İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/568 E. 2024/380 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/568
- Karar No
- 2024/380
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1- VEKİLLERİ : DAVALI :2- VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile davalı sigorta şirketinin sigortası altında bulunan ve dvalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen kaza sonucu davacınını yaralandığını , ayrıca başına aldığı darbe sonucu duyma kaybına maruz kaldığı , Selçuk Ünv. Tıp Fakültesi Adli Tıp'tanalınan maluliyet raporunda %18 kalıcı sakatlık oranı belirlendiği ve 9 ay iş göremezlik süresi tespit edildiğini, dava konusu kaza ile ilgili ... aleyhine Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve ... un cezalandırıldığını, ancak davacının dava konusu kazada hiç bir kusurunun bulunmadığını, davacının herhangi bir trafik kuralı ihlal etmediğini, davalının kontrolsü z ve ani bir dönüş yaparak karşıdan gelen davacının kullandığı motosiklete çarptığını , davacının kaza sonucu bedeni hasar oluşması neticesinde sakatlık, iş gücü kaybı , SGK tarafından karşılanmayan zorunlu tedavi giderleri ve bakıcı giderlerinin tazmini için 27/12/2019 tarihinde sigorta şirketine ihbarda bulunduklarını , sigorta şirketinin 05/06/2020 tarihinde 87.662,00 TL ödeme yapıldığını ancak bu ödemenin eksik yapıldığını bu sebeple dava konusu kaza neticesi oluşan geçici iş göremezlik tazminatı olarak 100,00TL, iş gücü kaybı tazminatı olarak 100,00TL, bakıcı giderleri tazminatı olarak 100,00TL ve SGK tarafından karşılanmayan kaçınılmaz zorunlu tedavi giderlerinden dolayı uğradığı zarar için 100,00 TL olmak üzere şimdilik 400,00TL nin 27/12/2029 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özet olarak; dava konusu kaza sonrası davacı tarafa 03/06/2020 tarihinde 87.662,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, bu sebeple davalı şirketin sorumluluğunun son bulduğunu,dava öncesi dava şartı arabuluğuluğa başvurulmadığını bu sebeple dava şartı yokluğundan davanın usulden reddinin gerektiğini,zamanaşımı defini ileri sürdüklerini, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarihli kararı ile iptal edilen maddelerin iş bu dava bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, çünkü Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceğini, iş bu dosyada tazminat hesapları bakımından Türki Ticaret Kanunu ve Sigortacılık Kanununun ilgili maddeleri ile düzenlendeiğini ve tazminat hesaplarmalarında Genel şartlarda belirlenen usul ve esasların dikkate alınmasını , davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu kazada kusur oranlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesinin gerektiğini, dosyaya sunulan raporun tarih itibariyle yönetmeliğe uygun olmadığını bu sebeple bu raporun baz alınmaması gerektiğini, 20/02/2019 tarih 30692 sayılı resmi gazetete yayımlanan Erişkinler için Engellilik değerlendirilmesi hakkında yönetmelik hükümleri gereği maluliyetin tespitinin yapılması gerektiğini, mevzuat değişikliği sebebiyle davalı şirketin tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin sorumluluğun ortadan kalktığını, davacının kaza esnasında kasksız olduğu bu sebeple tazminattan müterafik kusurun tenzili gerektiğini, davayı kubal manasında olmamakla birlikte faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, bu sebepqlerle davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazada davacı tarafın şerit ihlali de yaparak süretle gelip davalının aracına çarptığını, davacının kullandığı motosikletin kaza esnasında farlarının yanmadığını, davalının kendisinden beklenebilecek tüm dikkat ve özeni gösterdiğini ayrıca davacının ehliyetinin bulunmadığını, davalı ... un yargılandığı Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyada hakkında HAGB kararı verildiğini ,kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağında kazanın karşılıklı çarpışma olduğunun belirtildiğini, ceza yargılaması esnasında alınan adli tıp kurumu raporunun tek taraflı tutulduğunu ve hukuka aykırı olduğunu, kaza esnasında davalının eşinin araçta olduğunu ve beş aylık hamile olduğunu, kaza sonrası eşinin fenalaştığını, hastaneye gittiklerini ve bu sebeple manevi olarak ızdırap çektiklerini, kaza sonrası davalının aracının çok ciddi maddi hasar aldığını ancak davacının maddi durumunun elverişsiz olduğunu bildiği için herhangi bir maddi tazminat talebinde bulunmadığını, ancak davacının kötüniyetle iş bu davayı açtığını bu sebeplerle davalıya karşı açılan davanın manevi tazminat yönünden reddini talep ettiklerini belirtmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir. Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır. Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir. Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Somut olayda davacı, davaya konu trafik kazası neticesinde yaralandığını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı, tedavi gideri tazminatı ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur. Davaya konu 26/09/2018 tarihli trafik kazasının davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile Güneysınır istikametinden Bozkır istikametine seyir halinde iken kaza mahalli kavşağa geldiğinde sola dönüş yaptığı esnada otomobilinin ön kısımlarıyla,gidiş istikametine karşı yönden düz seyreden davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklete çarpması neticesi meydana geldiği ve kaza tespit tutanağı içeriğine göre davacının kaza esnasından kaskının bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Kaza sonrasında görevli kolluk tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile, trafik kazasının oluşmasında davacının tali, davalı ...'un ise asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Konuya ilişkin olarak düzenlenen 20/10/2020 tarihli ATK raporu ile de avacının tali, davalı ...'un ise asli kusurlu olduğu belirlenmiş, Mahkememizce tanzim ettirilen 26/01/2023 tarihli rapor ile davacının %40 , davalı ...'un ise % 60 oranında kusurlu olduğu, 06/10/2023 tarihli rapor ile ise davacının %30 , davalı ...'un ise % 70 oranında kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. Mevcut raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla yeni bir rapor tanzimine karar verilmiş, bu kapsamda ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen 03/01/2024 tarihli rapor ile kazanın oluşmasında davacının %30 , davalı ...'un ise % 70 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş, rapordaki bu tespitlerin dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olması nedeniyle, davaya konu trafik kazasının oluşmasında davacının %30 , davalı ...'un ise % 70 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu kapsamda öncelikle zarar görenlerin davaya konu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelip gelmediğinin tespiti için hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmelidir. Maluliyetin tespiti yönünden hangi yönetmeliğin uygulanacağına ilişkin KTK'da ve TBK'da açık hüküm bulunmadığından bu boşluğun içtihatlarla doldurulması gerekmektedir. Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin süregelen uygulamasına göre; 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddeleri ile genel şartlara yapılan atfın 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle genel şartların ve Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin kalmadığı gerekçesiyle, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 08/02/2023 tarihli, ... E ... K sayılı kararı) AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı karşısında genel şartların uygulanma kabiliyetinin kalmadığı açık ise de, iptal kararı Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Her ne kadar 01/06/2015 tarihli Genel Şartlar'da bu yönetmeliklere atıf yapılmakta ise de bu yönetmelikler genel şartlardan bağımsız olup, genel şartlara yapılan atfın hatta doğrudan genel şartların yürürlükten kaldırılması bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel değildir. Zira bu yönetmeliklerin dayanağı 01.06.2015 tarihli genel şartlar olmayıp, Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği'nin 3. Maddesinde, Erişkinler ... Yönetmeliği'nin de yine 3. Maddesinde belirtildiği üzere bu yönetmeliklerin dayanağı kanundur. Dolayısıyla bu yönetmelikler ya da yönetmeliğe dayanak teşkil eden kanunlar yürürlükten kalkmadığı sürece bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Bunun yanında her ne kadar Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesi ile birlikte uygulanmaya başlanmış ise de; bu yönetmeliğin 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, yürürlüğe girdiği tarihten 01.06.2015 tarihine kadarki süreçte de uygulanmasına engel bir halin olmadığı, ancak yargı kararları ile bu süreçte Çalışma Gücü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının tercih edildiği, tercihin bu yönde kullanılmasına bir engel olmadığı gibi aksi yönde kullanılmasına da bir engel olmadığı, ancak 2918 sayılı KTK'daki atıf nedeniyle 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte bu tarihten itibaren Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının bir zorunluluk olduğu, AYM iptal kararının sadece bu zorunluluğu ortadan kaldırdığı, dolayısıyla yargı organlarının takdir hakkını kullanarak yürürlükte olan yönetmeliklerden herhangi birisini tercih etmesinin mümkün olduğu, Yargıtayca bu takdir hakkı kapsamında hangi tarihler arasında hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik oluşturulan uygulamanın yerleşik hale geldiği, Yargıtay ve diğer BAM uygulamalarının aksine Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı yönündeki kabule açık yasal bir engel yoksa da TMK'nın 4. maddesi uyarınca kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği, hakimin takdir hakkını kullanırken keyfi uygulamalardan kaçınmasının gerektiği, yerleşik ve genel kabul gören uygulamaların aksine hareket edilmesinin adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil edeceği ve yargıya güveni ortadan kaldıracağı, Yargıtay uygulamasının da herhangi bir yasa hükmüne aykırılık teşkil etmemesi karşısında KONYA BAM . HD'NİN ANILAN GÖRÜŞÜNE İŞTİRAK EDİLMEMİŞTİR. Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden maluliyetin tespitinde Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının Erişkinler ... Yönetmeliği'nin uygulanmasına engel bir yönü yoktur. Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşik hale gelen uygulamasına göre; maluliyet belirlemesinin, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Emsal ilam:Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K) Davaya konu trafik kazası 26/09/2018 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının kalıcı sakatlığının bulunup bulunmadığının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. NEÜ Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 01/06/2023 tarihli maluliyet raporu ile, davacının yaralanmasının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre % 12 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, davacının geçici iş göremezlik süresinin 9 ay, başkasının yardımına muhtaç olduğu sürenin 4 ay ve tedavi gideri zararının 7.000,00 TL olduğu belirlenmiştir. 01/06/2023 tarihli rapordaki değerlendirilmelerin dosya kapsamına uygun olduğu kabul edildiğinden davacının kalıcı sakatlık oranının % 12, geçici iş göremezlik süresinin 9 ay, başkasının yardımına muhtaç olduğu sürenin 4 ay ve tedavi gideri zararının 7.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir. Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda 2918 sayılı KTK'da ve 6098 sayılı TBK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda hesaplamanın yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerekir. Hesaplamalarda prograsif rant yönteminin uygulanması konusunda herhangi bir görüş farklılığı yoksa da bakiye yaşam süresinin tespitinde hangi yaşam tablosunun esas alınacağı konusunda Konya BAM . HD. nin uygulamaları ile Yargıtay uygulamaları farklılık arz etmektedir. Konya BAM . HD.'nin yerleşik hale gelen uygulamalarına göre, 2918 sayılı KTK ile genel şartlara yapılan atfın, AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle bakiye yaşam süresinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 17/02/2023 gün ve ... E ... K) TRH 2010 yaşam tablosunun, genel şartların yürürlüğe girmesiyle uygulanmaya başlandığı, önceki dönemde PMF 1931 yaşam tablosunun uygulandığı bilinen bir gerçektir. Genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin uygulamalarına istinaden PMF 1931 yaşam tablosu esas alınmaktaysa da TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına da engel yasal bir düzenleme bulunmamaktaydı. Genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KTK'da genel şartlara yapılan atıflar nedeniyle, hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması yasal bir zorunluluk haline gelmiş, devam eden süreçte ise AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı ile bu zorunluluk ortadan kalkmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, iptal kararı ile sadece bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararı TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasını imkansız hale getirmemiştir. Gelinen aşamada, mahkemeler takdir yetkisi kapsamında gerek PMF 1931 yaşam tablosunu, gerekse TRH 2010 tablosunu esas alabilecektir. Ancak takdir hakkının, 4721 sayılı TMK'nın 4. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak kullanılması gerekir. Bu takdir hakkı kapsamında, genel kabul gören yaşam tablosunun esas alınması hakkaniyete daha uygun olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02/12/2021 tarihli, ... E, ... K sayılı ilamı ve 21/12/2021 tarihli, ... E., ... K sayılı ilamı ile bakiye yaşam süresinin tespitinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğine işaret etmiştir. Yine, Yargıtay Daireleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin uygulamaları da bu yönde olmuştur. Bu nedenle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının hakkaniyete daha uygun olacağı kabul edildiğinden, Konya BAM . HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alınmasına yönelik görüşüne iştirak edilmemiştir. Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasına engel bir yönü yoktur. 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler, belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Bu kapsamda davadan önce yapılan bir ödemenin bulunması halinde öncelikle ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapılması gerekmektedir. Yapılan hesaplama neticesinde ortaya çıkan tutar ile yapılan ödemenin tutarı arasında aşırı nispetsizlik olması halinde ise bu sefer güncel verilere göre tazminat hesabı yapılması ve hesaplanan tutardan ödemenin güncellenmiş hali ile birlikte mahsup edilmesi gerekmektedir. (Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K) Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K sayılı ilamı; ''KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir İRADE AÇIKLAMASI DA YETERLİDİR. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir.'' Somut olayda, yapılan ödeme karşılığında 03/06/2020 tarihinde ibraname düzenlenmiş ise de davacının 24/03/2020 tarihinde davalı sigorta şirketine tebliğ edilen yazılı başvuru dilekçesi ile ibraname ile bağlı olmadığı iradesini ortaya koyduğu kabul edildiğinden eldeki davanın görülmesine engel bir dava şartı eksikliğinin bulunmadığı kabul eidlmiştir. 05/03/2024 tarihli hesap raporu ile, kusur durumuna göre ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin mahsubundan sonra davacının sürekli iş göremezlik zararının 755.465,68 TL, geçici iş göremezlik zararının 11.816,32 TL, bakıcı gideri zararının 6.004,71 TL ve tedavi gideri zararının 4.900,00 TL olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda davacının kaza esnasında kaskının takılı olmadığı ve yaralanmasının da baş bölgesinden olduğu, dolayısıyla oluşan zarardan müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiği, bu kapsamda her bir zarar kalemi yönünden % 20 oranında indirim yapıldığında davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının 604.372,54 TL, geçici iş göremezlik tazminatı tutarının 9.453,05 TL, bakıcı gideri tazminatı tutarının 4.803,76 TL ve tedavi gideri tazminatı tutarının 3.920,00 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı sigorta şirketi oluşan zararın poliçe limitine kadar olan kısmından sorumlu olup, sürekli iş göremezlik zararından sakatlık teminat klozu, geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı gideri zararından ise sağlık gideri klozu kapsamında sorumludur. Davalı sigorta şirketi tarafından 87.662 TL tutarında sürekli iş göremezlik tazminatı ödemesi yapılması karşısında sigorta şirketinin sakatlanma teminat klozu bakiye poliçe limiti 272.378,00 TL'dir. Bu kapsamda davalı sigorta şirketi davacının bakiye sürekli iş göremezlik zararının 272.378,00 TL'lik kısmından sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Davacının diğer zarar kalemleri toplamı sağlık gideri klozu teminat limitini aşmadığından davalı sigorta şirketinin sorumluluğu tamdır. Davacı vekili, 27/04/2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı istemini 359.700,00 TL'ye çıkarmış ve talebini poliçe limitiyle sınırlamıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında ... plakalı sigortalı araç sürücüsünün % 70 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde yaralanan davacının sürekli iş göremezlik zararının 604.372,54 TL olduğu, bakiye poliçe limitinin 272.378,00 TL olması nedeniyle yalnız bu tutara hükmedilebileceği, davacının talebini poliçe limitiyle sınırlaması nedeniyle reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine yargılama giderine hükmedilemeyeceği, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatı tutarın 9.453,05 TL, bakıcı gideri tazminatı tutarı 4.803,76 TL ve tedavi gideri tazminatı tutarı 3.920,00 TL ise de davacının bu zarar kalemleri yönünden talep artırımda bulunmaması nedeniyle sadece dava dilekçesinde talep edilen 100,00'er TL'ye hükmedilebileceği sonucuna varıldığından davacının sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin kısmen kabulüne, diğer zarar kalemlerine ilişkin isteminin ise kabulüne karar vermek gerekmiştir. TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... ... ) Davacının manevi tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede; olayın oluş şekli, tarafların kusur oranları ile sosyal ekonomik durumları, paranın alım gücü ve manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak manevi tazminat isteminin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 272.378,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı gideri tazminatı ve 100,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 272.678,00 TL tazminatın 04/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın 26/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 3-Manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 3.415,50 TL harçtan, peşin alınan (172,15 TL harcın takdiren 1/2'sinin manevi tazminat davasına ilişkin olduğunun kabulü ile) 86,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.329,43 TL eksik harcın davalı ...'dan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 18.626,63 TL harçtan, peşin alınan (172,15 TL harcın takdiren 1/2'sinin maddi tazminat davasına ilişkin olduğunun kabulü ile) 6.228,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.397,78 TL eksik harcın davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.560,00 TL. yargılama giderinin davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 6-Davacı tarafından yapılan 86,07 TL harç giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 6.228,85 TL harç giderinin davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL harç gideri, 4.414,00 TL NEÜ Meram Tıp Fakültesi Hastanesi maluliyet rapor masrafı ve 6.806,18 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 11.300,88 TL yargılama giderinin 1.751,11 TL'lik kısmının davalı ...'dan, 9.549,77 TL'lik kısmının ise davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, 9-Maddi tazminat davasında; kendisini vekille temsil eden davacı için, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 42.901,70 TL vekalet ücretinin davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, 10-Manevi tazminat davasında; kendisini vekille temsil eden davacı için, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair ; davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/05/2024 Katip Hakim e-imzalıdır e-imzalıdır 5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.