İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/272 E. 2024/613 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/272
Karar No
2024/613
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO: HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : ... - ... VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Müvekkil davalının hastaneye sattığı mallar karşılığında faturalar tanzim edildiğini, satılan malların karşılığı olan 72.921,19 TL bedelli faturanın davalı tarafa ibraz edildiği, davalı hastane tarafından kabul edilerek imzalandığı, ancak müvekkil şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığı, bu nedenle Konya . İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasında 72.921,19 TL borçlu hastane aleyhine icra takibi başlatıldığı, sonrasında davalı tarafça takibe itiraz edildiği ve icra takibinin durdurulduğu, akabinde davalı hastane tarafından borcun 64.395-TL lik kısmının; icra takibi başlatıldıktan sonra banka yoluyla müvekkilime ödendiği, geri kalan bakiye 8.526 TL’nin ödenmediği, izah olunan nedenlerle takibe yapılan itirazın iptali ile Konya .İcra Dairesi Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamına karar verilmesini, borçlunun %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, borçlunun aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Müvekkilinin davacı tarafa 64.395 TL borcunun bulunduğunu ve söz konusu borcun ödendiğini, bu sebeple herhangi bir borcunun bulunmadığını ve bu yüzden takibe itiraz ettiklerini, itirazın iptali davasının yersiz olduğunu, izah olunan sebeplerle davacı tarafından açılan davanın REDDİNE karar verilmesini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra tazminatına mahkum edilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir. Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin 72.921,19 TL asıl alacak üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 8 adet faturanın gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için de eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf; davaya ve takibe konu faturalara ilişkin hizmetin davalıya sunup sunulmadığı, davacının bu faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı, varsa alacak tutarının takip tarihi itibariyle ne kadar olduğu, takipten sonra davadan önce ödeme yapılıp yapılmadığı, bu ödemenin mahsubundan sonra davacının varsa bakiye alacağının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları) Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir. Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı) Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı) Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı) 6100 sayılı HMK'nın 222/2. maddesine göre; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesine göre; İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen 21/05/2024 tarihli bilirkişi raporu ile, davalı defterlerinin davalı lehine delil niteliğine haiz olmadığı, takibe konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı defterlerine göre davalının davacıya 72.921,19 TL tutarında borçlu olduğu, davacı defterlerinin kendi lehine delil niteliğine haiz olduğu, faturaların kayıtlı olduğu ve davacının takip tarihi itibariyle 72.921,19 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davaya ve takibe konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması, davalı defterleri kendi lehine delil niteliğine haiz olmasa dahi takip tarihi itibariyle davacının 72.921,19 TL tutarında alacaklı olduğu konusunda defterlerin karşılıklı olarak birbiriyle uyumlu olması nedeniyle takip tarihi itibariyle davacının bu tutarda davalıdan alacaklı olduğu kabul edilmiştir. Takipten sonra davadan önce davalı tarafça 25/12/2023 tarihinde davacıya 64.395,00 TL tutarında ödeme yapılığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Ödemenin takipten sonra olması ve yapılan ödemenin gecikmiş bir ödeme olması nedeniyle TBK m.100 uyarınca hesaplama yapılması gerekir. Dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 13/08/2024 tarihli bilirkişi raporu ile, ödeme tarihi olan 25/12/2023 tarihi itibariyle davalının 85.479,65 TL tutarında borçlu olduğu, yapılan ödemenin öncelikle fer'i nitelikteki alacaktan mahsubundan sonra davacının bakiye asıl alacak tutarının 21.084,65 TL olduğu ve bu tutara dava tarihine kadar 369,13 TL tutarında faiz işleyeceği tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı tarafça asıl alacak olarak belirlenen tutarın içinde vekalet ücreti takip sonrası faiz, tahsil harcı vb giderlerinde yer aldığını ve bunun hatalı olduğunu belirterek itiraz edilmiş ise de, TBK m. 100 vd eden maddeler uyarınca borçlunun gecikmiş ödemeyi asıl alacaktan mahsup etmesinin mümkün olmadığı, gecikmiş ödemenin öncelikle feri nitelikte alacaktan mahsup edilmesinin gerektiği, davalının ödeme yaptığı tarihte asıl alacak tutarının 72.921,19 TL, feri nitelikte alacak tutarının ise 12.558,46 TL olduğu, yapılan ödeme öncelikle fer'i alacak olan 12.558,46 TL'ye mahsup edildiğinde, asıl alacaktan mahsubu gereken tutarın (64.395,00 - 12.558,46) 51.836,54 TL olduğu, bu tutarın asıl alacaktan mahsup edilmesiyle birlikte ise bakiye asıl alacak tutarının (72.921,19 - 51.836,54 =) 21.084,65 TL olduğu, dolayısıyla belirlenen asıl alacak tutarının içinde feri nitelikte bir alacağın mevcut olmadığı sonucuna varıldığından davalının buna isabet eden itirazları yerinde görülmemiştir. Yine, itirazın iptali davalarında, takibe konu edilen alacak miktarını aşmamak kaydıyla ıslah mümkün olduğundan ıslaha yönelik itirazlar da reddedilmiştir. Somut olayda, takipten sonra yapılan kısmi ödemenin mahsubundan sonra davacının dava tarihi itibariyle 21.084,65 TL asıl alacak ve 369,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.453,78 TL tutarında alacaklı olduğu sonucuna varıldığından takibin dava tarihinden itibaren bu tutar üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir. Tarafların feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede, takibe itirazın haksız ve alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine tazminata hükmedilmiş, takibin kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KABULÜ ile, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin (dava tarihi olan 05/03/2024 tarihi itibariyle) 21.084,65 TL asıl alacak ve 369,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.453,78 TL üzerinden devamına, asıl alacağa dava tarihi olan 05/03/2024 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 2-21.453,78 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 4.290,75 TL icara inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 1.465,50 TL karar ve ilam harcından, peşin ve ıslahla birlikte alınan 648,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 816,90 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan 1.076,20 TL harç gideri ve 6,200,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 7,276,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden , A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 21.453,78 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/10/2024 Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır 5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.

Atıf: Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/272, K. 2024/613, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/konya-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-272-e-2024-613-k-403c2a237b4f