İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/261 E. 2024/1177 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/261
Karar No
2024/1177
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/261 Esas KARAR NO : 2024/1177 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) DAVA TARİHİ : 01/07/2014 KARAR TARİHİ : 24/12/2024 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davacı dava dilekçesinde; davacı firma İzmir'de şeker piliç distribütörlüğü yaptığı sırada davalılardan asıl borçlu ...'in ... et ve piliç ürünleri unvanlı olup, Menemen Aliağa tali bayiliği olarak mal satışı yapması için 2011 ocak ayında ticarete başladığını, davalının aldığı ürünlere ilişkin borç tutarı yükselince, müvekkili firma artan ticaret hacmine bağlı olarak limitin karşılığı olarak borcunun araçlarını rehin vermesi sureti ile teminat alınmasını istediğini, bunun üzerine davalılara ait ...plakalı araçlarını İzmir ....Noterliğinden teminat olarak müvekkili firma lehine rehnettiğini, davalıların borcunu ödememesi üzerine açılan takibe itiraz ettikleri ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, bu nedenlerle haksız itirazın iptali ile, borçlunun icra takip tarihi olan 23/07/2013 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü ile; 23/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte rehnin paraya çevrilmesi sureti ile yapılmış icra takibine yaptığı itirazın iptali ile araçların paraya çevrilmesi sureti ile takibin devamına karar verilmesini karar ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Davalı firmaya sahibi yetkilisi... adına ... Bankası Işıkkent şubesine yapılmış 37.550,00.-TL civarı ödeme davacı bilerek yada sehven kayıtlarına işlemediğini, çünkü taraflar arasında başka hiçbir hukuki işlem olmadığı, müvekkillerce kesilmiş bulunan hizmet bedeli faturaları davacı defterlerine borç olarak işlemediğini, defterlerde işlenip işlenmediği belirlendikten sonra gerek olursa beyan edilip edilmediği KDVsinin yatırılıp yatırılmadığı ilgili vergi dairelerinden müzekkere ile sorulabileceği bu nedenlerle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizin 11/02/2020 tarih ve... sayılı davanın kabulüne dair kararının davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna taşınması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin 07/03/2024 tarih ve ...5 Karar sayılı kararı ile "Dava, cari hesaptan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. Yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı tarafın davalının aldığı ürünlere ilişkin borç tutarı yükselince, müvekkili firma artan ticaret hacmine bağlı olarak limitin karşılığı olarak borcunun araçlarını rehin vermesi sureti ile teminat alınmasını istediğini, bunun üzerine davalılara ait ... plakalı araçlarını İzmir...Noterliğinden teminat olarak müvekkili firma lehine rehnettiğini, davalıların borcunu ödememesi üzerine açılan takibe itiraz ettikleri, itiraz üzerine takibin durduğu, itirazın iptali için dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde 37.550,00.-TL civarı ödeme davacı bilerek yada sehven kayıtlarına işlemediğini, çünkü taraflar arasında başka hiçbir hukuki işlem olmadığı, müvekkillerce kesilmiş bulunan hizmet bedeli faturaları davacı defterlerine borç olarak işlemediğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Somut olayda alınan bilirkişi raporuna göre davacı kayıtlarında 204.304,32 TL alacak gözüktüğü, davalı tarafından düzenlenen 151.600,00 TL tutarında fiyat farkı ve hizmet bedeline ilişkin faturaların davacı kayıtlarına işlenmediği, bu faturaların işlenmesi halinde dahi aradaki farkın 52.704,32 TL olduğu, 37.500,00 TL'lik ödeme iddiasına ilişkin belgenin davalı tarafından sunulamadığı, icra takibinin 45.000,00 TL üzerinden yapıldığı görülmektedir. Toplanan delillere göre davalı tarafın fiyat farkı ve hizmet bedeline ilişkin faturalar ve ödeme ile borcun kalmadığı savunmasını kanıtlamayamadığı anlaşılmıştır. Bu açıklamalar uyarınca mahkemece; davalılar vekilince cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, ispat yükü kendisinde olan davalı tarafın iddiasını yazılı delille ispat edemediği gözetilerek, davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken aksi uygulama ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 355, 353/a-6 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir..." gerekçesi ile Mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Mahkememizin...Esas sayılı dosyasına kaydı yapılan dosyanın yapılan yargılaması sonunda; 1-İstinaf kaldırma kararı öncesinde tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosyaya sunulan delillerin birlikte incelenmesi neticesinde davacı şirketin açık hesap ilişkisinde bakiye 204.304,32-TL alacaklı göründüğü, davalı tarafça düzenlenen 151.600,00-TL bedelli fiyat farkı ve hizmet bedeli faturası ile ödeme savunmalarının ispat edilemediği değerlendirilmiş olup istinaf ilamında yapılan değerlendirmede kararın bu yönden yerinde olduğu ancak davalıya yemin hakkının hatırlatılması gerektiği gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği belirtilmiştir. 2-Mahkememizce istinaf kaldırma kararı sonrasında davalı vekilinin talebi üzerine ödeme belgelerinin celbi hususunda... Bankası'na yeniden müzekkere yazılmış, dosyaya sunulan 29/05/2024 tarihli cevabi yazıda davalı ...'in davacı şirket yetkilisi ...'ye 15/08/2011 tarihli 21.400,00-TL bedelli para gönderme işlemi bulunduğuna dair dekont örneğinin sunulduğu görülmüştür. 3-Davacı vekili tarafından davacı şirket yetkilisine gönderilen 21.400,00-TL'nin davacı şirket ile davalılar arasındaki ticari ilişkiye dair olmadığı savunulmuş ise de, davalı tarafça gönderilen paranın şirkete olan borca istinaden gönderildiğinin beyan edildiği, havale dekontunda bir açıklamanın yer almadığı, TBK 102. Maddesi uyarınca açıklama yer almayan ödemenin muaccel bir borca istinaden yapılmış sayılacağı, davacı vekiline verilen süreye rağmen ödeme tarihi 15/08/2011 tarihinde davacı şirket yetkilisi ...'nin davalı ...'ten bir alacağı bulunduğuna dair delil gösterilmemiş olduğu, ticari hayatın akışı içerisinde şirket yetkililerinin doğrudan kendi hesapları üzerinden tahsilat yapmasının sıklıkla görülen bir vakıa olduğu dikkate alındığında davacı şirket yetkilisinin şahsi hesabına ödeme yapılmasını gerektiren bir alacak-borç ilişkisi bulunduğuna dair tam bir ispat gerekmiyor ise de en azından böyle bir hukuki ilişkinin varlığını gösteren delil veya emarelerin dosyaya sunulmasının beklenmesi gerektiği ancak davacı tarafça bu hususta hiçbir somut açıklama yapılmadığı, mahkememizce bu hususta davacı şirket yetkilisi talimat mahkemesi aracılığıyla isticvabına karar verildiği, mahkememize bu hususta yemin talimatı gönderilmemesine karşın talimat mahkemesince bu hususta da yemin ettirildiği, davacı şirket yetkilisinin 21.400,00-TL tutarlı ödemenin şahsının alacağına istinaden gönderildiğini beyan ettiği ancak bir alacak varlığı hususunda somut açıklamada bulunmadığı görülmekle davalı tarafça gönderilen 21.400,00-TL tutarlı ödemenin davalıların davacı şirkete olan borcuna istinaden davacı şirket yetkilisine gönderildiği kabul edilmiştir. 4-Davalılar vekili tarafından süresi içerisinde yemin metni sunularak yemin teklifinde bulunulmuştur. Davalılar vekilinin sunduğu yemin metninin "Davalılar ... veya ... tarafından elden veya banka aracılığıyla tarafımıza hiç bir ödeme yapılmadığına dair namusum, şerefim ve kutsal saydığım tüm değer ve inançlar üzerine yemin ederim. " şeklinde olduğu görülmekle yeminin konusu: "Davalılar ... ve ...'in davacı alacaklıya ödeme yapıp yapmadığı, ödeme yapmış ise ne miktarda ödeme yaptığı" olarak belirlenmiş ve talimat mahkemesi aracılığıyla yemini yaptırılan davacı şirket yetkilisinin yeminli beyanında "davalıların davacı alacaklı şirkete yapmış oldukları ödemesi söz konusu değildir, bu nedenle de eldeki dava açılmıştır" şeklinde yemini eda ettiği görülmüştür. 5-Davacı şirket yetkilisinin davalının yemin teklifini yerine getirdiği ve bir ödeme yapılmadığına dair yemin ettiği görülmekle davalıların 151.600,00-TL bedelli fiyat farkı ve hizmet bedeli faturası ve 21.400,00-TL dışındaki diğer ödeme savunmalarını ispat edemedikleri görülmüştür. İstinaf ilamında da kabul edildiği üzere takip tarihindeki davacı alacak bakiyesi 204.304,32-TL olup, davalının 21.400,00-TL ödemesinin mahsubu sonrasında davacı lehine 182.904,31-TL alacak bakiyesinin devam ettiği, görülmekte olan takip ve davanın ise 45.000,00-TL üzerinden ikame edildiği, bu haliyle davacının takipte talep ettiği miktar yönünden haklılığını ispat ettiği, davalının ödeme savunmasını ise ispat edemediği görülmekle davanın kabulüne karar verilmiştir. 6-Davacı tarafça inkar tazminatı talep edilmiş olup, taraflar arasındaki ticari ilişkinin satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklandığı, bu haliyle davalıların borçlu oldukları tutarı tespit edebilecekleri dikkate alınarak alacağın likit olduğu kabulü ile dava değerinin %20'si oranında inkar tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, İzmir...İcra Dairesi'nin...Esas sayılı takip dosyasına yapılan davalı itirazlarının kısmen iptali ile, takibin 45.000,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, 2-Alacak likit nitelikte görülmekle kabul edilen dava değerinin %20'si oranında hesaplanan 9.000,00-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.073,95‬-TL harçtan peşin olarak alınan 568,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.505,25-TL harcın Mahkememizin 18/01/2018 Tarih, ...Karar ve... Harç nolu harç tahsil müzekkeresi ile 2.505,25-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili için vergi dairesine harç tahsil müzekkeresi yazıldığından, yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 568,70-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça sarf edilen 25,20-TL başvuru harcı, 300,00-TL bilirkişi ücreti 632,20-TL posta ve tebligat ücreti, olarak sarf edilen toplam 957,4‬0-TL yargılama giderinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, 7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, Dair, davalılar vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/261, K. 2024/1177, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-261-e-2024-1177-k-5368eaa5f4c6