İlk Derece Mahkemesi · Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/821 E. 2025/568 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/821
Karar No
2025/568
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ :

Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: TALEP : Davacı vekili 15/10/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; 07/12/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin eşi olan ...'nin vefat ettiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından kasko poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, ... plaka sayılı araç sürücüsü olan ...'ın da aynı kazana vefat ettiğini, ...'ın oluşan kazana tam ve asli kusurlu olduğunu, aynı kazaya ilişkin olmak üzere Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile karşı tarafın sigorta poliçesi kapsamındaki sigorta şirketine karşı açmış oldukları tazminat davasında davanın kabulüne karar verildiğini, iş bu dosyada alınan kusur raporunda da ...'ın %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, yine bu dosyada alınan hesap raporunda müvekkilinin destekten yoksun kalma tazminatının 4.232.372,62TL olduğunun tespit edildiğini ancak bu davada davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olması nedeniyle bilirkişi tarafından tespit edilen destekten yoksun kalma tazminat bedelinin tamamına hükmedilemediğini, kasko poliçesi kapsamında sorumluluğu bulunan davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce yapmış oldukları başvurunun neticesiz kaldığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla davalı sigorta şirketinden mahkememizce bilirkişi aracılığıyla tespit edilecek bedel üzerinden ileride arttırılmak üzere şimdilik 1.00TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 12/06/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan hesap raporu doğrultusunda; müvekkili için 1.00TL olarak talep edilen maddi tazminat taleplerini 3.777.523,195TL'ye yükselttiklerini beyanla bu talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı şirketi vekili 28/10/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazada davacının murisinin kusurlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, sigorta poliçesi kapsamında sigorta yapılan sigorta şirketinden yapılan ödemelerin mahkememizce tespit edilmesini ve davanın bu sigorta şirketine ihbar edilmesini, davacı tarafın dava şartı olan usulünce başvuru şartını yerine getirip getirmediğini ispat etmesi gerektiğini, zaman aşımı itirazlarının olduğunu, soruşturma aşamasında ya da kovuşturma aşamasında taraflar arasında uzlaşma yapılmış ise iş bu açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini bu durumun mahkememizce tespit edilmesini, davacı ile muris arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, oluşan kazadaki kusur durumlarının mahkememizce tespit edilmesi gerektiğini, SGK tarafından yapılan bir ödeme olup olmadığının tespit edilmesini, hatır taşıması ve müterafik kusur durumlarında mahkememizce tespit edilmesini beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce, Ereğli C. Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası celp edilmiş, davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak, poliçe ve bu poliçe kapsamında müracaat ve ödeme olup olmadığı, SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı ve davacının ekonomik ve sosyal durumu araştırılmış, kusur raporu alınmış, aktüerya hesap bilirkişisinden hesap raporu alınmıştır. Ereğli C. Başsavcılığının 27/02/2023 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile; davaya konu kaza nedeniyle başlatılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının mahkememiz dosyası davacısı ... olduğu, davalısının ... Sigorta şirketi olduğu, dava konusunun mahkememiz dava konusu olan trafik kazasına ilişkin tazminat davası olduğu, adı geçen mahkemece verilen 16/07/2024 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın 10/09/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE : Dava, trafik kazası sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacı vekili, 07/12/2022 tarihinde, dava dışı araç sürücüsü ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... çekici ile davacının desteği ... iradesindeki ... plakalı kamyonetin çarpışması neticesinde ...'nin vefat ettiğini belirterek davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuştur. Dava tarafları arasında, dava konusu trafik kazasındaki kusur durumu, davacının uğradığı zararın türü ve miktarı, zararın davalıdan tazmin edilip edilemeyeceği; edilebilir ise ne miktarlarda tazmin edilebileceği, faiz oranı ve faiz başlangıç tarihinin ne olması gerektiği, kazada müterafik kusur veya hatır taşıması gibi davalının sorumluluğunu hafifletici bir durumun olup olmadığı hususları ihtilaflıdır. Kazaya karışan ... plakalı çekicinin davalı sigorta şirketinin 05/10/2022 05/10/2023 tarihli ... poliçe numaralı İMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, poliçede artan mali sorumluluk teminat limitinin sınırsız olarak belirlendiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 85/1. Maddesine göre; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. 2918 sayılı KTK'nın 85/5. Maddesine göre; İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesine göre; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesine göre; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. 6098 sayılı TBK'nın 53. Maddesine göre; Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar. 6098 sayılı TBK'nın 55. Maddesine göre; Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Anılan yasal düzenlemelere istinaden bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır. Haksız eylem nedeniyle oluşan zararın tazminine karar verebilmek için, hukuka aykırı kusurlu eylem sonucu oluşan zarar ve hukuka aykırı kusurlu eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının mevcut olması gerekir. Destekten yoksun kalma tazminatı, haksız fiil sonucu bir kişinin ölümü sonucunda ölenin yardımından mahrum kalanlara ödenecek bir tazminat türüdür. Bu tazminatın kaynağı olan 6098 sayılı TBK m. 53 öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/2 maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Bu belirlemede destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale gelmektedir. Buna göre öncelikle gelirin tamamının, yardım görenlere tahsis olunmuş varsayılamayacağı, ölenin gelirinden bir bölümünü kendisine ayıracağı, bu tahsisten vazgeçilemeyeceği ve bu suretle yardımın (payların) geliri yutmaması ilkesi dikkate alınmalıdır. Ayrıca ölenin kendi geçim masraflarından artan miktarın tamamının (hiçbir tasarruf düşüncesine yer bırakmadan) destek görenlere dağıtılması da kabul olunamaz. Öte yandan, destek görecek kimselere ayrılacak miktar da bunların ihtiyaçlarının toplamı kadar olmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir. Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Davacı, davaya konu trafik kazasında vefat edenin eşi olup, ölümle birlikte destekten mahrum kaldığını savunarak destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunmuştur. Davacı ile müteveffa arasındaki ölüm tarihindeki karı-koca durumu nedeniyle desteklik ilişkisinin bulunduğu kabul edilmiştir. Adli Trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 17/02/2025 tarihli kusur raporunda özetle; "...... plakalı çekici şoförü Müteveffa ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52. maddesinin b bendinde belirtilen “Sürücüler, hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar..” kuralı ihlal ettiği %100 (YÜZDE YÜZ) ORANINDA ASLİ KUSURLU olduğu, ... plakalı kamyon şoförü Müteveffa ...'nin ve 61 K 10902 plakalı çekici şoförü ...'in ise KUSURLARININ/KURAL İHLALLERİNİN BULUNMADIĞI..." kanaatleri bildirilmiştir. Kusur raporunun olayın oluş şekline ve dosyadaki mevcut delillere uygun olması sebebiyle hükme esas alınması gerekmiştir. Aktüerya hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen 20/05/2025 tarihli hesap raporunda özetle; "... Delillerin takdiri ve değerlendirilmesi Sayın Mahkemenize ait olmakla birlikte, yapılan inceleme, değerlendirme ve hesaplamalara göre; 1-)Mahkemece PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplamaya itibar edilmesi halinde: Davacının toplam 4.596.552,71 TL destekten yoksun kalma zararının hesaplandığı, ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan ve güncellenmiş tutarı 1.156.493,15 TL olan ödemenin mahsubundan sonra kalan 3.440.059,56 TL destekten yoksun kalma zararı bulunduğu, 2-)Mahkemece TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplamaya itibar edilmesi halinde: Davacının toplam 4.934.017,34 TL destekten yoksun kalma zararının hesaplandığı, ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan ve güncellenmiş tutarı 1.156.493,15 TL olan ödemenin mahsubundan sonra kalan 3.777.524,19 TL destekten yoksun kalma zararı bulunduğu..." kanaatleri bildirilmiştir. Destek zararı tazminatının hesaplanmasında hükme esas alınması gereken yaşam formülünün TRH 2010 ya da PMF 1931 yaşam formüllerinden hangisinin olması gerektiğine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Konuya ilişkin Yargıtay . Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin olarak vermiş olduğu, 30/05/2024 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararında; "... KTK'nın 85 inci maddesinin birinci fıkrasında; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91 inci maddesinin birinci fıkrasında; işletenlerin, bu Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, yine 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise; zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu ve 2918 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı Kanun'un haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme getirilmiştir. TBK'nın 49 ilâ 51 inci maddelerine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla mükelleftir. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. TBK'nın "Bedensel zararlar" başlıklı 54 üncü maddesinde bedensel zararlar "özellikle" ifadesine yer verilmek suretiyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak örnekseme yoluyla açıklandıktan sonra, "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 55 inci maddenin birinci fıkrasında ise; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır." hükmüne yer verilmiştir. Açıklanan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tazminatın hesaplanmasına yönelik somut kurallar bulunmadığından tazminatın (uğranılan gerçek zararın) belirlenmesine yönelik ilkeler, somut olayın özelliği gözetilmek suretiyle yeksenak uygulamaların ortaya konulabilmesi amacıyla ilgili Kanunlar çerçevesinde oluşturulan içtihatlarla belirlenmiştir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Sürekli iş göremezlik oranı tespit edilirken uygulamada yeksenaklığın oluşturulabilmesi amacıyla Dairemizin istikrar kazanmış kararlarında; kaza tarihine göre 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Dairemiz içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir. Buna göre haksız fiilden kaynaklanan zararın tespitinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmaktadır. Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemeler bulunmasının da genel ilkelerden ayrılmak için bir gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı da bu yöndedir.) Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı ile ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının belirlenmesi için bakiye ömrün belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına dair içtihat değişikliğine gidilmiş olup istikrarlı şekilde bu yönde kararlar verilmeye devam edilmektedir. Uyuşmazlığın giderilmesine konu edilen iki husus hakkında da hem sürücü, hem işleten, hem de sigorta şirketleri açısından Daire uygulaması aynı şekildedir. Dolayısıyla uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin ilgili kararlarına göre giderilmesi gerekir. KARAR: Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına; Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE... " şeklinde karar verilmiştir. Yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadında da değinildiği üzere, Trafik kazasından kaynaklı tazminat davalarında esas alınan bakiye ömür daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekmektedir. Bu durumda tazminat davalarında zarar hesabında birliğin sağlanması ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi göz önüne alındığında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacaktır. Dava konusu olayda da, aktüerya bilirkişisi tarafından TRH 2010 Tablosu'na göre belirlenen muhtemel bakiye ömür süresi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemi kullanılarak hesap edilen zarar miktarına göre davacının destek zararının belirlenmesi gerekmiştir. Dava konusu kazadaki müterafik kusur durumu yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, kaza tespit tutanağında emniyet kemerine ilişkin bölümün belirsiz olarak işaretli olması, davacının desteği müteveffanın kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmadığına ilişkin her türlü şüpheden uzak somut bir delilin dosya kapsamında bulunmaması, kazadan sonra müteveffanın araçtan fırlamış şekilde olay yerinde bulunduğuna ilişkin bir tespitinde bulunmaması ve ayrıca müteveffanın araç sevk ve idaresini yapamayacak şekilde alkollü olduğu yada alkollü veya sürücü belgesi olmayan bir sürücünün aracına bile isteye binmesi gibi zararı doğuran bir eyleminin olmaması dikkate alınarak müterafik kusur indiriminin uygulanamayacağı anlaşılmıştır. Dava konusu kazadaki hatır taşıması yönünden yapılan değerlendirmede; Yerleşik yargıtay uygulamasına göre hatır taşımasının süresinde sunulan cevap dilekçesi ile defi olarak ileri sürülmesi gerekmektedir. (Nitekim Yargıtay HD nin ... esas ... karar sayılı ilamı) Somut olayda davalı tarafça, hatır taşıması durumu süresinde defi olarak ileri sürülmüştür. Ancak somut olayda davacının desteği müteveffanın araçta yolcu olarak değil sürücü konumunda bulunması sebebiyle hatır taşıması indirimi uygulanmamıştır. Tazminata uygulanacak faiz türü ve başlangıç tarihi yönünden yapılan değerlendirmede; Dava konusu olan ve İMMS poliçesi ile sigortalı olan aracın çekici vasfında olması ve ticari amaçla kullanılması karşısında uygulanacak faiz türünün avans faizi olduğu neticesine ulaşılmıştır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 100. maddesinde aynı Kanun'un 98 ve 99. maddelerine atıf yapılmamış olması ve genel şartlarda da bu hükümlere paralel bir düzenleme bulunmaması nedeniyle bu tür sigortada tazminat alacağının muacceliyeti genel hükümlere göre saptanmalıdır. Sigortacının sigorta bedelini ödeme borcuna ilişkin TTK'nın 1427/2. maddesi hükmü uyarınca, sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. Davadan önce ihbar bulunmadığı takdirde davalı sigortanın dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerekir (Bu hususta bknz. Yargıtay (kapatılan) .HD ... E.-... K). Belirtilen düzenleme uyarınca, hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra alacağın muaccel olacağı dikkate alınarak faiz başlangıç tarihi belirlenmelidir. Davacı vekilinin, davalı sigorta şirketine başvurusunun tebliğ tarihi 09/01/2023 olup, buna göre davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi de 45 gün sonrası olan 24/02/2023 tarihidir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KABULÜ İLE, 3.777.524,19TL destekten yoksun kalma tazminatının (poliçede düzenlenen sınırsız sorumluluk gereği tam sorumlu olarak) temerrüt tarihi olan 24/02/2023 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, 2-Hazine tarafından karşılanan 3.600,00TL arabuluculuk giderinin davalı sigorta şirketinden tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 258.042,68TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 427,60TL harç ile yargılama sırasında alınan 12.903,00TL ıslah harcı toplamı olan 13.330,00TL'nin mahsubu ile bakiye 244.712,08TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60TL peşin harç, 427,60TL başvuru harcı, 60,80TL vekalet suret harcı, 12.903,00TL ıslah harcı, 142,00TL posta-tebligat gideri ve 7.250,00TL bilirkişi ücretleri olmak üzere toplam 21.211,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-AAÜT'ye göre 446.201,94TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/09/2025

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/821, K. 2025/568, T. 17.09.2025, www.arakarar.com/karar/konya-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-821-e-2025-568-k-fd64df048e42