İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/915 E. 2024/8 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/915
Karar No
2024/8
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/915 KARAR NO : 2024/8 DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/07/2016 BİRLEŞEN İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2016/953 ESAS SAYILI DAVASINDA; DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/07/2016 KARAR TARİHİ : 09/01/2024 Mahkememizde görülen davanın ve birleşen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; İDDİA ; Asıl davada davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; protez satışı yapan müvekkili ile davalı ... ve Tic. Ltd. Şti. arasında uzun zamandan beri süregelen ticari ilişkinin bulunduğunu, davalı... ve Tic. Ltd. Şti.’nin aralarında organik bağ bulunan diğer davalı üretici şirketten tedarik ettiği protez ürünlerini müvekkiline sattığını, ... isimli kişinin davalı İntegral San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin tam paylı sahibi, diğer davalı ... A.Ş.’nin ise 1/2 paylı ortağı olduğunu, her iki davalı şirketin ticaret sicile kayıtlı adreslerinin aynı olduğunu, müvekkili ile davalı ... ve Tic. Ltd. Şti. arasında sözlü anlaşma yapıldığını, bu anlaşmaya göre “alınan protezlerin bayiler aracılığıyla Türkiye çapında dağıtılacağını, davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.’nin müvekkiline ürün tedarik edeceğini, müvekkilinin de bu ürün karşılığında davalı şirkete ödeme yapacağını”, bu anlaşmaya göre davalı... ve Tic. Ltd. Şti.’nin müvekkiline protez teslimini yaptığını, müvekkilinin buna karşılık ... Bankası ...f Şubesi’nin 22/07/2016 ibraz tarihli ... seri numaralı 50.000,00 TL bedelli çekini davalı şirkete verdiğini ancak müvekkili sonradan protezleri incelediğinde protezlerde bulunması zorunlu olan CE işaretinin/belgesinin bulunmadığını gördüğünü, durumu derhal davalı İntegral San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye bildirdiğini ve "ürünlerin dağıtımının/satışının bu haliyle yapılamayacağını, Sağlık Bakanlığı’nın CE belgesi/işareti olmayan ürünlerin dağıtımını ve satışını yasakladığını, ürünlerde hukuki ayıp olduğunu” bildirerek "mevcut ürünlerin/protezlerin geri alınarak çekin iade edilmesini" istediğini ancak davalı şirketin ürünleri geri almadığı gibi çeki de iade etmediğini ve aralarında organik bağ bulunan diğer davalı şirkete ciro ettiğini, çeki edinme bakımından hamilin kötü niyetli olduğunu belirterek, müvekkilinin davalılara 50.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Asıl dava 21/07/2016 tarihinde 50.000,00 TL harca esas değer üzerinden açılmıştır. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin davalı ...ve Tic. Ltd. Şti. ile uzun yıllardır süren ticari ilişki içerisinde olduğunu, İntegral şirketinin diğer davalı ... A.Ş.'den tedarik ettiği protez ürünlerini davacıya sattığını,...'nun ... şirketinin tek ortağı ... A.Ş.'nin ise 1/2 oranında pay sahibi olduğunu, her iki şirket arasında organik bağ olduğunu, davacı ile davalı ... ve Tic. Ltd. Şti. arasında yapılan sözlü anlaşma çerçevesinde ... ve Tic. Ltd. Şti.'nin temin edeceği ürünler karşılığında bu şirkete dava dilekçesinde özellikleri belirtilen toplam 650.000,00-TL bedelli 13 adet çeki verdiğini, çeklerin veriliş nedeni olan malların teslim edildiğinde yasal olarak bulunması gereken CE işareti ve belgesinin bulunmadığının, bu nedenle ürünlerin ayıplı olduğunun anlaşıldığını, söz konusu ürünlerin hiçkimseye satılamayacağını, ekonomik değerinin olmadığını belirterek, davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.'ye verilen, onun da ... A.Ş.'ye temlik ettiği dava dilekçesinde özellikleri belirtilen her biri 50.000,00-TL tutarlı 13 adet çek nedeniyle müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. CEVAP ; Asıl davada ve birleşen davada dava dilekçeleri davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalılar cevap vermemişlerdir. DELİLLER ; İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün kayıtları, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ile yapılan yazışma, çek örnekleri, bilirkişi raporları. GEREKÇE ; Asıl dava ve birleşen dava; satış sözleşmesine konu ürünlerin ayıplı olduğu ileri sürülerek ürünlerin karşılığı verilen çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyasının aradaki fiili ve hukuki bağlantı sebebiyle 16/04/2021 tarihli birleştirme kararı ile mahkememizin eldeki bu dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Birleşen davanın değerinin 500.000,00 TL’nin üzerinde olması sebebiyle mahkememizce verilen 04/10/2021 tarihli karar kapsamında bu aşamadan sonra eldeki davaya heyetçe bakılmasına karar verilmiştir. İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden gönderilen belgeler incelendiğinde; davalı ... San. ve Tic. A.Ş.’nin adresinin “.../İZMİR” olduğu, şirketin müştereken temsil ve ilzama yetkililerinin ... ve ... olduğu, temsil sürelerinin 10/10/2013-27/09/2016 arası olduğu, münferiden temsil ve ilzama yetkilisinin ise ... olduğu, temsil süresinin 15/12/2015-15/12/2018 arası olduğu görülmüştür. Yine davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.’nin adresinin “.../İZMİR” olduğu, davalı şirketin ortaklarının ..., ..., ...,..., ... olduğu görülmüştür. Dava konusu... Bankası... Şubesi’ne ait 22/07/2014 keşide tarihli ... numaralı 50.000,00 TL bedelli çek örneği incelendiğinde; bu çekin davacı şirket tarafından davalı ... ve Tic. Ltd. Şti. emrine düzenlendiği, çekin davalı... ve Tic. Ltd. Şti.’nin cirosu ile diğer davalı şirkete geçtiği, bankaya ibrazında karşılıksız çıktığı görülmüştür. 06/03/2017 tarihli duruşmada asıl davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın; “a) Davalı ....ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davacıya satılan protez ürünlerinin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın niteliğinin ne olduğu, sonradan giderilebilecek nitelikte olup olmadığı, ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı, b) Ürünlerin ayıplı olup olmamasına bağlı olarak davacının bu çek nedeniyle satıcı ... Tic. Ltd. Şti.'ye borçlu olup olmadığı c) Davalı ... A.Ş.'nin çekin bedelsiz kaldığını bilerek iktisap edip etmediği, kötü niyetli olup olmadığı, davacının bu çek nedeniyle adı geçen davalıya borçlu olup olmadığı, d) Her iki davalı arasında organik bağ bulunup bulunmadığı” konularında olduğu; birleşen davada 24/02/2017 tarihli duruşmada taraflar arasındaki uyuşmazlığın; “davaya konu 13 adet çekin bedelsiz kalıp kalmadığı, bu çekler nedeniyle davacının davalılara borçlu olup olmadığı” konusunda olduğu belirlenmiştir. Davacı şirket yetkilisi asıl davanın 10/09/2019 tarihli duruşmasında; ayıplı olduğu ileri sürülen protezlerin kalça ve dize ilişkin protezler olduğunu, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasına konu protezlerin ayıplı olmasından dolayı açtıkları davanın devam ettiğini, o davada da bir takım çeklerin bedelsiz olması nedeniyle dava açtıklarını, o dosyada Sağlık Bakanlığı tarafından gönderilen yazı cevabına göre protezlerin ayıplı olduğunun ortaya çıktığını belirtmiştir. Mahkememizce, asıl dava ve birleşen dava yönünden bilirkişi raporları aldırılmıştır. Asıl davada görevlendirilen mali müşavir ve ortopedi uzmanı bilirkişiler hazırlayıp sundukları 09/06/2020 havale tarihli raporlarında özetle; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, davacının 2015 yılı yasal defterlerinin lehine delil olduğunu, 2016 yılı defterlerinin lehine delil olmadığını, davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.’nin 2016 yılı yasal defterlerinin lehine delil olduğunu, 2016 yılında davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.’nin davacıya 735.103,66 TL tutarında mal teslim ettiğini, 50.000,00 TL tutarındaki dava konusu çekin bu teslimlerin ödemelerine ilişkin verilen çeklerden bir tanesi olduğunu, çekin bedelinin ödenmediğini, karşılıksız çıktığını; Sağlık Bakanlığı tarafından gönderilen 29/03/2019 tarihli yazıya göre “dava konusu malların Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hizmet sunucularına satılmasının mümkün olmadığı ve buna dayalı olarak yurt içinde satılamayacağı” kanaatine varılabileceğini, buradan hareketle söz konusu ürünlerin gizli ayıplı olduğu sonucuna varılabileceğini, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında mahkeme heyeti ile birlikte 11/09/2018 tarihinde davacı tarafın iş yerinde yapılan tespitte davaya konu edilen “... numaralı 325 adet protez ile... numaralı 484 adet protezin kapalı kutu içinde olduğu, dava konusu ürünlerin davacı şirkette bulunduğu ve davacı tarafından iade faturalarının düzenlenerek iade edilmemiş olduğu” hususunun belirlendiğini, satış faturalarının tümünün İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin dosyasında mevcut olduğunu, davacı tarafından sunulan davalı şirketten satın aldığı ürünlere ait olan alış faturaları üzerinden yapılan incelemede ... ve ... stok numaraları ile birebir aynı uyumlu olan ürüne rastlanmamış olması sebebiyle iade edilmesi gereken ürün bedelinin bulunmadığı görüşüne varılabileceğini, dava konusu çekle ilgili olarak davacının ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu, dava dosyasına davacı tarafından sunulmuş olan davalı şirketten satın alınan ürünlere ait alış faturaları üzerinden yapılan incelemede kod numarası benzerliği olan ..., ... ve ... numaralı ürünlere ait olarak davacı şirketin davalı şirketten satın aldığı ve davacının iş yerinde yapılan sayımda iade edilmesi gereken ürün olarak belirlenen ürün olduğu kabul edilebilecek ürünlerin toplam bedelinin 57.543,25 TL tutarında olduğunu, ilgili ürünlerin bedelinin davacının davalı ... şirketine borçlu olduğu cari hesap bedeli olan 249.779,79 TL’den indirim konusu yapılsa dahi davacı şirketin davalı ... şirketine 192.236,54 (249.779,79-57.543,25) TL tutarında borçlu kalması sebebiyle davacı şirketin çek bedelini davalı şirkete ödemesi gerekeceği görüş ve kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir. Asıl davada bilirkişi heyeti itirazlar üzerine hazırladıkları 05/02/2021 tarihli ek raporlarında özetle; davacı şirket tarafından davalı ... şirketine 14 adet 700.000,00 TL tutarında çek verildiğini, bunlardan 13 adet çekin İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin konusu, 1 adet çekin de İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin konusu çek olduğunu, ancak çeklerin bedellerinin ödenmediğini; davalı ... şirketi tarafından davacıya satılmış olan ayıp iddiasına konu edilen ancak ayıplı olduğu görüş ve kanaatine varılamamış olan protezlerin net tutarının 638.316,31 TL olduğunu, dava konusu ürünlere dayalı olarak davacının dava konusu ettiği çeklerin ödeme vadesi esas alınarak davalı ... şirketine bedelini ödemesi gerektiğini, buna göre davacının asıl davanın konusu 50.000,00 TL bedelli çekin bedelinin tamamını ödemesinin gerektiğini, yine 28/07/2016-15/11/2016 tarihi aralığındaki 11 adet çek bedeli toplamı olan (11 x 50.000) 550.000,00 TL’nin tamamının, 23/11/2016 tarihli 1 adet 50.000,00 TL tutarındaki çekin 38.316.31 TL’lik tutarının yani toplamda 588.316,31 TL’nin davacı tarafından davalı ... şirketine ödemesinin yapılması gerektiğini, 29/11/2016 tarihli 1 adet 50.000,00 TL bedelli çekin bedeli için davacı tarafından davalıya ödeme yapılmasının gerekmediğini bildirmişlerdir. Birleşen davada mali müşavir, diş hekimi ve hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyeti 02/06/2019 tarihli raporlarında özetle; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, davacının 2015 yılı yasal defterlerinin lehine delil olduğunu, 2016 yılı defterlerinin lehine delil olmadığını, davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin 2016 yılı yasal defterlerinin lehine delil olduğunu, 2016 yılında davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin davacıya 735.103,66 TL tutarında mal teslim ettiğini, 650.000,00 TL tutarında 13 adet çekin bu teslimlerin ödemelerine ilişkin olduğunu; Sağlık Bakanlığı tarafından gönderilen 29/03/2019 tarihli yazıya göre “dava konusu malların Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hizmet sunucularına satılmasının mümkün olmadığı ve buna dayalı olarak yurt içinde satılamayacağı” kanaatine varılabileceğini, buradan hareketle söz konusu ürünlerin gizli ayıplı olduğu sonucuna varılabileceğini, 11/09/2018 tarihinde davacı tarafın iş yerinde yapılan tespitte davaya konu edilen ... numaralı 325 adet protez ile ... numaralı 484 adet protezin kapalı kutu içinde olduğu hususunun tespit edildiğini, dava konusu ürünlerin davacı şirkette bulunduğunu ve davacı tarafından iade faturalarının düzenlenerek iade edilmemiş olduğunu, bu sebeple iade edilmesi gereken malların toplam tutarının ne kadar olduğunun tespit edilemediğini, davaya konu 325 adet protez ile 484 adet protezin davacı tarafından iade faturası tutarının ne kadar olacağının ayrıntılı olarak belirtilmesi ve ayrıca taraflar arasındaki cari hesap ekstreleri arasındaki 180.000,00 TL tutarlı fark bedeline sebep olan davacı kayıtlarında olup davalı ... şirketinin kayıtlarında olmayan 3 adet mahsup kaydına ait olan belgelerin davacı tarafından mahkemeye sunulması ve davacı tarafça beyanda bulunulmasından sonra görüş bildireceklerini bildirmişlerdir. Birleşen davada bilirkişi heyeti 03/02/2020 tarihli ek raporlarında özetle; davacının dava konusu 13 adet çek cari hesabına kayıtlı olarak davalı şirkete dava tarihi itibariyle 249.779,79 TL borçlu olduğunu, davalı şirketin davacı şirkete kesmiş olduğu satış faturalarının tümünün dosya içerisinde bulunduğunu, davacı tarafından sunulan davalıdan aldığı ürünlere ait olan alış faturaları üzerinden yapılan incelemede ... numaralı ve... stok numaraları ile birebir aynı uyumlu olan ürüne rastlanmamış olması sebebiyle iade edilmesi gereken ürün bedelinin bulunmadığı görüşüne varılabileceğini, dava konusu olan 13 adet çekle ilgili olarak davacının ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu, dava dosyasına davacı tarafından sunulmuş olan davalı şirketten satın alınan ürünlere ait alış faturaları üzerinden yapılan incelemede kod numarası benzerliği olan ...,... ve... numaralı ürünlere ait olarak davacı şirketin davalı şirketten satın aldığı ve davacının iş yerinde yapılan sayımda iade edilmesi gereken ürün olarak belirlenen ürün olduğu kabul edilebilecek ürünlerin toplam bedelinin 57.543,25 TL tutarında olduğunu, ilgili ürünlerin bedelinin davacının davalı İntegral şirketine borçlu olduğu cari hesap bedeli olan 249.779,79 TL’den indirim konusu yapılsa dahi davacı şirketin davalı İntegral şirketine 192.236,54 (249.779,79-57.543,25) TL tutarında borçlu kalması sebebiyle davacı şirketin dava konusu olan 13 adet çek bedelini davalı şirkete ödemesi gerekeceği görüş ve kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından gönderilen 27/03/2019 tarihli yazıda; Tıbbi Cihaz Yönetmeliğinin, Vücuda Yerleştirilebilir Aktif Tıbbi Cihazlar Yönetmeliğinin ve Vücut Dışında Kullanılan Tıbbi Tanı Cihazları Yönetmeliğinin kayıtla ilgili hükümleri gereğince ülkemizde yerleşik bulunan üretici ve ithalatçı firmaların, bayilerin ve anılan yönetmelikler kapsamında bulunan tüm tıbbi cihazların/ürünlerin Sağlık Bakanlığı Tıbbi Cihaz Kayıt Sistemi TİTUBB, ÜTS sistemine kayıt süreçlerinin tamamlanmış olması ve sistemde kayıtlı olarak görünmesi gerektiği, kurum kayıtları üzerinde yapılan incelemede söz konusu firmanın ... sertifikalarını Çek Cumhuriyetine yerleşik ... numaralı... s.p. (...) isimli onaylanmış kuruluştan aldığının görüldüğü, onaylanmış kuruluşun "ilgili firmaya ait olan ... numaralı ... sertifikasını 29/04/2016 tarihinde askıya aldığını" 14/06/2016 tarihinde kurumlarına bildirdiği, söz konusu bildirime istinaden 15/06/2016 tarihinde ... numaralı ... sertifikasının kurumun kayıt sisteminden onayının kaldırıldığının görüldüğü, ardından ilgili onaylanmış kuruluşun 25/12/2017 tarihinde "... nolu ... sertifikası ile..., ... numaralı ... sertifikalarını iptal ettiğini" kurumlarına bildirdiği, bu bildirime istinaden 24/01/2018 tarihinde ..., ... numaralı ... sertifikalarının onayının kaldırıldığının görüldüğü, sonuç olarak... numaralı ... sertifikasının 15/06/2016 tarihinden beri; ..., ... numaralı ... sertifikalarının ise 24/01/2018 tarihinden beri kurumun kayıtlarında "red" konumunda olduğunun görüldüğü bildirilmiştir. Mahkememizce dava dosyasında yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirilerek yeni bir rapor aldırılmıştır. Mali müşavir bilirkişi, tıbbi cihazlar uzmanı bilirkişi ve ortopedi uzmanı doktor bilirkişiden oluşan bilirkişi heyeti 01/12/2022 tarihli raporlarında özetle; davaya konu protez ürünlerini görme imkanları olmadığı için mevcut belgeler ve yazışmalardan elde edilen bilgiler üzerinden değerlendirme yaptıklarını, protezde bulunması zorunlu olan CE işaretinin ve belgesinin bulunmadığını ancak protezin teslim alınması sırasında bu hususun dikkate alınmadığı ya da önemsenmediği hususunun anlaşıldığını, taraflar arasındaki uzun süreli ilişki nedeniyle CE belgesinin durumunun ve öneminin her iki tarafça bilindiğinin varsayılması gerektiğini, dava konusu ... ve ... referans numaralı ürünlerde açık ve/veya gizli ayıp bulunmadığını, dava konusu ... referans numaralı ürün, ürün bilgi listesinde olmakla beraber ürünlerin veya paket etiketlerinin üzerinde CE işaretlemesinin bulunup bulunmadığının dosya kapsamından anlaşılamadığını, böyle olunca bu ürün açısından açık/gizli hukuki ayıbın bulunup bulunmadığının tespitini yapmanın mümkün olmadığını; davacı şirkete ait 2015 yılına ilişkin yasal ticari defterlerin delil niteliğinin bulunduğunu ancak 2016 yılına ilişkin defterlerin kapanış onayının yaptırılmaması nedeniyle delil niteliğine sahip olmadığını, davalı ... Ltd. Şti.’ye ait 2016 yılına ilişkin defterlerin delil niteliğinin bulunduğunu, davacı şirketin muhasebe kayıtlarında davacının davalı ... Ltd. Şti.’den 31.463,48 TL alacaklı göründüğünü; davalı ... Ltd. Şti.’ye ait muhasebe kayıtlarında davacı şirketin davalıya 31.463,48 TL borçlu göründüğünü, 31/12/2015 tarihi itibariyle tarafların mutabık olduklarını, hesaplar incelendiğinde; davacının davalıya 01/01/2016-13/06/2016 tarihleri arasında yapmış olduğu 696.787,35 TL ödemenin davalı ... Ltd. Şti.’nin kayıtlarına aynen kaydedildiğini ve ödeme tutarları yönünden mutabık olduklarını ancak davacının davalıya alacak kaydettiği 3 adet işlem kaydı sonucunda toplam 180.000,00 TL tutarındaki işlemler sonucu mutabık olmadıklarının belirlendiğini, (249.779,79-69.779,79 = 180.000,00 TL) davacı vekilinin bu 3 adet “C/H mahsuben” açıklaması ile davalıya alacak kaydedilen işlemler konusunda herhangi bir belge sunmadığını, davacı şirket tarafından ... Ltd. Şti.’ne keşide edilmiş olan dava konusu ... Bankası Şair Eşref Şubesi’nin ... seri numaralı 22/07/2016 ödeme tarihli 50.000,00 TL tutarındaki çekinin taraflara ait 2015 yılı ticari defterlerine kaydedildiğini, çeklerin ödenmediğini ve karşılıksız çıktığını, davalının muhasebe hesap bakiyesinden yola çıkılarak davacının borç bakiyesi olan 69.779,79 + 50.000 = 119.779,79 TL tutarında davacının davalı şirkete borç bakiyesi kalabileceği sonucuna varılabileceğini, aksi tespitlerde ve mahkemenin farklı hüküm kurması sonucunda ise; fatura bedellerinin değişmesi gerekeceğinden bakiyenin de değişebileceğini, nihai kararın mahkemeye ait olduğunu, 12 adet 50.000,00 TL bedelli toplam 600.000,00 TL bedelli çeklerin ve dava konusu 22/07/2016 ödeme tarihli 50.000,000 TL bedelli çekin hiçbirinin ödenmediğini, buna karşılık düzenlenen tüm faturalarda kayıtlı ürünlerin ayıplı olmadığı varsayımından bir sonuca varılması durumunda davacının borç bakiyesi olan 69.779,79 + 650.000 = 769.779,79 TL tutarında davacının davalı şirkete borç bakiyesinin kalabileceği sonucuna varılabileceğini, taraflar arasında düzenlenen tüm faturalarda kayıtlı ürünlerin tümünün veya bir kısmının ayıplı olduğu varyasımında hesaplamanın ona göre değişeceğini, davacı şirketin almış olduğu bu ürünleri CE belgesi olmadan Türkiye’de herhangi bir hastaya satmasının veya kullandırmasının hem suç olduğunu hem de mümkün görülmediğini bildirmişlerdir. Aynı bilirkişiler 12/06/2023 tarihli ek raporlarında özetle; davaya konu ürünlerin yerinde incelenmesi amacıyla 30/05/2023 tarihinde bilirkişilerden ...’nın davacı şirket yetkilisi ... ile iletişim kurmak için telefon açtığını ancak davacı şirket yetkilisinin “şehir dışında olduğunu, gelemeyeceğini, avukatı ile görüşüp kendileriyle iletişim kuracağını” söylediğini ancak kendilerini kimsenin aramadığını, bunun üzerine bu kez kendisini ... “merhaba bilirkişi için Cuma günü 13:30’da yerinize ziyaret yapılması gerekmektedir” şeklinde mesaj attıklarını, bu şekilde birkaç kez aramış iseler de kendisiyle sağlıklı iletişim kurulamadığını, bu kez 02/06/2023 tarihinde; “merhaba ... bey hala dönüş yapılmadı, davanız için kurumunuza gelinmesi gerekmekteydi” şeklinde yine bilirkişi ... tarafından mesaj atıldığını, 02/06/2023 tarihinde davacı şirket vekilinin kendilerini aradığını, müsait olunmadığı için telefonun açılamadığını, bu kez şirket vekili Av. ...’ın “merhaba ... vekili Av. ... ben.... ATM ... Esas sayılı dosyada aramıştım. Dönüş yapabilirmisiniz” şeklinde mesaj attığını, davacı vekili ile iletişim kurularak 07/06/2023 tarihinde saat 10:30’da dava konusu ürünleri incelemek için ürünlerin bulunduğu yere bilirkişi heyeti olarak gidileceğinin mesaj atılarak belirtildiğini, 06/06/2023 tarihinde bilirkişi ... tarafından davacı vekiline “merhaba ...Konak. Bu adreste görebiliriz değil mi?” şeklinde mesaj atılmış ise de herhangi bir cevap gelmediğini, 07/06/2023 tarihinde yine bilirkişi ... tarafından saat 08:19’da “merhaba dönüş yapmadınız ama bugün 10:30’da yukarıdaki adreste olacağız” şeklinde mesaj atıldığını, davacı vekilinin ise saat 10:31’de “müvekkil yurt dışında şu anda ... hanım, bugün oraya gelseler de kimseyi bulamayacaklar büyük ihtimalle bana bu şekilde bilgi verildi” şeklinde iki ayrı mesaj attığını, davacı vekilinin bilirkişi...’ya mesaj attığı dakikalarda davacı şirket adresinde... ve ...’nun hazır olduklarını, şirketin bulunduğu adreste başka kadının 7 yıl önce ikamet etmeye başladığı ancak halen daha da sürekli olarak bu şirket için bu adrese gelindiğini öğrendiklerini, taraflarına verilen dosyada davaya konu ürünü inceleme olanağı olmadığını, yapılan görüşme ve ... yazışmalarını ek rapor ekinde sunduklarını bildirmişlerdir. Asıl davada ve birleşen davada davacı şirket ile asıl davada ve birleşen davada davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki ilişki alım satım ilişkisidir. TBK'nın 207/1 maddesi gereğince satış sözleşmesi satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Toplanan ve sunulan deliller ile tüm dosya içeriğine göre; 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesindeki düzenleme ile, ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların var olması kaydıyla kesin delil niteliğinde bulunduğu öngörülmüştür. 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesi uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin içeriği, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Asıl davada ve birleşen davada davacı şirketin 2016 yılı defterlerinin tasdikinin bulunmadığı belirlendiğinden, davacı şirket lehine delil sayılamayacaktır. Asıl davada ve birleşen davada davacı şirket ve vekili, kendilerine ayrı ayrı verilen kesin sürede ürünleri bilirkişi incelemesine sunmamıştır. Aldırılan 09/06/2020 havale tarihli raporda; “... ve ... stok numaraları ile birebir aynı uyumlu olan ürüne rastlanmamış olması sebebiyle iade edilmesi gereken ürün bedelinin bulunmadığı”; 03/02/2020 tarihli ek raporda; “davacının davalıdan aldığı ürünlere ait olan alış faturaları üzerinden yapılan incelemede ... numaralı ve ... stok numaraları ile birebir aynı uyumlu olan ürüne rastlanmamış olması sebebiyle iade edilmesi gereken ürün bedelinin bulunmadığı, dava konusu olan 13 adet çekle ilgili olarak davacının ödeme yükümlülüğünün bulunduğu”; 05/02/2021 tarihli ek raporda “davalı ... şirketi tarafından davacıya satılmış olan ayıp iddiasına konu edilen ürünlerin ayıplı olduğu görüş ve kanaatine varılamadığı”; 01/12/2022 tarihli raporda da “dava konusu ... ve ... referans numaralı ürünlerde açık ve/veya gizli ayıp bulunmadığı, dava konusu ... referans numaralı ürün, ürün bilgi listesinde olmakla beraber ürünlerin veya paket etiketlerinin üzerinde CE işaretlemesinin bulunup bulunmadığının dosya kapsamından anlaşılamadığı, böyle olunca bu ürün açısından açık/gizli hukuki ayıbın bulunup bulunmadığının tespitini yapmanın mümkün olmadığı” görüş ve tespitlerine yer verilmiştir. Davaya ve birleşen davaya konu ürünlerin ayıplı olduğu yönündeki iddiayı ispat yükü davacı tarafta olup, ürünlerin ayıplı olduğu hususu davacı tarafça ispat edilememiştir. Kaldı ki doktrine göre, CE işareti malların serbest dolaşımını sağlayabilmek amacıyla Avrupa Birliği'nin 1985 yılında oluşturduğu yeni yaklaşım çerçevesinde uygulanan bir sağlık ve güvenlik işaretidir. CE işareti; bir kalite simgesi olmayıp üzerine iliştirildiği ürünün ilgili yönetmeliğin tüm gereklerini karşıladığı anlamına gelen ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında malların serbest dolaşımını sağlamak amacıyla ortaya çıkan bir işarettir. CE belgesinin bulunmaması gizli ayıp değil, açık ayıp niteliğindedir ve derhal ayıp ihbarında bulunulması gerekir. TTK'nın 23/1-c maddesi ile ticari satımlarda muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin olarak ise özel bir düzenleme getirilmiştir. Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Satış sözleşmesi bakımından satıcının maldaki ayıplardan sorumlu tutulabilmesi için alıcının gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerekir. Gözden geçirme ve bildirim alıcı bakımından bir yükümlülük niteliğinde olup, alıcı bu yükümlülükleri yerine getirmezse malı ayıplı hali ile kabul etmiş sayılır ve ayıp nedeniyle sahip olduğu hakları kaybeder. Alıcının muayene yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için satın aldığı mal üzerinde doğrudan tasarruf edebilmesi gerekir, diğer bir ifade ile malın alıcıya sözleşmeyi ifa etme iradesiyle fiilen teslim edilmiş olması gerekir. Satış konusu mal, alıcıya teslim edilmeden önce alıcı malın ayıplı olduğunu bir şekilde öğrenmiş olsa bile ayıp ihbar süresinin başlangıcı yine de malın fiilen teslimidir. Somut olayda; asıl davada birleşen davada davacı şirket ile asıl davada ve birleşen davada davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında protez alım satımı konusunda bir ticari ilişkinin bulunduğu, ticari ilişkinin yazılı sözleşmeye bağlanmadığı ancak sözlü olarak anlaşmaya varıldığı, diğer davalı ... A.Ş.'nin ise bu protez ürünlerinin üretimini gerçekleştiren şirket olduğu, davalı şirketlerin aynı adreste faaliyet gösterdikleri ve ortaklarının aynı kişiler olduğu; dava konusu ürünlerin asıl davada ve birleşen davada davacı şirkette bulunduğu, bu şirket tarafından iade faturalarının düzenlenerek iade edilmediği, bilirkişi incelemesine de sunulmadığı, bu kapsamda da hangi ürünler üzerinde CE belgesinin olduğu ya da olmadığı hususunun belirlenemediği; diğer yandan bilirkişilerin tespitlerine göre protezde bulunması zorunlu olan CE işaretinin ve belgesinin protezin teslim alınması sırasında davacı tarafça dikkate alınmadığı ya da önemsenmediği, tarafların tacir olduğu ve normal koşullarda davacı taraftan CE belgesinin niteliğini ve önemini bilmesinin bekleneceği; bunun yanı sıra CE belgesinin bulunmamasının açık ayıp niteliğinde olduğu, bu çerçevede de ayıp bildiriminin derhal yapılması gerektiği, davacı tarafça dosyaya süresinde ayıp ihbarı yapıldığını gösterir bir delilin de sunulmadığı anlaşıldığından, davacı tarafça ispat edilemeyen asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Asıl davanın ve birleşen davanın REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın peşin olarak alınan 853,88 TL harçtan düşülmesi ile kalan 426,28 TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacı tarafa iadesine, 3-Birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın peşin olarak alınan 11.100,38 TL harçtan düşülmesi ile kalan 10.672,78 TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacı tarafa iadesine, 4-Asıl davada ve birleşen davada davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına, 5-Birleşen davada karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 97.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen davada davacıdan alınarak, davalı ...'ne verilmesine, 6-Asıl davada ve birleşen davada davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair; asıl davada ve birleşen davada davacı vekilinin yüzüne karşı, karşı tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/01/2024 Başkan ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Katip ... ¸E-imza

Atıf: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/915, K. 2024/8, T. 09.01.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2016-915-e-2024-8-k-58df78262ace