İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/84 E. 2024/582 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/84
Karar No
2024/582
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/84 KARAR NO : 2024/582 DAVA : Rekabet Yasağına Aykırılıktan Kaynaklanan Cezai Şart Alacağı DAVA TARİHİ : 16/12/2020 KARAR TARİHİ : 12/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağı davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davacı şirketin dijital pazarlama çözümleri ve web tabanlı yazılım geliştirme projeleri alanında faaliyette bulunduğunu, müşterilerinin ticari faaliyetlerinin sosyal medyada etkinliğinin artması için algoritmalar geliştirdiğini, davalının davacı şirkette 07.05.2018 tarihinde öncelikle ...:Satış Uzmanı olarak çalışmaya başladığını, 28.06.2018 tarihinde ...: Satış Temsilcisi görevine terfi ettiğini, 21.09.2018 tarihinde ise ...:Portföy Yöneticisi pozisyonuna yükseldiğini, kendisine davacı tarafından verilen kullanıcı adı ve şifre ile davacının veritabanına çevrimiçi olarak erişebildiğini, bu veritabanında tüm stratejik ve informatif dökümanlara, maliyetlere, fiyatlandırmalara, tekliflere ve şirket sıraların bulunduğu, sipariş verme potansiyeli, kredi limitleri, fiyat yönetimi, bugüne kadarki en yüksek ve en düşük sipariş miktarları ile bütçeleme alışkanlıkları, harcamalarını, hangi konularda reklam verdikleri, müvekkili ile olan çalışma süresi, yaptığı ödemelerin dökümleri, müşteri memnuniyeti/memnuniyetsizliği gibi her türlü ticari ve stratejik verilerin bulunduğunu, davalının davacı şirketteki görevinden 13.11.2018 tarihinde istifa etmek suretiyle ayrıldığını, davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra eşine ait...-... isimli şirkette, sonrasında da ... ve Yazılım Anonim Şirketinde ve ...ve Yazılım Limited Şirketinde çalıştığının öğrenildiğini, bu iki şirketin aynı adresi paylaştığını, tüm şirketlerin ana sözleşmelerindeki faaliyet konularının davacı şirket ile aynı olduğunu, bu durumun tarafların imzaladığı rekabet yasağına ilişkin sözleşmeye aykırı olduğunu bildirerek, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000-TL tutarında cezai şartın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin tacir olmadığını, davacı şirket nezdinde işçi statüsünde yaklaşık 6 ay süre ile çalıştığını, davanın taraflar arasında imzalanan 21.09.2018 tarihli belirsiz iş sözleşmesine dayanılarak açıldığını, davaya bakmaya görevli mahkemenin İş mahkemeleri olduğunu, Türk Borçlar Kanununa göre sadece işçi aleyhine konulan tek taraflı cezai şartın geçersiz olduğunu, davalının, davacı şirketin isteklerine uygun olarak müşteri bilgilerinin yer aldığı data içinden telefonla aramalar yaparak müşterilere ulaştığını, kendisinden istendiği şekilde satışlar gerçekleştirdiğini, davalının benzeri 10 kişinin de davacı işyerinde bu işi gerçekleştirdiğini, bu pozisyondan iki ay sonra bu defa müşterilere satış değil, var olan müşterilerin ayrılmasını engelleyen ve reklam vermeye devam etmelerini sağlayan başka bir ekibe geçiş yaptığını, bu ekipte başarılı bir çalışma yaparak prim aldığını ve davacı yöneticisi tarafından tebrik edildiğini, davalıya davacı şirket yetkilileri tarafından devam eden 2-3 ay içerisinde istenen konularda kotalarını dolduramadığının dile getirildiğini, bu durumun devamında iş akdinin sonlanacağı ifade edildiğinde davalının istifa ettiğini, davalının sonraki 10 ay boyunca iş aradığını ancak bulamadığını, kendi çabası ile reklam açmayı ve önemli detaylara bakmayı öğrenmek için çevrimiçi eğitimlere katıldığını, sosyal medya üzerinden ...reklam ajansının dijital pazarlama uzmanı ilanına başvurarak işe girdiğini, davalının, davacı müşterileri ile görüşmediğini, bu müşterilerin yeni şirketle çalışmaya başlamaları için bir çaba sarf etmediğini, ... reklam ajansında çalışırken... Hastanesinin ... reklamlarını yönettiğini, davacı şirketin yöneticisi ...'ın davalının ... profilini görmesi üzerine bu davanın açıldığını, davacının davalı ile iş sözleşmesindeki 2 yıl boyunca aynı sektörde çalışamaz maddesinin davalının çalışma hürriyetine aykırı olduğunu bildirerek, öncelikle davanın görev yönünden reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Mahkememizce verilen ... E. ve ...K. Sayılı ilam ile davanın görüm ve çözüm yerinin iş mahkemeleri olduğu gerekçesi ile HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca göreve dair dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince istinaf edilmesi uyarınca İzmir BAM .... Hukuk Dairesi'nin ... E. ve... karar sayılı ilamı ile; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş sözleşmesinin feshinden sonraki döneme ilişkin kararlaştırılan rekabet yasağına dayalı olup, davaya bakmakla görevli mahkemenin TTK’nın 4/1–c ve 5. maddesi gereğince Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun kabulü gerektiğinden bahisle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkememizce verilen 24.02.2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkememize gönderilmesine karar verildiği, yukarıdaki yeni esasın alındığı görülmüştür. Mahkememizce 12/09/2023 tarihli ara kararı ile 13/01/20211 tarihli ve 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan "...rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,..." ibaresinin, 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. Maddesinin, Anayasa’ya aykırılığı nedeniyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluna başvurulduğu, Anayasa Mahkemesi'nin... E. ve ... Karar sayılı 04/04/2024 tarihli kararı ile; 13/01/20211 tarihli ve 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan "...rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,..." ibaresinin, 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. Maddesinin, Anayasa'ya aykırı olmadıklarının ve itirazın reddine karar verildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacağının kısmen tahsili istemine ilişkindir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı..., Tasarım, Bilişim, İletişim ve Reklam Hiz. San. Tic. A.Ş. İle davalı ... arasında 21/09/2018 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 13/b maddesinde " Çalışan, işverenin yanından ayrıldıktan sonra (iş sözleşmesinin işverence haklı nedenle feshi veya çalışan tarafından haksız olarak feshi hallerinde), fesih tarihinden itibaren 2 yıl boyunca, işin mahiyeti itibariyle işverene zarar verme olasılığının söz konusu olduğu İzmir ve İstanbul illeri coğrafi sınırları içinde, işverence 3. maddede belirtilen iştigal konularından iştigal konusu ... ve ... vs. reklamcılığı olan kişi, kurum, ajans özel ve tüzel kişiliklerde, 3. dereceye kadar yakın hısım ve akrabalarının kurmuş olduğu veya kuracağı şahıs firmalarında ya da ortağı olduğu şirketlerde, iş-imalatı yapan başka bir işverenin yanında aynı konumda çalışmamayı veya aynı konuda kendisi bir iş kurmamayı, bayi, acente, distribütör, pazarlamacı, satıcı, dağıtıcı, üretici, şirket ortağı olmamayı kabul ve taahhüt etmektedir ..." şeklinde rekabet yasağı sözleşmesi düzenlendiği, mahkememizce alınan 07/01/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı şirkette kullanıcılar için üç farklı kullanıcı profili yetkilendirilmesi bulunduğu, ancak davalının bu profillerden hangisini kullandığı, davacının davalının kullandığı kullanıcı adını çevrimdışı yaptığı ve bilgilerin üzerine yazması nedeniyle tespit edilemediği, davalının davacı şirkette oluşturduğu notlar incelendiğinde birbirinden farklı 1277 şirket ile ilgili notlar oluşturduğu, davalının dava dışı ... Tasarım ve Yazılım Anonim Şirketinde ve ... Reklam Tasarım ve Yazılım Limited Şirketinde çalıştığı 5 şirket karşılaştırıldığında ortak bir şirket bulunmadığı, davalının davacı işyerindeki yetkileri incelendiğinde davacı şirketin portföyündeki 1277 şirketin notlarına ulaşabildiği, bu notları değiştirebildiği, bu şirketlerin iletişim bilgileri, yetkili bilgileri, ödeme bilgileri şirket hakkında oluşturulan anketler ve şirketler hakkındaki diğer davalı şirket çalışanlarının almış olduğu notlara ulaşabildiği, davalının dava dışı ... Tasarım ve Yazılım Anonim Şirketinde ve ... Reklam Tasarım ve Yazılım Limited Şirketinde gerçekleştirdiği işlemler incelendiğinde bu şirketin müşterileri için mevcut sosyal medya reklamlarının kontrolü, reklam bütçe oluşturma, kontrolü ve raporlaması, reklam kampanyası oluşturma ve hedefleri tal pazarlama raporunun düzenlenmesi, web sitesi içerik güncellemesi, reklam performans ölçüm ve analizi, reklam şablonu hazırlama işlemleri gerçekleştirdiği, diğer olarak ifade edilen saatlerde ise ofis ile ilgili işlemler ve müşterilerin dışında yukarıdaki işlemlerin dışında işlemler gerçekleştirdiği, davalının davacı şirkette bulunduğu ...: Satış Uzmanı, ...: Satış Temsilcisi ve ...: Portföy yöneticisi pozisyonlarında çalıştığı ancak bu üç pozisyonda da yapılan görev değişiklerinin ... numaralı organizasyon şemasından anlaşılacağı üzere yatay bir ilerleme olup, terfi anlamına gelmediği, davalının çalıştığı dönemlerde yayında olan iş süreçlerine ait akış şemaları da incelendiğinde yapılan davalının gerçekleştirdiği işlemler ile veri tabanına ulaştıkları, görev tanımlarında ve süreç akış şemaları incelendiğinde davalının işlediği davacı şirkete ait tüm kayıtların ve bilgilerin herkese açık olduğu görülmekte ve görev tanımlarında yer alan “Müşteri/firma kartlarını eksiksiz oluşturmak, verileri güncel tutmak” dan herkesin veriye ulaştığı anlaşılıyor olsa da davacı şirkete ait ... Bilgi Güvenliği Politikaları kitapçığında bu erişimin bilgi sahipleri adlı bölüm yöneticileri tarafından yetki onayı verildiği belirtildiği, bilgi güvenliği politikasını tanımladıkları kitapçıklarında bilgi sahipleri olarak adlandırılan bölüm yöneticilerinin bilgiye erişenlerin yetkilerini tespit ettikleri gerekirse sınırlama getirdikleri, davacı şirketin bünyesinde çalışan bütün personele, bilgi güvenliği politika ve süreçleri hakkında bilinçlendirme amaçlı bilgi güvenliği eğitimleri ve farkındalık programları uygulandığı, bu kayıtların kendilerine ait sistemde kayıt altına aldıkları ve toplamda yaklaşık 160 adet online sistem üzerinden eğitim tanımlandığı, bu teknik verilere göre, davalının davacı şirkette uzman bir konumda çalıştığı ve müşteri bilgilerine ulaşma imkanını sahip olduğu, dava dışı yeni işveren nezdinde bu müşteri çevresini hukuka aykırı olarak kullandığı yönünde bir veri bulunmadığı, fakat kullanma imkanını teorik olarak bulunduğu, bu gerekçeyle cezai şartın istenmesinin mümkün olup olmadığının taktirinin mahkemeye ait olduğu, mahkemece cezai şartın istenmesinin mümkün olduğu kanaatine ulaşılması halinde, davalının davacı nezdinde sadece 6 ay çalışmış ve aylık ortalama 1.600,00TL ücret almış olması; cezai şartın tutarının 150.000 TL olması; rekabet yasağının İzmir ve İstanbul gibi, bilişim sektörünün çok büyük bir kısmını oluşturan yerleri kapsaması; davalıya, rekabet yasağı anlaşması karşılığında herhangi bir karşılık ödenmemiş olması dikkate alınarak, taktir hakkı çerçevesinde Mahkemenin TBK 445 gereğince uygun bir sınırlama yapma imkanını bulunduğu, bunun doğrudan sayın mahkemece kullanılabileceği, şeklinde mütalaada bulunduğu, aynı heyetin 14/08/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda ise; davalının davacı şirkette ...:Satış Uzmanı, ...: Satış Temsilcisi ve ...: Portföy yöneticisi pozisyonlarında çalıştığı ve çalıştığı her üç pozisyonda da davacının müşterilerinin kök raporda tespit edilen bilgilerine ve mali içeriklerine, yazışmalara ve notlara davalının erişiminin bulunduğu, davalının davacı müşterisi hakkındaki potansiyel davranışlarının görülebileceği, bu davranışlar ve stratejilerin öğrenilebileceği ve sonrasında kök raporda ifade edildiğini, üzere davacının aleyhine kullanılabileceği riskinin bulunduğu kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür. Davacı tanığı ... beyanında; "Ben 2017 yılından bu yana davacı şirkette kalite yöneticisi olarak çalışıyorum. Biz internet üzerinden ... ve sosyal medya reklamlarını internet üzerinden gerçekleştiriyoruz. Müşterilerimize ..., instgram, ..., ... mecrasında reklam hizmeti sunuyoruz, davalı benim birimimde 6 ay kadar en son portföy yöneticisi olarak çalıştı. Portföy yöneticisi çalıştığımız müşterilerin reklam faaliyetlerini yürütür, portföy yöneticisi şirketimizin çalıştığı tüm firmaların bilgilerine ulaşabilme hakkına sahiptir. Şirketimizde reklam faaliyetlerine ilişkin tüm datalar her çalışana açıktır. Dolayısı ile reklamların içeriği konusunda davalının her türlü bilgiye ulaşabilme imkanı bulunmaktadır. Davacı işten istifa ederek ayrılmıştır. İstifa dilekçesini bana getirdi. Neden ayrılmak istediğini sorduğumda yalnızca " artık burada yapamadığını" söyledi. Bizden ayrıldıktan sonra davalının aynı sektörde faaliyet gösteren ismini bilmediğim bir şirkette benzer bir görevle ve pozisyonla çalışmaya başladığını duydum. Benim bilgim dahilinde davalı bizim şirketten ayrıldıktan sonra bildiğim kadarıyla şirketimizin müşteri kaybı yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum. Ayrıca davalının şirketimizin kullandığı reklam içeriklerini yeni girdiği şirkette kullanıp kullanmadığını bilmiyorum, böyle bir şey duymadım, davalı işten ayrıldıktan sonra şirketimizle bağını kesen firmalar olmuştur ancak ben hangi firmalar olduğunu şu an hatırlayamıyorum ayrıca bu firmaların davalı ...'ın bizden ayrılması nedeniyle davacı şirketle ilişiklerini kesip kesmediklerini, bu firmaların ... girdiği yeni şirketle çalışıp çalışmadıklarını bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuş, Davacı vekilinin isteği üzerine tanıktan sorulduğunda: "şirketimizde çalışanlara soft skill eğitimlerini ben veriyorum, bu eğitim şirketin iç işleri ve müşteri ilişkileri ile ilgilidir ayrıca çalışanlara ürün ve hizmet eğitimleri takım liderleri tarafından verilmektedir. Ürün hizmet eğitimleri içeriğinde ... ve sosyal medya reklamlarının nasıl yapıldığı ve nasıl yönetildiği konularında eğitim verilmektedir. Davalı bu eğitimlerin tamamını almıştır, datalarımızın içeriğinde müşteri olan firmaların yetkililerinin isimleri, mail adresleri, faaliyet alanları, reklam beklentileri, reklam içeriklerine ilişkin müşterilerin yorumları ve istekleri, özel talepleri, müşterilere hazırladığımız reklamların içerikleri gibi her türlü detay yer almaktadır, davalının da bu datalara erişim imkanı ve izni bulunmaktaydı "şeklinde cevap vermiştir. Davacı tanığı ... beyanında; " ben davacı şirkette 2014 yılından bu yana değişik pozisyonlarda çalışıyorum. Şu an takım lideri ve portföy yöneticisi olarak görev yapmaktayım. Şirketimizin faaliyet alanı dijital reklam mecraları olup müşterilerimize sosyal medya ve ... den reklam hazırlanması ve yönetilmesi hizmetini veriyoruz, davalı şirketimizde 2018 yılında çalışmaya başladı, 6-7 ay kadar çalışmıştır. Davalı en son benim ekibimde portföy yöneticisi olarak çalışmıştır. Davalının çalıştığımız müşterilerin tüm bilgilerine, müşterilere hazırladığımız reklam içeriklerine, müşterilerin reklamlarla ilgili yorumları ve özel isteklerine, hazırlanan reklamların sosyal medya üzerinden yönetilmesine ilişkin her türlü bilgiye erişim imkanı vardı, davalı portföy yöneticisi olarak kendisine atanan müşterinin teknik ekip tarafından sosyal medya reklamları hazırlandıktan sonra bu reklamların yönetimi ile ilgili her türlü işlemi, müşteri ile iletişim halinde olarak müşteri taleplerinin karşılanması, öneriler sunulması gibi konulardaki işleri yürütüyordu. Takım lideri olarak ben ürün ve hizmetle ilgili eğitimler veriyorum davalı da benden bu konuda eğitim almıştır. Şirket için toplu eğitimler de yapılmaktadır. Davalı bu eğitimlere de katılmıştır. Davalı kendi isteği ile işten ayrılmıştı. Davalı firmamızdan ayrıldıktan sonra bizim müşterilerimizden ayrılan olup olmadığını, davalının yeni çalıştığı firmaya bizim müşterilerimizden giden olup olmadığını bilmiyorum, davalının bizden ayrıldıktan sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmaya başladığını duydum. Yeni çalıştığı şirketteki görev tanımını bilmiyorum " şeklinde beyanda bulunmuş, Davalı vekilinin sorusu üzerine tanıktan sorulduğunda; "davalı , davacı şirkette ilk olarak satış temsilcisi pozisyonu ile işe başlamıştı. Daha sonra portföy yöneticisi olmuştu, verilen eğitimlerin süresi kişiden kişiye değişmektedir. Ben halen eğitim almaya devam ediyorum, ekip lideri olarak ben ürün ve hizmet konusundaki eğitimlerimi 1 hafta - 10 gün gibi bir süreçte veriyorum ancak eğitimler bizde bir kez verilip bitmemektedir. Süreklilik arz etmektedir halen hem kurumsal hem bireysel eğitimler devam etmektedir, davalının kaç eğitime katıldığını şu an hatırlayamıyorum " şeklinde cevap vermiş, Davacı vekilinin sorusu üzerine tanıktan sorulduğunda; " şirkette çalışan tüm personel ürün, hizmet ve müşterilerle ilgili data bilgilerinin tamamına ulaşım ve erişim iznine sahiptir, davalı da aynı şekilde bu izne sahipti " şeklinde cevap vermiştir. Öncelikle çözümlenmesi gereken, eldeki davanın kısmi dava olarak açılıp açılmayacağı hususuna ilişkindir. Davacı vekilince iş bu dava ile şimdilik 15.000 TL tutarındaki cezai şart alacağının davalıdan tahsili istenmektedir. 11/04/2015 tarihinde 29323 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6644 sayılı Kanun ile 6100 sayılı HMK'nın 109'uncu maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Bu değişiklik sonucunda, bölünebilir alacaklar yönünden, dava hakkının kötüye kullanılması yasağı dışında, kısmi dava açılabilmesinin yolu açılmış olmaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/12328 Esas, 2018/4099 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır). Bu itibarla mahkememizce, eldeki davanın kısmi dava olarak açılmasında ve görülmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından işin esasının incelenmesine geçilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması aranmaktadır. 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre de “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Bu durumda Yargıtay .... Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre; TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, davacı tarafça dosya kapsamına ibraz edilen rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığı mahkememizce değerlendirilmiş, mahkememizin rekabet yasağı sözleşmesindeki süre ve bölgeyi sınırlama yetkisi bulunduğundan, sözleşmenin geçerli olduğu sonucuna varılarak, davalının davacı şirket zararına yol açacak şekilde rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunup bulunmadığının tespiti ve 6098 sayılı TBK'nun 445/2. maddesi değerlendirilerek sonuca varılması gerekmiştir. Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; davalının, davacı şirkette ...:Satış Uzmanı, ...: Satış Temsilcisi ve ...: Portföy yöneticisi pozisyonlarında çalıştığı ve çalıştığı her üç pozisyonda da davacının müşterilerinin kök ve ek bilirkişi heyeti raporunda tespit edilen bilgilerine ve mali içeriklerine, yazışmalara ve notlara erişiminin bulunduğu, ancak dinlenen davacı tanıkları beyanlarından davacı şirkette çalışan tüm personelin ürün, hizmet ve müşterilerle ilgili data bilgilerinin tamamına ulaşım ve erişim iznine sahip olduğunun, reklam faaliyetlerine ilişkin tüm dataların da her çalışana açık bulunduğunun anlaşıldığı, davalının davacı şirketin her çalışanı gibi çalıştığı dönemdeki görevi gereği davacının bilgilerine vakıf olma imkanı bulunduğu, davacının ulaştığı bilgilerin ticari sır sayılabilecek nitelikte olmadığı gibi, davalının, işverenin müşteri çevresi veya işverenin yaptığı işler hakkında edindiği bilginin işverene önemli bir zarar verecek nitelikte olmadığı, işverene önemli derecede zarar verildiğine ilişkin somut bir delilin dosyada bulunmadığı, davacının çalıştığı şirketlerin müşterileriyle davacı şirketin müşteri çevresinin aynı olmadığı, bu haliyle zarar verme ihtimalinin de bulunmadığı, anlaşıldığından, davacı şirketin eldeki davadaki talebi yerinde görülmediğinden, davanın reddine karar vermek gerekmiş, iş bu dava sebebiyle yapılan yargılama giderleri davacı uhdesinde bırakılmış, iş bu davada davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, davalı yararına reddedilen tutar kadar vekalet ücreti takdir olunarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR OLARAK KAYDINA, 3-Dava tamamen reddedildiğinden; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davalı yararına takdir olunan 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL'nin davada haksız çıkan davacıdan alınarak HAZİNE'ye gelir kaydına, 5-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalının yaptığı bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı ve davalı yanca yatırılan delil ve gider avansından sarf edilmeyen kısmın karar kesinleştiğinden yatıran tarafa iadesine, 8-HMK.nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, ilişkin, taraflar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/09/2024 Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/84, K. 2024/582, T. 12.09.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-84-e-2024-582-k-5b2e02d4d564