İlk Derece Mahkemesi · Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/387 E. 2024/823 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/387
- Karar No
- 2024/823
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACILAR : 1- 2- ... - 3- ... - 4- ... - VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Limited Şirketin Feshi DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili 22/04/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 1975 yılında kurulmuş olup 1996 yılında limited şirket olduğunu, zaman içerisinde ortaklık yapısında aile içi değişiklik olduğunu, şirketin 1.500 adet hisse karşılığı 1.500.000,00TL sermayeli bir şirket olduğunu, 1.500 hissenin, 300 hissesinin müvekkillerinin dedesi olan muris ...'e, 600 hissesinin müvekkillerinin babası olan muris ...'e, 100 hissesinin müvekkillerinin amcası olan ...'e, 150 hissesinin müvekkillerinin yengesi olan ...'e, 175'er hissesinin müvekkillerinin amcaoğulları olan ... ve ... ait olduğunu, vefat edenlerin hisselerinin miras paylarına göre hissedarlarda geçtiğini, müvekkillerinin anneleriyle birlikte miras yoluyla da gelen paylarla birlikte toplam şirket paylarının 675 hisse olduğunu, amca ...'ün de ailesiyle birlikte yine miras paylarıyla birlikte toplam şirket paylarının 675 hisse olduğunu, davalı şirkette 17 yıldır genel kurul yapılmadığını, 19/04/2007 yılında yapılan ortaklar kurulu kararı ile müvekkillerinin babaları olan muris ...'ün şirket yöneticisi olarak seçildiğini, sonrasında ...'ün yöneticiliği kaldırılmadan 27/07/2008 yılında yapılan ortaklar kurulu kararı ile amca ...'ün yönetici olarak seçilmesine karar verildiğini ancak 27/07/2008 tarihli karardan müvekkillerinin haberi olmadığını ve sahte evrak düzenlenmek suretiyle bu kararın alınarak tescil işlemlerinin yapıldığını düşündüklerini, şirketin uzun yıllardır amca ... ve ailesiyle birlikte işletildiğini ancak gelinen aşamada şirketin içinin boşaltıldığını, gerçeğe aykırı belgelerle şirketin borçlandırıldığını, şirket kazanç ve gelirlerinin gizlendiğini, şirket tarafından işletilen termal otelin amacına uygun çalıştırılmadığını ve otelin kaçak çalıştırıldığını, şirkette kar payı dağıtımı yapılmadığını, şirket genel kurulunun yapılmadığını, şirket yönetim organında boşluk olduğunu, ...'ün şirket yöneticiliğine ilişkin karar geçerli olsa dahi 3 yıllık yöneticilik süresinin dolduğunu ve yeni yönetim organlarının seçilmediğini, ...'ün yöneticilik vasfını kötüye kullandığını, aileler arasındaki uzun yıllardır devam eden kırgınlıklar nedeniyle bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını, şirketin yatırım yaparak ekonomiye kazanç sağlama durumunun da bu nedenle söz konusu olmadığını, şirket amacının ortadan kalktığını, fesih şartlarının mevcut olduğunu beyanla öncelikle tedbir kararı verilerek davalı şirkete yönetim ve denetim kayyımı atanmasına, TTK'nun 636/2. maddesi uyarınca genel kurul yapılmaması ve şirket yönetiminin mevcut olmaması nedeniyle şirketin feshine, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde TTK'nun 636/3. maddesi uyarınca haklı nedenlerle şirketin feshine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili 24/05/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacıların murisi ...'ün 2007 yılında yönetici seçilmesinden sonra şirket işleriyle ilgilenmediğinden ve şirket işlerindeki aksamalardan dolayı 2008 yılında yapılan ortaklar kurulu kararı ile ...'ün şirket yöneticisi olarak seçildiğini, ...'ün yönetici olarak seçilmesinden sonra ... ve kök muris ...'ün şirket işleriyle ilgilenmediklerini ve işlerin ilerleyişini zorlaştırma çabasında olduklarını, şirket genel kurul çağrılarına cevap vermediklerini, şirket paylarına ilişkin üzerlerine düşen sorumluluktan kaçındıklarını, şirketi batırma çabasında olduklarını, açılan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, hak düşürücü ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacıların murisin ölümünden sonra ... ve kök muris ...'ün hisselerinin miras payları oranında şirket paylarının kendilerine tescil edilmesine yönelik talepleri olduğunu, bu taleplerine ilişkin alınan 10/11/2023 tarihli genel kurul kararı ile mirasçıların reddine, şirketin gerçek bedeli üzerinden payları karşılığına gelen bedeli kabul ettiğine dair bir karar alındığını, davacılarında bu alınan genel kurul kararına karşı iş bu davayı açmış olduklarını, davacıların şirket üzerinde hiçbir haklarının bulunmadığını, aileler arasındaki kırgınlıklar ve beslediklerin şahsi kin nedeniyle kötü niyetli olarak iş bu davanın açıldığını, açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, şirketin uzun yıllardır ... ve ailesi tarafından yönetildiğinin davacı taraflarca da bilindiğini, davacıların TMK'nun 2. maddesine yer alan dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiklerini, müvekkili şirket tarafından miras haklarını etkilemeyecek şekilde Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile hisse devrinin iptali için dava açıldığını, iş bu davanın bekletici mesele yapılmasını, müvekkili şirketin muris ... ve oğulları tarafından kurulduğu iddiasının da gerçek dışı olduğunu, şirketin muris ... tarafından iflas ettirilmeye çalışıldığını, davacıların şirket aleyhindeki söylemlerinin hukuki delilden yoksun olup kötü niyetli iftiralardan ibaret olduğunu beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce Ilgın Ticaret Sicil Müdürlüğünden davaya konu şirkete ait bilgi ve belgeler, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası celp edilmiş incelenmiştir. DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE : Dava, limited şirketin feshi davasıdır. Davacılar vekili dava dilekçesi ile, davalı şirketin kanunen gerekli organlarının mevcut olmaması ve şirketin genel kurulunun uzun süredir toplanamaması sebebiyle davalı şirketin feshini, bu mümkün görülmediğinde ise davalı şirketin haklı nedenle feshini dava etmiştir. Davalı şirket vekili ise dosyaya sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile, öncelikle yetki, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarında bulunarak davanın reddini, bunun mümkün olmaması halinde ise davanın yukarıda özetlendiği şekliyle esastan reddini savunmuştur. Dava tarafları arasında, davaya bakmaya mahkememizin yetkili olup olmadığı, davanın hak düşürücü veya zamanaşımı sürelerine tabi olup olmadığı, öyle ise bu sürelerin geçip geçmediği, davalı şirketin gerekli kanuni organlarının bulunup bulunmadığı, genel kurul toplantılarının uzun süredir yapılmaması gibi bir durumun bulunup bulunmadığı, davalı şirketin feshi için haklı sebebin bulunup bulunmadığı hususları ihtilaflıdır. 6102 sayılı TTK'nun 636. Maddesi; "(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemler alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır." hükmüne amirdir. Davalı şirketin merkez adresinin Ilgın/KONYA adresinde bulunması ve söz konusu adresin mahkememiz yetki sınırlarında bulunması sebebiyle davalı vekilinin yetki itirazının reddi gerekmiştir. Davalı vekili tarafından hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında da bulunulmuş ise de, davanın herhangi bir hak düşürücü süreye ve zamanaşımına tabi olmaması karşısında bu itiraz ve def'inin de reddi gerekmiştir. Ilgın Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilen davalı şirkete ilişkin sicil dosyası incelendiğinde, davalı şirketin en son tescil edilen 27/07/2008 tarih ve 023 sayılı genel kurul kararı ile davalı şirketi temsil ve ilzam ile münferit yetkili olarak ...'ün müdür olarak seçildiği, ticaret siciline tescil edilen en son ortaklık durumuna göre; şirketin 1500 hisse paylı bir şirket olduğu, bu paylardan 300 payın (davacıların dedesi) ...'e, 600 payının (davacıların babası) ...'e, 100 payının (davacıların amcası) ...'e, 150 payının ise (davacıların amcası ...'ın eşi) ...'e, 175 payının (davacıların amcası ...'ın çocuğu) ...'e ve 175 payının (davacıların amcası ...'ın çocuğu) ...'e ait olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından terditli ilk taleplerinde davalı şirket müdürü ...'ün 3 yıllık görev süresinin dolması sebebiyle şirketin organsız kaldığı ileri sürülmüştür. Ticari şirketlerde görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair yürürlükteki mevzuatta bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin genel kurulda belirlenen görev sürelerinin bitmesiyle şirketin organsız kaldığından söz edilemez. (Yargıtay . H.D ... E. ... K.) Bu itibarla davacı vekilinin şirketin organsız kaldığına ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. Davacı vekili terditli diğer talebinde davalı şirketin genel kurulunun uzun süredir toplanmadığını ileri sürmüştür. 6102 sayılı TTK'nun Limited Şirketlere İlişkin Düzenlenen Genel Kurulun Toplanması Başlıklı 617. maddesi; "(1) Genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır. Olağan genel kurul toplantısı, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır. Şirket sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe genel kurul olağanüstü toplantıya çağrılır. (2) Genel kurul, toplantı gününden en az onbeş gün önce toplantıya çağrılır. Şirket sözleşmesi bu süreyi uzatabilir veya on güne kadar kısaltabilir. (3) Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır. Her ortak kendisini genel kurulda ortak olan veya olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirebilir. (4) Herhangi bir ortak sözlü görüşme isteminde bulunmadıkça, genel kurul kararları, ortaklardan birinin gündem maddesi ile ilgili önerisine diğer ortakların yazılı onayları alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm ortakların onayına sunulması kararın geçerliliği için şarttır." hükmünü amirdir. Davalı şirkete ait sicil dosyası incelendiğinde en son tescil edilen genel kurulunun 27/07/2008 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Hal böyle olmakla iş bu dosya için düzenlenen dava tensip tutanağının (14) numaralı: "UYAP sistemi taraf bilgileri ekranından davalı şirketin temsilcisinin tespit edilerek "temsilci" sıfatıyla dosyaya kayıt edilmesine ve kendisine dava dilekçesi ekli tebligat çıkarılarak, davalı şirketin en son genel kurulunun ne zaman yapıldığı, davacıların en son genel kurulun 12/08/2008 tarihinde yapıldığına yönelik iddialarına karşı diyeceklerinin ne olduğunu açıklamak, şayet en son genel kurul 2008 yılında yapılmış ise davalı şirketteki temsil ve müdür yetkisine istinaden genel kurul çağrı kararı alarak genel kurul toplantısı yapılmasını sağlamak ve genel kurul toplantı tutanağını dosyaya sunmak üzere 2 AYLIK süre verildiğinin ihtar edilmesine" şeklindeki ara kararına istinaden davalı şirket temsilcisi ...'e bahse konu ihtaratı içerir tebligat yapılmıştır. Verilen süre içerisinde davalı şirket temsilcisi tarafından dosyaya herhangi bir beyanda bulunulmamış ve genel kurul çağrısı alınarak genel kurul toplantısının yapıldığına veya yapılacağına dair herhangi bir belge dosyaya sunulmamıştır. Bilahare bu dosya için icra edilen 16/10/2024 tarihindeki ön inceleme duruşmasının (2) numaralı ara kararı ile bu kez davalı vekiline, davalı şirketin en son genel kurulunun ne zaman yapıldığı, davacıların en son genel kurulun 12/08/2008 tarihinde yapıldığına yönelik iddialarına karşı diyeceklerinin ne olduğu hususlarını açıklamak, şayet en son genel kurul 2008 yılında yapılmış ise TTK'nun 530/1 maddesi uyarınca müvekkili şirket yetkilileri tarafından genel kurul çağrı kararı alarak genel kurul toplantısı yapılmasını sağlamak ve genel kurul toplantı tutanağını dosyaya sunmak üzere 2 aylık kesin süre verilmiş, aksi durumda bu konuda beyanda bulunmaktan ve belge sunmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ve dosyanın mevcut durumuna göre karara bağlanacağı ihtaratı yapılmıştır. Buna istinaden davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 16/12/2024 tarihli dilekçelerinde ve 25/12/2024 tarihli celsede, davacıların şirket hisselerinin muvazaalı olduğu konusunda açılan Ilgın . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, zira davacıların miras bırakanlarından şirket hisse paylarını muvazaalı olarak devraldıklarını, müvekkili şirket tarafından her ne kadar genel kurul toplantısı yapılmak istenilmiş ve hatta en son dosyaya sundukları 10/11/2023 tarihli genel kurul toplantısı yapılmış ise de, miras paylarından kaynaklı uyuşmazlıklar ve anlaşmazlıklar sebebiyle genel kurul kararlarının onaylatılamadığını ve ticaret sicil müdürlüğü tarafından tescil edilmediğini, bu yönde yapmış oldukları tescil başvurularının ticaret sicil müdürlüğü tarafından şifahi olarak reddedildiğini, yazılı olarak kendilerine tescilin reddine ilişkin bir karar dahi tanzim edilmediğini belirterek genel kurul toplantılarının yapılamamasının pay durumundan kaynaklı mazeretleri olduğunu belirtmiştir. Davalı vekilinin savunmasında geçen Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası celp edilmekle incelenmiş olup; Davacısının (davalı şirket yetkilisi) ..., davalılarının ise mahkememiz dosyası davacıları ..., ..., ..., ... ile dava dışı ..., ... ve ... olduğu, dava konusunun tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, davanın derdest olduğu, şirket hisse paylarına ilişkin olarak görülmekte olan bir dava olmadığı anlaşılmıştır. İncelenen dava dosyasındaki talep sonucu gözetildiğinde iş bu davayı etkileyecek bir husus bulunmadığı sonucuna varılarak davalı vekilinin bekletici mesele talebi yerinde görülmemiştir. Öte yandan davalı vekili tarafından şirket hisselerinin muvazaalı olarak devralınması sebebiyle şirketteki kaydi hisse durumunun gerçeği yansıtmadığı ve bu nedenle genel kurulun toplanmasının önünde haklı mazeretin bulunduğu bildirilerek genel kurul toplantılarının yapılamadığı ifade edilmiştir. Konuya ilişkin emsal nitelikteki İstanbul BAM . Hukuk Dairesinin 26.11.2021 tarih, ... esas, ... karar sayılı ilamı ile; "...İlk derece mahkemesinin karar gerekçesinde davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin süresi dolmuş olsa bile genel kurul çağrı yetkisinin bulunduğu, ayrıca yönetim kurulunun devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmaması veya yönetim kurulunun mevcut olmaması durumlarında mahkemenin izniyle tek pay sahibinin TTK'nın 410.maddesi uyarınca mahkemeye başvurarak çağrı yapabileceği, ayrıca TTK'nın 411 ve 412.maddeleri uyarınca gündeme madde konulmasını talep edebilecekleri, şirketin son genel kurul toplantısının 04.02.2015 tarihinde yapıldığı, bundan sonra genel kurulun 14.05.2018 tarihinde toplantıya çağrıldığı ancak toplanamadığı, bu tarihten sonra her ne kadar üç yıllık görev süreleri sona ermiş ise de yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırması mümkün olup davacıların açıklanan bu yasal düzenlemeler kapsamında gerek yönetim kurulundan, gerekse mahkemeden bu konuda talepte bulunmadıkları gerekçe gösterilerek dava reddedilmiş ise de TTK'nın 530. maddesindeki dava hakkının kullanılabilmesi için ortağın yönetim kurulana veya çağrı izni için mahkemeye başvurma koşulu bulunmamaktadır. Mahkemenin bu konudaki gerekçesi yasal düzenlemeyle uyumlu değildir. Mahkeme yasada mevcut olmayan bir koşulu aramıştır. Diğer taraftan mahkeme gerekçesinde genel kurulun toplanması halinde dahi şirket hisselerinin eşit şekilde elinde bulunduran iki aile arasında oluşan husumet nedeniyle yönetim kurulunun seçilemeyeceği iddia edilmekte ise de murislere ait paylar üzerinde ortaklığın giderilmesi talebiyle açılan davanın 21.04.2021 tarihinde sonuçlandığı, bu kararın kesinleşmesiyle birlikte ortakların pay miktarlarının da kesinleşeceği, bu aşamada henüz pay miktarları kesinleşmeden genel kurulun yönetim kurulunu seçmek üzere toplantıya çağrılmadan yalnızca bir kez genel kurulun toplanamamış olması sebebiyle şirketin yönetim organının olmadığından, uzun süredir organsız kaldığından bahsetmenin mümkün olmadığı hususları ret gerekçesi yapılmıştır. Öncelikle şirket ortaklarından birinin vefatı halinde ortağın payı, miras hisseleri oranında kanuni mirasçılarına geçer. Kanun gereği, bu hisselerin maliki mirasçılar olup, mirasçıların kim oldukları da bellidir. Dolayısıyla miras payı üzerindeki hak sahiplerinin, ortaklığın giderilmesi davası sonucunda belirleneceğine dair mahkeme gerekçesi isabetli değildir. Miras yoluyla geçen payın mirasçılara intikal etmiş olması karşısında bu payların şirket genel kurulunda temsili sorunu ayrı bir sorundur. Varsa tereke temsilcisi eliyle aksi takdirde mirasçılar tarafından payın temsili sağlanarak genel kurulun yapılması mümkündür. Kaldı ki ister pay sahiplerinin anlaşamaması ister payların eşitliği sebebiyle nisabın sağlanamaması hususundan kaynaklanmış olsun, ortaklar arasındaki herhangi bir ihtilaf nedeniyle genel kurulun yapılamaması ve yönetim kurulunun seçilememesi TTK'nın 530. maddesinde (limited şirketler için 636/2.maddesinde) sayılan hususlar kapsamında değerlendirilmelidir..." şeklinde karar verilmiştir. Yukarıda yer verilen istinaf mahkemesi kararında belirtiği üzere, pay sahiplerinin anlaşamaması, nisabın sağlanamaması, hisse paylarına ilişkin olarak bir ihtilafın bulunması gibi ortaklar arasındaki herhangi bir ihtilaf, genel kurulun yapılmaması için bir mazeret oluşturmaz. Ayrıca vefat eden şirket ortağının hisse payı TTK'nun 596/1 maddesine göre, tüm hak ve borçları ile birlikte genel kurulun onayına gerek kalmaksızın mirasçılara intikal edeceğinden genel kurulların bu sebeple ertelenmesi veya hiç yapılmaması mevzuata ve hakkaniyet ilkesine aykırılık teşkil eder. 6102 sayılı TTK'nun 617/1 maddesine göre, limited şirketlerde olağan genel kurul toplantısı, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır. Şirket sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe genel kurul olağanüstü toplantıya çağrılır. Davalı şirketin sicil dosyası içerisinde yer alan ana sözleşmesi incelendiğinde, genel kurul toplantılarına ilişkin özel ve istisnai nitelikte bir hüküm bulunmadığı görülmüştür. Netice itibariyle, davalı şirketin TTK'da düzenlenen usule uygun ve tüm paydaşlarının katıldığı en son genel kurulunun 27/07/2008 tarihinde yapılması ve bu tarihten sonra yapılan ve bir örneği dosyaya sunulan genel kurul kararlarının TTK'nun da belirtilen çağrı usulüne uygun olmaması ve tüm paydaşların toplantıya katılmaması sebebiyle çağrısız genel kurul koşulunun sağlanmaması, söz konusu genel kurul toplantılarında yönetici ibralarının, bilanço ve faaliyet raporlarının görüşülmemesi sebebiyle dava tarihine kadar geçen sürede TTK'nun 636/2 maddesinde belirtilen uzun süre koşulunun gerçekleşmesi, davalı şirket vekiline ve yetkilisine verilen makul sürede genel kurul toplantısının yapılmaması, toplantının yapılmamasına yönelik ortaya konulan mazeretlerin yukarıda açıklandığı gibi kabule değer olmaması netice ve kanaatine ulaşılarak uzun süredir (yaklaşık 16 yıldır) genel kurul toplantıları yapılmayan davalı şirketin feshine karar vermek gerekmiştir. Dava dilekçesinde terdiden haklı sebeple fesih talebinde bulunulmuş ise de bundan önce gelen terditli talep kabul edildiğinden bu konuda bir inceleme ve değerlendirme yapılmayarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KABULÜ ile; Ilgın Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... ticaret sicil sırasında kayıtlı ... TİC. LTD. ŞTİ'nin FESİH ve TASFİYESİNE, 2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 1 ay içerisinde, ikinci bir yazı veya tebligat beklenmeksizin davacı tarafından 50.000 TL. tasfiye masrafı ve 30.000 TL. tasfiye memuru ücreti olmak üzere toplam 80.000 TL. tasfiye giderinin, nihai sorumlusu davalı şirket olmak üzere, Mahkememizin bu dosyasına davacı tarafça yatırılmasına, 3-80.000 TL.'lik tasfiye giderinin yatırılmasından sonra Mahkememizce bilirkişilik bölge kurulu listesinde ismi bulunan bir muhasebe uzmanının re'sen tasfiye memuru seçilerek göreve başlatılmasına, 4-Tasfiye memuru için takdir edilen 30.000 TL.'nin; 10.000 TL.'sinin göreve başlatıldığı tarihte peşin olarak tasfiye memuruna ödenmesine, kalan 10.000 TL.'nin davalı şirkete ait malvarlığının satışlarının tamamlandığının tasfiye memuru tarafından bildirilmesi ve belgelendirilmesinden sonra, kalan son 10.000 TL.'nin de tasfiyenin tamamlanması ve buna ilişkin raporun tasfiye memuru tarafından dosyaya sunulmasından sonra tasfiye memuruna ödenmesine, 5-Tasfiye memuru ücretinin dışında tasfiye masrafı olarak yatırılacak 50.000 TL.'nin ise tasfiye memurunun belgelendirdiği taleplere göre, kendisine veya ilgili yerlere Mahkememiz tarafından ödenmesine, 6-Tasfiye memuru ücreti ile tasfiye masraflarının güncellenip güncellenmeyeceğinin ve davacı taraftan ilave ücret talep edilip edilmeyeceğinin kararın kesinleşmesi ve tasfiyeye başlanmasından sonra ihtiyaca ve/veya tasfiye memurunun talebine göre ek kararla bilahare değerlendirilmesine, 7-İlave tasfiye masrafına ihtiyaç duyulur ve ek kararla istenilmesine rağmen davacı tarafından yatırılmaz ise, tasfiyenin olduğu haliyle bırakılıp, tasfiye memurunun da görevinin sonlandırılacağının davacı tarafa ihtarına, 8-Tasfiye memuru ücreti ve diğer tasfiye giderlerinin, tasfiye ve ödeme aşamasında tasfiye memurluğunca davacı tarafa tam ve eksiksiz olarak öncelikle ödenmesine, 9-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 10-Davacılar tarafından yapılan 1.710,40TL başvuru harçları, 1.710,40TL peşin harçlar, 121,60TL vekalet suret harçları, 242,00TL posta ve tebligat masrafları olmak üzere toplam 3.784,40TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara eşit oranda verilmesine, 11-AAÜT'ye göre 30.000,00'ar TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine, 12-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 13-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili taraflara iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/12/2024 Başkan Üye Üye Katip