İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1433 E. 2018/292 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1433
- Karar No
- 2018/292
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/1433 Esas KARAR NO : 2018/292 DAVA : Menfi Tespit (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/11/2013 KARAR TARİHİ : 20/03/2018 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili kapatılan İzmir ....ATM'nin ... esas sayılı dosyasına vermiş olduğu 20/11/2013 tarihli dava dilekçesinde özetle ; davalı kooperatifin üyesi olan müvekkilinin ferdileşme sonucunda edindiği meskenini 24/11/2004 tarihinde sattığını, müvekkilinin davalı kooperatife başvurarak üyelikten istifa bildiriminde bulunduğu, buna rağmen davalının bu başvuru hakkında herhangi bir işlem yapmadan müvekkilinden para talep etmeye devam ettiğini, bunun üzerine üyelikten istifa için noterlik aracılığıyla ihtarname gönderdiğini ve ihtarnamenin tebliğ edildiğini, 24/11/2013 tarihli genel kurula üye sıfatıyla davet edildiğini, 100,00.-TL aidat borcu talep edildiğini, noter kanalıyla istifa iradesinin tebliğden sonra sorumlu olamayacaklarını belirterek, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olmadığına ve kooperatife 100,00.-TL borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 19/12/2013 tarihli cevap dilekçesinde özetle ;dava dilekçesinin HMK madde 119 'daki unsurları taşımadığını, ayrıca harca esas değerin de eksik gösterildiğini, davacının ferdileşme sonucu 14 nolu bağımsız bölümü tapuda edindiğini, taşınmazını devretmiş olsa bile üyeliğin ve yükümlülüklerinin devam ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların : Davacının davalı kooperatiften edindiği taşınmazın satışı nedeniyle kooperatif üyeliğinin sona erip ermediği ve borçlu olup olmadığı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. DELİLLER : İhtarname, ana sözleşme, tapu kaydı dosyamız içerisindedir. Mahkememizce dosya, kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yapılarak dosyada mevcut bilgi ve belgeler, tarafların iddia ve savunmaları, doğrultusunda rapor düzenlenmesi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle ; Kooperatifler Kanununun 13. Maddesine göre, ayrılma isteğini ikinci kez noter kanalı ile bildiren davacı ...'in davalı kooperatifteki ortaklığının 2012 Mart ayında sona erdiğini, adı geçenin rızası hilafına ortaklığı sürdürmeye zorlanmasının mümkün olmadığını, istifa etmekle aidat ödeme yükümlülüğü sona erse de, Kooperatifler Kanununun 81. Maddesine, 5983 Sayılı kanunla eklenen hükme göre davacının, tasfiye giderlerine katılmakla yükümlülüğünün devam edeceğini, davalı kooperatifin, tasfiye masrafları dışında gideri olmadığından, tasfiye masraflarına katılım bedeli olarak davalıdan, diğer ortaklar için belirlenen aidatlarla eşdeğerde para talep edilebileceğini belirtmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 19/10/2015 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile "...1-Tasfiye sürecine girmiş bir kooperatifin üyeliğinden istifa eden ortak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. ve anasözleşmenin 85/son madde hükümleri uyarınca, konutunu istifa nedeniyle geri verme yükümlülüğünde değil ise de, daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarından sorumlu olduğu gibi, esasen istifadan önce doğan tasfiye giderlerinden de zaten sorumludur. Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin menfi tespit istemine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davacının, davalı kooperatife üye olmadığının tespiti istemine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 13. maddesinde ortağın anasözleşmeye uygun olarak istifa etmesine rağmen kooperatifin istifayı kabulden kaçınması halinde ortağın çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde çıkmanın gerçekleşeceği düzenlenmiştir. Ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olup, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğurur. Yukarıda anılan 13. maddenin yazılış biçimi ortağın istifasının kooperatifçe kabulünü gerekli kıldığı izlenimi yaratmakla beraber noter aracılığı ile yapılan bildirime özel önem verilmek suretiyle, noter aracılığı ile yapılan bildirimin kabulünün gerekli bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu durumda ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa iradesini ilk olarak noter vasıtasıyla kooperatife tebliğ etmesi ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterlidir. Mahkemece, bu ilkeye uygun olarak istifanın noter aracılığıyla tebliği ile hukuki sonuç doğuracağı tespit edilmiş ise de somut olayda, davalı kooperatifçe dava öncesi keşide edilen ihtarnamelerde istifanın geçerli olmadığının bildirildiği, davacının genel kurullara davet edildiği, dolayısıyla davalı kooperatifçe istifa hususunda muaraza yaratıldığı anlaşıldığından davacının üye olmadığının tespitini istemekte hukuki yararı bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece, davacının, üye olmadığının tespiti isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, dava tarihinden önce yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde bu istemin reddi doğru olmamıştır. Öte yandan, dava tarihinden önce tasfiye haline girdiği anlaşılan kooperatifin unvanına 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. madde hükmü yollamasıyla tasfiyenin başladığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 439/son, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 533/son maddesi ile anasözleşmenin 87/2. bent hükmü uyarınca eklenmesi gereken "Tasfiye Halinde" ibaresinin, gerekçeli karar başlığında eklenmemesi, HMK'nın 297/1-b maddesi hükmüne uygun düşmemiştir. 3-Kabule göre, mahkemece hükmün gerekçesinde davacının üye olmadığının tespitini istemede hukuki yararının bulunmadığı açıklandığına göre, bu istem yönünden HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Sonuç olarak ; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin menfi tespit istemine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer isteme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA," gerekçesiyle bozulmuştur. Davalı vekili 07/01/2016 tarihli dilekçesi ile karar düzeltme talebinde bulunduğu, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile "...Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, HUMK'nın 440. Maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir " gerekçesiyle karar düzeltme talebinin de reddine karar verilmiştir. Mahkememizce usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma İlamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, deliller, Yargıtay .... HD' nin ... Esas, ... Karar sayılı bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; Dava; davacının aidat borcu bulunmadığı ve kooperatif üyesi olmadığının tespiti davasıdır. Davacının davalı kooperatif üyesi iken ferdileşme sonucu 24/11/2000 tarihinde adına tapuya tescil edilen ... nolu bağımsız bölümü 24/11/2004 tarihinde ... isimli şahsa sattığı, davacının kooperatif üyeliğinden istifa için Bornova... Noterliği'nin 15.02.2012 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnameyi davalı kooperatife gönderdiği, ancak davalı kooperatifinde İzmir .... Noterliği'nin 15.05.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini davacı tarafa göndererek davacının ayrılma isteğinin kabul etmediği anlaşılmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 13. maddesinde;" ortağın anasözleşmeye uygun olarak istifa etmesine rağmen kooperatifin istifayı kabulden kaçınması halinde ortağın çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde çıkmanın gerçekleşeceği" hususu düzenlenmiş, dolayısıyla somut olayımızda davacı taraf noterlik kanalıyla istifa bildiriminde bulunduğundan bu bildirimin davalı kooperatife ulaştığı anda sonuç doğuracağı, bu hususun davalı kooperatifin kabulüne bağlı olmadığı anlaşıldığından davacının davalı kooperatife üye olmadığının tespitine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça davalı kooperatife borçlu olmadığının tespiti için de dava açılmış ise de; davacının kooperatif tasfiye giderlerinden istifa etmiş olsa dahi sorumlu olacağı anlaşıldığından mahkememizce önceki kararda bu hususta ki davanın reddine karar verildiğinden ve bu husus Yargıtayca bozma konusu yapılmayıp kesinleştiğinden menfi tespit davası yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının menfi tespit talebiyle ilgili mahkememizce verilen hüküm Yargıtayca bozma konusu yapılmayarak kesinleştiğinden bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2- Davacının davalı kooperatife üye olmadığının tespitine, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına ( harç terkin sınırı altında kaldığından ) 4-Peşin harç için yapılan 24,30.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 443,15.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan 28,00.-TL yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince 2.180,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine , 8- Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince 100,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine , Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize yahut başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve temyiz harcı ile gerekli giderlerin tamamını ödemek suretiyle Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/03/2018 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA İle imzalanmıştır.