İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/303 E. 2025/761 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/303
- Karar No
- 2025/761
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/303 Esas
KARAR NO : 2025/761
DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İstirdat)
DAVA TARİHİ: 27/03/2025
KARAR TARİHİ: 10/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İstirdat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili ... ŞTİ. yetkili ve meşru hamili olduğu, çek tevdii bordrosu ile dava dışı ... tarafından kendisine ciro edilen dava konusu keşidecisi ... Şti., keşide yeri ... olan, ... Şubesi'ne ait, ... seri nolu, 30/04/2025 keşide tarihli, 135.000,00-TL bedelli çek bir başka faktoring firması tarafından işleme alınan dava dışı 3 çekle birlikte 25/12/2024 tarihinde kargo ile Gaziantep'e gönderildiği sırada hırsızlık suretiyle çalındığını, çeklerin çalındığının anlaşılması üzerine Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasıyla şikayetçi olunduğunu, akabinde İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasıyla hırsızlık yoluyla elden çıkan dava konusu çek ve dava dışı 3 çekin zayi nedeniyle iptali talep edildiğini, mahkemece ödeme yasağı kararı verildiğini, bu tip çalıntı yoluyla ele geçen çeklerin en kolay paraya çevrilme yolu faktoring yoluyla kırdırmak olduğundan çalan kişiler bazı gerçek dışı cirolar da ekleyerek çekleri faktoring firmalarına sunduklarını, olayda da benzer durumlar yaşanmış, hatta ödeme yasağı kararından kısa bir süre önce bazı faktoring firmaları müvekkili şirketi arayarak çekler hakkında hukuki ihtilaf olup olmadığını sorduklarını, müvekkili tarafından çeklerin çalındığının bildirilmesi üzerine ilgili çekleri işleme almadıklarını, ancak davalı tarafından bu hususta iyiniyetli ve basiretli bir tacir gibi davranılmayarak çeklerin ve çeklerdeki imzaların sıhhati araştırılmadığını, müşterileri tarafından sunulan faturaların fiktif olup olmadığı ve gerçek bir satış işlemine konu olup olmadığı irdelenmemiş, bu yöndeki yasal yükümlülükler yerine getirilmeksizin usul ve yasaya aykırı olarak faktoring sözleşmesine konu edildiğini, kısa bilgilerin akabinde önemle belirtmek isteriz ki müvekkili şirketten sonra ciro silsilesi kopmuş olduğundan davalı firma yetkili ve meşru hamil olmadığını, müvekkili şirketin, ne kendisinden sonra gelen ciranta ... ŞTİ. ile ne de son ciranta ... ŞTİ. ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığı gibi kendilerine bu çekle bir ödeme yapılmadığını, dolayısıyla müvekkili firmadan sonraki ciranta konu çeki geçerli bir sebebe dayanarak iktisap etmediğini, firmadan itibaren ciro silsilesi bozulduğunu, ciro silsilesindeki bu kopukluk nedeniyle davalı firma yetkili ve meşru hamil olmayıp müvekkiline başvurma hakkı olmadığını, faktoring firmalarının kıymetli evrak iktisabı özel hükümlere tabi olduğunu, 6361 sayılı yasanın 9/2. maddesi; faktoring şirketinin, BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile yine BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamayacaklarını ve tahsilini üstlenemeyeceklerini öngördüğünü, bu nedenle faktoring şirketleri ancak gerçek ve fatura ile tevsik olunan mal veya hizmet satışına dayalı olan alacakları devralabildiklerini, dolayısıyla faktoring işlemleri bakımından mal veya hizmet satışının sadece fatura ile tevsik edilmesi yeterli olmayıp, faktoring şirketince faturaya konu mal veya hizmet satışının fiktif nitelikte olup olmadığı, işlem taraflarının ve faturanın güvenilirliği, ilgililerin mali durumları konularında araştırma ve istihbarat çalışması yapılması gerektiğini, ayrıca temlik alınan alacağı temsil eden kambiyo senedinin fatura tutarı ile uyumlu olup olmadığına bakılarak açık uyumsuzluk halinde işlem yapılmaktan kaçınılması, senedi düzenleyen ve sair ilgililer açısından da borcun varlığı bakımından teyit işlemleri yapıldıktan sonra ve ancak tüm bu araştırma ve soruşturma sonucunda olumlu bir sonuca varılması halinde faktoring işlemi yapılması gerektiğini, davalının ... ŞİRKETİ ile faktoring sözleşmesi imzaladığını ve konu çeki bu firmadan ciro yoluyla iktisap ettiği ve yine sunulan belgelerden bu firmanın ise çeki ... ŞİRKETİ'den aldığının anlaşıldığını, buna göre davalının, ... ile ... firması arasındaki ticari ilişkiyi, düzenlenen faturaların gerçek bir mal satışına karşılık mı düzenlendiği yoksa fiktif mi olduğunu araştırması gerektiğini, davalı tarafından bu araştırmalar ya hiç ya da yeterince yapılmadığını, ihbari çalışma olmadan çekler kabul edildiğini, davalının çek iptal dosyasına sunduğu çek tevdi bordrosuna göre müşterisi olan ... firması tarafından kendisine toplam 3.370.127,75-TL'lik fatura ibraz edildiğini, bu firma yönünden vergi levhası sorgulaması yaptıklarında 28/12/2024-10/01/2025 tarihleri arasındaki sadece 15 günde yaklaşık 3,5 milyonluk mal satışı yaptığı iddia edilen ve 2020 yılından bu yana faaliyette olan firmanın basit usulde dahi kazancı bulunmadığından vergi levhası olmadığını, söz konusu şirket limited türünde olması nedeniyle gelir vergisi ve kurumlar vergisi mükellefi olup kar etmiyor olsa bile vergi levhasının bulunması gerektiğini, davalı, vergi levhası dahi bulunmayan bir firma ile faktoring sözleşmesi imzaladığını, aynı şekilde dava konusu çeki cirolayan ... Şti. firmasının da vergi levhası bulunmadığını, Türk Ticaret Kanununun 792. maddesine göre kötüniyetli veya ağır kusurla iktisap eden hamil, çeki iade etmekle yükümlü olduğunu, davalının hem kötüniyetli hem de ağır kusurlu olarak hareket ettiğini gösterdiğini, benzer hususlar birçok kez yüksek mahkeme incelemesine konu olmuş olup; buna yönelik oluşan içtihatlarda gerekli istihbari araştırmayı yapmayan faktoring firmasının ağır kusurlu olduğu kabul edildiğini, gerekli araştırmaları yapmayan davalı faktoring firması kötüniyetli ve ağır kusurlu hareket etmiş olup çekleri de ağır kusurla iktisap ettiğinden istirdatı gerektiğini, dava konusu çekin vadesi geldiğinde davalı tarafından icra takibi yapılmasının, ihtiyati haciz kararı alınarak müvekkilinin malvarlığına haciz konularak ticari hayatına sekte vurulması oldukça muhtemel olduğunu, bu nedenle müvekkilinin geri döndürülemez zararlara uğramaması adına icra takip işlemlerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, davalının kötüniyet ve ağır kusurla iktisap ettiği ve ciro silsilesindeki kopukluk nedeniyle yetkili hamili olmadığının, keşidecisi ... Şti., keşide yeri ... olan, ... Şubesi'ne ait, ... seri nolu, 30/04/2025 keşide tarihli, 135.000,00-TL bedelli çekin istirdatına karar verilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde talep etmiş olduğu tedbir talebi ile ilgili olarak mahkememizin 25/04/2025 tarihli ara kararı ile kabul kararı verilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan menfi tespit davasının zamanaşımı süresi bakımından da incelenmesi gerektiğini, TTK m. 814/1’de hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı; TTK m. 814/2’de çek borçlularından birinin diğerine karşı sahip olduğu başvurma hakkının hangi sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlendiğini, kural olarak çekte üç yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı çekin ibraz süresinin bitimine göre tespit edileceğini, müvekkili şirkete karşı açılan menfi tespit davasında davacı tarafça açılan menfi tespit davası öncesinde zamanaşımına ilişkin bir itiraz bulunmadığı gibi dava dilekçesinde zamanaşımı itirazının hukuki gerekçesi de açıklanmadığını, davacı tarafından açılan menfi tespit davasında dava dilekçesinde zamanaşımı itirazı gerekçelendirilmeden ve hukuki dayanaktan yoksun olarak beyan edilmesinden mütevellit açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın usüle aykırılık teşkil ettiğinden reddini talep ettiklerini, dava yetkili mahkemede açılmadığını, davaya bakmakla yetkili mahkeme İstanbul Mahkemeleri olup davanın müvekkili şirket bakımından tefrik edilerek İstanbul Adliyeleri'ne gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde de belirttiği ve müvekkili şirket'e ait resmi kayıtlar ile de sabit olduğu üzere müvekkili şirketin resmi merkez adresi ... olduğunu, genel yetki kuralı uyarınca davalının yerleşim yerinde açılması gereken davanın İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ikame edilmiş olması usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, akdedilen faktoring sözleşmesi uyarınca taraflar arasında çıkacak her türlü anlaşmazlık halinde İstanbul (Çağlayan/Merkez) mahkemelerinin yetkili olacağı kurala bağlandığını, “yetki sözleşmesi” gereğince, HMK md. 17 düzenlemesine istinaden, huzurdaki dava konusu uyuşmazlık bakımından sadece İstanbul Mahkemeleri yetkili olduğunu, davalı ... ile müvekkili şirket arasında akdedilen faktoring sözleşmesine ek olarak ikame edilen yetki sözleşmesinde de faktoring işlemine konu edilen çeklere ilişkin herhangi bir uyuşmazlıkta yetkili yer mahkemelerinin İstanbul olduğu açık bir şekilde belirtmiş olup yetki sözleşmesi uyarınca davanın müvekkili şirket yönünden tefrik edilmesini ve dosyanın yetkili yer olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesini talep ettiklerini, bu nedenle yetki itirazının kabulü ile davanın bu nedenle reddine, usulüne uygun talepte bulunulması halinde dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, karar verilmesini talep ettiklerini, davacı yan dava dilekçesinde çekin arkasındaki cirantalarla herhangi bir bağlantısını bulunmadığını beyan etmiş olmasına rağmen işbu husus gerçeği yansıtmadığını, davacı yan dava dilekçesinde özetle çekin arkasında yer alan cirantalar ile herhangi bir bağlantısı bulunmadığını beyan etmiş olsa da işbu iddia temellendirmediğini, bahsi geçen çek fatura karşılığı müvekkili şirket tarafından faktoring işlemine tabi tutulduğunu, cirantalar arasındaki ticari ilişkinin tespiti açısından cirantaların yerleşim yerleri vergi dairelerine müzekkere yazılmasını, davacı yan dava dilekçesinde müvekkili şirketin kötü niyetli hareket ederek menfi tespite konu edilen çeki faktoring işlemine tabi tuttuğunu iddia etmiş olsa da bu husus gerçeği yansıtmadığını, faktoring işlemine tabi tutulan çekler 6361 sayılı kanunda öngörülen usul ve esaslar çercevesinde temlik alındığını, müvekkili şirket faktoring işlemini yaparken sadece alacağın faturaya dayalı olup olmadığını, devir ve temlik aldığı çekin ciro silsilesinin muntazam olarak birbirini takip edip etmediğini incelemekle yükümlü olduğunu, söz konusu bu yükümlülük 6361 sayılı kanunda düzenlendiğini, müvekkili şirket yıllardır finans sektöründe faaliyet göstermekte ve müşterilerine ticari hayatlarının akışının sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için ön ödemeli finansman sağlamadığını, bir müşterinin getirdiği çek birbirinden farklı birimler tarafından inceleme altına alınarak temlik alındığını, herhangi bir faturaya dayandırılmamış bir çekin müvekkilinin şirket tarafından faktoring sözleşmelerine konu edilmesi mümkün olmadığını, davaya konu çek , müvekkili şirket ... A.Ş. tarafından faktoring müşterisi arasında akdedilen Faktoring Sözleşmesi Alacak Bildirim Formu Ödeme Araçları Tevdii Bordrosu ve numaralı faturaya dayanılarak devir ve temlik alındığını, müvekkili şirket davaya konu çekleri uyması gereken tüm yasal mevzuata uygun olarak devir ve temlik almış olup çekin meşru hamili olduğunu, ilgili faturalar ... üzerinden de işlem tarihinde ve sonrasında kontrol edilmiş olup muhatabı tarafından kabul edildiğini, onaylanmış geçerli bir faturalar olduğunu, davacı yanın faktoring mevzuatı ve müvekkili şirket hakkındaki beyanlarının aksine müvekkili şirket tüm yasal yükümlülüklerini büyük bir özenle yerinde getirdiğini, faktoring şirketleri fatura temlik alırlar, çekleri ödeme teminatı alırlar ve aslolan faturanın teyit edilmesi gerektiğini, çek arkasındaki her imza arasındaki ticari ilişkiyi kontrol etmek faktoring şirketlerinin sorumluluğu olmadığı gibi çekin kambiyo senedi olması, herhangi bir ciro olmaksızın elden de devrolunabilmesi vb. sebepler ile de ne mümkündür ne de yasal bir yükümlülük olduğunu, müvekkili şirket imzaların istiklali pirensibine uygun olarak düzgün bir ciro silsilesine sahip çeki devir ve temlik aldığını, faturayı sistemden teyit ettiğini, sorgulamış ve kaydettiğini, müvekkili şirket tarafından üzerine düşen tüm yasal yükümlülükler fazlası ile yerine getirildiğini, müvekkili şirket davaya konu çeki 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2 maddesi ile 04.02.2015 tarih ve 29257 Sayılı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5/1. Maddesine uygun olarak devir ve temlik almış olup çekin meşru hamili olduğunu, inceleme kolaylığı sağlamak amacıyla aşağıda metinleri ayrı ayrı sunulan TTK 687,792. Maddeleri ile Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu 9/3 maddelerindeki açık ve amir düzenleme ile Yargıtayın yerleşik kararları ile oluşan uygulama gereğince davacının dava konusu iddiasını müvekkil şirkete yöneltebilmesi için müvekkili şirketin bilerek davacının zararına hareket eden kötü niyetli hamil olduğunu kanıtlamasının şart olduğu gözetildiğinde, davacının bu durumu kanıtlayamamış olması sebebiyle davanın reddi gerekeceğini, davacı yan her ne kadar çeklerin kambiyo vasfını haiz olmadığını ve karşılığında bir hizmet veya mal alınmadığı iddiasını öne sürse de müvekkiline karşın işbu defilerin hiçbirini öne süremeyeceğini, müvekkili 6361 sayılı Kanun 9.maddesinde yer alan tüm şekil şartlarını sağlayarak iyi niyetli bir şekilde çekleri faktoring işlemine tabi tuttuğundan defilerin hiçbiri kendisine karşı öne sürülemeyeceğini, davacı yan dava dilekçesinde menfi tespite konu edilen çek için herhangi bir hizmet veya mal alınmadığı hususunu öne sürerek çeklerin istemsiz bir şekilde hırsızlık sebebiyle ellerinden çıktığını, çeklerin kambiyo vasfını haiz olmadığını karşılığında bir mal alım satımı olmadığını ileri sürse de defilerin müvekkili şirkete karşı öne sürülemeyeceği hususunun açık olduğunu, herhangi bir definin bir faktoring şirketine karşı öne sürülebilmesi için o şirketin kötü niyetli olması şartı arandığını, çeklerin faktoring işlemine tutulma süreci boyunca kanunun ileri sürmüş olduğu tüm koşullar sağladığını dolayısıyla müvekkili şirkete karşı herhangi bir definin öne sürülmeyeceğini, ödemezlik defi ve yine sair tüm defilerin müvekkili şirkete karşı öne sürülemeyeceğini, davaya konu edilen çek kanuna uygun olarak temlik alındığını, müvekkilinin kötü niyetli olarak sayılıp defilerin ciro silsilesi dolayısıyla tarafına karşı da öne sürülebilmesi hususu geçerli olmayacağını, burada davacı yan bir suç duyurusunda bulunduğunu söylese de çekin ödenmemesi veya zayi ile ilgili herhangi bir başkaca hukuk yoluna gitmediğini, Yerleşik Yargıtay kararlarında, faktoring şirketinin yükümlülüğünün çekteki alacağı fatura ile tevsik etme ve çek ile faturanın uyumlu olup olmadığını araştırmaktan ibaret olduğu belirtildiğini, müvekkilinin de temlik işlemi sırasında alacağı tevsik eden faturayı temin ederek çek bedeli ile faturanın uyumlu olup olmadığını kontrol etmiş ve gerekli istihbarat çalışmalarını eksiksiz olarak yerine getirdiğini, gerekli çalışmalara ilişkin bilgi ve belgeler yargılama boyunca bilahare ibraz edileceğini, telefon ve ses kayıtları HMK 199 maddesine göre bir 'belge' niteliğinde olduğunu, müvekkili, üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğinden dolayı yetkili hamil olduğunu, bu nedenle dava haksız nitelikte olup davacının dava konusu çek nedeniyle müvekkiline karşı sorumluluğu devam ettiğini, ses kayıtları bilahare ibraz edileceğini, davanın reddini, yetki itirazlarınını kabulü ile dosyanın yetkili yer olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesini, davasını ispatlayamayan davacının davasının esastan reddini, davacı davanın açılmasına kendi kendine sebebiyet vermiş olduğundan doğabilecek her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasını, davacının %20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Mahkememizce deliller toplanmış, banka kayıtları, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası celp edilmiş ve incelenmiştir.
Davalının adresinin dava dilekçesinde de belirtildiği üzere ... adresi olduğu, yetkili mahkemenin HMK.nun genel hükümleri çerçevesinde davalı yerleşim yeri olacağına dair hükmü ve HSK'nın 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı Ticaret Mahkemeleri kurulması ile mevcut Ticaret Mahkemelerinin yargı çevrelerinin belirlenmesine dair kararı ile İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yargı çevresi İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin yargı çevresi sınırları olarak belirlendiğinden ticari nitelikteki dava yönünden İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili mahkeme olmakla yasal süresinde ileri sürülen yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi ekli kararda açıklanacağı üzere ;
Davalı tarafın yetki itirazının kabulüne, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
Dosyanın karar kesinleştiğinde ve HMK'nun 20.maddesi gereğince talep halinde yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
Harç ve yargılama giderlerinin yetkili mahkemece nazara alınmasına,
Teminat değişikliğine dair 02.09.2025 tarihli ara karar mucibince davacı tarafın sunacağı teminat mektubunu yeni tevzi olunacak/edilecek mahkemeye takdim etmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yüzüne karşı;
Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek; Açıkça okunup usulden anlatıldı.10/09/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı