İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/217 E. 2020/611 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/217
Karar No
2020/611
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/217 KARAR NO : 2020/611 DAVA : Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/05/2020 KARAR TARİHİ : 21/12/2020 Yukarıda tarafları yazılı olan Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin babasının tacir olup,davalı bankadan kredi kullandığını, müvekkilinin de kullanılan bu krediler karşılığı kredi sözleşmesine kefil olarak imza attığını, imzalanan kredi sözleşmesinin bir örneği kendilerine verilmediğinden müvekkilinin ne miktarda borca kefil olduğunu bilmediklerini, ayrıca davalı bankanın miktar kısmı ve diğer bazı zorunlu unsurları da boş imzalanmış bonoyu teminat olarak aldığını, sonrasında müvekkilinin babasının bankaya karşı ödeme güçlüğü çekmesi üzerine davalı banka tarafından, müvekkiline gönderilen ihtarname ile; kullandırılan kredilerden dolayı doğan yükümlülüklerin sözleşmenin ve mevzuatın ilgili hükümlerine uygun olarak yerine getirilmediğinden bahisle sözleşme ve ilgili yasal hükümler gereği kredi hesabının kat edildiği tarih itibariyle 193.000,00-TL. borcun ödenmesi gerektiğini belirttiğini, davalı bankanın göndermiş olduğu bu ihtarnamede ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına konu olan 27.06.2019 ödeme tarihli teminat senedinden bahsetmediğini, zaten kredi sözleşmelerinin imzalandığı ve bononun keşide tarihi olan 21.12.2017 tarihinden ihtarname tarihine kadar geçen sürede müvekkilinin borcunun 193.000,00-TL'na yükselmesi(İhtarnamede belirtilen miktar) ve tam bono miktarı kadar seviyeye gelmesinin olağan olmadığını, esasen müvekkilinin babasından ve müvekkilinden imzaları attırılarak 21.12.2017 tarihinde boş bono alınmış olup,sonradan ihtarnamede istenen borç miktarı olan 193.000,00-TLnin doldurulduğunu ve kötü niyetli olarak takibe geçildiğini, bu durumun davalı bankanın icra takibine konu ettiği senedin teminat senedi olduğunu ve sonradan doldurulduğu iddialarını da ispatladığını, davalı bankanın icra takibine konu ettiği bononun tanzim tarihi ve ihtarname tarihine göre bononun kat ihtarından önce düzenlendiği anlaşıldığından bononun hesabın kat’ından önce teminat olarak verildiğinin kabulü gerektiğini, bu nedenlerle bononun kambiyo senetlerine mahsus yolla takibe konu edilmemesi gerektiğini, icra takibinin devam etmesi durumunda telafisi imkansız zararlar doğacağı için hak kaybı yaşanmaması amacıyla öncelikle ve ivedilikle İzmir ....İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasının tedbiren durdurulmasını, talepleri kabul edilmediği taktirde icra dosyasına yatacak paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasını, İzmir ....İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı İcra Dosyasına konu 21.12.2017 keşide tarihli, 27.06.2019 ödeme tarihli 193.000,00.-TL.Bedelli senedin teminat senedi olduğunun tespitine ve teminat senedi ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamayacağından takibin iptaline, müvekkilinin kefil sıfatıyla imzalamış olduğu kredi sözleşmesi kendilerine verilmediğinden ve kefalet miktarı bilinmediğinden ileride dava değerini ve harcını tamamlatmak üzere şimdilik 10.000,00.-TL müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine,davalı/alacaklı kötüniyetli olarak icra takibine giriştiğinden alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, dava konusu bir miktar alacağa ilişkin olduğundan TTK 5/A maddesi gereği arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğunu, mahkemenin 08/05/2020 tarihli tensip tutanağının 4 nolu maddesinde hem de 17/07/2020 tarihli tensip tutanağının 8 nolu maddesinde arabuluculuk tutanağının sunulması için davacı tarafa iki defa 7 günlük kesin süre verildiği halde davacı tarafın herhangi bir arabuluculuk tutanağı sunmaması nedeni ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, ayrıca davacının harç yükümlülüğünden kaçmak amacıyla takip rakamı ve nedeni belirli olduğu halde eksik dava değeri üzerinden davayı ikame etmesinin kanuna aykırı olduğunu, 08/05/2020 tarihli tensip tutanağının 2 nolu maddesi ile davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için iki haftalık kesin süre verilerek tensip zaptının 13/05/2020 tarihinde davacı tarafa tebliğ edilmiş olmasına rağmen aradan geçen iki haftalık kesin süre sonunda eksik kalan harcın tamamlanmadığını, ayrıca daha sonra 17/07/2020 tarihli tensip zaptı 9 nolu maddesi ile davacı tarafa yeniden 1 haftalık kesin süre verilerek 25/07/2020 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen bir haftalık kesin süre sonunda eksik kalan harcın gene tamamlanmadığını ve bu nedenle davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirtmiş olup esasa ilişkin beyanlarında takibe konu bononun TTK 776.maddesi bağlamında yasal tüm geçerlilik unsurlarını ihtiva ettiğini, davacının bu yöndeki iddialarını kabul etmemekle bir an için bononun boş olarak alınarak, sonradan doldurulduğu düşünülse dahi Yargıtayın kararlılık kazanan uygulamasına ve öğretiye göre açığa imza atılmak suretiyle tanzim olunan senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ispat edilmedikçe geçerli sayılacağını, öte yandan kanun koyucunun da tanzim sırasında senedin asli unsurlarından bir kısmının yazılmayarak, bunların yapılan anlaşmaya göre sonradan doldurulmasının mümkün olduğunu eski TTK 592 maddesi hükmü ile (Yeni Ticaret Kanunu 680. maddesi hükmü ile) kabul ettiğini, davacının serbest iradesi ile vermiş olduğu takibe konu bononun, iddia edildiği gibi teminat olarak değil, kredi borcunun ödenmesi maksadıya alınmış olan bir bono olduğunu, takibe konu bononun tanzim tarihinin, genel kredi sözleşmelerinin tarihi ile aynı olduğu ve bu nedenle de bononun teminat olarak kabul edilmesi gerektiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, bir bononun teminat niteliğinde olduğunun kabul edilebilmesi için bono üzerinde açıkça "bedeli teminattır/ teminat için ahız olunmuştur" şeklinde açıklamanın yer alması ve "hangi ilişkinin teminatı olarak" verildiğinin de açıkça belirtilmesi gerektiğini, takibe konu edilen bono incelendiğinde üzerinde "bedeli teminattır ya da teminat için ahız olunmuştur" şeklinde bir açıklama yer almadığı gibi müvekkili banka ile davacılar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinde de takibe konu bononun teminat senedi olduğuna ilişkin bir açıklama (veya senede yönelik bir atıf) bulunmadığını, takibe konu edilen bononun davacının iddiasının aksine teminat bonosu olmadığını, davacıların bu yöndeki iddiasını ispatlar nitelikte yazılı delil sunamamış olmasının da bu iddialarının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu ortaya koyduğunu belirterek somut veriler dikkate alındığında; davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun, soyut veya gerçek dışı olduğu ve eldeki davanın icra takip işlemlerine engel olmak veya en azından geciktirmek adına zaman kazanmak amacıyla ve zorlama nedenler ile açıldığından davanın reddi gerektiğini belirterek davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin davacı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce düzenlenen 08/05/2020 tarihli tensip tutanağının 2 nolu ara kararı gereğince; davacı vekilinin dava dilekçesi ile İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasına konu 193.000,00 TL bedelli senedin teminat senedi olduğunun tespitini, takibin iptalini dava ettiği ve kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla borçlu olmadığının tespiti talebiyle şimdilik 10.000 TL değerinde menfi tespit davası açtığı, menfi tespit davası bakımından şimdilik 10.000 TL üzerinden harcın yatırılmasına rağmen icra takibine konu senet hakkında açılan davaya ilişkin harç yatırılmadığı anlaşılmakla ; 193.000,00 TL değerindeki senet nedeniyle açmış olduğu dava bakımından 3.295,95 TL (0,068 üzerinden 1/4 peşin harç ) eksik harcı tamamlamak üzere davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içinde ara kararın gerekleri yerine getirilmediği takdirde davaya şimdilik 10.000,00 TL'lik menfi tespit davası olarak devam edileceğine; İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasına konu 193.000,00 TL bedelli senedin teminat senedi olduğunun tespiti ve takibin iptali davası bakımından Harçlar Kanunu 30-33. ve HMK'nun 150. Maddesi gereğince davanın işlemden kaldırılacağının ihtarına, ihtarın tebligatın tebliği ile birlikte yapılmış sayılmasına karar verilmiş ve tensip tutanağı davacı vekiline 13/05/2020 tarihinde e-tebligat ile tebliğ edilmiştir. Mahkememizce düzenlenen 17/07/2020 tarihli tensip tutanağının 8 nolu ara kararı gereğince; davacı vekili tarafından 6325 sayılı yasaya 7155 sayılı yasanın 23. Maddesi ile eklenen 18/A maddesinin 2. Fıkrası gereğince arabuluculuk tutanağı aslı veya arabulucu tarafından onaylı örneğinin dosya içine ibrazı için 7 günlük kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmadığı takdirde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verileceğinin ihtarına; 9 nolu ara karar gereğince de eksik kalan 3.125,18 TL harcı yatırmak üzere davacı vekiline 1 hafta kesin süre verilmesine, kesin süreye rağmen eksik harç tamamlanmadığı takdirde 492 Sayılı Harçlar Kanunu 30-33. ve HMK'nun 150. maddesi gereğince davanın işlemden kaldırılacağının davacı vekiline ihtarına, ihtarın tebligatın tebliği ile birlikte yapılmış sayılmasına karar verilerek tensip tutanağı davacı vekiline 25/07/2020 tarihinde e-tebligat ile tebliğ edilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'na 06/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Abonelik Sözleşmesinden kaynaklanan para alacaklarına ilişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkındaki Kanunun 20. maddesi ile eklenen 5/A mad gereğince TTK' nun 4 maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak getirilmiştir. 6102 sayılı yasaya 06/12/2018 tarihli 7155 sayılı yasanın 20 maddesi ile eklenen 5/A maddesi,"...Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 Sayılı Yasaya 06/12/2018 tarihli 7155 sayılı yasanın 23 maddesi ile eklenen 18/a maddesinde ise, dava şartı olarak arabuluculuk düzenlenmiş olup, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir... " hükmünü amirdir. HMK'nun 115/1 maddesi gereğince ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır...'' hükmü düzenlenmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde arabuluculuk tutanak aslını ya da suretini dahi dosyaya sunmadığı gibi, usulüne uygun olarak yapılan ihtara ve verilen kesin süreye rağmen arabuluculuk son tutanağını dosyaya sunmadığı, bu nedenle iş bu davada arabuluculuğa müracaat edildiğine dair belge sunulmadığı, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı bu hali ile özel dava şartı niteliğindeki bu husus yerine getirilmeden açılmış olan davanın usulden reddi gerektiği, özel dava şartının sonradan giderilebilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartını yerine getirmediği anlaşıldığından davanın usulden reddi gerekmekte ise de, mahkememizce davanın arabuluculuk dava şartı yönünden incelenebilmesi için öncelikle yargılamaya devam edilebilmesi bakımından zorunlu olarak yatırılması gereken eksik harcın tamamlanması gerektiği, ancak davacı vekiline yapılan usulüne uygun ihtar içeren tebligata rağmen verilen kesin sürede eksik dava harcının tamamlamadığı anlaşıldığından öncelikle dosyanın eksik harç yönünden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Harçlar Kanunu 30. maddesi ''Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır. ''' hükmünü içermektedir. Somut olayda davacı tarafça İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı İcra Dosyasına konu 21.12.2017 keşide tarihli, 27.06.2019 ödeme tarihli 193.000,00.-TL.Bedelli senedin teminat senedi olduğunun tespitine ve teminat senedi ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamayacağından takibin iptali talebi ile iş bu davanın açıldığı, davacı tarafın verilen usulüne uygun olarak ihtar yapılmasına rağmen, tensip kararları gereği eksik kalan 3.125,18 TL harcı yatırmak üzere verilen kesin süre içerisinde harcı tamamlamadığı, tensip zaptının 25/07/2020 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmiş olması nedeni ile 492 Sayılı Harçlar Kanunu 30-33. ve HMK'nun 150. maddesi gereğince 03/08/2020 tarihi itibariyle davanın takip edilmediği kabul edilerek dosya işlemden kaldırılması gerekeceğinden ve bu tarihten itibaren üç ay geçmesine rağmen davacı vekilinin başvuru yaparak eksik harcı tamamlamadığı anlaşıldığından HMK'nun150. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ilişkin aşağıdaki karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle; 1-Davanın 492 Sayılı Harçlar Kanunu 30. ve HMK'nun 150. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, 2-Alınması gerekli 54,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 170,78 TL harçtan mahsubu ile kalan 116,38 TL'nin kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı taraf lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukat Asgari Ücret Tarifesi 7.maddesine göre belirlenen 2.040,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yatırılan delil avansı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dair; tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/12/2020 Katip... e-imzalı Hakim... e-imzalı

Atıf: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/217, K. 2020/611, T. 21.12.2020, www.arakarar.com/karar/izmir-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-217-e-2020-611-k-05850f5d5fa9