İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/385 E. 2024/655 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/385
Karar No
2024/655
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/385 Esas - 2024/655 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/385 Esas KARAR NO : 2024/655 BAŞKAN : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : .... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/06/2024 KARAR TARİHİ : 13/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili davalı hakkında başlatılan Sakarya 1. İcra Dairesi 2024/3630 Esas sayılı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı tarafın çıkartılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. Sakarya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2024/3630 Esas sayılı icra takip dosyası Uyap Sistemi üzerinden dosyamız arasına kaydedilmiş, İcra dosyası incelenmiştir. Takip talebinde ve ödeme emrinde alacağın sebebi olarak lehtarı davacı keşidecisi ise dava dışı bir şirket olan 134.000,00-TL bedelli çekin gösterildiği anlaşılmıştır. Bu çekte davalı şirket borçlu olarak yer almamaktadır. Çekin arkasında ciro olup olmadığı görülmemekle birlikte çek arkasında ilk cironun lehtara ait olması gerekliliği ve çekin lehtar tarafından davalıya ciro edilmiş olması ve davalının da geriye cirosunun bulunması ihtimalinde dahi davalının bu çek sebebiyle davacıya karşı sorumluluğundan bahsetmek mümkün değildir. Davacı icra takibinde (satış sözleşmesi, teslim edilmeyen malın bedelinin iadesi gibi) başkaca bir sebep göstermemiştir. Davacı icra takibini davalıdan alacaklı olamayacağı bu çeke dayandırmış iken dava dilekçesinde -icra takibinde borcun sebebi olarak göstermediği- davalı ile aralarındaki satış sözleşmesinde malın teslim edilmemesi ve bu satış bedeli olarak ciro edilen ve bankaya ibrazında tahsil edilmiş olan (takibe dayanak) çekin bedelinin istirdadı talebini ileri sürmüştür. Görüldüğü üzere takipte dayanılan sebep ile itirazın iptali davasında dayanılan sebepler farklıdır. İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. İtirazın iptali davası itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı yan isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. Diğer taraftan, İİK’nin 67.maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açamamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun itirazının iptali ile 2004 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarih, 2022/11-66 Esas, 2023/534 Karar sayılı kararı). Bu davanın açılabilmesi ve davanın esası hakkında karar verilebilmesi için 6100 sayılı Kanun’daki genel hükümlerin yanı sıra itirazın iptali davalarına özgü bazı dava şartlarının bir arada bulunması gerekir. Bunlar; alacaklının dava ve takipte hukuki yararının bulunması, geçerli bir ilâmsız icra takibi yapılmış olması, süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunması (İİK md. 60), davanın itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açılmasıdır (İİK md. 67). (Yargıtay HKG, T.15.11.2023, E.2022/3-1269, K.2023/1106 ) İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. (Yargıtay HGK 2017/(19)11- 1309 E. 2021/377 K.) 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58/4. maddesinde; senet, senet yoksa borcun sebebinin, takip talebinde gösterilmesi gerektiği, aynı maddenin 3. fıkrasında da, "alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdiinin mecburi ” olduğu hususları hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 60. maddesinde ise; ödeme emrinin, alacaklı veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılması lâzım gelen kayıtları ihtiva edeceği, 61. maddenin ilk fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca da; takip belgeye dayanıyorsa, belgenin tasdikli bir örneğinin ödeme emrine bağlanacağı, hükümlerine yer verilmiştir. Somut olayda itirazın iptali istenen takip dosyasının takip talebinde borcun sebebi olarak "25.10.2023 tarihinde gönderilen çek bedeli 134.000,00 TL" ifadeleri kullanılmış, dayanak belge olarak davalının davacıya karşı borçlu olmadığı/olamayacağı çek sureti sunulmuştur. Takip talebinde yazılan bu sebep dışında aralarındaki satış sözleşmesine konu malın teslim edilmemesi sebebiyle bedel iadesi gibi takibe konulan borcun kaynağını gösteren bir ifadeye yer verilmemiştir. Kamu gücünün kullanıldığı icra takibinde takip talebinde bulunması gereken (borcun açıkça sebebi vs) unsurları düzenleyen İİK 58 maddesi kamu düzenine ilişkin olduğundan bu konudaki eksiklik takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptali davasında resen nazara alınmalıdır. Borcun sebebinin takip talebinde açık olmaması, dayanak belge ile ilişkilendirilememesi karşısında bu şekilde gösterilen borç sebebinin usulüne uygun olmadığı, borcun sebebinin takip talebinde açık bir şekilde bildirilmediği gibi aynı şekilde ödeme emrinde de borcun sebebinin geçerli şekilde gösterilmediği, itirazın iptali davasında takip talebinde belirtilmeyen sebebin dayanak olarak sunulamayacağı, satış ilişkisinin ve satışa konu malın teslim edilmemesi sebebiyle bedel iadesi isteminin icra takibinde borcun dayanağı olarak gösterilmediği, bu haliyle icra takibinin İİK 58 maddesinde emredici şekilde düzenlenen ve kamu düzenini ilgilendirdiğinden resen gözetilmesi gereken şekilde yapılmadığı, geçerli bir icra takibinden bahsedilemeyeceği (aynı yönde Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2016/30841 Esas 2018/3808 Karar sayılı emsal kararı), itirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli icra takibi bulunması dava şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. Davacının dava dilekçesinde vakıa olarak ileri sürdüğü hususlar ve iddiaları itiraza uğrayan icra takibini aşar nitelikte vakıalar ve talepler içermektedir. Dava dilekçesinde ilk kez ileri sürülen bu iddia ve vakıalar takibe sıkı sıkıya bağlılık kuralı gereği takip talebinde yer almadığından itirazın iptali davasında vakıa ve delil olarak nazar alınamaz. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Dava açılırken maktu harç yatırıldığından iadesi gereken harç bulunmadığının tespitine, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığının tespitine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Ara buluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL ara bulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereği taraflara talep aranmaksızın tebliğine, 8-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, mahkememize verilecek yada başka yer asliye ticaret mahkemesi aracılığıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/11/2024 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/385, K. 2024/655, T. 13.11.2024, www.arakarar.com/karar/sakarya-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-385-e-2024-655-k-7f79dedf21a5