim ölür veya herhangi bir sebeple imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar. Toplu mahkemelerde böyle bir durumun gerçekleşmesi hâlinde, hüküm diğer hâkimler tarafından imzalanır ve başkan veya en kıdemli hâkim tarafından, hükmün altına diğer hâkimin imza edememesinin sebebi yazılarak imza olunur." hüküm gereğince yetkilendirilen hakim ( ... ) ... tarafından tefhim edilen hükme uygun gerekçe yazılması gerekmiştir. Katip ... Hakim ... Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır.