İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/342 E. 2025/657 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/342
- Karar No
- 2025/657
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/342 Esas KARAR NO : 2025/657 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/04/2025 KARAR TARİHİ : 03/07/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteren müvekkili şirket ürettiği yazılımların satış, kurulum, eğitim ve destek hizmetlerini çözüm ortakları aracılığı ile yürüttüğünü, bu kapsamda, müvekkili şirket ve çözüm ortaklarından biri olan dava dışı... Sistemleri Yazılım ve Ticaret A.Ş. ile davalı ...kstil Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında 01/12/2022 tarihinde "Yazılım Lisans Satış Sözleşmesi" akdedildiğini, Müvekkili şirketin, dava dışı çözüm ortağı şirket ve davalı borçlu şirket arasında imzalanan yazılım lisans satış sözleşmesinin 7. Maddesinin "İşbu sözleşme kapsamındaki Yazılım...ekstil'de Sunucu'ya yüklenmesinden itibaren 1 (bir) yıl süre ile garanti kapsamında olacaktır. Garanti süresi bitiminde yıllık bakım anlaşması sözleşmesi ... ile yapılacaktır. Yıllık Yazılım Versiyon Geliştirme ve Uyarlama Anlaşması'nın bedeli toplam Süresiz Lisans ve Hizmetler'den oluşan (KDV hariç) proje bedelinin %18'idir." şeklinde düzenlendiğini, söz konusu madde doğrultusunda, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 05/12/2023 tarihinde "... Yıllık Yazılım Versiyon Geliştirme ve Uyarlama Anlaşması" ve 20/12/2023 tarihinde "... Yıllık Yazılım Versiyon Geliştirme ve Uyarlama Anlaşması" akdedildiğini, bu kapsamda, yıllık uyarlama bedeli olarak davalı ... Tekstil şirketinin 05/12/2023 tarihli sözleşme karşılığında 127.217,00 TL ve 20/12/2023 tarihli sözleşme karşılığında ise 55.435,00 TL ödeyeceği kararlaştırıldığını, bununla birlikte, her iki sözleşme de "Ödeme, sözleşmenin imzalanmasından sonra kesilecek fatura karşılığında peşin yapılacak olup bu TL bedeller her yıl (Tüfe + Üfe)/2 oranında arttırılacaktır." hükmünü içerdiğini, Müvekkili şirket tarafından yazılımın kurulum ve entegrasyonunu taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde belirtildiği şekilde gerçekleştirilmiş olup verilen hizmetin karşılığı olarak 13/03/2024 tarihli ... numaralı 182.652,00 TL (127.217,00 TL + 55.435,00 TL) bedelli fatura düzenlendiğini ve davalı borçlu şirkete gönderildiğini, söz konusu faturanın, davalı tarafından kabul edildiğini, işbu faturaya istinaden davalı şirketçe 20/05/2024 tarihinde müvekkil şirkete 100.000,00 TL tutarında kısmi ödeme yapıldığını, ne var ki; davalı şirket tarafından bila tarihli, imzasız ve e-posta olarak müvekkili şirkete gönderilen ihtarname ile 01/12/2022 tarihli yazılım lisans satış sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca bakıma ilişkin tüm sözleşme maddelerinin feshedildiğinin bildirildiğini, usule ve yasaya uygun olmayan işbu feshin yanı sıra, davalı tarafından bakiye 82.652,00 TL fatura bedelinin de müvekkili şirkete ödenmediğini, bakiye fatura bedelinin ödenmemesi üzerine, davalı şirkete Kocaeli... Noterliğinin 15/11/2024 tarihli ve... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmiş olup ihtarnamenin aynı gün elektronik posta ile davalıya teslim edildiğini, taraflarınca keşide edilen ihtarnameye rağmen davalı şirket tarafından müvekkili şirkete hiçbir ödeme gerçekleştirilmediğini, bunun üzerine, taraflarca akdedilen 01/12/2022 tarihli yazılım lisans satış sözleşmesinin 17. maddesinde yer alan "İşbu sözleşme nedeniyle doğacak uyuşmazlıklar halinde İzmir Mahkeme ve İcra Müdürlükleri yetkili olacaktır." hükmü gereği 13/12/2024 tarihinde İzmir... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile tarafımızca davalı şirkete karşı ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek (sonradan lehimize değişen ve artan oranlarda) ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, İcra ve İflas Kanunu md. 68 uyarınca haksız itiraz sonucu takibin durmasına sebebiyet veren kötüniyetli borçlu hakkında takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Mahkememizin davayı görmeye yetkisi bulunmamakta olup yetki itirazımız bulunduklarını, davacı şirketin, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarından da görüleceği üzere Kocaeli ilinde yerleşik bir şirket olduğunu, Davacının ibraz ettiği sözleşmelerden herhangi birinden de ilgili sözleşmelerin Mahkememizin yargı yetkisindeki bir bölgede ifa edileceğine yönelik herhangi bir ifade bulunmadığını, dolayısıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki ("HMK") yetki maddeleri uyarınca Sayın Mahkemenizin yetkisi bulunmayıp davanın davalı yerleşim yeri olan İstanbul ilindeki Bakırköy Adalet Sarayı mahkemelerinde görülmesini talep ettiklerini, arabuluculuk son tutanağının usulüne aykırı olarak yetkisiz temsil ile imzalandığının ve dolayısıyla geçersiz olduğunun kabulü gerektiğini, bu değerlendirme yapılırken arabuluculuğun HMK m.74 tahtında özel yetki gerektiren bir husus olduğunu da özellikle belirtmek gerektiğini, bu sebeplerle, zorunlu dava şartı olan arabuluculuk süreci usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmediğini ve işbu davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, uyuşmazlık tüketici mahkemelerinin konusu alanına girdiğinden sayın mahkemeniz davayı görevsizlik sebebiyle usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini ifa ettiğini ispat edemediğini, Davacının, kendi edimini gereği gibi ifa ettiğine dair herhangi bir delil göstermediğini, hatta açıklama dahi yapmadığını, davaya konu sözleşmelerin usule uygun olarak akdedilmediğini, geçersiz olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Sözleşme, İzmir... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası, 05/12/2023 tarihli sözleşme, 20/12/2023 tarihli sözleşme ve 01/12/2022 tarihli sözleşme delil olarak değerlendirilmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; 1-Dava, ticari nitelikte hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. 2-Davalı vekilinin İzmir...İcra Dairesi'nin... Esas sayılı takip dosyasına sunduğu itirazında yetki itirazında bulunulduğu ve yetkili icra dairesi olarak Bakırköy İcra Dairesi'nin gösterildiği görülmüştür. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak başlatılmış bir icra takibinin varlığı gerekmektedir. Bu nedenle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın yerinde olup olmadığının değerlendirilerek bu ön sorunun çözümlenmesi, icra dairesinin yetkili olduğunun anlaşılması halinde esasa geçilmesi, şayet takip yetkisiz icra dairesinde açılmış ise usulüne uygun başlatılmış bir takip bulunmadığından davanın esasına girilmeksizin usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. 3-Davacı taraf takipte fatura alacağına dayanmış olup fatura içeriklerinin incelenmesinde taraflar arasında davalı şirketin kullandığı yazılım programlarının bakım ve onarımlarının yapılmasına ilişkin işlerin davacı şirket tarafından gerçekleştirildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki ihtilâf, ticari nitelikte hizmet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda 2004 sayılı İİK'nın 50. maddesi uyarınca HMK hükümleri kıyas yoluyla uygulanacağından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde açılması gerekir. Para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen ve sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. Maddesi uyarınca alacaklının kendi yerleşim yerinde de takip başlatması mümkündür. 4-Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça taraflar arasında imzalanan 01/12/2022 tarihli yazılım lisans satış sözleşmesine dayanılmış ve yetki şartı nedeniyle İzmir Mahkemeleri ve İzmir İcra Daireleri'nin yetkili olduğu ileri sürülmüştür. Takip talebi ve ödeme emrine göre alacak dayanağı 13/03/2024 tarihli 1825.652,00-TL bedelli fatura olup fatura içeriğinin incelenmesinde "Yıllık Yaz.Ver.Geliş.ve Uyar.QDMS" "Yıllık Ver.Geliş.Ve Uyar.EBA Wf" açıklamalarının yer aldığı görülmüştür. Dava dilekçesi ekinde sunulan 3 adet sözleşmenin incelenmesinde taraflar arasında ilk olarak 01/12/2022 tarihli yazılım lisans sözleşmesi imzalandığı, sonrasında ise 05/12/2023 tarihli "Eba Yıllık Yazılım Versiyon Geliştirme ve Uyarlama Anlaşması" ile 20/12/2023 tarihli "QDMS YILLIK YAZILIM VERSİYON GELİŞTİRME VE UYARLAMA ANLAŞMASI" başlıklı sözleşmelerin imzalandığı, 01/12/2022 tarihli satış sözleşmesinin 17.maddesinde İzmir Mahkeme ve İcra Daireleri'nin yetkisine yönelik yetki şartı yer aldığı, tarafların tacir olmaları nedeniyle yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, 05/12/2023 ve 20/12/2023 tarihli sözleşmelerde ise yetki şartı yer almadığı görülmüştür. Buna göre davacı tarafça alacağın dayanağının 01/12/2022 tarihli sözleşme olduğu ve yetki şartının takip ve dava konusu alacağın tahsilinde geçerli olduğu ileri sürülmüş ise de, yetki şartı içeren 01/12/2022 tarihli sözleşmenin yazılım lisans satışına dair olduğu, yine bu sözleşmenin 7.maddesiyle garanti ve bakımın 1 yıl süreyle davacı tarafça karşılanacağının ve bu 1 yıllık sürenin sonunda yine yıllık bakım sözleşmesi yapılacağının belirtildiği, satış sözleşmesinden 1 yıl sonra imzalanan 2 adet bakım sözleşmesinde 01/12/2022 tarihli sözleşmede yer alan yetki şartının bakım sözleşmeleri yönünden de geçerli olacağına dair bir atıf yer almadığı, 20/12/2023 ve 05/12/2023 tarihli sözleşmelerin tamamen farklı edimler içeren bağımsız nitelikte birer sözleşme oldukları ve bu sözleşmelerde yetki şartının yer almadığı, dolayısıyla 20/12/2023 ve 05/12/2023 tarihli bakım sözleşmelerinden doğan alacakların tahsilinde 01/12/2022 tarihli sözleşmede yer alan yetki şartının uygulama yeri bulunmadığı değerlendirilmiştir. 5-Yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında takip ve dava konusu fatura içeriği alacakla ilgili belirlenmiş bir yetkili icra dairesi bulunmadığından genel hükümlere göre yetkili icra dairelerinin belirlenmesi gerekmektedir. İcra takibi hizmet sözleşmesinden kaynaklandığından işin yapıldığı yer, borçlunun yerleşim yeri ve para alacağı nedeniyle alacaklının yerleşim yeri icra dairelerinin yetkili oldukları, davacı alacaklının yerleşim yerinin Mersis kayıtları ve faturada yer alan beyana göre Başiskele/KOCAELİ'de olduğu ve Kocaeli İcra Dairesi'nin yetkili olduğu, davalının yerleşim yerinin Mersis kayıtları ve fatura beyanına göre Bahçelievler/İSTANBUL'da olduğu ve yetkili icra dairesinin Bakırköy İcra Dairesi olduğu, bakım ve onarım işinin İzmir ilinde gerçekleştirildiğine dair dosya kapsamına yansıyan bir delil bulunmadığı, o halde takibin Kocaeli veya Bakırköy İcra Dairelerinden birinde başlatılması gerektiği halde yetkisiz olan İzmir İcra Dairesi'nde başlatılmış olması nedeniyle usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip bulunmadığından itirazın iptali davasının ön şart yokluğu nedeniyle dinlenemeyeceği gözetilerek davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. 6-Davanın usulden reddine karar verilmiş olup karar tarihinde yürürlükte bulunan Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 7 nci maddesinin ikinci fıkrası "(2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur...." Aynı Tarife'nin 13 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ise; "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." Şeklinde düzenlenmiş olup, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle reddi halinde tarifenin 3.kısmındaki oranlara göre nisbi tarife üzerinden vekalet ücreti takdir edileceği, bu şekilde tespit edilen miktarın ise tarifenin 3.kısmında yer alan maktu ücretleri geçemeyeceği düzenlenmiştir. Tarifenin 13.maddesinde ise 7/2.fıkra düzenlemeleri açıkça maktu ücret uygulanmasının istisnaları olarak belirtilmek suretiyle uygulanması gereken oranların 13.madde kapsamında değerlendirilmeyeceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Buna göre mahkememizce dava, dava şartı noksanlığı nedeniyle reddedildiğinden, dava değeri üzerinden davalı lehine AAÜT'nin 3.kısmında belirtilen nispi oranda vekalet ücretine hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı aleyhine başlatılan icra takibinde yetkili icra dairesinin Kocaeli ve Bakırköy İcra Daireleri olduğu ve HMK 115/2. maddesi gereğince davaya konu takip yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olmakla yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin olarak alınan 1.314,60-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 699,20-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 17.415,52-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 6-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/07/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır