İlk Derece Mahkemesi · Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/111 E. 2024/643 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/111
- Karar No
- 2024/643
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Ereğli . Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/08/2023 tarih, ... esas ... karar sayılı ile görevsizlik kararı verildiği, kararın 12/01/2024 tarihinde kesinleştiği, dosyanın 16/02/2024 tarihinde mahkememize tevdi edildiği anlaşılmakla davanın yapılan açık yargılaması sonunda, HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: TALEP : Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 16/08/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Ereğli/Konya İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin murisinin icra takibine konu edilen alacağa ilişkin bir borcunun olmadığını, icra takibine konu senedin kambiyo senedi vasfında olmadığını, bonoda bulunması gereken zorunlu unsurların eksik olduğunu, icra takibinde talep edilen faize ve faiz oranına itirazların olduğunu, senetteki imzanın müvekkilinin murisine ait olmama ihtimalinin olduğunu, imzaya itirazlarının olduğunu, mahkememizce imza incelemesi yapılmasını, senetteki imza ve yazıların sonradan doldurulup doldurulmadığına ilişkin de kriminal inceleme yaptırılarak bu durumların tespit edilmesini, icra takibine konu edilen senedin sahte senet olduğunu, müvekkilinin murisinin senede konu bir ticari ilişkisinin ve borcunun olmadığını, senedi icra takibine veren davalının da akli dengesinin yerinde olmadığını, çocuklarının etkisiyle böyle bir işe giriştiğini, davalının herhangi bir mal varlığının da olmadığını, senedin müvekkilini ve murisin çocuklarını zarara uğratmak ve dolandırmak amacıyla sahte olarak doldurulduğunu, senedin tanzim tarihinde murisin 80 yaşında olup yoğun bakımda yatmakta olduğunu, murisin o tarihte de ağır hasta olup akli dengesinin de yerinde olmadığını, bu durumun hastane kayıtlarından da ortaya çıkacağını beyanla öncelikle icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin icraya konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini, davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 27/03/2024 tarihli cevap cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın cevap dilekçesindeki aleyhlerine olan hususları kabul etmediklerini, cevap dilekçesinin süresi içinde verilmediğini, dava dilekçesindeki taleplerini tekrar ettiklerini, cevap dilekçesindeki ekli belgelerin usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerçekleri yansıtmadığını, senedin kötü niyetle hareketle icra takibine konulduğunu, senedin kambiyo senedinde olması gereken vasıflara sahip olmadığını beyanla dava dilekçesindeki talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu 12/03/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacıların murisi ile müvekkili arasındaki ticari ilişki neticesinde icra takibine konu senedin alındığını, senedin vadesinin gelmesine rağmen borcun ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine senedin tahsili için icra takibi başlatıldığını, davacı tarafın iddia ve taleplerinin asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, takip konusu senedin geçerli bir senet olup senedin taşıması gereken tüm vasıflara haiz olduğunu, senetteki imzanın davacının murisine ait olmama ihtimali iddiasına ilişkin olarak mahkememizce imza incelemesi yaptırılarak bu durumun tespit edilmesi gerektiğini, gerekli inceleme sonucunda imzasının murise ait olduğunun ortaya çıkacağını, davacının zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının da haksız olup reddedilmesi gerektiğini, senedin tanzim tarihi itibariyle murisin akıl sağlığının yerinde olduğunu buna ilişkin itirazları da kabul etmediklerini beyanla açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu 05/04/2024 tarihli ikinci cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce, Ereğli İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, Ereğli İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas, Ereğli . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, Ereğli C. Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası celp edilip incelenmiş, sahtecilik ve grafoloji uzmanı bilirkişi uzmanı heyetten Bakırköy . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyası aracılığıyla rapor alınmıştır. Ereğli İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası dosyasının incelenmesinde; borçlusunun mahkememiz dosyası davacısının murisi ... olduğu, alacaklısının mahkememiz dosyası davalısı olduğu, bonoya dayalı olarak 5.000.000,00TL'si asıl alacak olmak üzere toplam 6.347.020,55TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Ereğli . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacılarının muris ...'nin mirasçıları olduğu, davalısının mahkememiz dosyası davalısı ... olduğu, dava konusunun muris ...'nin mirasının hükmen reddine ilişkin olduğu, mahkemece verilen 17/04/2024 tarih, ... esas ... karar sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Ereğli C. Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekilerinin muris ...'nin mirasçıları olduğu, şüphelisinin mahkememiz dosyasının davalısı ... olduğu, resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından başlatılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve verilen kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Sahtecilik ve grafoloji uzmanı bilirkişi uzmanı heyeti tarafından mahkememize sunulan 09/08/2024 tarihli raporda özetle; "...İnceleme konusu “10/07/2021 tanzim tarihli, 10/09/2021 vade tarihli, borçlusu ..., alacaklısı ... olan 5.000.000 (beş milyon TL) tutarlı senet” aslındaki imzanın ...’nin ELİ ÜRÜNÜ OLDUĞU..." kanaatleri bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava bonodan ve bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibinden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı tarafından davacı aleyhine Ereğli İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile, keşidecisinin davacı murisi ..., lehtarının davalı olduğu, 10/07/2021 tanzim ve 10/09/2021 vade tarihli, 5.000.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, davacı vekilince, söz konusu bonodaki keşideci imzasının müvekkilinin murisine ait olmadığı, vade ve tanzim tarihlerinin sonradan doldurulduğu, takip alacaklısı davalı ...'ın akli dengesinin yerinde olmadığı, senedin tanzim tarihinde muris keşidecinin hasta ve yaşlı olduğu, bononun zamanaşımına uğradığı hususlarını ileri sürülerek menfi tespit talebinde bulunulduğu, davalının ise vekili marifetiyle sunduğu dilekçelerinde yukarıda özetlendiği gibi davanın reddini savunduğu anlaşılmıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle borcun düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve E:... , K:... ; 12.10.2011 gün ve E:... , K:... ; 04.12.2013 gün ve E:... , K:... ; 14.05.2014 gün ve E:... , K:... ; 17.04.2015 gün ve E:... , K:... sayılı ilamları). Dava konusu icra takibi 14/07/2023 tarihinde başlatılmasına rağmen takip borçlusu ...'nin 16/11/2021 tarihinde vefat ettiği dosya arasındaki nüfus kayıt örneğinden anlaşılmaktadır. Adı geçen takip borçlusunun vefat ettiğinin sonradan anlaşılması üzerine davacının da dahil olduğu mirasçılarına ödeme emri tebliği yapıldığı görülmüştür. Takip dayanağı bonoda keşidecinin muris olması karşısında davalının takibi bu şekilde başlatması kabul edilebilir yanılgı olarak değerlendirilmiş ve takipteki bir usulsüzlüğün olmadığı resen tespit edilmiştir. Bununla birlikte Mahkememizce bir süre Ereğli . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının neticesi beklenmiş ise de, söz konusu davada, davacı dışındaki mirasçıların takip borçlusunun mirasının hükmen reddini talep ve dava ettikleri görülmektedir. Dava konusu icra takibinin davacının murisin vefatından sonra başlatıldığından ve davacının bizatihi kendisi tarafından menfi tespit talebinde bulunmasında bir sakınca görülmediğinden söz konusu dosyanın neticesinin beklenilmesinden vazgeçilmiştir. Somut olayda davacı tarafça, her ne kadar bononun zamanaşımı uğradığı iddiasında bulunulmuş ise de, takip tarihi itibariyle yasada öngörülen 3 yıllık zamanaşımının henüz dolmadığı görüldüğünden davacının bu iddiası yerinde bulunmamıştır. Davacı vekili tarafından imza inkarında bulunulduğundan sahtecilik ve grafoloji uzmanlarından oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılması lüzumlu olmuştur. Bilirkişi heyete tarafından Bakırköy . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyası aracılığıyla Mahkememize sunulan 09/08/2024 tarihli raporda, dava konusu bonodaki keşideci imzasının muris ... eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu raporun bilimsel verilere dayalı, gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmış ve davacının imza sahteliği iddiası yerinde görülmemiştir. Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı ilamında ve yine ... esas, ... karar sayılı ilamında uyguladığı üzere, bononun boş olarak verildiği ve sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddialar ile bononun aslında hatır senedi olduğuna yönelik iddiaların yazılı delille ispatı gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bononun vade ve tanzim tarihlerinin sonradan doldurulduğu iddia edilmiş ise de bu yöndeki iddiaları kanıtlayıcı yazılı delil dosyaya sunulmamıştır. Öte yandan davacı vekili tarafından hem takip alacaklısı davalının, hem de takip borçlusu davacı murisinin bononun tanzim tarihinde akıl sağlığının yerinde olmadığı şeklinde bir iddia ortaya atılmış ve davalı için vesayet mahkemesine ihbarda bulunulması talep edilmiş ise de, davacı tarafça söz konusu iddiaları destekleyici akıl sağlığına ilişkin hastane raporu veya muris sağken açılmış bir vesayet davası gibi bir bilgi ve belgeye dayanılmamıştır. Ölmüş bir şahıs hakkında geçmişe etkili olarak akıl sağlığı tespiti mantıken mümkün olmadığından ve varsayımlarla kesin bir neticeye varılamayacağından davacı vekilinin bu iddiaları kabule değer görülmemiştir. Davacının iş bu davadaki ile benzer iddiaları üzerine başlatılan Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasının takipsizlik kararı ile neticeye bağlanması sebebiyle ceza soruşturmasından da davacının iddialarını destekleyici bir neticenin çıkmadığı anlaşılmıştır. Davaya emsal Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 10/03/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı: "... HMK 226. Maddesi gereğince konusu suç teşkil eden vakıalar yemine konu olamayacağından bu hususta davalıya yemin teklif edilmesi de mümkün değildir. Ayrıca kambiyo senetlertinin ticari defterlere kayıt edilmesi zorunluluğu bulunmadığından dava konusu çekin davalı defterine kaydedilmemiş olması davalının çekten alacaklı olmadığı anlamına gelmez. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." şeklindedir. Davacı vekili yemin deliline dayanmış ise de, yukarıda yer verilen İstinaf Mahkemesi kararında belirtildiği üzere bedelsiz senet veya kötü niyetli iktisap iddiaları taraf yemini deliliyle ispata elverişli olmadığından yemin delili hatırlatılmasına lüzum görülmemiştir. Ayrıca bono bedelinin senetle ispat kuralının üzerinde olması, davalının açık rıza göstermemesi, yazılı delil başlangıcı mahiyetinde bir belge bulunmaması hususları karşısında davacının tanık dinletme talepleri kabul edilmemiştir. Bu itibarla sübut bulmayan davanın reddi gerekmiştir. Dava konusu icra takibinin tedbiren durdurulmadığı ve böylece İİK 72. Maddesinde belirtilen şartların oluşmadığı anlaşılmakla davacı aleyhine tazminata hükmedilmemiş ve aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Yasal koşulları oluşmadığından davalı lehine haksız takip tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Yargılama sırasında alınan 108.391,24TL harçtan alınması gereken 427,60TL harcın mahsubu ile fazla alınan 107.963,64TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 60,80TL vekalet harcı, 1.349,00TL bilirkişi ücreti ve 364,00TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplam 1.773,80TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-AAÜT'ye göre hesaplanan 593.351,03TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/10/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...