İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/364 E. 2025/735 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/364
Karar No
2025/735
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... E. - ... K. T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVA : TAZMİNAT DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili 16/06/2023 tarihli dilekçesiyle ve 05/07/2023 tarihli tavzih beyanlarıyla ; davacı şirkete ait iş yerindeki Evaporatör (buhar kazanının) davalı şirketten satın alındığını, dava konusu buhar kazanındaki gizli ayıp nedeniyle kazanın 01/04/2022 tarihinde patlaması sonucu davacıya ait iş yerinde ağır zararlar meydana geldiğini, davalı tarafın gizli ayıp nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu gibi kusursuz tehlike sorumluluğu kapsamında da sorumluluğunun bulunduğunu beyan ederek, dava konusu buhar kazanının 01/04/2022 tarihinde patlaması nedeniyle davacıya ait iş yerinde meydana gelen zarar ve yoksun kalınan kâr nedeniyle, 100 TL.'si buhar kazanı sistem bedeli, 100 TL.'si 3. kişilerin uğradığı zarar, 100 TL.'si iş yeri hasar ve zararı ve 7.999.700 TL.'si yoksun kalınan gelir ve kâr kaybı olmak üzere toplam 8.000.000 TL. maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır. Davalı vekili, öncelikle kazanın 09/02/2009 tarihinde teslim edildiğini, patlamanın 01/04/2022 tarihinde meydana geldiğini, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, gizli ayıbın söz konusu olmadığını, kazanın periyodik bakımlarının yapıldığını davacının ispat etmesi gerektiğini, garanti süresinin dolduğunu beyan ederek, davanın esastan da reddini reddini istemiştir. Davacı vekili 22/09/2022 tarihli özel mali müşavir raporu (uzman görüşü) ve Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığının 04/04/2022 tarihli raporunun ve arabulucuk son tutağını suretini ibraz etmiş, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.iş sayılı tespit dosyasına ilişkin rapor ve ilgili belgeler dava dışı ... Sigorta A.Ş.'den hasar dosyasına ilişkin ilgili belgeler, Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasına ilişkin ilgili belgeler ile İstanbul . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı davasına ilişkin ilgili belgeler getirtilmiş, davalı vekili tarafından da 14/03/2023 tarihli (hukukçu) uzman görüşü sunulmuş, Mahkememiz tarafından bilirkişi heyetinden 24/06/2025 tarihli rapor alınmıştır. İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Dava, "Tazminat" davasıdır. Somut olayda ; davalı şirket tarafından imal edilen dava konusu buhar kazanının davacı şirkete 09/02/2009 tarihinde teslim edildiği, 01/04/2022 tarihinde buhar kazanının patlaması sonucu davacıya ait iş yerinde zarar meydana geldiği, davacının bu patlama nedeniyle kazanı imal eden ve satan davalı şirketten tazminat talep ettiği belirlenmiştir. Davada öncelikle çözülmesi gereken sorun; zamanaşımı süresinin geçip geçmediği sorunudur. Zamanaşımı süresi geçmemiş ise meydana gelen zarardan davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise davacının isteyebileceği tazminatın ne kadar olduğu sorunudur. Davalı tarafın cevap dilekçesinde ve süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu görülmüştür. Taraflar arasında sözleşme bulunması ve ihtilafın bu sözleşmeye konu buhar kazanının patlaması nedeniyle meydana gelmesi nedeniyle, taraflar arasındaki ihtilafa kural olarak haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Dava konusu kazanın davalı tarafından imal edilip davacıya satışına ilişkin sözleşme bulunduğundan, dava konusu ihtilafa öncelikle eser sözleşmesi hükümlerinin ve ayrıca zararın buhar kazanının patlamasından meydana gelmesi nedeniyle Kanun'dan doğan kusursuz sorumluluğa ve tehlike sorumluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir. Mülga 818 s. BK'nin 363. maddesine göre, "Yapılan şeyin kusurlu olmasından dolayı iş sahibinin haiz olduğu haklar, müşterinin haklarının tabi olduğu müruru zaman hükmüne tabidir. Fakat gayrimenkul inşaata müteallik kusurlardan dolayı iş sahibinin mütaahhide ve inşaata iştirak eyliyen mimar ve mühendise karşı mütalebesi, tesellüm zamanından itibaren beş senelik müruru zamana tabidir." Mülga 818 s. BK'nın 125. maddesine göre, "Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir." Mlüga 818 s. BK'nın 126/4. maddesine göre de, "Aşağıdaki alacak veya davalar hakkında beş senelik müruru zaman cari olur: ...mütaahhidin kasıt veya ağır kusuru ile akdi hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş ve bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak davalar hariç olmak üzere istisna akdinden doğan bütün davalar." 6098 s. TBK'nin 147/6. maddesine göre, "Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: ...6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar." 6098 s. TBK'nın 478. maddesine göre de, "Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." 6101 s. Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun 5/1. maddesine göre ise, "(1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur." Yukarıda yazılı düzenlemeler incelendiğinde; a) Mülga 818 s. BK.'nun eser sözleşmeleri için 5 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngördüğü, ağır kusur hariç (126/4. maddeye göre) 5 yıllık, ağır kusur halinde (125. maddeye göre) 10 yıllık zamanaşımı süresi olduğu, b) 6098 s. TBK'nin ise eser sözleşmeleri için 5 ve 20 yıllık zamanaşımı süreleri öngördüğü, ağır kusur hariç (147/6 ve 478. maddeye göre) 5 yıl, ağır kusur halinde ise (yine 478. maddeye göre) 20 yıllık zamanaşımı süresi olduğu, c) 6101 s. Kanun'un 5/1. maddesine göre de, mülga 818 s. BK döneminde yapılan eser sözleşmesi gereğince, dava konusu ihtilafa mülga 818 s. BK'nin zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Dava konusu buhar kazanının davalı tarafından imal edilip, 09/02/2009 tarihinde davacıya teslim edildiği, 818 s. BK'de yer alan 5 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin patlamanın meydana geldiği 01/04/2022 tarihi itibariyle sona erdiği anlaşılmıştır. Dava konusu ihtilafa bir an için 6098 s. TBK'nin eser sözleşmesine ilişkin zamanaşımı sürelerinin uygulanmasının gerektiği düşünülse dahi, ağır kusur dışındaki haller için geçerli olan 5 yıllık zamanaşımı süresinin sona erdiği anlaşılmıştır. Davalının ağır kusurunun bulunup bulunmadığının ve dava konusu ihtilafa 6098 s. TBK'nin 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde de ; a) Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş sayılı tespit dosyasında alınan makine bilirkişisi Ahmet Asar'ın tarihsiz raporuna göre kazandaki patlamanın sebebi olarak hatalı kaynak işlemi sonucu kazan malzemesinden oluşan gevrekliğin zamana bağlı çatlak oluşturması, çatlağın büyüyerek kritik noktaya gelince kırılması şeklinde patlamanın meydana getirmesi gösterilmiştir. b) Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında alınan 13/04/2022 tarihli iş güvenliği uzmanı raporunda patlamanın asıl sebebinin belli olmadığı belirtilmiştir. c) Aynı olay nedeniyle, davalı tarafından dava dışı sigorta şirketine karşı açılan tazminat davasına ilişkin İstanbul . Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasına sunulan; aa) 15/06/2022 tarihli uzman görüşü raporuna göre, dava konusu buhar kazanının özellikle aynayı silindirik gövdeye bağlayan destek levhalarının standardına uygun / nufuziyet sağlanmış kaynak yapılamaması nedeniyle patlamanın meydana geldiği bildirilmiştir. bb) 05/09/2023 tarihli uzman heyetin uzman görüşü raporuna göre ise, 13 yıldır çalışan kazanın imalattan ötürü değil, periyodik bakımları yapılmadığı için işletme hatasından dolayı patladığı, kazanın ayıplı ve gizli ayıplı olarak değerlendirilemeyeceği bildirilmiştir. cc) 01/04/2024 tarihli uzman görüşü raporuna göre de, dava konusu kazanın ihmaller ve bakım kusurları nedeniyle patladığı, patlamanın sebebinin imalat hatası olmadığı, periyodik bakımların uygun veya zamanında yapılmamasından kaynaklandığı, gizli ayıbın söz konusu olmadığı bildirilmiştir. çç) İstanbul . Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından alınan 10/06/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da, kazanın patlamasının işletmede yapılan bakımsızlıktan meydana geldiği, gizli ayıp olmadığı, ... A.Ş.'nin ağır kusurunun bulunmadığı bildirilmiştir. dd) İstanbul . Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından alınan 04/03/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporuna ve 20/06/2025 tarihli ek raporuna göre de, buhar kazanının patlama nedeninin ayıplı imalat olmadığı, hatalı işletme operasyonları, yönetmeliğe uymayan bakım-kontrol yetersizlikleri, operatör yokluğu, ehliyetsiz kişilerin kazanı çalıştırması gibi işletme hataları olduğu bildirilmiştir. ç) Mahkememizde alınan 24/06/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre de, kazanın ayıplı imalat olmadığı, patlamanın kullanım hatasından meydana geldiği, 13 yıllık sürede herhangi bir problem yaşanmadığı anlaşılan kazanın kullanım süresinde kazan dairesinin yetkili işletme görevlisi tarafından kullanılmadığı anlaşılmakla, muhtemelen presostatların (basınç emniyet anahtarlarının) düzgün çalışmaması veya kireç vb. sebeplerle tıkanarak görevini düzgün yapmamasından dolayı kazanın kontrolsüz bir şekilde çalışması sonucu oluşan yüksek basınç nedeniyle patlamanın meydana geldiği belirlenmiştir. Yukarıda yazılı raporlar, uzman görüşleri ve Mahkememizce hükme esas alınan 24/06/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporu, dava konusu kazanın 13 yıldır sorunsuz çalışması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafın dava konusu kazanın imalatında ağır kusurlu olduğu tespit edilememiş, kazandaki patlamanın kazanın imalatından değil, işletme ve bakım kusurlarından kaynaklandığı, dolayısıyla dava konusu ihtilafa 20 yıllık zamanaşımı süresinin de uygulanamayacağı anlaşılmıştır. Kanun'dan doğan kusursuz sorumluluk ve tehlike sorumluluğu yönünden yapılan değerlendirmede de ; a) 12/03/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak 12/03/2021 tarihinde (yayınından 1 yıl sonra) yürürlüğe giren 7223 s. Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu'nun 6. maddesine göre de, "(1) Ürünün, bir kişiye veya bir mala zarar vermesi halinde, bu ürünün imalatçısı veya ithalatçısı zararı gidermekle yükümlüdür... (6) Tazminat talebi için zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren üç yıl ve her halde zararın doğduğu tarihten itibaren on yıldır. (7) Diğer kanunlardaki tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır." 7223 s. Kanun'un 12/03/2021 tarihinde yürürlüğe girmesi, mülga 818 s. BK'nin (ağır kusur ispat edilemediği için) 5 yıllık, 6098 s. TBK'nin (ağır kusur ispat edilemediği için) 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin 09/02/2009 tarihinden itibaren 5 yıl sonra 2014 tarihinde sona ermesi, sonradan yürürlüğe giren 7223 sayılı Kanun'un geriye yürüyeceğine dair açık bir düzenlemenin bulunmaması, zamanaşımı süresinin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 7223 s. Kanun ile yeniden zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasının mümkün olmaması nedeniyle, dava konusu ihtilafa 7223 s. Kanun'un da uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır. b) Mülga 818 s. BK'da karşılığı bulunmayan, 6098 s. TBK'nin 71. maddesine göre, "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur... Belirli bir tehlike hâli için öngörülen özel sorumluluk hükümleri saklıdır..." Davalının eylemi 6098 s. TBK'nin 71. maddesi çerçevesinde tehlike sorumluluğu olarak değerlendirildiğinde de bu eyleme ilişkin zamanaşımı 6098 s. TBK'nin 72. maddesine gereğince 2 ve 10 yıldır. 10 yıllık zamanaşımı süresi de 09/02/2009 tarihinden itibaren 09/02/2019 tarihinde sona ermiştir. Dava konusu ihtilafa sözleşme ve kanundan doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanmasının gerekmesi nedeniyle, haksız fiil hükümlerinin uygulanması düşünülmemekle birlikte, biran için haksız fiil hükümlerinin de uygulanmasının gerektiği değerlendirildiğinde; Mülga 818 s. BK'nın 60. maddesine göre haksız fiilden doğan zamanaşımı 1 ve 10 yıldır. 6098 s. TBK'nın 72. maddesine göre isi haksız fiilden doğan zamanaşımı süresi 2 ve 10 yıldır. Haksız fiil yönünden iki kanundaki düzenlemelerdeki 1. fark, kısa zamanaşımı süresinin 1 yıldan 2 yıla çıkartılması, 2. fark ise 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlayacağı tarihtir. Mülga 818 s. BK'nın 60. maddesinde 10 yıllık sürenin başlayacağı tarih olarak "zararı müstelzim fiilin vukuu", gösterilmiş iken 6098 s. TBK'da "fiilin işlendiği tarih" olarak belirtilmiştir. Mülga 818 s. BK'da fiilin vukuu tarih olarak zararın meydana geldiği tarih mi, eylemin son bulduğu tarih mi olacağı konusunda (özellikle deprem nedeniyle açılan tazminat davaları sonrası) dönemsel farklı uygulamalar yapılmış, yorum değişikliklerine gidilmiş, uygulamadaki bu ihtilaf ve kargaşayı gidermek için 6098 s. TBK'da açıkça fiilin işlendiği tarih olduğu belirtilmiştir. Her iki kanuna göre de 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcının dava konusu kazanın davacıya teslim edildiği tarih olduğu sonucuna varılmış ve haksız fiile ilişkin her iki kanunda yer alan 10 yıllık sürenin de 09/02/2019 tarihinde sona erdiği sorucuna varılmıştır. Davalının ağır kusurunun ispat edilememesi ve önceki 818 s. BK ve sonraki 6098 s. TBK hükümlerine göre eser sözleşmesinden doğan 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin sona ermesi, önceki Kanun'a ilişkin 10 yıllık ve sonraki Kanun'a ilişkin 20 yıllık zamanaşımı sürelerinin uygulanmasının mümkün olmaması, tehlike sorumluluğuna ilişkin 6098 s. TBK'nin 71 ve 72. maddeleri gereğince de 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin de sona ermiş olması, bir an için haksız fiil hükümlerinin uygulanmasının da gerektiği düşünülse dahi, her iki kanundaki haksız fiile ilişkin 1, 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin de sona ermesi, zamanaşımı süreleri dolduktan sonra yürürlüğe giren 7223 s. Kanun'un da geriye yürüyecek şekilde dava konusu ihtilafa uygulanamayacak olması nedenleriyle, davacının davasının zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Yargıtay HGK’nin 17.01.2018 gün ve ... E. ... K. ve Yargıtay . HD’nin 11.07.2023 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihatlarına göre zamanaşımı nedeniyle davanın reddi esastan verilmiş bir ret kararı niteliğinde olduğundan, yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiş davalı yararına hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekâlet ücreti verilmesi gerekli ise de, davanın alacak değil tazminat davası alması, ilgili içtihatların alacağa ilişkin olması nedeniyle, karar tarihindeki A.A.Ü.T.'nin 13/4. maddesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; 1-Davacının davasının ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN GEÇMESİ NEDENİYLE REDDİNE, 2-Peşin alınan 136.620 TL. nispi karar ve ilam harcından, karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL. maktu ret karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 136.004,60 TL. harcın istek halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri ve Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/335 D.iş sayılı tespit dosyasında yapılan tespit masrafları ile gerekçeli kararın tebliği için davacı avansından yapılacak olan yargılama giderlerinin davacının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri tespit edilemediğinden bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4. maddesi uyarınca, davalı vekilleri için 45.000 TL. maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120 TL. yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen ilgili taraflara iadesine, Dair ; davacı vekilleri ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, Konya BAM ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/11/2025

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/364, K. 2025/735, T. 12.11.2025, www.arakarar.com/karar/konya-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-364-e-2025-735-k-8304f355b853