İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/350 E. 2024/643 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/350
Karar No
2024/643
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO: HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1- VEKİLİ : DAVALI : 2- VEKİLİ : DAVALI : 3- VEKİLLERİ DAVA : Sigorta DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davacı müvekkili ...'un, elektrikli bisikleti ile 28.05.2019 tarihinde sürücü ... idaresinde olan, ... Sigorta A.Ş sigortalısı, ... Tic. Ltd. Şti'ne ait ... plaka sayılı, ... marka otobüsün ... Sokak ... Sokak ... Sokak kavşağında yaralamalı trafik kazasına karışmış olduğunu, her ne kadar kaza tespit tutanağında müvekkiline kusur atfedilmiş olsa da bu durumun hatalı olduğunu, kazanın meydana geldiği kavşağın bir tarafında okul bulunmakta olduğunu, ...'nün, insanların yoğun yaşadığı bir meskunda olması, okul bulunan yer olması, evlerin ve yapıların çok bitişik ve aradı ardına olması ve bu sebeple kavşaklardan kenarların görülmesinin son derece güç olması, ...'nün diğer araçlardan çok daha ağır bir araç kullanması sebepleriyle çok daha dikkatli olması gerekirken hız sınırları kurallarını ihlal etmiş olduğunu, bir ticari araç şoförüne göre ihtiyatlı davranmamış olduğunu, oluşan kazaya başlı başına sebebiyet vermiş olduğunu, davalı ... ile müvekkili arasında meydana gelen kazada kusur raporu alınması için bilirkişi görevlendirilmesini, müvekkilinin ilgili zararının tespiti tazmini için davalı sigorta şirketine 09.02.2022 tarihinde iadeli taahhütlü posta yoluyla ulaşılmış olduğunu, davalı sigorta şirketinin yasal süresi içerisinde başvurularına cevap vermemiş olduğunu, bununla birlikte ticari uyuşmazlıklarda dava şartı gereği 16.11.2021 tarihinde Konya Arabuluculuk Bürosu'nun ... dosya numaralı dosyasından davalılara ve 24.03.2022 başvuru tarihli ... tarihli dosya numaralı dosya numarasından davalı ... Turizm Şirketi'ne karşı zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ancak bir sonuç alınamamış olduğunu, meydana gelen trafik kazası sebebiyle müvekkilinin kullanmış olduğu elektrikli bisikletin hasar almış olup müvekkilinin kendi imkanları ile elektrikli bisikletini tamir ettirmiş olduğunu, dava konusu kazadaki taraflara yüklenilecek kusur oranı net olmadığından dolayı hasar bedelinin netleştirilmesinin mahkemece bilirkişilere yaptırılacak değerlendirme ve tespitlere bağlı olduğunu, bilirkişilerce yapılacak değerlendirme ve tespitlere bağlı olduğunu, kaza sonucu hasar görüp müvekkilince tamir ettirilen müvekkile ait elektrikli bisikletin tamirat gördüğünden dolayı değer kaybına uğramış olduğunu, müvekkiline ait Epikriz Raporunda teşhis edilen yaralanmalardan anlaşılacağı üzere müvekkilinin kalıcı iş göremezlik durumu ortaya çıkmış olduğunu, bu sebeple kalıcı maluliyet durumunun bilirkişilerce tespit edilerek maluliyet oranının hesaplanması gerekmekte olduğunu, kaza sonucu müvekkilinin, Konya Eğitim Araştırma Hastanesi'ne kaldırılmış ve ilgili heyet tarafından iş göremezlik raporu düzenlenmiş olduğunu, müvekkilinin geçici maluliyet durumunun bilirkişilerce tespit edilerek maluliyet oranının hesaplanması gerekmekte olduğunu, müvekkilinin tedavi giderlerini, bakıcı ve iaşe ihtiyaçlarını kendisinin karşılamak durumunda kalmış olduğunu, bu sebeple bu sebeple de bu giderlerin tazmininin de gerekmekte olduğunu, bu sebeple bilirkişilerce yapılacak değerlendirme ve hesaplanması gerekmekte olduğunu, müvekkilinin bu kaza sebebiyle manevi olarak da yıpranmış olduğunu belirterek; maddi tazminat talepleri için şu aşamada gerçek zararın tespit edilmesi mümkün olmadığından HMK 107. md. Gereğince belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davalarında; bilirkişilerle yapılacak tespit ve hesaplamalardan fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması şartıyla, şu aşamada, hasar bedeli için şimdilik 100,00 TL'nin davalı sigorta şirketi açısından 25.02.2022 tarihinden işleyecek avans faiziyle, diğer davalılar açısından 28.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen olarak davalıların taraflarına ödemesine, araç değer kaybı için şimdilik 100,00 TL'nin davalı sigorta şirketi açısından 25.02.2022 tarihinden işleyecek avans faiziyle, diğer davalılar açısından 28.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen olarak davalıların taraflarına ödemesine, kalıcı maluliyet için şimdilik 100,00 TL'nin davalı sigorta şirketi açısından 25.02.2022 tarihinden işleyecek avans faiziyle, diğer davalılar açısından 28.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen olarak davalıların taraflarına ödemesine, geçici maluliyet için şimdilik 100,00 TL'nin davalı sigorta şirketi açısından 25.02.2022 tarihinden işleyecek avans faiziyle, diğer davalılar açısından 28.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen olarak davalıların taraflarına ödemesine, tedavi giderleri ve bakıcı ücreti için şimdilik 100,00 TL'nin davalı sigorta şirketi açısından 25.02.2022 tarihinden işleyecek avans faiziyle, diğer davalılar açısından 28.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen olarak davalıların taraflarına ödemesine, kaza sonucu manevi olarak yıpranan müvekkili için davalı ... Sigorta haricindeki diğer davalılardan işleten sıfatıyla bulunan davalı ... Tic. Ltd. Şti. ve sürücüsü ...'den 10.000,00 TL manevi tazminatın 28.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen olarak davalıların taraflarına ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasının zamanaşımı olan iki yıl geçtikten sonra açılmış olduğundan zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddi gerekeceğini, davacı tarafın, mahkeme dosyasına sunduğu delil ve belgeleri taraflarına tebliğe çıkartmadığından anılan tüm belgelere karşı cevap haklarının saklı olduğunu, davacı taraflarca müvekkil şirkete, usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından dava şartının yerine getirilmemiş olduğunu, davacılar tarafından dosyaya sunulan tedavi evraklarının, yargılama neticesinde müvekkil şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirketin, Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) uyarınca, sigortalının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, kusur oranları için em Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden seçilecek, kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz etmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için aksi düşünülür ve dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilir ise, tazminat hesabı da uzmanlık gerektirdiğinden, Hazine Müsteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması, bu konuda uzman olmayan hukukçulara bu görevin tevzi edilmemesi gerektiğini, davacı tarafça talep edilen geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderleri taleplerinin teminat dışı olduğunu, davacının, motosikleti ile seyir halindeyken davaya konu kazaya karımış olduğundan, kaza sırasında kask ve koruyucu kıyafet giyip giymediğinin tespit edilmesi gerekmekte olduğunu, işbu davaya esas trafik kazasında davacı tarafın kask ve koruyucu tertibat kullanmaması halinin müterafik kusur indirimi sebebi teşkil emekte olduğunu, davacının yaralanma bölgelerine bakıldığında kask ve koruyucu ekipman kullanamadığını açıkça tespit edilmekte olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yaşanan trafik kazası ile dava konusu hasar ve değer kaybı arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığına ilişkin tespit yaptırılması gerektiğini, bu kapsamda öncelikle olay mahallinde keşif yapılmalı ve akabinde uzman bilirkişi heyeti tarafından rapor tanzim edilmesi gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, davacı tarafça belirtilen araç hasarına ve değer kaybına ilişkin tutarların son derece fahiş olup işbu raporun taraflarınca kabulünün imkansız olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber söz konusu değer kaybının uzman sigorta eksperi tarafından Yargıtay İçtihatları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, davacının kaza sırasında, sürücü olduğu elektrikli bisikletin kaza tarihini kapsar Kasko Sigorta Poliçesi olup olmadığının araştırılmasını, kasko poliçesinin mevcut olması halinde işbu poliçeden ödeme alınıp alınmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, hiçbir şekilde haksız davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, değer kaybı hesaplamasının Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları ekinde yer alan formüle göre hesaplama yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkil şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu belirterek; öncelikle zamanaşımı deflerinin ve usuli itirazlarının dikkate alınarak davanın reddine, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 28.05.2019 tarihinde yaşanan olay sebebiyle açtığı davadaki taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, müvekkil yönünden zamanaşımı itirazda bulunmakta olduklarını, bu sebeple davanın öncelikle zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde sunulmuş olan kaza tespit tutanağında, "Sürücü ...'nün karışmış olduğu kazada 2918 sayılı K.T.K'nin 52/1-A maddesini ihlal ettiği" kanaatine varılmış olduğunu, söz konusu olayda tutulan kaza tespit tutanağını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkil şirkete ait araç sürücüsü olan ...'nün fazlasıyla dikkatli, özenli, trafik kurallarına uyan bir sürücü olduğunu, kavşağa yaklaşırken sürücü ...'nün gerekli hız sınırlarına uymuş olduğunu, kazanın meydana geldiği kavşağın etrafında okul bulunmakta olduğunu, Sürücü ...'nün kullandığı güzergahta herhangi bir hız sınırı levhası, dur levhası, okul geçidi levhası bulunmamakta olup yerleşim yerinde otobüslerin hız sınırının 50 km olduğunu, davacı ...'un kullandığı güzergahta ise hem okul geçidi hem de kasisli yol levhası bulunmakta olduğunu, davacının kavşağa yaklaşmadan önce uyulması gereken bu trafik kurallarına uymamış, gerekli dikkati ve özeni göstermemiş olduğunu, tutanakta da "K.T.K'nin 57/C-1 maddesini ihlal ettiği" açıkça belirtilmiş olduğunu, dava dilekçesinde kazanın meydana geldiği kavşağın kenarlarının ev ve yapılarla kaplı olduğu, gelen aracın fark edilemeyeceğinin iddia edildiğini, eğer böyle bir durum var ise davacı ...'un daha da dikkatli davranması gerektiğini, davacıya verilen raporlarda davacının kalıcı bir maluliyeti olduğunun belirtilmediğini, hastanın çalışır vaziyette olduğunun belirtilmiş olduğunu, davacının kalıcı ve geçici maluliyet durumunu bulunmadığını, davacının manevi tazminat taleplerini kabul etmediklerini, bu talebin reddi gerekmekte olduğunu, manevi tazminatın fahiş miktarda olduğunu belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 28.05.2019 tarihinde davacının eşi ile birlikte elektrikli bisiklet ile müvekkil davalının kullandığı aracın yaralanmalı trafik kazasına karışmış olduklarını, tarafların beyanları doğrultusunda elektrikli bisiklet ile seyahat etmekte ve herhangi bir koruyucu ekipmanlarının da bulunmamakta olduğunu, zira davacının ve eşinin soruşturma aşamasında müvekkilden şikayetçi dahi olmamış olduklarını, davaya konu trafik kazasının takibi şikayete bağlı suç olduğunu, dava konusu dosya ile ilgili tazminatın varlığına, miktarına ve diğer unsurlara hükmedilebilmesi açısından olayın trafik kazası olup olmadığı, olayın oluş şekli, tarafları kusur oranlarının önem arz etmekte olduğunu ancak şikayetin varlığının şikayete bağlı suçlarda olayın araştırılması açısından ön koşul olduğunu, davacının, dava dilekçesinden ve kaza tespit tutanağından, elektrikli bisiklet sürücüsü olduğu anlaşılmış olup koruyucu tertibatlarını kullanmadığının aşikar olduğunu, herhangi bir koruyucu tedbir almadan karayolunda elektrikli bisiklet kullanan ve eşi ile birlikte yolculuk yapan davacının kusuru bulunmakta olduğunu, davacının birden fala kişi ile seyahat ederek yük, ağırlık ve hızını da kontrol etmekte zorlanmasının aşikar olduğunu, motorlu taşıtları karayollarında geçiş üstünlüğü bulunmakta olup davalı müvekkilin kontrollü bir şekilde kavşağa yaklaşmasına rağmen davacı tarafça gerekli dikkat ve özen gösterilmemiş olup geçiş üstünlüğüne de uyulmayarak yaralamalı trafik kazasının meydana gelmiş olduğunu, tarafların kusur oran ve aidiyetlerinin kesinleşmemiş olduğunu, bu nedenle kazaya sebebiyet veren tarafın tespiti ve oranlarının tespiti, olayla ilgili çelişkilerin giderilmesi ve konusunda uzman bir bilirkişiden oluşa uygun, denetime elverişli kusur raporunun temin edilmesine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, SGK tarafından karşılanması beklenen bakıcı, tedavi ve geçici iş göremezlik giderlerinin müvekkilden talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, SGK'nın ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir. Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır. Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir. Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Somut olayda davacı davaya konu trafik kazası neticesinde yaralandığını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı ve tedavi giderleri zararı ile manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur. Yine, davacı, davaya konu trafik kazası neticesinde aracının hasara uğradığını iddia ederek hasar tazminatı ve değer kaybı tazminatı istemlerinde bulunmuştur. Açılan dava ilk önce Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sırasına kaydedilmiş, yapılan yargılama sonrasında verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamı ile " ... Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından "11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN YANLIŞ YÖNETMELİĞE GÖRE KARAR VERİLDİĞİ ANLAŞILMAKLA Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri YönetmeliğiNE GÖRE EK RAPOR ALINIP BU RAPORUN SONUCUNA RAPORA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEZA AYM 'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak 01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas,... K sayılı kararı ve Yargıtay . Hukuk ve Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.Bu halde mahkemece AYM verilen iptal kararı doğrultusunda PMF 1931 a göre EK RAPOR ALINIP KARAR verilmesi gerekerken trh 2010 uygulanması yanlış olup itirazlar yerindedirKEZA ALINAN 06/04/2022 TARİHLİ RAPORDA BAKICIYA İHTİYATİ BULUNDUĞUNUN BELİNLENMESİ KARŞIN 08/06/2023 TARİHLİ EK RAPORDA BAKICI İHTİYAÇ BULUNMADIĞINA YÖNELİK ÇELİŞKİ DE GİDERİLMELİ VE BAKICI İHTİYACININ OLUP OLMAYACAĞI VE OLACAKSA NET MİKTARI BELİRLENMELİ VE ÇELİŞKİ GİDELİMELİDİR YİNE DAVACI TARAFIN KAZA TARİHİ İTİBARİYLE TÜRK TELEKOMDA GÜVENLİK GÖREVLİSİ OLARAK ÇALIŞTIĞI ,DAVALI TARAFÇA KAZAYA RAĞMEN TAM MAAŞIN KENDİSİNE ÖDENDİĞİ İDDİA EDİLMEKTEDİR Sürekli kısmi işgöremezlik, organ eksilmesi veya organ zayıflaması nedeniyle beden gücünün belli bir oranda azalması durumudur. Bu durumdaki kişi çalışmasını sürdürebilir ise de, yaşıtlarına ve aynı işi yapanlara göre (sakatlığı oranında daha fazla güç ve çaba harcayacağından), kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmekte; buna Yargıtay kararlarında "güç kaybı-efor kaybı" tazminatı denilmektedir. Beden gücü kaybına uğrayan kişinin aynı işi zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla efor sarfıyla yaptığı gerçeğinden hareket edilerek bir anlamda zararı, bu fazladan sarf edilen gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Davacı memur olarak çalışmakta olup maluliyete bağlı olarak iş gücü kaybı (efor) kaybından dolayı tazminat talep etmiştir. Davacı kazada yaralanmasına bağlı yaşadığı maluliyet sonucunda mesleğini daha zor koşullarda gerçekleştireceği kuşkusuzdur. Bu halde Davacının geçici işgöremez durumda olduğu süre boyunca maaşını TAM alıp almadığı araştırımalıdır.ancak çalıştığı kurumdan maaşını almaya devam etmesi, tek başına geçici işgöremezlik zararı oluşmadığını göstermez. Maaşını almış olsa dahi, kazadan önce maaşı dışında elde ettiği ve iyileşme süresi boyunca mahrum kaldığı ek ödemeler olup olmadığının araştırılması ile bu dönem zararı için hesap yapılmalıdır. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında GEÇİCİ İŞGÖREMEZ OLDUĞU DÖNEMDE MAAŞINI TAM ALIP ALMADIĞI ARAŞTIRILIP davacının kazadan önceki çalışması karşılığı ödenen maaş dışında aldığı ek ödeme OLUP OLMADIĞI bu halde ödenen maaş dışında aldığı ek ödemenin tespit edilerek eksik ödenen miktarla sınırlı olarak efor kaybı tazminatına hükmedilmesi, gerekirken eksik araştırma ile hüküm verilmesi yanlış olup..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında dava Mahkememizin ... E. sırasına kaydedilmiştir. Davaya konu 28/05/2019 tarihli trafik kazasının, sürücü ... sevk ve idaresindeki elektrikli bisiklet ile ... Sokak istikametinden ... Sokağı takiben seyredip ... Sokak ile ... Sokağın kesiştiği kavşağa geldiğinde, sağından gelen akımı kontrol etmeden kavşağa giriş yaptığı esnada aracının sağ yan kısımlarına sağından Bedriye Sokağı takiben seyrederek kavşağa seyir hızıyla giriş yapan sürücü ... idaresindeki ... plakalı otobüsün ön kısmı ile çarpması sonucu meydana geldiği, kaza sonrasında görevli kolluk ekibi tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile kazanın oluşmasında elektrikli bisiklet sürücüsü ...'un "Dört yönlü kontrolsüz kavşaklarda, motorsuz araç sürücüleri, motorlu araç sürücülerine ilk geçiş hakkını vermemek" maddesini ihlal ettiği, ... plakalı otobüs şoförü ...'nün ise "Kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak" maddesini ihlal ettiği belirlenmiştir. Mahkememizce tanzim ettirilen 18/12/2022 tarihli bilirkişi raporu ile kazanın oluşumunda elektrikli bisiklet sürücüsü ...'un % 75 oranında , ... plaka sayılı araç sürcüsü ...’nün ise % 25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Rapordaki bu tespitin kaza tespit tutanağındaki tespitlerle uyumlu olduğu, yine raporun dosya kapsamına ve olayın oluş şekline de uygun olduğu sonucuna varıldığından, Mahkememizce kazanın oluşmasında elektrikli bisiklet sürücüsü ...'un % 75 oranında, ... plaka sayılı araç sürcüsü ...’nün ise % 25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Davacının elektrikli bisikletinde oluşan hasar bedeli ve değer kaybına ilişkin talebinin değerlendirilmesinde; 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'da araç değer kaybı tutarının ne şekilde belirleneceği konusunda bir düzenleme bulunmadığından bu boşluğun da içtihatlarla doldurulması gerekmektedir. Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre araçta oluşan değer kaybı tutarının, aracın modeli, yaşı, hasarın ağırlığı, boyanmış olan yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği nazara alınıp, aracın kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da bu husus vurgulanmıştır. 18/12/2022 tarihli bilirkişi raporu ile, davacıya ait elektrikli bisikletin kusur tenzili yapıldıktan sonraki hasar tutarının 712,43 TL, değer kaybı bedelinin ise 250,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapordaki tespitlerin dosya kapsamına uygun olduğu sonucuna varıldığından Mahkememizce davacının hasardan kaynaklı zararının 712,43 TL, değer kaybından kaynaklı zararının ise 250,00 TL olduğu kabul edilmiştir. Davacı vekili 03/12/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile hasar bedeli talebini 712,43 TL'ye, değer kaybı tazminatını ise 250,00 TL ye çıkarmıştır. Davacının yaralanması nedeniyle oluşan geçici ve sürekli iş göremezlik zararı, tedavi gideri zararı ile bakıcı ücreti gideri taleplerinin değerlendirilmesinde; Öncelikle zarar görenin davaya konu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelip gelmediğinin tespiti için hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmelidir. Kaldırma kararına istinaden bu belirlemenin Çalışma Gücü ... Yönetmeliği hükümlerine göre yapılması gerekir. Dosya kapsamına ve kaldırma kararına uygun olduğundan yine bakıcı ihtiyacı yönünden çelişkileri giderdiğinden hükme esas alınan 31/05/2024 tarihli maluliyet raporu ile davacının yaralanmasının % 3 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, geçici iş göremezlik süresinin3 ayı bulacağı, bu sürenin 1 aylık kısmında bakıcıya muhtaç olduğu, tedavi giderlerinin ise 7.000 TL olacağı belirtilmiştir. Kaldırma kararında bahsi geçen yönteme göre tanzim edildiğinden ve dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 16/09/2024 tarihli hesap raporu ile kusur durumuna göre davacının sürekli iş göremezlik zararının 46.619,91 TL, bakıcı gideri zararının 639,60 TL, tedavi gideri zararının 1.750,00 TL olduğu, davacının geçici iş göremezlik sürecinde mahrum kaldığı bir kazancının olmadığı tespit edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, davacının ameliyata rıza göstermemesi dikkate alındığında sadece sürekli iş göremezlik zararından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamı ile Ankara BAM . HD. Nin ... E ... K sayılı ilamı da bu yöndedir. Bu kapsamda davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının müterafik kusur indirimi sonrasında 37.295,92 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Davacı vekili 03/12/2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatını 64.451,37 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatını 5.725,53 TL'ye, tedavi gideri tazminatını 1.750,00 TL'ye, bakıcı gideri tazminatını 2.558,40 TL'ye çıkarmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında elektrikli bisiklet sürücüsü ...'un % 75 oranında, ... plaka sayılı araç sürcüsü ...’nün ise % 25 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacıya ait elektrikli bisiklette hasardan kaynaklı zararının 712,43 TL, değer kaybından kaynaklı zararının ise 250,00 TL olduğu, hasardan ve değer kaybından kaynaklı zarardan davalıların müteselsilen sorumlu olduğu, davacının yaralanmasında ise talep edebileceği sürekli iş göremezlik kaynaklı zararının 37.295,92 TL, bakıcı giderinden kaynaklı zararının 639,60 TL, tedavi giderinden kaynaklı zararının ise 1.750,00 TL olduğu, davacının iyileşme sürecinde mahrum kaldığı bir kazancının olmadığı, dolayısıyla geçici iş göremezliğe dayalı zarar oluştuğu iddiasının usulünce ispatlanamadığı, davacının sürekli iş göremezlik, tedavi gideri ile bakıcı ücreti zararlarından kaynaklı zarardan davalıların müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna varıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Reddedilen tutar olan 34.899,78 TL'nin 9.323,98 TL'lik kısmı müterafik kusur indiriminden kaynaklandığından yargılama gideri konusunda reddedilen tutarın (34.899,78 - 9.323,98 =) 25.575,79 TL olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... -... ) Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacının yaralanması, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacının manevi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 712,43 TL hasar bedeli tazminatı, 250,00 TL değer kaybı tazminatı, 37.295,92 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.750,00 TL tedavi gideri tazminatı ve 639,60 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 40.647,95 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 25/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı ... ile davalı ... Ltd. Şti. yönünden ise 28/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik tazminatı istemi ile fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 28/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ile davalı ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 3.459,76 TL harçtan, peşin ve ıslahla birlikte alınan 1.460,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.998,81 TL eksik harcın (davalı ... Sigorta A.Ş. 'nin sorumluluğunun 1.604,16 TL ile sınırlı olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.320,00 TL. yargılama giderinden, 873,13 TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş. 'den, 446,87 TL'nin ise davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan 1.460,95 TL harç giderinin davalı ... Sigorta A.Ş. 'nin sorumluluğunun 1.172,49 TL ile sınırlı olması kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 179,32 TL harç gideri, 2.377,50 TL Meram Tıp Fakültesi Hastanesi, 5.595,65 TL. S.Ü. Tıp Fakültesi Hastanesi rapor bedeli ve 5.641,65 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 13.794,12 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 9.124,28 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş. 'nin sorumluluğunun 7.322,76 TL ile sınırlı olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Maddi tazminat davası yönünden, a)Kendini vekille temsil eden davacı için, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b)Kendini vekille temsil eden tüm davalılar için A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 25.575,79 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara (eşit oranda) verilmesine, 8-Manevi tazminat davası yönünden, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ile davalı ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair ; davacı vekili ile davalı ... Ltd. Şti. vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/10/2024 Katip Hakim e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/350, K. 2024/643, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/konya-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-350-e-2024-643-k-798ddc048e68