İlk Derece Mahkemesi · Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/2 E. 2025/718 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/2
Karar No
2025/718
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : KARAR NO :

HAKİM : KATİP : DAVACI : 1- 2- VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAHİLİ DAVALI : VEKİLİ :

BİRLEŞEN KONYA .ASLİYE TİC MAH. ... ESAS SAYILI DOSYASINDA

DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davadaki davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 08/08/2015 günü sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Konya istikametinden Aksaray istikametine seyri sırasında direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza neticesinde araç içerisinde yolcu olarak bulunan ...'in hayatını kaybettiğini, ... plakalı aracın kaza tarihinin kapsayan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ... Sigorta şirketi tarafından hazırlanmış ise de ... Sigorta'nın ... Hesabına devrolması ile ... Hesabının sorumlu olduğunu, bu sebeplerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, destekten yoksunluk nedeniyle ölenin eşi ... için 100,00 TL, ölenin oğlu ... için 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın müracaat tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, dava harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da bu beyanlarını tekrar etmiştir. Asıl Davadaki davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Sigorta A.Ş’ne T.C Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından el konulduğunu, bu şirketin tüm ödeme işlemlerini kendi bünyesinde gerçekleştirdiğini, ... Sigorta A.Ş' nin müvekkili kuruma devrinin söz konusu olmadığını, iş bu davadan ötürü müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddini ve davanın ... Sigorta A.Ş'ne ihbarını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kamu kurumu niteliğini haiz müvekkili ... hesabı, ... hesabı yönetmeliğı’nin 9 ve 15. maddeleri esaslarına uygun olarak yapılan müracaatı değerlendirerek, yönetmeliğin 14. maddesi kapsamında tespit edilen tazminat miktarını hak sahiplerine ödeyecekken, davacı tarafından dava öncesinde başvuru yapılmadığını, bu sebeple müvekkili kurum davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu sebeplerle davanın usul ve esasa ilişkin olarak sundukları gerekçeler dikkate alınarak reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davacıya tahmil edilmesini talep etmiştir. Asıl davada davacı vekili tarafından sunulan dahili dava dilekçesi ile dahili davalı olarak davaya ... Sigorta'nın eklenmesi talep edilmiş, Mahkememizce söz konusu talep kabul edilmiş, dahili davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, dahili davalı ... Sigorta vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; 08.08.2015 tarihli trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirkette zorunlu mali mesuliyet ( trafik) sigortası ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçeye göre teminatlarının ölüm halinde kişi başı 290.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, ...'in vefatı nedeniyle ... ..., ... ve ...’e 15.01.2016 tarihinde toplam 129.949,00 TL ve ... ve ... ’e 08.04.2016 tarihinde 18.237,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, müvekkili şirkete tüm belgelerle birlikte kaza ve hasar ihbarında bulunulmadığını, bu sebeplerle usul ve esastan davanın reddini, dava açılmasına sebebiyet vermediklerinden temerrütlerinin söz konusu olmadığı için aleyhlerine masraf, faiz ve avukatlık ücretine hükmolunmamasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; 08/08/2015 günü sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile direksiyon hakimiyetini kaybettiğinden trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde araçta yolcu olarak bulunan ... ...'in yaralandığını, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketinde sigortalı olduğunu, müvekkilinin maluliyetinin %12 olarak belirlendiğini ancak bu oradan fazla maluliyeti olduğunu düşündüklerini, müvekkilinin kazadan sonra hayatının maddi olarak zor bir hal aldığından bahisle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili, yargılama gideri ve ücreti vekalet talep ve dava etmiş , duruşmada da bu beyanını tekrar etmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi tahtında sigortalandığını, işbu poliçe ile kişi başına toplam 290.000,00 TL’lik sakatlanma ve ölüm zararı teminatı sağlandığını, davacı 21.10.2016 tarihinde müvekkili kurumdan 66.528,00 tl maluliyet tazminatı aldığını, müvekkili kurum davacıya yapılan ödeme ile hesap borçtan ve yükümlülükten kurtulduğunu, davacılar tarafından imzalanan ibranamenin geçerli olduğunu ve borcu ortadan kaldırdığını, geçici iş görmezlik dönemi tazminat hesabına dahil edilmemesi gerektiğini, dava tarihi öncesinde müvekkili şirket tarafından davacıya ödeme yapıldığını ve müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğu yerine getirildiğini, alacağa yasal faiz işletilmesi hukuka uygun olacağını, bu sebeplerle davanın usul ve esasa ilişkin olarak sundukları gerekçeler dikkate alınarak reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davacıya tahmil edilmesini talep etmiştir. ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, TOPLANAN DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından verilen 21/03/2024 tarih ve ... sayılı kararın, Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 24/12/2024 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla "-Davacı tarafın ve davalı sigortanın kusur itirazında; Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Yine aynı kanunun, 50. Maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun "Tazminatın İndirilmesi" başlıklı 52. maddesinde; "Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir. İncelemeye konu mahkeme dosyasında hükme esas alınan, olayla ilgili raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği Karayolları Fen Heyeti'nin kusur raporu, tüm dosya kapsamındaki deliller nazara alınarak, asıl dosya davacıları küçük Kenan'ın ve onun davranışlarından sorumlu babası diğer davacı Sefa'nın, yukarıda yazılı Borçlar Kanunun 52. Maddesi gereğince zarar görenler olarak kusurlu davranışları ile zararın oluşmasına/artmasına neden olmaları nedeniyle kendilerine yüzde yetmiş oranında kusur izafe edilmesi yerinde olup, davalı sigortanın sigortalısı aracın sürücüsünün de tali düzeyde yüzde otuz kusurlu olduğunun dosya kapsamındaki deliller, ceza dosyası kapsamı ile sabit olup, davacı tarafın itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, tarafların buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir. -Davalı sigortanın, maluliyet raporuna yönelik itirazda; Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ile bir talepte bulunulması halinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi esaslı unsurdur. Bu belirlemenin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarih 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihinden sonra ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda, kaza tarihi itibariyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu'nca, maddi ve hukuki vakılara uygun raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itirazın yerinde olmadığı görülmüştür. -Davacılar ve davalı sigortanın, hesaplama yöntemine aktüer raporuna dair itirazında; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas,... K sayılı kararı ve Yargıtay . Hukuk ve Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması gerekmektedir. Kaza tarihi 08/08/2015, davalı sigortanın poliçe tarihinin ise daha önce olarak 18/02/2015 tarihi olup hesaplamada PMF1931 yaşam tablosunun ve % 10 artırma eksiltme uygulanarak hesap yapılmasının yapıldığı aktüer raporunun hükme esas alınarak alacak miktarının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacının buna yönelik itirazı yerinde değildir. -Davalı sigortanın, ibraname ve ödemeye ilişkin itirazlarında; 2918 sayılı KTK'nun 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda; davalı Sigorta ile birleşen dosya davacısı ... ... tarafından imzalanmış 03/10/2016 tarihli kayıtsız şartsız ibraname düzenlenmiş olup, bu ibraname tarihinden itibaren iki yıllık hak düşürücü süre içinde birleşen dava açılmış bulunduğundan, yapılan ödemenin alınan aktüer bilirkişi raporu ile kaza tarihi itibariyle yetersiz olduğu anlaşılması nedeniyle, ödemenin yasal faiz işletilmek suretiyle alacaktan mahsup edilmek suretiyle bakiye tazminat miktarının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itirazlar reddedilmiştir. Ancak; Asıl dosya davacıları yönünden alınmış bir ibraname dosyada bulunmadığı ve davaya ... Sigorta'nın davaya dahil edildiği tarihten önce ödeme yapıldığı görüldüğünden, her ne kadar Mahkemece, asıl dosya davacılarına destekleri Leyla için davalı sigorta tarafından daha önce yapılan ödemeye göre, ödeme tarihine göre ayrıca hesap yapılarak borcun bulunmadığı sonucuna varılmış ise de, bu haliyle karşı taraftan ibraname alındığı iddia ve ispat edilmediğinden, Mahkemece davalı tarafa süre verilerek ibraname sunulmaması halinde, yapılan ödemelerin makbuz hükmünde olup ödeme tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek, hüküm tarihindeki güncel verilere ve davacı tarafın yüzde yetmiş kusuruna göre bakiye tazminat alacağı belirlenmesi gerekirken, ibraname varsayılarak değerlendirme yapılması usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenle asıl dosya davacılarının istinafının kabulüne karar verilmiştir. -Davalı sigortanın, geçici iş göremezlik döneminde bakıcı giderine ilişkin; Dava dilekçesinde, davacının geçici iş göremezlik dönemi içerisinde bakıma muhtaçlığından söz edilip bakıcı gideri talep edilmiştir. Hükme esas alınan ATK raporunda ise davacının maluliyetinin belirlenip iyileşme süresi olacağı belirtilmiş ve ayrıca bakıcı ihtiyaç süresi de belirlenmiş olmasına göre; bu durumda mahkemece, davacının bakıcı gideri talebi yönünden Adli Tıp Raporunda belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere bakıcı gideri belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itiraz yersizdir. - Davalı sigortanın, müterafik kusura ilişkin itirazın incelenmesinde : Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52) düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Somut olayda davalı sigorta vekili, vefat edenin emniyet kemeri takmadığının araştırılmadığını ve indirim yapılmadığını savunmuştur. Olaya ilişkin soruşturma dosyası, ceza mahkemesi değerlendirilmesi ve eldeki dosya kapsamı incelenerek, emniyet kemeri takılıp takılmadığı, takılmış ise bunun ölümde etken olup olmadığının değerlendirilip karar yerinde tartışılarak sonucuna göre tazminat miktarından % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi gerektiğinden, buna yönelik de davalı vekilinin itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Davalı sigortanın hatır taşımasına dair itirazında; Dava 6100 sayılı HMK döneminde açılmış olup davalı cevap dilekçesinde hatır taşıması savunmasında bulunmamıştır. Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği; alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığı için de her aşamada ileri sürülemeyeceği hususları dikkate alınmak suretiyle; davalı tarafça süresinde ileri sürülmeyen hatır taşıması indirimi yapılmaması yerinde olup buna yönelik itirazın yerinde olmadığı görülmüştür.(Nitekim Yargıtay HD nin ... esas ... karar sayılı ilamı) -Kabule göre; davalı sigortanın teminat ve limitine itirazında; Asıl dosyadaki vefat eden desteğin ve birleşen dosyadaki malul kalan ... için kaza tarihi itibariyle kişi başı teminat limitinin 290.000-TL, kaza başına teminat limitinin ise 1.450.000-TL olup, bu kişiler ve onların destek görenleri adına davadan önce yapılan ödemelerin teminat limitinden mahsup edilerek tazminat miktarının belirlenmesi yerindedir." gerekçeleri ile kaldırılmış, Mahkememizin ... Esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. Bam kaldırma ilamı doğrultusunda davalı vekillerine varsa dava konusu olay nedeniyle tanzim olunmuş bir ibraname veya ödeme belgeleri varsa 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkememize sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmiş, davalı ... Sigorta Aş tarafından ödemelere ilişkin belgeler sunulmuştur. İbraname ve ödeme belgeleri dikkate alınarak ve BAM kararında işaret edilen şekilde rapor sunmak üzere dosyanın kök raporu sunan aktüer bilirkişisine yeniden tevdii edilmiş, aktüer bilirkişinin sunmuş olduğu, 05/02/2025 tarihli ek raporundan özetle; Asıl dava yönünden istinaf kaldırma kararı gereğince davalı vekili tarafından destekten yoksun kalma tazminatı ödemesine ilişkin makbuz ve ibraname başlıklı belge sunulduğundan ödeme tarihine göre davacıların destek zararlarının karşılandığını tespit eden 10/08/2023 tarihli tazminat hesaplama raporunda yapılan hesaplama sonucu 08/08/2015 günü meydana gelen trafik kazasında vefat eden ...'in eşi ...'in destekten yoksun kalma zararının karşılandığı, oğlu ...'in destekten yoksun kalma zararının karşılandığı, birleşen dava yönünden istinaf kaldırma kararında davacı ... ...'in davası yönünden bir kaldırma kararı bulunmadığından 10/08/2023 tarihli tazminat hesaplama raporunda yapılan hesaplama sonucu 08/08/2015 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanan ve malul kalan davacı ... ...'in 09/02/2016-03/10/2061 tarihleri arasındaki süre ile sınırlı olduğu, sürekli iş göremezlik nedeni ile uğradığı maddi zararının 767.345,56 TL, 08/08/2015-08/11/2015 tarihleri arası 3 aylık süre ile sınırlı iyileşme bakıcı giderinden doğan maddi zararının 3.820,50 TL olduğu, sürekli iş göremezlik zararlarının ZMMS sakatlanma ve ölüm klozu teminatı kapsamında bulunduğu ve kaza tarihi itibariyle kişi başı poliçe teminat limitinin 290.000,00 TL olduğu, bakiye teminatın 223.472,00 TL kaldığı, iyileşme süresinde uğranılan bakıcı gideri zararının ZMSS sağlık giderleri klozu teminatı kapsamında bulunduğu ve kaza tarihi itibari ile kişi başı poliçe teminat limitinin 290.000,00 TL olduğu rapor edilmiştir. Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. -Davalı ... Sigorta'nın, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı, dolayısıyla temerrüt/faize ilişkin itirazı; 2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir. Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına (ya da ... Hesabına) karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır". HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş, 2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup; 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacı tarafın, dava tarihinden önce davalı sigortaya belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurduğu, sigorta şirketinin buna binaen hasar dosyası açtığı ve ödeme yaptığı, dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği, temerrütün de başvuru tarihinden itibaren geçmesi gerekli sekiz günlük yasal süre de nazara alındığında "hükmün esas alındığı en geç ödeme tarihi itibariyle" oluştuğundan, davalı vekilinin bu hususlara ilişkin itirazı yerinde değildir. -Davalı sigortanın, ıslaha karşı zamanaşımı itirazda; Borçlar Kanunu’nun “Müteselsil mesuliyet” ana başlığını, “Haksız fiil halinde” alt başlığını taşıyan 50’nci maddesinin birinci cümlesi “Birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvik ile asıl fail ve fer'an methali olanlar, tefrik edilmeksizin müteselsilen mesul olurlar.” şeklinde düzenlenmiştir. Benzer açıklama 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) “Müteselsil sorumluluk” ana başlığını, “Dış ilişkide” alt başlığını taşıyan 61. maddesinde de yer almaktadır. Madde; “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” düzenlemesini içermektedir. Yine TBK 62. Maddede "Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur." düzenlemesi bulunmaktadır. Böylece kanun koyucu birden fazla kimsenin müşterek kusurlarıyla bir zarara sebebiyet vermesi halinde, bu kimselerin zarara uğrayana karşı müteselsilen sorumlu olmalarını öngörmüştür. Aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri zarar nedeniyle davacıya karşı müteselsil (zincirleme, dayanışmalı) olarak sorumlu durumundadırlar. Alacaklı, müteselsil borçluların tümünden veya birinden (veya birkaçından) borcun tamamının veya bir kısmının ödenmesini isteyebilir. 2918 sayılı KTK.nun 109. maddesinin 1. fıkrasında haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerlerinin,zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenirken, 2. fıkrasında ise, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. 2918 sayılı kanunun anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Sözkonusu yasa hükmü, ceza zamanaşımı uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; trafik kazası nedeniyle üçüncü kişilerin oluşan zararından müteselsil sorumluların, ölümlü kaza kazada vefat nedeniyle, Türk Ceza Kanunu çerçevesinde cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması (taksirle ölüm), eylemle ilgili ceza davasının anılan hükümde öngörülen cezanın türü ve süresi itibariyle 15 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması, bu itibarla davanın ve yapılan ıslahın uzamış ceza zamanaşımı süresinde bulunmasına göre, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmekte olup, zamanaşımı itirazı yersizdir. (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile Yargıtay .Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı ilamı) -Davacı tarafın ve davalı sigortanın kusur itirazında; Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Yine aynı kanunun, 50. Maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun "Tazminatın İndirilmesi" başlıklı 52. maddesinde; "Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir. İncelemeye konu mahkeme dosyasında hükme esas alınan, olayla ilgili raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği Karayolları Fen Heyeti'nin kusur raporu, tüm dosya kapsamındaki deliller nazara alınarak, asıl dosya davacıları küçük Kenan'ın ve onun davranışlarından sorumlu babası diğer davacı Sefa'nın, yukarıda yazılı Borçlar Kanunun 52. Maddesi gereğince zarar görenler olarak kusurlu davranışları ile zararın oluşmasına/artmasına neden olmaları nedeniyle kendilerine yüzde yetmiş oranında kusur izafe edilmesi yerinde olup, davalı sigortanın sigortalısı aracın sürücüsünün de tali düzeyde yüzde otuz kusurlu olduğunun dosya kapsamındaki deliller, ceza dosyası kapsamı ile sabit olup, davacı tarafın itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, tarafların buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir. -Davalı sigortanın, maluliyet raporuna yönelik itirazda; Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ile bir talepte bulunulması halinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi esaslı unsurdur. Bu belirlemenin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarih 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihinden sonra ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda, kaza tarihi itibariyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu'nca, maddi ve hukuki vakılara uygun raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itirazın yerinde olmadığı görülmüştür. -Davacılar ve davalı sigortanın, hesaplama yöntemine aktüer raporuna dair itirazında; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas,... K sayılı kararı ve Yargıtay . Hukuk ve Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması gerekmektedir. Kaza tarihi 08/08/2015, davalı sigortanın poliçe tarihinin ise daha önce olarak 18/02/2015 tarihi olup hesaplamada PMF1931 yaşam tablosunun ve % 10 artırma eksiltme uygulanarak hesap yapılmasının yapıldığı aktüer raporunun hükme esas alınarak alacak miktarının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacının buna yönelik itirazı yerinde değildir. -Davalı sigortanın, ibraname ve ödemeye ilişkin itirazlarında; 2918 sayılı KTK'nun 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda; davalı Sigorta ile birleşen dosya davacısı ... ... tarafından imzalanmış 03/10/2016 tarihli kayıtsız şartsız ibraname düzenlenmiş olup, bu ibraname tarihinden itibaren iki yıllık hak düşürücü süre içinde birleşen dava açılmış bulunduğundan, yapılan ödemenin alınan aktüer bilirkişi raporu ile kaza tarihi itibariyle yetersiz olduğu anlaşılması nedeniyle, ödemenin yasal faiz işletilmek suretiyle alacaktan mahsup edilmek suretiyle bakiye tazminat miktarının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itirazlar reddedilmiştir. Asıl dosya davacıları yönünden; kaldırma kararından sonra davalı vekili tarafından destekten yoksun kalma tazminatı ödemesine ilişkin makbuz ve ibraname başlıklı belge sunulduğundan ödeme tarihine göre davacıların destek zararlarının karşılandığını tespit eden 10/08/2023 tarihli hesap raporuna göre davacıların zararının karşılandığı anlaşılmakla ana dava yönünden ret kararı verilmiştir. -Davalı sigortanın, geçici iş göremezlik döneminde bakıcı giderine ilişkin; Dava dilekçesinde, davacının geçici iş göremezlik dönemi içerisinde bakıma muhtaçlığından söz edilip bakıcı gideri talep edilmiştir. Hükme esas alınan ATK raporunda ise davacının maluliyetinin belirlenip iyileşme süresi olacağı belirtilmiş ve ayrıca bakıcı ihtiyaç süresi de belirlenmiş olmasına göre; bu durumda mahkemece, davacının bakıcı gideri talebi yönünden Adli Tıp Raporunda belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere bakıcı gideri belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itiraz yersizdir. - Davalı sigortanın, müterafik kusura ilişkin itirazın incelenmesinde : Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52) düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Somut olayda davalı sigorta vekili, vefat edenin emniyet kemeri takmadığının araştırılmadığını ve indirim yapılmadığını savunmuştur. Olaya ilişkin soruşturma dosyası, ceza mahkemesi değerlendirilmesi ve eldeki dosya kapsamı incelenerek, emniyet kemeri takılıp takılmadığı, takılmış ise bunun ölümde etken olup olmadığının değerlendirilip karar yerinde tartışılarak sonucuna göre tazminat miktarından % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi gerekir. Dosya kapsamına göre müteveffanın emniyet kemeri takmadığı anlaşılmakla müterafik kusur indirimi yapılması gerekir ise de ana davanın reddine karar verildiğinden bu hususta ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek kalmamıştır. -Davalı sigortanın hatır taşımasına dair itirazında; Dava 6100 sayılı HMK döneminde açılmış olup davalı cevap dilekçesinde hatır taşıması savunmasında bulunmamıştır. Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği; alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığı için de her aşamada ileri sürülemeyeceği hususları dikkate alınmak suretiyle; davalı tarafça süresinde ileri sürülmeyen hatır taşıması indirimi yapılmaması yerinde olup buna yönelik itirazın yerinde olmadığı görülmüştür.(Nitekim Yargıtay HD nin ... esas ... karar sayılı ilamı) -Davalı sigortanın teminat ve limitine itirazında; Asıl dosyadaki vefat eden desteğin ve birleşen dosyadaki malul kalan ... için kaza tarihi itibariyle kişi başı teminat limitinin 290.000-TL, kaza başına teminat limitinin ise 1.450.000-TL olup, bu kişiler ve onların destek görenleri adına davadan önce yapılan ödemelerin teminat limitinden mahsup edilerek tazminat miktarının belirlenmesi yerindedir. Tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-)ASIL DAVA YÖNÜNDEN; 1-)Asıl dava dosyasının davacısı ... (kendi adına asaleten, ... adına velayeten) yönünden açılan davanın REDDİNE, 2-)Alınması gereken 615,40-TL harçtan, peşin alınan 29,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 586,20-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-)Davalılar tarafından yapılan 4,60-TLvekalet harcı yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 4-)Davalılar vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 100,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili ile davalılara verilmesine, 5-)Davalılar vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 100,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili ile davalılara verilmesine, B-)BİRLEŞEN KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... Esas sayılı dosyası yönünden; 1-Birleşen ... Esas sayılı dosyanın davacısı ... ... yönünden açılan davanın davacı vekilinin 25.08.2023 tarihli ve 28.11.2023 tarihli talep artırım dilekçeleri doğrultusunda KISMEN KABULÜ ile; A- 223.472,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, B- 3.820,50 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 227.292,5 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta'dan davadan önce davacıya yapılan ödeme tarihi olan 03.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, C-Davacının geçici iş göremezlik maddi zararı bulunmadığından bu yöndeki talebinin REDDİNE, 2-)Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 15.526,35-TL harçtan peşin olarak alınan 29,20-TL harç ve 764,00-TL tamamlama harcının mahsubu ile 14.733,15‬-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-)Davacı tarafından yapılan 29,20-TL başvuru harcı, 29,20-TL peşin harç, 764,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 822,4‬0-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-)Davacı tarafından sarfedilen (asıl dava ve birleşen dava nedeniyle ortak alınan rapor giderleri 1/2 oranında hesaplanmıştır) 5.889,22‬-TL ATK ücreti, 3.950,00- TL bilirkişi ücreti, 4,60-TL vekalet suret harcı, 668,95-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 10.512,77-TL yargılama giderinin haklılık oranına (227.292,50/227.317,50) göre hesaplanan 10.511,61-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan bölümün davacı üzerinde bırakılmasına, 5-)Davacı vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 36.366,80-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-)Davalı vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 25,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-)6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. 23/10/2025

Katip Hakim

Atıf: Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/2, K. 2025/718, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/konya-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-2-e-2025-718-k-446346c22ae6