İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/109 E. 2024/477 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/109
Karar No
2024/477
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/109 Esas KARAR NO : 2024/477 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/02/2024 KARAR TARİHİ : 12/06/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.04.2023 tarihinde İzmir İli, ...'nda müvekkile ait 2007 model, ... marka, ... model, ... motor no’lu,... plakalı araç ile ... ve ... plakalı araçların da karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkiline ait... plakalı aracın kasko sigortacısı davalı ... A.Ş. Olduğunu, müvekkilinin aracında trafik kazasında oluşan hasardan kaynaklı zarar meydana geldiğini, müvekkili tarafından ... çağrı merkezi aranarak çekici çağrıldığını ve araç ...'nın anlaşmalı servisi olan Otomol İzmir servisine çekildiğini, sigorta şirketine başvuru yapıldığını, web sitesi üzerinden evraklar gönderildiğini ve sigorta şirketi nezdinde hasar dosyası açıldığını, davalı sigorta şirketinin web sitesinde yapılan sorgulamada hasar kaydının önce 390.000-TL olarak göründüğünü, Otomol İzmir tarafından aracın tamirine ilişkin müvekkiline servis fişi sunulduğunu güncelde yine davalı sigorta şirketinin web sitesinden yapılan hasar kaydı sorgulamasında 198.107-TL olarak göründüğünü, kazanın üzerinden 3 aydan fazla süre geçmesine rağmen aracın tamirinin gerçekleşmemesi üzerine sigorta şirketine İzmir ....Noterliği'nin 03.08.2023 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini, müvekkilinin daha fazla zarar görmemek adına anlaşmalı serviste aracın tamirini yaptırdığını ve fatura bedellerini servise ödediğini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere; davalı sigorta şirketinin kasko poliçesi kapsamında zararlardan sorumluluğu bulunduğundan, öncelikle, hükme en yakın tarih itibariyle alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda faturalardaki KDV dahil yedek parça ve işçilik bedelinin güncel fiyatları üzerinden zararın belirlenmesini ve sigorta şirketinden tazminine/tahsiline, talep kabul görmediği taktirde, hasar bedeli 404.746,02-TL ve araç kiralama bedeli 131.756,03-TL olmak üzere toplam 536.502,05-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacının talep ettiği alacak kalemlerinin belirsiz alacak olarak kabulünün mümkün olmadığını, HMK m.107'de belirsiz alacak davasının kapsamı açıkça tarif edildiğinden huzurdaki davanın niteliğinin kısmi dava olarak kabul edilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, davacı tarafından talep edilen hasar bedeli oldukça fahiş olup işbu tutarın kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece bir hesaplama yapılması halinde hasar bedeli, parça tutarına iskonto uygulanarak ve KDV 'siz olarak hesaplanması gerektiğini, kaldı ki davacı tarafından hükme en yakın tarih itibariyle alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi talebinin usul ve yasaya aykırı olup yapılacak hesaplamada kaza tarihindeki verilerin dikkate alınması gerektiğini, ikame araç bedeline ilişkin taleplerin poliçede belirlenen süre ve şartlar ile sınırlı olabileceğini, davacı tarafın, temerrüt tarihi itibariyle avans faizi talep ettiğini, bir an için faize hükmedilmesi halinde, davacının ancak, KTK’nın tazminatın biçimi ile ilgili Borçlar Kanunun haksız fiil hükümlerine gönderme yaptığı ve uyuşmazlık konusu alacak, haksız fiilden kaynaklandığı için; dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini belirterek esasa ilişkin cevap hakkı saklı kalmak kaydıyla, davacı delillerinin taraflarına tebliğine, açılan işbu haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasıdır. Dava dilekçesi ve ekinde sunulan delillerin incelenmesinde; davanın davacıya ait aracın kasko sigortacısına karşı açılan araç onarım bedeli ve araç kiralama bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsiline ilişkin tazminat davası olduğu ve davacıya ait aracın ruhsat bilgilerine göre aracın kullanım amacının hususi olduğu anlaşılmıştır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Somut olayda, davanın trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasarın davalı sigorta şirketinden kasko poliçesi kapsamında tahsilinin talep edildiği, davacıya ait aracın tescil belgesi ve ruhsat belgesine göre kullanım amacının hususi olduğu, dava konusu alacağın haksız fiilden kaynaklandığı, davacı ile davalı sigortacı arasında düzenlenen kasko poliçesi sözleşmesinde davacının tüketici olduğu, bu yönü ile de davanın ticari dava olmadığı, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(l) maddesinde “tüketici işlemi” sayılan işlemlerin kapsamı genişletilmiş, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem”, tüketici işlemi olarak kabul edildiği, aynı maddenin (k) bendi ise “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” tüketici olarak kabul edildiği, aynı Yasa'nın 73/1.maddesine göre tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğunun belirtildiği, buna göre görev konusunun kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerektiği, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca taraflar arasında tüketici işlemi niteliğinde bulunan sigorta ilişkisi kurulmuş olup davacının tüketici, davalının ise satıcı (sigortacı) olduğu, bu nedenlerle uyuşmazlığa bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğundan mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2- Görevli Mahkemenin İzmir Tüketici Mahkemesi olduğuna, 3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine, 4- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE, 5- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/06/2024 Katip ... E-imzalıdır. Hakim ... E-imzalıdır.

Atıf: İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/109, K. 2024/477, T. 12.06.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-109-e-2024-477-k-33a31f42f54a