İlk Derece Mahkemesi · Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/510 E. 2024/428 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/510
Karar No
2024/428
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : DAVA : İstirdat Davası DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında verilen 09/05/2019 tarih ve ... sayılı kararın Konya Bölge Adliye Mahkemesinin . Hukuk Dairesi'nin 02/06/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılması üzerine Mahkememizin iş bu esas sırasına kaydedilen dava dosyasında yapılan açık yargılama sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;davacı müvekkili ile davalı şirket arasında iki tarafa borç yükleyen sözleşme kapsamında, TBK 97 maddesi gereği, şahsi defi olan ödemezlik defi ileri sürerek, aynı yasanın 219 maddesi kapsamında ayıplı ürünlerin tespiti ve iadesini ve borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiklerini, müvekkilinin davalı firmadan motor ve hidrolik ürün alarak, davacı şirket bünyesinde bulunan ... Tic. Ltd. Şti. tarafından yurt dışına satışının yapıldığını, davalı şirket tarafından satışı yapılan motor ve pompaların hepsinin arızalı olduğu yönünde satın alan İtalyan MGH firması tarafından şifai olarak müvekkili şirkete bildirimde bulunarak iade işlemlerini başlattıklarını, malların şu an için ellerine geçmemesi sebebiyle tespit veya başkaca bir işlem yapamadıklarını, iade edilen malların HMK 400 maddesi gereği tespitini talep ettikleri, davalı tarafından satışı yapılan ürünler karşılığında, davacı müvekkilinin farklı keşide tarihlerini içerir 4 adet çek keşide ederek davalıya verildiğini ve bu çeklerin tahsil edilmek istendiğini belirterek çeklerin ödenmemesi konusunda tedbir kararı verilmesini, davalı firmadan alınan ve İtalya'dan iade edilen ayıplı ürünlerin ayıplarının tespitinin, tespit sonrası ilgili ürünlerin davalıya iadesi ile borçtan kurtulmalarına karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmektedir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; arızalı ürünlerin davacının elinde olmaması nedeniyle, davacı şirketin taraf ehliyetinin bulunmadığını, ihracı yapılan malların, dava dışı ... Şirketi tarafından satılarak ihraç edildiğini, dava dışı şirket adına davacı şirketin dava açma ehliyeti bulunmadığını, taraflar arasında üç yıldır devam eden hukuki ilişki bulunduğunu, son 5 aydır gerçekleştirilen herhangi bir alım satımının bulunmadığını, bu nedenle 2.5 yıllık süredeki alım satım akdinin hangi bölümüne ilişkin iş bu davayı açtıklarının somutlaştırılmadığını, TTK'nın 23. maddesinde ayıp ihbar sürelerinin düzenlendiğini, davacı şirket tarafından müvekkili davalı şirkete ulaşmış herhangi bir ayıp ihbarının bulunmadığını belirterek, davanın reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, TOPLANAN DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava ayıplı ürün için ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkememizin ... Esas , ... Karar sayılı 09/05/2019 tarihli ilamı ile açılan davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği, Konya Bölge Adliye Mahkemesinin . Hukuk Dairesi'nin 02/06/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla özetle;".... bilirkişiler tarafından tanzim edilen rapor ve ek raporda; ayıplı olduğu belirtilen malların yabancı şirket tarafından ne zaman iade edildiği, iade faturası ve malların aracı şirket, davacı şirket ve davalı şirkete hangi tarihlerde tebliğ ve teslim edildiği tarihlerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmediği, davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen maillerin tarihi itibariyle ayıplı malların davacı şirkete intikal edip etmediği yönünden herhangi bir tespit bulunmadığından, davalı tarafın ayıp ihbarının yapılmadığına yönelik savunmasının yerinde olup olmadığı dosya içeriğinden anlaşılamadığından mali müşavir bilirkişiden bu konuda ek rapor alınmadan eksik incelemeyle yargılamaya son verilmesi isabetli olmadığından.... " şeklindeki gerekçeler ile Mahkememizce verilen kararın kaldırılmasına karar verildiği, Mahkememizin ... Esas sırasına kaydı yapılan dava dosyasında Mahkememizce kaldırma ilamı doğrultusunda belirtilen hususlara yönelik önceki rapor düzenleyen SMMM bilirkişisi ... ek rapor aldırılmasına yönelik ara karar kurulduğu, bilirkişi tarafından sunulan 09/06/2023 tarihli ek raporda özetle; ".. Davacı vekilinin İtalyadan iade alınan ürünlerin dava dışı ... Ltd Şti şirketinden ... Ltd Şti'ye kesilen faturalar ile iade edildiğini belirttiğini, bu faturaların 31.12.2015 tarihli ... nolu 170.661,04 TL tutarlı ve 01.07.2016 tarihli ... ve ... nolu 60.580,29 TL tutarlı faturalar olduğunu, davacı vekilinin müvekkilinin iade sürecinin ... Ltd Şti'nin müvekkiline kestiği 31.12.2015 tarihli ... nolu 170.661,04 TL tutarlı fatura ile başladığını belirttiğini, O halde davacı ... Ltd Şti'nin dava konusu iade edilen mallarla ilgili Davalı ... şirketine kesebileceği faturaların 31.12.2015 tarihinden daha önce olamayacağının anlaşıldığını, bu tespite göre davacı Ziya Usta Ltd Şti ile davalı ... Ltd Şti arasındaki ticari ilişki dikkate alındığında 31.12.2015 tarihi ve günümüze doğru kesilen faturanın 10.02.2016 tarih ... nolu 79.441,52TL' lik fatura olduğunu, bu faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunu, davacı vekilinin davalıya ayıp ihbarını 18/02/2016 tarihli e-mail ile yaptıklarını, ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğunu" bildirir şekilde tespitlere yer verildiği görülmektedir. Mahkememizce dosyanın daha önce rapor sunan bilirkişilerden farklı bir makine mühendisi bilirkişisine tevdi ile; yerinde inceleme yetkisi ve gerekli evrakların alınması yetkisinin bilirkişiye verilerek; davaya konu Hidro Motorlar'da iddia olunan ayıpların onarımının mümkün olup olmadığı, mümkün ise onarım bedelinin ne kadar olacağı, motorların tamirinin satış bedeline nazaran ekonomik olup olmadığı, tamirat masrafının satış bedeline çok yakın olup olmadığı hususlarında rapor düzenlenmesi istenmiş, Mahkememize sunulan 02/01/2024 tarihli makine mühendisi İhsan Karakuş tarafından sunulan raporda özetle; davaya konu ürünlerden dosya kapsamında bulunan faturalara göre bir kısmının davacıya ait fabrikada olduğu, ürünler arasında yapılan teknik incelemede ürünlerin genel anlamda İsotec markası adı altında ayıplı ürün olmadığı, davalı İsotec firması tarafından üretilen davaya konu ürünlerin Dünya'da ve Avrupa'da kalitesi kabul görmüş ... markasına eşdeğer veya muadil bir ürün olarak Dava Dışı ... Ltd. Şti. Veya Davacı ... Ltd. Şti. Tarafından ... markası ürün stok adı altında ve kalitesinde ihrac edildiği için İtalyan firması tarafından kullanılsa da kullanılmasa da bu ürünlerin ayıplı olarak kabul edildiği ve davacıya gönderildiği, dosya kapsamına göre davaya konu ürünlerin davalı İsotec firması tarafından ... markası adı altında ürettiğine dair bir bilgi olmadığı, yine aynı şekilde hem İtalyan firması hemde Dava Dışı ... Ltd. Şti. Ve Davacı ... Ltd. Şti. ise ... firması tarafından üretilen ürünleri ... markası adı altında kullanmak istemekte olduğu, davaya konu ürünlerin sertlik ölçüm değerlerinden ... orijinal ürününe göre daha düşük kalitede ve ekonomik ömrünün daha kısa olduğu, İsotec markası veya üreticinin kendi belirlemiş olduğu bir marka adı altında kullanılabilecek ürünler olduğu" şeklinde tespitleri içerir rapor sunulmuş olduğu görülmektedir. İstinaf ilamı öncesinde bilirkişiler tarafından düzenlenen kök ve ek rapor ile Mahkememizce kaldırma ilamı sonrasında düzenlettirilen bilirkişi raporu arasında dava konusu ürünlerin ayıplı olup olmadıkları hususunda çelişki oluşmuş olması nedeni ile raporlar arasındaki çelişkinin giderilerek davaya konu ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın teslim sırasında açıkça anlaşılıp anlaşılamayacağı, gizli ayıp olup olmadığı, davaya konu ... Motorlar'da iddia olunan ayıpların onarımının mümkün olup olmadığı, mümkün ise onarım bedelinin ne kadar olacağı, motorların tamirinin satış bedeline nazaran ekonomik olup olmadığı, tamirat masrafının satış bedeline çok yakın olup olmadığı hususlarında 3 kişilik makine mühendisi bilirkişiden oluşan heyetten rapor aldırılmasına karar verilmiş, Mahkememize sunulan 28/05/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "... ürünlerin üzerinde “tork/lt ve dönüş yönü” dışında ürüne dair başka herhangi bir bilgi (üretici, üretim yeri, üretim tarihi, marka, model/tip, seri no) ve tamamlayıcı belge (garanti belgesi, kullanım talimatı vb.) olmadığı görüldüğü, dava konusu ürünlerin İtalya’daki müşteri tarafından kendilerine gönderilen 4 adet müşahit numunenin prototip üretiminin yapıldıktan sonra üretimine başlandığı anlaşılmış, üretimi yapılan ürünlere ait satınalma şartnamesi, teknik şartname, teknik çizim, dış tedarikçi kontrol talimatları, üretim kalite planlarına (girdi-yarımamül- son ürün kontrol ve test usulleri) ait doküman ve kayıtların ve 4 adet müşahit numunenin olup olmadığı varsa bunların taraflarına sunulması, arıza ve ayıp bildirimler ile ilgili (18.02.2016 tarihli mail olarak dosya içeriğinde yer alan 1 adet geri bildirim) daha detaylı bilgi verilmesi, hidrolik pompa ve hidromotorlarda ayıp/arızanın tespiti fiziki ve görsel kontrollerle ve sökme- demontaj işlemiyle çok sınırlı olup, sağlam bir pompa veya motrun sökülmesi sonrasında yeniden toplanması (gerekli montaj usulleri ve geometrik toleransları sağlanamadığı taktirde) ürünün arızalanmasına sebebiyet verebileceği, Demontaj işleminin yapılması gerekliliğinden emin olunduğunda sökülen bileşenlerin içinde aşınma, korozyon veya hasar belirtilerinin olup olmadığını kontrolü ve tespitinin yapılabileceği, keşif mahalinde 1 adet aşınmış ve hasarlı 56 lt’lik hidrolik pompa, 2 adet demonte edilmiş 56 lt’lik ve 1 adet demonte edilmiş 47 lt’lik hidrolik pompa olmak üzere toplam 4 adet demonte edilmiş hidrolik pompa olduğunun görüldüğünü, her bir ürünün dış laboratuvarlarda (halihazırda davacının ve davalının test ünitelerinin olmayışı nedeniyle) ürün kapasitesi (debi ve basınç değerlerinin tespiti) çeşitli çalışma şartlarını simüle ederek farklı basınç ve yüklerde arıza kontrolü, hidrolik sistem iç kaçak kontrolleri için tek tek test edilmesinin gerektiğini, test ve inceleme sonuçlarına göre ayıplı / arızalı olup olmadığının karar verilmesi kanaatine varılacağını " bildirir şekilde tespitlere yer verildiği görülmektedir. Davacı vekili tarafından bilirkişi heyet raporuna karşı sunulan itiraz dilekçesinde heyet raporunda belirtildiği şekilde davaya konu tüm 60-70 ton civarı motorun dışarıda denenmesinin maliyetinin 600-700 bin TL civarında olacağı, dava değeri düşünüldüğünde bunun da doğru olmayacağı, bu nedenle mevcut ürünlerden 2 adetinin teste gönderilmesini talep ettiği görülmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesine göre; “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” İspat yükü kenar başlıklı HMK'nın 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” Söz konusu yasal düzenlemeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davacının davalıdan satın ve teslim almış olduğu ürünlerin ayıplı olduğunu iddia ettiği görülmekle bu husustaki ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu, Mahkememize sunulan 02.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu ürünlerin ayıplı olmadığı şeklinde tespite yer verildiğinin görüldüğü, kaldırma kararı öncesinde düzenlenen kök ve ek rapor ile Mahkememizce kaldırma kararı sonrasında aldırılan rapor arasındaki çelişkileri gidermeye yönelik 3 kişilik makine mühendisi bilirkişiden oluşturulan 28.05.2024 tarihli raporda da ;taraflar arasında yazılı bir anlaşma , teknik çizim ve ürünün standartlarına ilişkin bir anlaşma bulunmadığından ürünlerin bu hali ile ayıplı olup olmadıklarının tespitinin yapılamayacağı, her bir ürünün dış laboratuvarlarda (halihazırda davacının ve davalının test ünitelerinin olmayışı nedeniyle) ürün kapasitesi (debi ve basınç değerlerinin tespiti) çeşitli çalışma şartlarını simüle ederek farklı basınç ve yüklerde arıza kontrolü, hidrolik sistem iç kaçak kontrolleri için tek tek test edilmesinin gerektiği, test ve inceleme sonuçlarına göre ayıplı / arızalı olup olmadığına karar verileceğinin bildirildiği, davacı vekili tarafından heyet raporuna karşı sunulan itiraz dilekçesinde heyet raporunda belirtildiği şekilde davaya konu tüm 60-70 ton civarı motorun dışarıda denenmesinin maliyetinin 600-700 bin TL civarında olacağı, dava değeri düşünüldüğünde bunun da doğru olmayacağı, bu nedenle mevcut ürünlerden 2 adetinin teste gönderilmesini talep ettiği görülmüş ise de heyet raporuna göre her bir ürünün ayrı ayrı olacak şekilde dış laboratuvarlarda teste tabi tutularak ayıplı ürün tespitinin yapılacağının bildirildiği, buna göre davacı tarafın davalıdan satın almış olduğu ürünlerin ayıplı olduğuna yönelik ispat yükünü yerine getirememiş olduğu kanaati ile açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Dava açılırken yatırılan 1.280.82-TL peşin harçtan alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile artan 853,22‬-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarfedilen 82,00-TL posta ve tebligat giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK'nun 333.maddesi uyarınca taraflara iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/06/2024 Katip ... Hakim ...

Atıf: Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/510, K. 2024/428, T. 13.06.2024, www.arakarar.com/karar/konya-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-510-e-2024-428-k-71103d00f0dd