İlk Derece Mahkemesi · Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/758 E. 2024/820 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/758
- Karar No
- 2024/820
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... "TÜRK MİLLETİ ADINA" T.C. GEREKÇELİ KARAR KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO: BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : 1- VEKİLİ : 2- VEKİLİ : DAVA : TAZMİNAT DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı taraf vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı sürücü ...' in sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile seyir halinde iken Beyşehir Çevre Yolu Caddesi istikametine doğru seyreden müvekkili ... sevk ve idaresindeki motosikletin ön kısmına çarparak müvekkilinin ağır derecede yaralanmasına sebep olduğunu, oluşan kazada davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunu, tutulan trafik kaza tutağında müvekkiline tali kusur atfedildiğini, bu durumun taraflarınca kabul edilmediğini, mahkemece yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunun görüleceğini, N.E.Ü. Meram Tıp Fakültesi hastanesince müvekkiline tanzim edilen raporda müvekkilinin %23 oranında kalıcı sakatlığının bulunduğunun bildirildiğini, ancak müvekkilinin gerçek zararının daha fazla olduğunu, bu durumun yargılama aşamasında netleşeceğini, davalı sürücünün sevk ve idaresindeki araç davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalandığını, davalı sigortasına yapılan başvuru nedeniyle hasar dosyasının açıldığını, ayrıca arabuluculuk görüşmesinden de herhangi bir sonuç alınamadığını, müvekkilinin kaza tarihinde henüz 25 yaşında olduğunu, müvekkilinin kazada ağır yaralandığını ve kaza sonrasında uzun tedavi süreci gördüğünü, müvekkilinin vücudunda ağır hasarlar meydana geldiğini, herhangi bir sağlık güvencesi olmayan müvekkilinin ciddi zorluklar yaşadığını, hayatta kalmak için yardıma muhtaç hale geldiğini, müvekkilinin dava sonunda hak etme ihtimali yüksek olan tazminatlarının tahsil edilebilmesi için davalı ...' in kaza yaparak müvekkiline zarar verdiği ... plakalı aracı, adına kayıtlı başkaca menkul ve Konya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel, Konya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel üzerindeki gayrimenkulleri ile adına kayıtlı başkaca gayrinmenkulleri ile banka hesapları, posta çeki hesaplarına ihtiyati haciz konulmasını, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin daha fazla zor durumda kalmaması amacıyla TBK 76. Maddesi gereği şimdilik 20.000,00 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak taraflarına geçici olarak ödenmesine, ileride artırılmak üzere şimdilik 16.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 2.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 1.000,00 TL bakıcı giderinin, 1.000,00 TL SGK tarafından karşılanmayan ve faturalandırılamayan tedavi giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olarak temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı taraf vekili 17/05/2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile özetle; davalı sigorta şirketi tarafından iki parça halinde toplam 356.057,00 TL taraflarına ödeme yapıldığını, bu nedenle hesaplanan tutardan bu bedelin düşülerek talep artırımında bulunacaklarını, dava dilekçesinde 16.000,00 TL talep ettikleri kalıcı iş göremezlikten kaynaklı tazminat alacaklarının bedelini 1.053.760,00 TL' ye, yine dava dilekçesinde 2.000,00 TL olarak talep ettikleri geçici iş göremezlikten kaynaklı tazminat alacaklarının bedelini 13.641,08 TL ye, yine dava dilekçesinde 1.000,00 TL olarak talep ettikleri kaçınılmaz giderin 6.000,00 TL' ye, yine dava dilekçesinde 1.000,00 TL olarak talep ettikleri bakıcı giderinin 1.852.445,79 TL' ye yükseltiklerini, sözü geçen bedellerin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı taraf vekili 26/06/2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile özetle; 17/05/2022 tarihli talep artırım dilekçesinde 1.053.760,00 TL talep ettikleri kalıcı iş göremezlikten kaynaklı tazminat alacaklarının bedelini 6.470.046,17 TL' ye, yine aynı dilekçede 1.852.445,79 TL talep ettikleri bakıcı giderinin 8.387.348,74 TL' ye yükseltiklerini, diğer alacak kalemleri yönünden daha önceki ıslahları gibi aynen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin olayda tamamen kusursuz olduğunu, davacının ise %100 oranında kusurlu olduğunu, dosyada olaya ilişkin bir raporun yer almadığını, şayet varsa aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, olaya ilişkin başlatılan savcılık soruşturmasının devam ettiğini, bu soruşturmanın neticesinin beklenmesini talep ettiklerini ve neticeten müvekkilinin kusursuz olması nedeniyle dava ile ilgili tüm taleplerin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkının ortadan kaldırıldığını, dava öncesinde sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun getirildiğini, haliyle başvurunun tam yapılması gerektiğini, davacı tarafından yapılmış geçerli bir başvurunun söz konusu olmadığını, müvekkili sigorta şirketince davacıdan eksik evrakların giderilmesi talep edilmesine karşılık davacı taraf eksik belgeleri tamamlamadan işbu davayı açtığını, bu nedenle eksik başvuru nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacının maluliyet oranının kesin ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini, maluliyet tazminatına ilişkin tazminat hesabının ZMS sigortası genel şartları ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin trafik poliçesi teminatının dışında olduğunu, bu giderlerin SGK' nın sorumluluğunda olduğunu, davacı müvekkiline usulüne uygun başvuruda bulunulmadığı için müvekkili şirketin temerrüde düşmediğinin izahtan vareste olduğunu, bu nedenle müvekkilinin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağından bahisle davcının teminat dışı geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerinin reddine, fazlaya dair taleplerinin de reddine, her durumda müvekkili şirketin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir. Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır. Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir. Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Somut olayda davacı, davaya konu trafik kazası neticesinde yaralandığını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı ve tedavi gideri tazminatı istemlerinde bulunmuştur. Davaya konu 01/02/2019 tarihli trafik kazasının 01.02.2019 günü, saat 21.25 sıralarında, davalı sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan, diğer davalı ... Sigorta A.Ş.'ye Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı otomobiliyle ... sokak üzerinden gelip, kaza yeri olan üç kollu T kavşakta sağa dönüş manevrası yaparak ... Caddesine katıldığı sırada, ... Caddesinde seyretmekte olan, ...'in kullandığı motosikletin ön kısımlarının, ... plakalı otomobilin sol yan kısımlarıyla çarpışması neticesinde meydana geldiği ve kaza tespit tutanağı içeriğine göre kaskının takılı olup olmadığının belirsiz olduğu anlaşılmıştır. Kaza sonrasında görevli kolluk tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile, trafik kazasının oluşmasında davalı ...' in asli, davacının ise tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce tanzim ettirilen 09/11/2019 tarihli bilirkişi raporu ile davaya konu trafik kazısının oluşmasında davalı ...' in %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğu, Karayolları Fen Heyetinde görevli bilirkişiler tarafından tanzim edilen 03/01/2020 tarihli bilirkişi raporu ile de davalı ...' in %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğunun mütalaa edildiği ancak ceza dosyasından tanzim edilen 31/03/2022 tarihli ATK raporu ile tespit edilen kusur oranlarının bu raporlar ile çelişkili olması nedeniyle yeni bir rapor tanzimine karar verildiği ve 01/03/2024 tarihli İTÜ raporu ile davalı ...' in %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce, 01/03/2024 tarihli İTÜ raporundaki tespitlerin dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olması nedeniyle, davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı ...' in %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu kapsamda öncelikle zarar görenlerin davaya konu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelip gelmediğinin tespiti için hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmelidir. Maluliyetin tespiti yönünden hangi yönetmeliğin uygulanacağına ilişkin KTK'da ve TBK'da açık hüküm bulunmadığından bu boşluğun içtihatlarla doldurulması gerekmektedir. Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin süregelen uygulamasına göre; 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddeleri ile genel şartlara yapılan atfın 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle genel şartların ve Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin kalmadığı gerekçesiyle, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 08/02/2023 tarihli, ... E ... K sayılı kararı) AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı karşısında genel şartların uygulanma kabiliyetinin kalmadığı açık ise de, iptal kararı Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Her ne kadar 01/06/2015 tarihli Genel Şartlar'da bu yönetmeliklere atıf yapılmakta ise de bu yönetmelikler genel şartlardan bağımsız olup, genel şartlara yapılan atfın hatta doğrudan genel şartların yürürlükten kaldırılması bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel değildir. Zira bu yönetmeliklerin dayanağı 01.06.2015 tarihli genel şartlar olmayıp, Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği'nin 3. Maddesinde, Erişkinler ... Yönetmeliği'nin de yine 3. Maddesinde belirtildiği üzere bu yönetmeliklerin dayanağı kanundur. Dolayısıyla bu yönetmelikler ya da yönetmeliğe dayanak teşkil eden kanunlar yürürlükten kalkmadığı sürece bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Bunun yanında her ne kadar Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesi ile birlikte uygulanmaya başlanmış ise de; bu yönetmeliğin 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, yürürlüğe girdiği tarihten 01.06.2015 tarihine kadarki süreçte de uygulanmasına engel bir halin olmadığı, ancak yargı kararları ile bu süreçte Çalışma Gücü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının tercih edildiği, tercihin bu yönde kullanılmasına bir engel olmadığı gibi aksi yönde kullanılmasına da bir engel olmadığı, ancak 2918 sayılı KTK'daki atıf nedeniyle 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte bu tarihten itibaren Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının bir zorunluluk olduğu, AYM iptal kararının sadece bu zorunluluğu ortadan kaldırdığı, dolayısıyla yargı organlarının takdir hakkını kullanarak yürürlükte olan yönetmeliklerden herhangi birisini tercih etmesinin mümkün olduğu, Yargıtayca bu takdir hakkı kapsamında hangi tarihler arasında hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik oluşturulan uygulamanın yerleşik hale geldiği, Yargıtay ve diğer BAM uygulamalarının aksine Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı yönündeki kabule açık yasal bir engel yoksa da TMK'nın 4. maddesi uyarınca kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği, hakimin takdir hakkını kullanırken keyfi uygulamalardan kaçınmasının gerektiği, yerleşik ve genel kabul gören uygulamaların aksine hareket edilmesinin adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil edeceği ve yargıya güveni ortadan kaldıracağı, Yargıtay uygulamasının da herhangi bir yasa hükmüne aykırılık teşkil etmemesi karşısında KONYA BAM . HD'NİN ANILAN GÖRÜŞÜNE İŞTİRAK EDİLMEMİŞTİR. Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden maluliyetin tespitinde Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının Erişkinler ... Yönetmeliği'nin uygulanmasına engel bir yönü yoktur. Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşik hale gelen uygulamasına göre; maluliyet belirlemesinin, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Emsal ilam:Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K) Davaya konu trafik kazası 01/02/2019 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının kalıcı sakatlığının bulunup bulunmadığının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. NEÜ Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 24/06/2019 tarihli maluliyet raporu ile, davacının yaralanmasının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %23 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, davacının geçici iş göremezlik süresinin 12 ay, başkasının yardımına muhtaç olduğu sürenin 12 ay ve tedavi gideri zararının 7.000,00 TL olduğu belirlenmiştir. Ancak bu rapor ile tespit edilen sürekli iş göremezlik oranı geçici olduğundan bu rapora itibar edilmemiştir. SÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 20/04/2020 ve 23/11/2020 tarihli maluliyet raporları ile, davacının yaralanmasının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %95 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, davacının geçici iş göremezlik süresinin 9 ay, tedavi gideri zararının 8.000,00 TL olduğu ve davacının ömür boyu bir başkasının yardımına muhtaç olacağı belirlenmiştir. Daha önce tanzim edilen raporlar arasında çelişki mevcut olduğundan Adli Tıp 2. İhtisas Kurulundan yeni bir rapor tanzimine karar verilmiş ve 29/11/2021 tarihli rapor ile davacının yaralanmasının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %96 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, davacının geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olduğu ve davacının ömür boyu bir başkasının yardımına muhtaç olacağı belirlenmiştir. 29/11/2021 tarihli rapordaki değerlendirilmelerin dosya kapsamına uygun olduğu kabul edildiğinden davacının kalıcı sakatlık oranının %96, geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olduğu ve davacının ömür boyu bir başkasının yardımına muhtaç olacağı kabul edilmiştir. Yine tedavi gideri zararı yönünden 23/11/2020 tarihli raporun dosya kapsamına uygun olduğu kabul edilmiş ve tedavi gideri zararının 8.000,00 Tl olduğu sonucuna varılmıştır. Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda 2918 sayılı KTK'da ve 6098 sayılı TBK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda hesaplamanın yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerekir. Hesaplamalarda prograsif rant yönteminin uygulanması konusunda herhangi bir görüş farklılığı yoksa da bakiye yaşam süresinin tespitinde hangi yaşam tablosunun esas alınacağı konusunda Konya BAM . HD. nin uygulamaları ile Yargıtay uygulamaları farklılık arz etmektedir. Konya BAM . HD.'nin yerleşik hale gelen uygulamalarına göre, 2918 sayılı KTK ile genel şartlara yapılan atfın, AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle bakiye yaşam süresinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 17/02/2023 gün ve ... E ... K) TRH 2010 yaşam tablosunun, genel şartların yürürlüğe girmesiyle uygulanmaya başlandığı, önceki dönemde PMF 1931 yaşam tablosunun uygulandığı bilinen bir gerçektir. Genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin uygulamalarına istinaden PMF 1931 yaşam tablosu esas alınmaktaysa da TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına da engel yasal bir düzenleme bulunmamaktaydı. Genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KTK'da genel şartlara yapılan atıflar nedeniyle, hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması yasal bir zorunluluk haline gelmiş, devam eden süreçte ise AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı ile bu zorunluluk ortadan kalkmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, iptal kararı ile sadece bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararı TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasını imkansız hale getirmemiştir. Gelinen aşamada, mahkemeler takdir yetkisi kapsamında gerek PMF 1931 yaşam tablosunu, gerekse TRH 2010 tablosunu esas alabilecektir. Ancak takdir hakkının, 4721 sayılı TMK'nın 4. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak kullanılması gerekir. Bu takdir hakkı kapsamında, genel kabul gören yaşam tablosunun esas alınması hakkaniyete daha uygun olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02/12/2021 tarihli, ... E, ... K sayılı ilamı ve 21/12/2021 tarihli, ... E., ... K sayılı ilamı ile bakiye yaşam süresinin tespitinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğine işaret etmiştir. Yine, Yargıtay Daireleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin uygulamaları da bu yönde olmuştur. Bu nedenle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının hakkaniyete daha uygun olacağı kabul edildiğinden, Konya BAM . HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alınmasına yönelik görüşüne iştirak edilmemiştir. Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasına engel bir yönü yoktur. 25/06/2024 tarihli hesap raporu ile, kusur durumuna göre davacının sürekli iş göremezlik zararının yapılan ödemenin mahsubundan sonra 6.470.046,17 TL, geçici iş göremezlik zararının 13.641,08 TL ve tedavi gideri zararının 6.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Yine 05/04/2024 tarihli hesap raporu ile davacının bakıcı gideri zararının 8.387.348,74 TL olduğu belirlenmiştir. Bahsi geçen raporların yukarıda yazılı kriterlere uygun olduğu kabul edildiğinden davacının bakiye sürekli iş göremezlik zararının 6.470.046,17 TL, geçici iş göremezlik zararının 13.641,08 TL, bakıcı gideri zararının 8.387.348,74 TL ve tedavi gideri zararının 6.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dik0kate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda mahallinde yapılan keşifte dinlenen tanıklar davacının kaza esnasında kaskının takılı olmadığını belirtmişlerdir. Konuya ilişkin olarak tanzim edilen 04/11/2024 tarihli rapor ile meydana gelen kazada yaralanmanın şiddetini belirleyen bölgelerin göğüs ve omurga bölgesinde meydana gelen yaralanmalar sonucu oluştuğu, yaralanma ağırlığını ciddi şekilde arttırabilecek kafa içi kanama beyin doku harabiyeti tarif edilmediği, yüz bölgesinde kesiler, ekstremitelerde sıyrık kesi ve kırıklar tespit edildiği dikkate alındığında şahsın kaza anında kask ve koruyucu ekipman kullanmamasının yaralanma ağırlığını %10 (yüzde on) oranında arttırabileceği, kask ve koruyucu ekipman kullanmış olsa dahi şuanki yaralanma ağırlığında %90 oranında değişiklik oluşmayabileceği mütalaa edilmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacının yaralanmasının kafa bölgesinde olmayıp göğüs ve batın kısmında olması, yaralanmanın derecesini bu bölgeden alınan hasarın belirlemesi, kafa bölgesinde sadece sıyrıkların bulunması, yine davacının kaburga ve omurilik hasarı nedeniyle alt bölgesinin felç olması, yine 04/11/2024 tarihli rapor içeriği dikkate alındığında davacının korucuyu ekipman kullansa dahi mevcut arızasının meydana gelebileceğinin mütalaa edilmesi karşısında, davacının koruyucu ekipman kullansa dahi mevcut yaralanmasının meydana geleceği kabul edildiğinden hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. Davacı vekili, 17/05/2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı istemini 1.053.760,00 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı istemini 13.641,08 TL'ye, bakıcı gideri tazminatı istemini 1.852.445,79 TL'ye ve tedavi gideri tazminatı istemini 6.000,00 TL'ye çıkarmış, 26/06/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile ise sürekli iş göremezlik tazminatı istemini 6.470.046,00 TL'ye, bakıcı gideri tazminatı istemini 8.387.348,74 TL'ye yükseltmiştir. Davaya konu trafik kazası 01/02/2019 tarihinde gerçekleşmiş olup kaza tarihi itibariyle geçerli poliçe limiti sakatlanma ve sağlık gideri yönünden ayrı ayrı olmak üzere 360.000,00 TL dir. Davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 356.330,00 TL tutarında ödeme yapılmış olup bu ödemenin sakatlanma klozu teminat limitinden mahsup edilmesi gerekir. Bu yönde yapılan mahsup neticesinde davacının davalı sigorta şirketinden talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 3.670,00 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Davacının diğer zararları yönünden ise davalı sigorta şirketinin sorumluluğu sağlık gideri klozu poliçe limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlıdır. Bu kapsamda eldeki davada davacının davalı sigorta şirketinden talep edebileceği toplam tazminat tutarının 363.670,00 TL olduğu sonucuna varılmış ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bu tutar ile sınırlandırılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında davacının %25 oranında, davalı ...' in ise %75 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde yaralanan davacının sürekli iş göremezlik zararının 6.470.046,00 TL, geçici iş göremezlik zararının 13.641,08 TL, bakıcı gideri zararının 8.387.348,74 TL ve tedavi gideri zararının 6.000,00 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin kazaya karışan ... plakalı aracın ZMMS sigortacısı olması diğer davalının ise aynı aracın hem sürücüsü hem de işleteni olması nedeniyle oluşan bu zarardan müteselsilen sorumlu oldukları, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun ise poliçe limiti ile sınırlı olduğu sonucuna varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı, dava dilekçesi ile sigorta şirketi yönünden talebini poliçe limiti ile sınırladığından, her ne kadar 17/05/2022 tarihli talep artırım dilekçesi ve 26/06/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile sigorta şirketi yönünden talebini sınırlamamışsa da dava dilekçesindeki sınırlamanın bu dilekçelere de sirayet edeceği kabul edildiğinden davalı sigorta şirketi lehine yargılama giderine hükmedilmesinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir. (Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamı) Anılan nedenlerle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM- Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KABULÜ ile; 6.470.046,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 13.641,08 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 8.387.348,74 TL bakıcı gideri tazminatı ve 6.000,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 14.877.035,82 TL tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu (sakatlanma teminat klozu bakiye poliçe limiti olan 3.670,00 TL ile sağlık gideri teminat klozu poliçe limiti olan 360.000,00 TL'nin toplamı olan) 363.670,00 TL ile sınırlı olması kaydıyla, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 22/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... yönünden ise 01/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 1.016.250,31 TL harçtan, peşin alınan 50.815,23 TL harcın mahsubu ile bakiye 965.435,08 TL eksik harcın (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 23.600,11 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.320,00 TL yargılama giderinin davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 4-Davacı tarafından yapılan 50.815,23 TL harç giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 1.242,18 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 358,40 TL harç gideri, 2.057,10 TL S.Ü. maluliyet raporu gideri ve 17.072,50 yargılama gideri olmak üzere toplam 19.488,00 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 476,38 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 756.770,36 TL vekalet ücretinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 58.187,20 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 30 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 0,73 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere, Başkan ... ile Üye Dr. ... muhalefeti ve oyçokluğuyla verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. Başkan Üye ... Üye Katip MUHALEFET GEREKÇESİ: Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında "Davacı taraf, ıslah dilekçesinde davalı sigorta şirketi açısından “poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı” şeklinde bir ibare kullanmaksızın bilirkişilerce tespit olunan 273.254,47 TL’nin tüm davalılar açısından ıslahına karar verilmesini talep etmiştir. Her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde sigorta şirketi açısından “poliçe limiti uyarınca” diye belirtmiş ise de ıslah dilekçesinde talep sonucunu ıslah etmiş davalı sigorta şirketinin tüm tazminattan sorumlu tutulması gerektiğini belirtmiştir. Dava konusu kaza tarihi itibarı ile trafik sigorta poliçe teminat limitinin 150.000,00 TL olduğu gözetildiğinde mahkemece davacı tarafın ıslah dilekçesindeki son talebi ile bağlı kalınarak sigorta şirketi açısından davanın 150.000,00 TL yönünden kabulü ile 123.254,74 TL yönünden reddine karar verilmeli ve davalı sigorta şirketi lehine reddolunan kısım üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklinde belirtildiği üzere davacı talep artırım ve ıslah dilekçesi ile davalı sigorta şirketi yönünden talebini poliçe limitiyle sınırlamadığından, poliçe limitini aşan kısım yönünden davalı sigorta şirketine yönelik davanın reddine karar verilmesi ve reddedilen kısım yönünden sigorta şirketi lehine yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum. ... Başkan-... MUHALEFET GEREKÇESİ: Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında Konya BAM 3. Hukuk Dairesinin kararları nazara alınarak PMF 1931 yaşam tablosunun esas alınması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun maddi tazminat davasına ilişkin kararına muhalefet ediyorum. ... Üye Hakim-...