İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/422 E. 2025/158 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/422
- Karar No
- 2025/158
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/422 Esas KARAR NO : 2025/158 DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/05/2022 KARAR TARİHİ : 18/02/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; Taraflar arasında 2015 yılında bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davacı şirketin davalının üreticisi ve ana dağıtıcısı olduğu alkollü içeceklerin İstanbul Anadolu yakasındaki tek yetkili satıcısı olarak tayin edildiğini, sözleşmenin 4.maddesinde sözleşmenin süre sonunun 31.12.2016 olarak belirlendiği, sözleşmenin yenilenmesinin bitiş tarihinden 30 gün önce taraflar arasında yapılacak yazılı mutabakata bağlandığını, davacının faaliyetlerinin 31.12.2016 tarihinden sonra belirsiz süreli tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde davalı tarafından haksız olarak feshedildiği tarihe kadar devam ettiğini, 01.07.2021 tarihinden itibaren davacı taleplerinin davalı tarafından karşılanmadığını, aynı tarih itibarıyla davalı ürünlerinin İstanbul Anadolu yakası Bölgesindeki satış ve dağıtımını başka bir firma aracılığıyla yapmaya başladığını, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin fesih iradesini gösteren bu haksız eylemi sonucu davacının müşteri ve gelir kaybına uğradığını, davalının 01.07.2021 itibarıyla davacının temel hakkını ihlal ederek taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığı ve sözleşmeyi haklı bir sebep olmaksızın ve mevzuata uygun bir ihbar süresine uymaksızın eylemli olarak feshettiğinden davacının TTK madde 121/4 uyarınca uğradığı kar kaybının ve zararının tazminini talep etme hakkı doğduğunu, yine davacı şirket açısından Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğu üzere somut olayda portföy tazminatı hak kazanma koşullarının TTK madde 122 doğrultusunda oluştuğunu, arz ve izah edilen nedenlerle davalının kusurlu davranışı ve haksız feshi sebebiyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar kaybı olarak 25.000,00-TL , TTK 122 uyarınca hesaplanacak portföy tazminatı olarak 25.000,00-TL maddi tazminat alacağının ilgili alacağın doğduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte belirlenerek davalı şirketten tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili değer arttırım dilekçesi ile; Dava dilekçemizde kuruşlandırılmış maddi tazminat kalemlerine ilişkin olarak 25.000-TL olarak talep ettiğimiz mahrum kalınan kazanca ilişkin taleplerimizi 231.000-TL olarak, 25.000-TL olarak talep ettikleri portföy tazminatına ilişkin taleplerini 159.849,06-TL olarak belirlediklerini beyan etmiştir. CEVAP: Davalı şirkete dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak süresi içinde davaya cevap verilmediği görülmüştür. DELİLLER: Taraflar arasında imzalanan sözleşme, ihtarnameler, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir. İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat sonucunda... Talimat sayılı dosyadan alınan 20/02/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...Dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, nihayetinde bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olmak üzere, yukarıda anlatılan görüş ve gerekçelerle, nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; 1-Davacı...Gıda Organizasyon Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulüne uygun tutulmuş olması nedeniyle HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde olduğu; 2-Davacı ... Gida Organizasyon Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin dava dışı... Gıda İçecek Dağıtım ve Tic. Ltd. Şti. ile ticari ilişkisinin bulunmadığı; 3-Davacı ... Gida Organizasyon Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin incelenen kayıtlarına göre, Davalı ... İçecek ve Tüketim Malları San. Tic. Ltd. Şti. ile ticari ilişkisinin 15.10.2015 tarihinde... İçecek ve Tüketim Malları San. Tic. Ltd. Şti. olarak başladığı, 2017 yılından itibaren ... İçecek ve Tüketim Malları San. Tic. Ltd. Şti. olarak devam ettiği, 320.01.073 Satıcılar Hesabında izlendiği, ticari ilşkinin 26.11.2021 tarihinde sonlandığı, 31.12.2021 tarihi itibariyle taraflar arasındaki cari hesap bakiyesinin sıfırlanmış olduğu, davacı ... Gıda Organizasyon Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davalı ... İçecek ve Tüketim Malları San. Tic. Ltd. Şti.'ne borcunun/alacağının bulunmadığı;.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 11/10/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenin ara kararı kapsamında davacının yasal defter ve dayanağı belgeleri üzerinde gerçekleştirilen yukarıda kısa bir özeti yer alana 20.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda: -Davacının davalı ticari çalışmalarını başlayıp sürdürdükleri 2015-2016 -2017 - 2018 -2019 - 2020 - 2021 dönemlerine ait Kurumlar Vergi Beyannamesi içeriği detay/karşılaştırmalı Bilançolar ve Gelir Tabloları ile davacının ilgili dönem Net Satışlarının davalı ve var ise dava dışı firmalardan oluşup oluşmadığı, oluşmakta ise ilgili yıl hasılatlarının ve bunlara isabet eden yıl sonu Net Karlarının ne olduğunu gösteren detay alt muavin kayıtlarına yer verilmediği ve bu hususlara hiç değinilmediği görülmektedir. Söz konusu bilirkişi raporu kapsamında sadece tarafların yıllar itibarıyla gerçekleşen borç alacak ilişkilerine yer verdiği görülmektedir. Oysa ki davacının davalıdan temelde en önemli talebi veya dava konusu husus müvekkili şirketin elde etmekten mahrum kaldığı kar kaybı ve portföy tazminatı hesabıdır. Ancak yukarıda bahsedildiği şekli ile davacının yasal defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi ve raporu kapsamındaki bilgi, veri ve tespitler dahilinde karar vermeye elverişli bir inceleme yapmak görüş bildirmek mümkün değildir. Açıklanan sebepler dahilinde takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere dosyanın ivedilikle tekrar davacının yasal defter ve dayanağı belgelerinin bulunduğu adreste bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak bahse konu edilen 2015 – 2016 – 2017 – 2018 – 2019 – 2020 - 2021 dönemlerine ait Kurumlar Vergi Beyannamesi içeriği detay/karşılaştırmalı Bilançolar ve Gelir Tabloları ile davacının ilgili dönem Net Satışlarının davalı ve var ise dava dışı firmalardan oluşup oluşmadığı hususlarının belgeler ve karşılaştırmalı tablolar biçiminde tespit edilmek suretiyle davacının davalıdan var ise kar kaybı ve portföy tazminatının belirlenmesi gerekmekte olup takdir sayın Mahkemeye aittir. Açıklanan sebepler dahilinde dosya gereği yapılmak üzere Sayın Mahkemenize iade edilmiş olup Takdir sayın Mahkemenindir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişiden alınan 21/03/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...TTK m. 122/1 hükmündeki yeni ve sürekli müşteri kazanması konusunda ise;. Netice itibariyle, Sayın Mahkemece davacı talebinin hakkaniyete uygun olacağı yönünde karar verilmesi halinde, davacı şirketin satışlarının şirketin satışlarına oranlanması akabinde faaliyet giderlerinin de gözetilerek 2015,2016 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yılları davalı şirketin net karının ortalaması alınmak suretiyle yapılan hesaplamaya göre portföy tazminatı olarak Son beş yılın toplamı 830.780,942.-TL olarak hesaplanmaktadır. TL talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 266. maddesi uyarınca, bilcümle hukuki takdir ve tavsif münhasıran Sayın Mahkeme'nize ait olmak koşulu ile, 10 sayfadan oluşan raporumuzu, elektronik ortamda ve uyap bilirkişi portalı üzerinden, mobil imza ile imzalayıp gönderildiği şekliyle Sayın Mahkemenizin takdirlerine saygılarımızla arz ederiz." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 25/07/2024 tarihli bilirkişi ek raporun raporunun sonuç kısmına göre; "...Yukarıda yapılan açıklamalar ve dosya kapsamında yapılan incelemelerde, - Portföy tazminatı hesaplayabilmek için gerekli donelerin dosya içinde bulunmaması sebebiyle bu yönde bir hesaplama yapılamadığı, - 21.03.2024 tarihli bilirkişi raporundaki veriler dikkate alınmak suretiyle davacının dağıtıma devam etse idi yaklaşık | yıllık süre içinde elde edebilecekken mahrum kaldığı kârın yaklaşık 231.000,00 TL olabileceği hesaplanmış olmakla Davanın esası hakkında takdir ve hukuki değerlendirme Sayın Mahkemeye aittir.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirket ile davalı şirket arasında 2015 yılından itibaren bayilik ilişkisi bulunduğu, davacı şirketin davalı şirket bayisi olarak İstanbul ili Anadolu Yakası bölgesinin tek satıcısı olarak faaliyet gösterdiği, 01/07/2021 tarihinden itibaren davalı şirketin Anadolu Yakası'ndaki satış ve dağıtım işlemlerini başka bir şirket aracıyla yapmaya başladığı, davalı şirketin bu davranışının taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin feshi iradesini gösterdiği, haksız fesih nedeniyle davacı şirketin müşteri ve gelir kaybı oluştuğu, davalı şirkete ihtarname gönderilerek zararın giderilmesi talep edildiği halde davalı şirketin somut bir adım atmaması nedeniyle davanın açıldığı, davacı şirketin 6 yıl boyunca davalı şirket ürünlerinin satışını ve pazarlamasını yaparak yeni bir müşteri çevresi kazandırdığı, davalı şirketin fesih ihbar sürelerine uymaması nedeniyle davacı şirketin kar kaybına uğradığı, tek satıcılık faaliyetleri nedeniyle oluşturulan müşteri portföyünden dolayı davacının portföy tazminatı alacağının oluştuğu ileri sürülerek kar kaybı ve portföy tazminatı talebinde bulunulmuştur. Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap verilmediği görülmüştür. 2-6102 sayılı TTK’nın 122/5. Maddesi uyarınca TTK 122. maddesi hükmü, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacaktır. TTK 122.m. uyarınca tazminat talep edebilmek için, öncelikle karşı tarafla tek satıcılık vb. bir ilişki içinde olunduğunun ispatı gerekir. Tek satıcılık sözleşmesi; üretici ile tek satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran isimsiz bir sözleşmedir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 28.09.2016 tarihli 2016/5707 Esas, 2016/12723 Karar sayılı ilamı) Tek satıcının denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için tek satıcılık sözleşmesinin denkleştirme talebini doğuracak şekilde sona ermesi gerekmektedir. Portföy tazminatı istenebilmesi için; Tek satıcılık sözleşmesinin, Tek satıcının kusuru dışında bir nedenle sözleşmenin sona ermesi üreticinin haklı bir nedenle sözleşmeyi feshi halinden başka bir nedenle sona erdirilmesi yani tek satıcının kusuru dışında bir nedenle sözleşmenin sona ermesi gerekmektedir. Tek satıcının sözleşmenin ifası sırasında sözleşmeye konu ürünün markanın yayılmasına katkıda bulunarak müşteri çevresini oluşturması veya önemli ölçüde geliştirmesi gerekir. Sözleşmenin sona ermesinden sonra, tek satıcı tarafından oluşturulan veya önemli ölçüde geliştirilen müşteri çevresinden üreticinin yararlanmaya devam etmesi gerekir. Tek satıcının sözleşme sonrasında kendisinin oluşturduğu veya önemli ölçüde geliştirdiği müşteri çevresinden artık yararlanamaması gerekir. Belirsiz süreli kurulan veya belirsiz süreli hâle gelen sözleşmelerde taraflardan her biri önceden ihbarda bulunmak şartıyla sözleşmeyi feshetme imkânına sahiptir. Olağan fesih olarak adlandırılan bu fesihte taraflardan her biri bir sebebe dayanmaya gerek olmaksızın tek taraflı, yöneltilmesi gerekli bir irade beyanı ile sözleşmeyi ileriye etkili olarak sona erdirmektedir.Sözleşmesinin olağan feshinin bir sebebe dayanması gerekmemekle birlikte, maddi olarak hakkın kötüye kullanılma yasağı bu imkânın sınırını çizmektedir. Fesih hakkının açıkça kötüye kullanılması hâli (örneğin karşı tarafta sözleşme ilişkisinin devamı yönünde güven yaratılıp daha sonra fesih yoluna gidilmesi gibi) hukuk düzenince korunmayacağı için fesih hakkının kötüye kullanıldığı durumlarda tazminat talebi söz konusu olabilecektir. Gerçekten de sözleşme özgürlüğü ilkesi gereğince taraflar, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmenin tabi olacağı şekli belirleme ve nihayet sözleşme ile bağlı kalmama, yani sözleşmeyi sona erdirme özgürlüğüne de sahiptir. Müspet zarar; Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kâr kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kârdan yoksun kalan, kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2010 gün ve 2010/14-244-260 sayılı ilamı). Kâr mahrumiyeti talep edilebilmesi için borca aykırı davranılması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle sözleşmenin feshedilmiş olması ya da haklı sebep olmadan sözleşmenin feshedilmiş olması gerekmektedir. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, Haluk; age., s. 427). Bu husus, Borçlar Kanununun 108. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada, alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü, sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Diğer bir söyleyişle, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Eren Fikret, age., s.482). 3-Davacı ile davalı arasında imzalandığı anlaşılan ve dosyada bir örneği bulunan bila tarihli sözleşmenin 4.maddesiyle 31/12/2016'ya kadar geçerli olarak sözleşmenin imzalandığı, sözleşmenin bitiminden önce 30 gün önce yazılı mutabakat bulunması halinde sözleşmenin aynı koşullarda 1 yıl süreyle uzayacağı, sözleşmenin 2.maddesinde davacı bayinin tek satıcılık hakkının düzenlendiği, 11/12/2015 tarihli yetkilendirme yazısı ile davalı şirketin İstanbul Anadolu Yakası ve Gebze bölgesinde satış ve dağıtımını yapmaya yetkili kılındığının belirtildiği, bu itibarla davacı bayinin İstanbul Anadolu bölgesi ve Gebze bölgesi içerisinde davalıya ait ürünlerin tek satıcısı olarak faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında sözleşmenin yazılı olarak mutabakat ile uzatıldığına dair bir delil gösterilmemiş ise de, 2016 yılından 2021 yılına kadar süren ticari ilişkinin ihtirazı kayıtsız olarak devam ettiği, sözleşme hükümlerinin fiilen ayakta tutulduğu, davacı ticari defterlerine göre bu haliyle sözleşmenin devamı yönünde davacıda bir güven oluşturulduğu anlaşıldığından sözleşmenin 31/12/2021 tarihine kadar devam etmesi gerektiği kabul edilmiştir. 4-Davacının portföy tazminatı taleplerinin değerlendirilmesinde; TTK'nın 122/3. Maddesi uyarınca bayinin feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça davalının 01/07/2021 tarihi itibariyle davacıya mal tedariğini sona erdirdiği ve davacının tek satıcılık bölgesindeki faaliyetlerini dava dışı... Gıda İçecek Dağıtım ve Tic.Ltdi.Şti. vasıtasıyla gerçekleştirdiği ileri sürülmüştür. Mahkememizce her iki tarafa ticari defterlerin incelenmek üzere ibrazı hususunda süre verilmiş, davacı tarafça yerinde inceleme talep edilmiş ise de davalı tarafça ihtarlı davetiyeye rağmen ticari defterlerin incelenmek üzere ibraz edilmediği görülmüştür. Davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre davalı şirket tarafından 2021 yılı Temmuz ayına kadar yüksek miktarlı satış faturaları düzenlendiği halde 01/07/2021 tarihinden 25/10/2021 tarihine kadar hiç satış faturası düzenlenmediği, bu tarihten sonra ise son derece düşük bedelli 3 adet satış faturası düzenlendiği, fatura içeriklerinin belirli olmadığı görülmüştür. Davalı tarafça ticari defterler ibraz edilmediğinden tek satıcılığın farklı bir şirket eliyle gördürülüp gördürülmediği hususu tespit edilememiş ise de davacı şirket ticari defterlerine göre davacı şirkete satış gerçekleştirilmediği, davalı şirketin İstanbul Anadolu bölgesinde faaliyetlerini durdurduğuna dair bir savunma ve delilinin de bulunmadığı, yargılama aşamasında da böyle bir açıklama getirilmediği, bu haliyle davalı ile davacı arasındaki tek satıcılık ilişkisinin davalının 01/06/2021 tarihli 927.268,52-TL bedelli satış faturası sonrasında uzun bir süre hiç davacıya mal satışı yapılmamış olmasıyla eylemli olarak feshedildiğinin kabulü gerektiği, davacı beyanına itibar edilerek 01/07/2021 tarihi itibariyle ticari ilişkinin sona erdiği kabul edilmiştir. Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir; 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması (Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd). Bu açıklamaya göre, mahkemece öncelikle somut olayda bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmesi gerekmektedir. Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir. Denkleştirme alacağının hesaplanma şekli konusunda mevzuatta bir formül verilmemiştir. Bu durumda karşılaştırmalı hukuktan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesindeki düzenlemeden ve Yargıtay uygulamasından hareketle bir hesaplama yöntemi uygulanmalıdır. Denkleştirme talebinin temelinde, acentenin kendi çabasıyla oluşturduğu yeni müşteri çevresinin, sözleşme ilişkisi sona erdiğinde müvekkile (yani davalıya) devredilmiş olması ve bu yeni müşteri çevresinin ekonomik bir değerinin olması yatmaktadır. Bu nedenle, öncelikle oluşturulan yeni müşteri çevresinin tespiti yapılmalıdır. Acentenin göreve başladığı tarihte mevcut olan müşteri çevresi hariç, yeni oluşturulan müşteri çevresi belirlenmelidir. Bundan sonra hesaplama üç aşamada yapılır; Birinci aşamada, acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden müvekkilin elde ettiği/elde etmesi muhtemel menfaatler/gelirler hesaplanır. Daha sonra, acentenin yeni müşteri çevresiyle işlem yapamayacak olması nedeniyle uğradığı gelir kaybı hesaplanır. Bu kayıp, acentelik sözleşmesi devam etseydi, acentenin temel edimleri karşılığında elde edeceği ücret (provizyon) gelirleridir. Burada temel bir kural vardır. Müvekkilin menfaati, acentenin ücret kaybı kadardır. Bu nedenle, müvekkilin elde edeceği menfaatin, acentenin gelir kaybı kadar olduğu ilkesinden hareketle, öncelikle acentenin gelir kaybının hesaplanması uygun olacaktır. Bu hesaplama yapılırken, acentenin temel ediminin karşılığı olan ücretler esas alınmalı ve maliyetler düşüldükten sonraki net gelir esas alınmalıdır. Acenteye arızi olarak ödenen ücretler bu hesaplamada dikkate alınmamalıdır ve acentenin bir yıllık gelir kaybı bulunmalıdır. Gerek müvekkilin elde edeceği menfaat miktarının gerekse acentenin yoksun kaldığı toplam gelir miktarının hesaplanabilmesi için, yeni müşteri çevresinin müvekkille ne kadar süreyle ticari ilişkide bulunacağının, somut olayın özelliklerine göre tahmin edilmesi gerekir. Daha sonra, işin niteliğine ve acentelik ilişkisinin devam ettiği süredeki veriler dikkate alınarak, yıllık müşteri kayıp oranı belirlenir. Yeni müşterilerle müvekkilin tahmini ilişki süresi esas alınarak her yıl için belirlenen miktarlardan, müşteri kayıp oranında indirim yapılır. Her yıl için bulunan zararlar toplanır. Bulunan bu ham alacak üzerinden, acentenin denkleştirme alacağını peşin olarak alacağı düşünülerek, faiz indirimi yapılır ve birinci aşamadaki ham alacak bulunur. İkinci aşamada hakkaniyet denetimi yapılır. Bu aşamada üst sınır dikkate alınmaz. Somut olayın özelliklerine göre, hakkaniyet ilkesi gereğince alacak tutarında indirim veya artırım yapılabilir. Örneğin, müvekkilin markasının tanınmışlığı yeni müşteri çevresinin oluşumunda etkili olmuşsa, alacak miktarından uygun bir oranda indirim yapılmalıdır. Acente olağanüstü çaba göstermiş, önemli reklam ve tanıtım çalışmaları yapmışsa alacak miktarı hakkaniyet gereği artırılabilir. Hakkaniyet ölçüsü de uygulanarak, acentenin denkleştirme alacağı hesaplanmış olur. Üçüncü aşamada, hesaplanan denkleştirme alacağının, yasal üst sınırı aşıp aşmadığı denetlenir. Eğer üst sınırın altındaysa hesaplanan alacağa aynen hükmedilir; üst sınırı aşıyorsa, alacak tutarı üst sınıra indirilerek hüküm altına alınır. Denkleştirme talebinin üst sınırı, TTK’nın 122/2. maddesinde şöyle tanımlanmıştır: ''Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır'' Üst sınırın hesaplanmasında, ilk basamaktaki hesaplamadan farklı olarak, acentenin her türlü geliri hesaplamaya dahil edilmeli ve brüt gelir esas alınmalıdır. Üst sınır acentenin alacak talebini sınırlayan bir düzenleme olduğundan, hesaplamanın bu şekilde yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, hesaplama aşamalarla yapılmalı ve üst sınır denetimi en son yapılmalıdır. Sözleşmenin portföy-denkleştirme tazminatı hak edecek şekilde sona erip ermediği hususunda yapılan değerlendirmede, tazminat koşullarının oluştuğu hususunda ispat külfeti davacı üzerinde olup, mahkememizce 29/09/2022 tarihli 1 nolu celsenin 2 nolu ara kararı ile davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının incelenerek dava dışı... Gıda İçecek Dağıtım ve Ticaret Ltd.Şti.'ne yapılan satışların ve satış bölgeleriyle miktarlarının incelenmesi suretiyle bayilik sözleşmesinin fiilen feshedilip feshedilmediği yönünde değerlendirme yapılması için taraf ticari defterlerinin ibrazı ve bilirkişi incelemesi ara kararı kurulmuş ise de davalı tarafça ticari defterlerin incelemeye sunulmadığı, bu haliyle davalı şirketin ibrazdan kaçınmış olduğu belgeler üzerinde inceleme yapılamaması nedeniyle davacı ticari defterlerinde kendisine satış gerçekleştirilmediğine dair kayıtlar lehine delil kabul edilmiş ve tek satıcılık sözleşmesinin davalı tarafça eylemli olarak feshedildiğinin, davalıya yeni müşteriler kazandırıldığının ve davalının bu müşterilerden faydalanmaya devam ettiğinin ispat edildiği ve davacı şirketin denkleştirme-portföy tazminatı talep edebileceği kabul edilmiştir. Portföy tazminatının miktarı hususunda yapılan değerlendirmede, mahkememizce yapılan incelemede, davacı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre davacının tek satıcılık faaliyeti yürütmeye başladığı 2015 yılından itibaren satış rakamlarının sürekli olarak artış gösterdiği, 2020 yılında Koronavirüs Pandemisi sürecinde satış miktarlarında bir miktar düşüş yaşanmış ise de 2021 yılında 2019 yılının üzerinde satış rakamlarına ulaşıldığı tespit edilmiştir. Mahkememizce davacı taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda hükme esas alınan 05/11/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının son 5 yıldaki kar miktarının 799.245,31-TL olarak belirlendiği, TTK 122/2 gereğince 5 yıllık kar ortalamasının 159.849,06-TL olduğu, davalı şirket tarafından ticari defter ve kayıtların sunulmamış olması nedeniyle davacının davalıya kazandırdığı müşteri çevresinin ve bunların davalının yararlanmasında olduğunun tespitinin yapılamadığı, bu haliyle hakkaniyet çerçevesinde yapılan değerlendirmede tek satıcılık ilişkisinin 7 yıl sürmüş olması ve satış miktarlarının sürekli artış gösterdiği hususlar dikkate alınarak üst sınır olarak belirlenen 159.849,06-TL portföy tazminatı talep edilebileceği değerlendirilmiş ve bu doğrultudan portföy tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir. 5-Kar kaybı talebi yönünden yapılan değerlendirmede; mahkememizce davacı ticari defterleri incelenmek suretiyle alınan 25/07/2024 tarihli heyet raporu ve 05/11/2024 tarihli ek rapor dikkate alındığında davacı şirketin vergi kayıtları, bilançoları ve gelir-gider tablolarına göre 2021 yılı içerisinde ortalama net satışlarından 201.317,54-TL kar elde ettiği, bunun %15 artış ile 231.000,00-TL'ye ulaşacağı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Davalı tarafça rapora karşı itirazlar ileri sürülmüş ise de 2021 yılı karlılık oranlarına göre yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, davalı tarafça davacının başkaca faaliyet alanlarında çalıştığı ileri sürülmüş ise de davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı ve bu yöndeki savunmanın savunmanın genişletilmesi niteliğinde olup davacının açık muvafakatı bulunmaksızın bu yönde inceleme yapılamayacağı, bu haliyle davacının 2021 yılı faaliyet karı miktarı üzerinden tespit edilen 231.000,00-TL tutarlı kar kaybı zararının yerinde olacağı, her ne kadar kar kaybının peşin olarak ödenecek olması nedeniyle %13 oranında faiz indirimi uygulanması gerektiği yönünde bilirkişi görüşü bildirilmiş ise de fesih tarihi, dava tarihi ve karar tarihi dikkate alındığında yüksek enflasyon ortamında paranın değer kaybının faiz oranlarının üzerinde olduğu gözetilerek ayrıca bir faiz indirimi uygulanmasının hakkaniyete aykırı olacağının kabulü ile faiz/hakkaniyet indirimi uygulanmamıştır. 6-Davacı tarafça hükmedilen tazminatlara alacağın doğduğu tarihten itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesi talep edilmiş olup, davalı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen Bornova ...Noterliği'nin 28/02/2022 tarihli... yevmiye nolu ihtarnamesinde sözleşmenin feshi ve davacının bir alacağının bulunmadığı belirtilerek olumsuz yanıt verilmekle temerrüt koşulu oluştuğu kabul edilmiş ve bu ihtarname tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. 7-Ayrıntılı gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere, davacı ile davalı arasında süren tek satıcılık sözleşmesinin davalı tarafça eylemli olarak 01/07/2021 itibariyle feshedildiği, bu tarihten itibaren davacıya ürün satışı gerçekleştirilmediği, davalı tarafça ticari defterler ibraz edilmediğinden davacı ticari defterlerinin kendi lehine delil kabul edilmesi suretiyle belirlenen 159.849,06-TL portföy tazminatı ve 231.000,00-TL kar kaybı olmak üzere 390.849,06-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, 231.000,00-TL kazanç mahrumiyeti kaybı tazminatı ve 159.849,06-TL portföy tazminatı olmak üzere toplam 390.849,06-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına 28/02/2022 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 26.698,89-TL harçtan peşin olarak alınan 853,88-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 5.820,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 20.024,21-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 62.535,85-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 853,88-TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 5.820,80-TL toplamı 6.674,68-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça sarf edilen 80,70-TL başvuru harcı, 267,00-TL posta ve tebligat ücreti, 11.300,00-TL bilirkişi ücreti toplamı 11.647,70-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/02/2025 Katip... e-imzalıdır Hakim... e-imzalıdır