İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/133 E. 2024/1150 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/133
- Karar No
- 2024/1150
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/133 Esas KARAR NO : 2024/1150 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/02/2024 KARAR TARİHİ : 19/12/2024 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile;19.08.2023, tarihinde,...'a ait ve ... sevk ve idaresindeki... plakalı aracın, müvekkiline ait... plakalı yabancı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı... plakalı araç sürücü: Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili hükmünü ihlal ederek maddi hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin seçimlik hakkını kullanarak aracı ile ikametgahı ve aracının plakasının kayıtlı olduğu Almanya'da bulunan... isimli firma tarafından 31.10.2023 tarihinde düzenlenen teknik maliyet ekspertiz raporu ile hasar miktarı KDV dahil 21.660,92 Euro olarak tespit edildiğini, aracın piyasa değeri 29.250,00 Euro olduğu için araç Pert olarak değerlendirilme ihtimaline binaen sovtaj bedeli olarak 15.750,00 Euro tespit edildiği, neticede talep edilebilecek tazminat miktarı 13.500,00 Euro olduğu, kaza sebebiyle müvekkili aracı Almanya Otomobil Kurumu-ADAC vasıtasıyla Almanya'ya transfer edildiğini, aracın tamir süresi boyunca günlük kullanım kaybı 79,00 Euro olup, tamir süresi 3-5 iş günü arası olduğundan, 237,00 - 395,00 Euro arası kullanım kaybı söz konusu olduğu, Ekspertiz raporu için BVSK ücret listesine 183141 Euro ödemede bulunulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, izah edilen sebeplerle ve davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve netice-i talebimizi Islah hakkımız saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak olarak şimdilik, 40,00 Euro hasar tazminatının; davalı şahıstan kaza tarihi olan 19.08.2023 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketinden ise; ZMMS poliçesinden teminat limitleri (120.000,00TL) ile sınırlı olmak üzere, temerrüt tarihi olan (09.12.2023 + 8 iş günü) 20.12.2023 tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, belirsiz alacak olarak şimdilik 10,00 Euro kullanım kaybı tazminatının; sadece davalı şahıstan, kaza tarihi olan 19.08.2023 tarihinden itibaren, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, Almanya BVSK Ücret listesine göre orantılı olarak belirlenmiş 1.831,41 Euro ekspertiz rapor ücretinin, TTK 1426.maddesi gereği tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak, yargılama giderlerinden sayılmasına, Diğer yargılama giderleri ile yasal avukatlık vekalet ücret davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 14/07/2024 Tarihli ıslah dilekçesi ile; Dosyaya sunulu evraklardan da görüleceği gibi, 09.12.2023 tarihinde sigorta'nın '' ...com.tr '' mail adresine bildirim yapıldığını, yasalar gereği tebliğ tarihinden itibaren 8 iş günü içinde ödeme yapılması zorunlu olduğunu, bu sebeple davalı sigorta şirketi 20.12.2023 tarihinde temerrüde düştüğünü, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı;13.500,00-Euro hasar tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden temerrüde düştüğü 20.12.2023 tarihinden itibaren, zmms poliçesi yönünden teminat limiti olan 120 bin TL ile sınırlı olmak üzere, davalı şahıs yönünden ise, kaza tarihi olan 19.08.2023 tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak ödenmesine, 790,00-Euro araç mahrumiyet bedelinin sadece davalı şahıstan kaza tarihi olan 19.08.2023 tarihinden itibaren, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak ödenmesine, TTK m 1426 gereği ve bilirkişi raporunda da belirlenip makul görülen 1.831,41 Euro ekspertiz rapor ücretinin tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen fiili ödeme tarihindeki TC Merkez Bankası Efektif Satış kuru karşılığı TL olarak yargılama giderlerinden sayılmasını, diğer tüm yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücetinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ...Sigorta A.Ş.'inin cevap dilekçesinde özetle; igorta şirketine kanunda elirtilen evraklar ile müracaat edilmediği, davacının dayandığı delillerin tarafımıza tebliğe çıkarılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte kusur durumunun tespiti gerektiği, şayet bir hesaplama yapılacak ise yürürlükte bulunan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlar ekine göre yapılması gerektiğini, aracın tamiri ekonomik değilse pert total işlemi uygulanması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi KDV'den sorumlu tutulamaz, müvekkil şirketin iskonto tedarik indirim hakkı mevcut olduğu, ekspertiz rapor bedeli teminat dışı olduğu, arz ve izah edilen ve yargılama sırasında ortaya çıkabilecek sair nedenlerle davanın usulden reddini, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise, davacının aracının daha önce kazaya karışıp karışmadığının tramer kayıtları celp edilerek tespitini, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını, davacının değer kaybı ve hasar bedeli tazminatı talebine yönelik bilirkişi raporu alınmasına ve yapılacak hesaplamanın yürürlükte bulunan ve Resmi Gazete' de Yayınlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar Eki uyarınca yapılmasını, ekspertiz rapor bedeli teminat kapsamında olmadığından söz konusu talebin reddini huzurdaki dosyaya yürürlükteki 7327 sayılı kanunun uygulanmasını, müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden, dava tarihinden itibaren taraflar açısından yasal faiz uygulanmasını, haksız ve fahiş olan maddi tazminat talebinin ve davanın reddine, haksız ve yasal dayanağı bulunmayan davanın reddi aleyhine hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Yetki itirazları olduğu, meydana gelen kazada kusur oranı hatalı tespit edildiği, kazanın meydana gelmesinde davalı müvekkili hiç bir kusuru bulunmadığını, kazaya konu aracın Almanya'da satılan 2.el rayiç bedeli çok düşük olup tarafımızdan oldukça yüksek oranda bir bedel talep edildiğini, bu nedenle aracın işçilik ve tamir bedelinin ülkemiz piyasa şartlarına göre hesaplanması gerektiğini, aracın kullanım kaybı bedeli ülkemiz piyasa şartlarına göre hesaplanması gerektiğini, davacı tarafın alacağını Euro cinsinden talep etmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, açıkladığı ve resen incelenecek sebeplerle; öncelikle davanın zorunlu arabulucuya başvurma dava şartı eksikliği nedeniyle red edilmesini, İzmir Mahkemelerinin davaya bakma yetkisi bulunmadığından davanın esasına geçilmeden önce yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli Aksaray Asliye Ticaret Mahkemesine ve ya Ereğli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, davanın ve cevap dilekçesinin... no' lu kasko poliçesi yönünden diğer davalı ...Sigorta Şirketi'ne ihbar ve tebliğ edilmesini, sonuç itibariyle açılan davanın esastan reddine karar verilmesini, aksi durumda yargılama sonucunda ortaya çıkan muhtemel zararın tamamından davalı müvekkili ile birlikte diğer davalı sigorta şirketinin müteselsilen sorumlu tutulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretininde davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Trafik kaza tutanağı, araç ruhsatları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, fatura suretleri, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 12/07/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "... Davalı sürücü ... çekici... Yarı römork) yönetimindeki çekicisi ile gündüz vakti görüş mesafesinin oldukça açık olduğu Devlet Karayolunda seyir halinde iken, yola ve yol üzerinde bulunan hareketli araç trafiğine gereken dikkat ve özeni göstermesi, olay mahalline geldiğinde yaşayabileceği bir olumsuzluğu (bu kaza gibi) yaşamamak için gireceği şeride geçmeden önce dikiz aynaları ile gerisine ilişkin kontrolleri yapması, bu kontrolleri esnasında sol şeritten gelen ve yaklaşan aracı gördüğünde asla bu noktada şerit değiştirmemesi gerekirken sürücü bu hususlara riayet etmeyerek, Yukarıda sayılan faktörleri yerine getirmeden, yola ve yol üzerinde bulunan hareketli araç trafiğine gereken dikkat ve özeni göstermediği, dikiz aynaları ile gerisine ilişkin kontrollerini yapmadan, şerit izleme ve değiştirme kuralına uymayıp dikkatsiz ve kontrolsüz bir şekilde şerit değiştirmek isterken sol gerisinden gelen ve yaklaşan aracın önünü kısa mesafeden kapatarak karıştığı olayda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 56/1-a (Şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak) maddesinde belir ın hükmünü ihlal etmekle kazanın oluşumunda etken olduğu; Davacı...abancı plakalı) trafik kurallarına ve nizamlara uygun bir şekilde idaresindeki aracını sol şerit üzerinde sevk ve idare ederken, önünde giden değil, kısa mesafeden şerit değiştirip önüne geçen, yani kendi seyir şeridine kısa mesafede giren diğer sürücüye karşı zararlı sonucu öngörmesi ve kazayı önlemek adına tedbir alması mümkün olmadığı tarafımdan kanaat edildiğinden, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile ilgili mevzuatı ihlal eden zararlı sonuç üzerinde, kazanın oluşumunda etken olmadığı Aracın hasar onarım bedeli ile ilgili olarak; Almanya'da bulunan... şirketi — 31.10.2023 tarih ve ...Sorumluluk Hasarı Ekspertiz Raporuna göre; 12.270,61 EUR yedek parça, 5.931,86 EUR işçilik olmak üzere toplam hasar bedelinin 18.202.47 EUR+KDV, KDV Dahil 21.660,94 EUR olduğu, Anılı aracın onarım maliyetinin 2. El piyasa değerine oranla araç bedelini geçmesinden dolayı; Almanya Bilirkişi raporunda anılı aracın sovtaj değerini araştırdığı ve sovtaj bedelini 15.750,00 EUR olarak belirlediği, Sonuç olarak, anılı aracın onarım maliyetinin 2.el piyasa rayiç değeri olan 29.250,00 EUR — sovtaj bedeli 15.750,00 EU= 13.500.00 EUR olduğu, şeklinde raporunda belirttiği, Netice olarak tarafımızca belirlenen onarım bedelinin aşağıda ki gibi olduğu; Hasar Bedeli ile ilgili olarak; 19.08.2023 tarihinde meydana gelen kazada... plaka sayılı aracın onarım bedelinin orijinal parçalarla rayiç değerinin 96 50” sini aşması nedeniyle pert-total işlemine tabü tutulması gerektiğinin görüş, kanaat ve tespitine varılabileceği, ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle 2. El rayiç değeri 29.250,00 EUR, hasarlı hali (sovtaj bedeli) 15.750,00 EUR olmak üzere araçtaki hasar bedelinin 13.500,00 EUR olabileceği görüş, kanaat ve tespitine varılabileceği, Araç Mahrumiyet Bedeli ile ilgili olarak; * Almanya Ekspertiz raporuna göre; araç mahrumiyet bedelinin toplamda 79,00 EUR olduğu, * Tarafımızca işbu raporda ki tespitine göre de, araç mahrumiyet bedelinin toplam 790,00 EUR olabileceği görüş, kanaat ve tespitine varılabileceği, Bilirkişi Ekspertiz Hizmet Bedeli ile ilgili olarak; 1) Almanya'da bulunan ... şirketi - 31.10.2023 tarih ve ...Sorumluluk Hasarı Ekspertiz Raporuna göre; 1.384,00 € temel ücret, 40,00 € fotoğraf, 40,00 € seyahat masrafları, 50,00 € yazım maliyeti, 25,00 € posta ücreti ve telefon masrafi olmak üzere toplam KDV Dahil 1.831,41 EUR Bilirkişi/Ekspertiz Rapor Ücreti olduğu, (Toplam 13.500,00 EUR hasar bedeli için), 2) Yukarı kısımda açıklanan gerekçelerle TESPİT ve GÖRÜŞÜMÜZE göre BİLİRKİŞİ EKSPERTİZ ÜCRETİNİN 1.384,00 € temel ücret, 40,00 € fotoğraf, 40,00 € seyahat masrafları, 50,00 € yazım Maliyeti, 25,00 € posta ücreti ve telefon masrafi olmak üzere toplam KDV Dahil 1.831 41 EUR olabileceği, (Toplam 13.500,00 EUR hasar bedeli için) Bilirkişi/eskpertiz rapor ücretinin, yargılama gideri sayılıp sayılmayacağı hususunun hukuki bir konu olması nedeniyle, Sayın Mahkemenizin taktir ve değerlendirilmesine bırakıldığı, Hususlarındaki görüş ve kanaat ve tespitlerimizi içeren raporumuzu, takdiri ve değerlendirmesi Sayın Mahkemenize ait olmak üzere arz ederiz..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 25/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmına göre; ".... plaka sayılı aracın Türkiye şartlarında hasar bedeli KDV Hariç ve KDV Dahil olacak şekilde 2 türlü hesaplanmıştır. * Aracın hasar bakımından gerçek zararının orjinal parça ile onarım yapılması halinde araçtaki hasar bedeli olarak yedek parça toplamının KDV Hariç 395.155.61 TL olacağı ve işçilik bedelinin KDV Hariç 65.000,00 TL olmak üzere araçtaki toplam hasar bedelinin KDV Hariç 460.155.61 -TL 92.031,22 TL KDV ilavesi ile toplam hasar bedelinin KDV Dahil 552.186,73 TL olabileceği görüş, kanaat ve tespitine varıldığı, Hususlarındaki görüş ve kanaat ve tespitlerimizi içeren ek raporumuzu, takdiri ve değerlendirmesi Sayın Mahkemenize ait olmak üzere arz ederiz..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, davacıya ait ...plaka sayılı araç ile davalı...'ın malik ve sürücüsü olduğu, davalı ... Sigorta Şirketi'nin KZMMS sigorta poliçesi ile sigortalısı olan ...plaka sayılı araç arasında 19/08/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacıya ait araçta oluşan hasar zararı ve kullanım yoksunluğu zararından kaynaklanan maddi tazminat davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu kazanın davalı araç sürücüsünün asli kusuruyla gerçekleştiğini, davacıya ait aracın kaza nedeniyle aracın perte ayrıldığı, davacının pert nedeniyle oluşan zararının 13.500,00-Euro olduğu, zararın Almanya ülkesindeki rayiç değerine göre zararın belirlenmesi gerektiği, davacının aracın kullanılamadığı dönem içerisinde kullanım kaybı zararı oluştuğu ileri sürülerek davanın kabulü talep edilmiştir. Davalı... vekili cevap dilekçesinde, davanın arabuluculuk dava şartı yönünden noksanlık içerdiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Aksaray Mahkemeleri olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacıya ait aracın aşırı süratli olmasının etkili olduğunu, bu yönüyle kusur incelemesi yapılması gerektiğini, davacının zararının Türkiye şartlarına göre belirlenmesi gerektiğini ve sair hususları savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde, dava öncesi KTK 97.maddesi uyarınca yazılı başvuru yapılmaksızın dava açılması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davalının azami 120.000,00-TL poliçe teminatıyla sorumlu olduğunu, zarar hesaplamasının genel şartlar dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğini, araçta çekme belgesi bulunmaksızın hüküm kurulamayacağını ve sair hususları savunarak davanın reddini talep etmiştir. 2-Dava şartları ve ilk itirazlar yönünden yapılan incelemede; Davacı vekilinin zararın karşılanması talebiyle yazılı başvuru evrakını davalı şirkete e-posta yoluyla 09/12/2023 tarihinde gönderildiği, ödeme süresinin sona ermesinden sonra davanın ikame edildiği ve KTK 97. Maddesinde düzenlenen özel başvuru şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür. Davalı ... vekili tarafından arabuluculuk dava şartı noksanlığı bulunduğu ileri sürülmüş ise de, "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, ...Karar sayılı ilamı) Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere sigorta şirketinin taraf olduğu uyuşmazlıklarda yazılı başvuru şartı öngörülmesi nedeniyle uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında kalmadığı gözetilerek davacı ile daval...arasında ticari ilişki bulunmadığı da gözetilerek arabuluculuk yoluna gidilmesinin gerekli olmadığı gibi mevcut arabuluculuk dava şartının da gerekli olmadığı halde tüketilen bir yol olduğu anlaşıldığından bu yöndeki itirazlar yerinde görülmemiştir. Yetki itirazı yönünden yapılan incelemede, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7. Maddesi ile "Motorlu araç kazalarından dolayı hukukî sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." hükmü uyarınca davalı şirketin İzmir ilinde ve mahkememiz yargı çevresi içerisinde Bölge Müdürlüğü yapılanması bulunduğu ve bir davalı yönünden yetkili olan mahkemenin diğer davalılar yönünden de yetkili olacağı gözetilerek yetki itirazının reddine karar verilmiştir. 3-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir. 4-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. 5-Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir. Somut olayda, davalı... Sigorta Şirketi'nin davalı... plaka sayılı aracın 11/08/2023-11/08/2024 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesi ile sigortacısı olduğu, kaza tarihi 19/08/2023 itibariyle davalı sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluk üst sınırının 120.000,00-TL olduğu görülmüştür. 6-Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." 7-Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış, -Fiilin hukuka aykırı olması -Zararın meydana gelmesi, -Kusur, -Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır. Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır. 8-Sorumluluğun meydana gelişinde tarafların öncelikle kusur durumlarının belirlenmesi gerekmektedir. Tarafların kusur durumlarına ilişkin yapılan bilirkişi incelemesinde dosyaya sunulan 12/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu kazanın davalı araç sürücüsü ...ın KTK'nın 56/1-a maddesinde düzenlenen şerit izleme ve değiştirme kurallarını ihlal etmesi nedeniyle meydana geldiği, davacı araç sürücüsünün ise kazaya etki eden bir kural ihlali bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Rapora karşı davalı taraf vekillerince itirazlar ileri sürülmüş ise de; dosya kapsamı, tarafların iddia, savunma ve itirazları ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu kazanın davalı araç sürücüsünün idaresinde bulunan taşıtı kendisine göre sol şeritten ve arkasından gelen aracın geçmekte olduğu sırada, çevre kontrolü yaparak aracın sol şeritten bir aracın gelmekte olduğunu görmesi halinde sol şeride geçiş yapmaması gerektiği halde bu hususta gerekli dikkat ve özeni göstermediği, kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında da davalının asli kusurlu ve davacının kusursuz olduğunun belirtildiği, kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamıyla uyumlu bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilerek hükme esas alınmış ve kazanın davalı araç sürücüsünün KTK 56/1-a hükmü uyarınca şerit izleme ve değiştirme kurallarına yönelik kusurlu davranışıyla kazaya sebebiyet verdiği gözetilerek davalıların kusur sorumluluğunun %100 olduğu kabul edilmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ve itiraz dilekçesinde davacıya ait araç sürücüsünün sol şeritten çok hızlı bir şekilde seyretmesi nedeniyle kazanın gerçekleştiğini ileri sürmüş ise de, hızın yüksek veya düşük olması gözlemcinin öznel değerlendirmelerine göre değişebilecek bir husus olduğu, ancak hızın miktarı ne olursa olsun şerit değiştirecek olan araç sürücüsünün arkasından gelen aracın hızını ve aracına olan mesafesini yan aynalar yardımıyla kontrol ederek şerit değiştirmesine engel teşkil edecek hız ve yakınlıkta bir aracın bulunması halinde şeridinde sabit kalması gerektiği, somut olayda davacıya ait aracın hızına ilişkin davalının savunmaları dışında bir tespit ve delil bulunmamakla birlikte bir an için gerçekten de davacının karayolunda hızlı bir seyir halinde bulunduğu sırada kaza gerçekleşmiş olsa dahi bu durumun davalının kusuruna etki etmeyeceği, zira şerit değiştirme kurallarının açık bir şekilde davalı araç sürücüsüne etken bir davranış yüklediği ve şerit değiştirecek sürücünün gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği, davacı araç sürücüsünün hızına yönelik soyut savunmaların kusur değerlendirmesine etkisinin olamayacağı değerlendirilmekle bu yöndeki savunma ve itirazlar yerinde görülmemiştir. 9-Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış uygulamasına göre (Örn:2021/26157 E. 2022/1048 K.) sürekli olarak yabancı ülkelerde ikamet eden kişilerin yine yabancı plakalı araçlarının Türkiye'de uğradığı zararların kendi ülkelerinde onarımının yapılabileceği, zarar görenin aracını Türkiye'de onarmaya zorlanamayacağı, bu hususta zararın tespitinde araç şayet onarımı mümkün ve ekonomik ise sürekli ikamet edilen ülke rayicindeki onarım bedeli, şayet aracın onarımı ekonomik değil ise sovtaj değerinin araç rayiç değerinden düşülmesi suretiyle tespit edilecek gerçek zararın baz alınması gerekmektedir. Şayet araç sürekli ikamet edilen ülkeye götürülmeksizin Türkiye'de bırakılmış ve Gümrük İdaresi'ne terk edilmiş ise zarar miktarı sürekli ikamet edilen ülkedeki aracın rayiç değeri ile Türkiye'deki onarım bedelinden hangisi daha düşük ise bu miktar baz alınarak zararın hesaplanması gerekmektedir. Kusur durumlarının tespiti sonrasında ise haksız fiil tazminatının şartlarından olan zarar yönünden yapılan incelemede dosyaya sunulan 12/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait aracın kaza tarihi itibariyle kazasız rayiç değerinin 29.250,00-Euro olduğu, aracın onarımının KDV dahil 21.660,92-Euro olacağı, aracın sovtaj değerinin 15.750,00-Euro olduğu, onarım bedeli ve rayiç değere göre aracın onarımının ekonomik olmadığı, aracın sovtaj değerinin rayiç değerden mahsubu ile davacının gerçek zararının 13.500,00-Euro olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, rapora karşı davalı taraf vekillerince itirazlar ileri sürülmüş ise de, araç üzerinde fiziki inceleme sonucu düzenlenen ekspertiz raporu, dosya kapsamı ve mahkememizce alınan bilirkişi raporu birlikte incelendiğinde, dava konusu kaza ile onarımı gerektiği belirtilen parçaların uyumlu oldukları, davacının Almanya ülkesi rayiç fiyatlarına göre aracın onarımını yaptırabileceği ve davalılardan zararını Almanya'da sarf edeceği bedel üzerinden karşılaması gerektiği, davacı tarafça araç üzerinde fiziki inceleme yapılarak düzenlenmiş ekspertiz raporunun dosyaya sunulduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun da ekspertiz raporunu doğruladığı, aracın onarılması gereken parçaları ve işçilik ücretleriyle onarımın ekonomik olmayacağını belirlenmesiyle davalıların tespit edilen gerçek zarardan sorumlu olacakları ve bilirkişi raporuyla belirlenen 13.500,00-Euro gerçek zararın dosya kapsamı ve zarar gören aracın marka, model ve segmentine göre emsal nitelikteki araç zararlarıyla uyumlu ve makul düzeyde olduğu anlaşıldığından itirazlar yerinde görülmemiş ve bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin itiraz ve talepleri arasında, davacıya ait aracın çekme belgesinin dosyaya sunulması gerektiği savunulmuş ise de, Genel Şartlar'ın 2.3. Maddesinin 3.fıkrasında "Hak sahibinin aracın hasarlı haliyle kendisine terk edilmesine onay vermesi halinde aracın riziko tarihindeki rayiç değeri ile hasarlı hali arasındaki tutar zorunlu trafik sigortası limitleri dahilinde kendisine tazminat olarak ödenebilir. Bu durumda ilgisine göre bu maddede yer alan usul çerçevesinde işlem yapılır. Hak sahibinin onayı ile aracı hasarlı haliyle hak sahibine terk ederek tazminatı ödemek isteyen sigortacı, tespit edip hak sahibine bildirdiği sovtaj bedelini bildirimden itibaren 1 aylık süreyle sınırlı olarak garanti etmiş sayılır." hükmü uyarınca pert aracın sigorta şirketine terk edilmesi hali dışında trafikten çekme belgesi düzenlenmeksizin aracın zarar görende bırakılması halinde sovtaj değerinin rayiç değerden mahsubu sonrası zararın ödenebileceğinin düzenlendiği, dolayısıyla KZMMS Genel Şartları uyarınca çekme belgesi ibraz şartı aranamayacağı, kaldı ki, aracın salt onarımının ekonomik olmamasının davacıya aracı perte ayırma külfeti yükleyemeyeceği, aracın onarımı ekonomik değil ise bu durumun sadece zarar verenin sorumlu olduğu miktarın belirlenmesinde bir ölçüt olarak alınması gerektiği, onarım ekonomik olmasa bile zarar gören davacının dilediği takdirde aracını zarara uğramak pahasına olsa bile onarma yoluna gidebileceği, örneğin somut uyuşmazlıkta davacı dilerse aracını Almanya ülkesinde 21.660,92-Euro bedel ile onartabileceği fakat davalılardan yalnızca tespit edilen 13.500,00-Euro gerçek zararını talep edebileceği açıktır. Bu nedenlerle davalı tarafın aracın çekme belgesinin ibrazına dair savunma ve itirazları yerinde görülmediğinden bu hususta bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bir kısım Yargıtay ilamlarında, aracın pert-total kabul edilmesi halinde Türkiye'deki onarım bedelinin de dikkate alınarak gerçek zararın hesaplanması gerektiği yönünde uygulama görülmekte ise de, bu hususun yalnızca yurtdışına çıkarılmayıp Gümrük İdaresi'ne terkin edilen araçlarla ilgili uyuşmazlıklarda uygulanabileceği, nitekim Yargıtay ilamlarında değerlendirilen uyuşmazlıkların da Gümrük İdaresi'ne terkin edilen araçların bulunduğu uyuşmazlıklara ilişkin olduğu, somut uyuşmazlıkta aracın kaza sonrasında yurt dışına çıkarıldığı ve zarar tespitinin yabancı ülkede gerçekleştirildiği, bu yönüyle somut uyuşmazlıkta Türkiye'de onarım bedeli hesaplaması yapılması gerekmemekle birlikte mahkememizce Türkiye'deki onarım bedelinin tespiti hususunda ek rapor alınmış, 25/11/2024 tarihli ek rapora göre araç Türkiye'de onarılsa dahi onarım bedelinin KDV dahil 552.186,73-TL olacağı ve onarımın bu suretle de ekonomik olmayacağı anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketinin sorumluluk sınırı poliçe teminat limiti olan 120.000,00-TL olup, davalı sigorta şirketi tarafından dava öncesinde ödeme yapılmadığı gözetilerek sigorta şirketi yalnızca poliçe limiti 120.000,00-TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmuştur. 10-Davacı tarafça aracın kullanımından yoksun kalındığı süre için araç maliki ...'dan araç mahrumiyet zararı talebinde bulunulmuştur. Davacıya ait aracın pert-total işlemi görmesi sonrasında emsal bir aracın satın alınmasına kadar geçecek süre içerisinde davacının bu sürede aracın kullanımından mahrum kalacağı, bu süreçte bir aracın kiralanması gerekmeksizin salt aracın kullanılamamasından dolayı maddi zararın oluştuğu yönündeki yerleşik yargısal uygulama da dikkate alındığında, Almanya ülkesinde araç kiralama ücretlerinin günlük günlüğü 79,00-Euro olduğu, davacının emsal nitelikte bir aracı serbest piyasadan 10 günlük sürede temin edebileceği yönünde görüş bildirildiği, bilirkişi raporunda belirtilen piyasa rayiçleri ve araç temin sürelerinin emsal nitelikteki dosyalarda tespit edilen ve istinaf incelemesinden geçen rayiç değerler ve sürelerle uyumlu olduğu gözetilerek davacının 790,00-Euro araç mahrumiyeti zararının oluştuğu kabul edilmiş, dava değerinin bu miktara artırıldığı gözetilerek davanın kabulüne ve zararın davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir. 11-Davalı sigorta şirketinin yazılı başvuru sonrası temerrüt tarihinden itibaren faiz talep edildiği anlaşıldığından davalı sigorta şirketi yönünden 21/12/2023 tarihinden, davalı araç maliki yönünden haksız fiil tarihinden itibaren sorumluluk doğduğundan haksız fiil tarihi olan 19/08/2023'ten itibaren faize hükmedilmiştir. Dava konusu alacak yabancı para cinsi olmakla yürütülecek faiz türü olarak 3095 sayılı yasasının 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak değişken oranlı faiz belirlenmiştir. 12-Davacı tarafça ayrıca ekspertiz ücreti talebinde bulunulmuş olup, yerleşik yargısal uygulamalar doğrultusunda dava öncesi aracın hasarının tespitine yönelik yaptırılan ekspertiz incelemelerinin yargılama giderlerinden sayılabileceği, somut olayda Almanya ülkesinde yaptırılan ekspertiz incelemesinin emsal nitelikte dosyalarda alınan ekspertiz hizmet ücretleri ile uyumlu olduğu, bu tutarın da yargılama giderleri kapsamına dahil edilebileceği gözetilerek ekspertiz ücreti harcamasının yargılama giderlerine dahil edilmesine karar verilmiştir. Ekspertiz ücreti harcaması Euro olarak gerçekleştirilmiş olup, Euro alacağın Türk Lirası karşılığının hangi tarihteki kur üzerinden belirlenmesi gerektiği yönünde istikrarlı bir yargısal uygulama bulunmadığı görülmekle birlikte, son güncel Yargıtay 4.Hukuk Dairesi kararında, ekspertiz ücretinin ekspertiz tarihindeki Türk Lirası kuru üzerinden yargılama giderlerine dahil edilmesi gerektiği yönünde hüküm kurulduğu(Davacı tarafından faturası sunulan 2.539,00 Euro ekspertiz ücretinin yargılama giderleri içerisinde yer alması doğru ise de ekspertiz raporunun alındığı tarihteki euro kuruna göre Türk Lirasına çevrilerek kusur oranı ile dava kabul-red oranı uygulanarak hükmedilecek tutarın belirlenmesi gerekirken eksik yargılama giderine hükmedilmesi doğru olmayıp bozma sebebi ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir." Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin ...Karar sayılı 13/02/2024 tarihli ilamı) gözetilerek, 1.831,41-Euro ekspertiz ücretinin rapor tarihi 31/10/2023 tarihli Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası 30.1545-TL ile tespit edilen 55.225,25-TL yargılama giderlerine dahil edilmiştir. 13-Davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Davalı ... Sigorta Şirketi Aleyhinde poliçe limiti nedeniyle 120.000,00-TL ile sınırlı olarak hüküm kurulmuş olup, emsal nitelikteki yargılama dosyalarında davalı sigorta şirketinin yargılama giderlerinden sorumluluğunun nasıl belirlenmesi gerektiği hususundaki: "Davalı sigorta şirketinin kaza tarihi olan 2020 yılı itibariyle poliçe limiti 41.000-TL olup, mahkemece de bu husus gözetilerek hüküm tesis edilmiş, birtakım yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden de poliçe limitindeki sorumluluğa orantılama yapılarak hüküm tesis edildiği anlaşılmış olup, hükmedilen tutara ve poliçe limitine göre harç ve vekalet ücreti yönünden hesapta bir hata yok ise de, yargılama giderleri (1.057,40-TL + 1.128,22-Euro) bakımından davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile orantılı olarak sorumlu olduğu belirtilmeksizin müteselsilen sorumlu tutulması doğru olmamış, yine davadan önce yasa gereği sigorta şirketine başvuru şartı bulunduğundan zorunlu arabuluculuk kapsamında olmadığı halde davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmuş olması nedeniyle bu giderin davacı tarafa yüklenmesi de gerekmekle, bu yönler bakımından davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazları haklı görülmüş, peşin harç bakımından dava tarihindeki kur itibariyle hükmedilen tutarın karşılığına ve peşin harç tutarına göre davalının da sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiş, yukarıda belirtilen yanlışlığın giderilmesi ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2. madde uyarınca hükmün Dairemizce bu yön itibariyle düzeltilerek yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir."(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı 03/07/2024 tarihli ilamı) emsal nitelikteki istinaf ilamları dikkate alınarak davalı sigorta şirketinin yargılama giderlerinden toplam dava değeri ve poliçe limitleri dikkate alınarak belirlenmiş, arabuluculuk ücretinin ise yine istinaf ilamında gösterilen gerekçeler nedeniyle davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, a-13.500,00-Euro araç hasar zararından kaynaklanan maddi tazminatın davalı ... Sigorta Şirketi'nden temerrüt tarihi olan 21/12/2023 tarihinden, davalı ...'dan haksız fiil tarihi 19/08/2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kurunun TL karşılığının, davalı ... sigorta Şirketi'nin sorumluluk miktarı poliçe limiti 120.000,00-TL'yi aşmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b-790,00-Euro araç mahrumiyetinden kaynaklanan maddi tazminatın davalı ...'dan haksız fiil tarihi 19/08/2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kurunun TL karşılığının alınarak davacıya verilmesine, c-Ekspertiz raporu ücretinin yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 32.283,52-TL harçtan peşin olarak alınan 427,60-TL ile ıslah harcı olarak alınan 8.736,74-TL harcın mahsubu ile bakiye 23.119,18-TL karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 74.890,47-TL vekalet ücretinin ... sigorta Şirketi'nin sorumluluk miktarı 30.000,00-TL'yi aşmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 8.736,74-TL toplamı 9.164,34-TL harcın ... sigorta Şirketi'nin sorumluluk miktarı 8.197,20-TL'yi aşmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça sarf edilen 427,60-TL başvuru harcı, 254,00-TL posta ve tebligat ücreti, 5.600,00-TL bilirkişi ücreti ve yargılama gideri kapsamına alınan 1.831,41-Eurox 30.1545-TL=55.225,25-TL ekspertiz ücreti toplamı 61.506,85-TL yargılama giderinin, ... sigorta Şirketi'nin sorumluluk miktarı 15.617,37-TL'yi aşmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı ... vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır