İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/436 E. 2023/374 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/436
Karar No
2023/374
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/436 Esas KARAR NO : 2023/374 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 20/08/2019 KARAR TARİHİ : 02/05/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;02/02/1995 doğum tarihli müvekkilinin 16/02/2019 tarihinde uğramış olduğu kaza nedeniyle yüzünün sağ tarafında kalıcı iz oluştuğunu, kafa tasında kırılma ve elmacık kemiğinde kırıkları bulunduğunu, bu nedenle nefes dahi alamayan müvekkilinin kazadan bu yana ihtiyaçlarını göremediğini ve başkasının bakımına ihtiyaç duyduğunu, kazaya karışan ... plaka sayılı ... nolu trafik (ZMMS ) poliçesinin davalı şirket tarafından tanzim edildiğini, davalı sigorta şirketinin kaza nedeniyle meydana gelen maddi tazminat, tedavi giderleri ,bakım giderleri ve diğer sair harcamalardan sorumluluğunun bulunduğunu, davalı başvuru yapıldığını ve davalı tarafından herhangi bir cevap verilmediğini, dava konusuna ilişkin arabuluculuk başvurusu yapıldığını, 14/09/2019 tarihli görüşmede tarafların anlaşmadığını ve görüşmelere son verilerek tutanağının düzenlendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile 100.00-TL beden gücü ve efor kaybı (geçici iş görmezlik ile sabit izlerden kaynaklanan) 100.00-TL bakıcı ve bakım gideri,100.00-TL tedaviye bağlı medikal aletler ileride muhtemel estetik ameliyat giderleri, ilaç ,yol ve diğer tüm giderler) giderlerden oluşan maddi tazminat tutarının sigorta şirketi için 23/04/2019 hasarı ret tarihinden itibaren işletilecek avans faizleri ile birlikte, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki açılan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, HMK'nun madde 6/1 gereği müvekkili şirketin merkezi itibariyle İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu,davaya konu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili... A.Ş.nezinde ... sigorta poliçesi ile 07/06/2018 -07/06/2019 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, zorunlu trafik sigortası sorumluluk sigortası olup, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğunu, otorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanmasını amaçladığını, Sigortacı ise, KTK ve Genel Şartlar Mucibince poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralamasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işleten düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitine kadar temin eder. Böyle bir halde zorunlu trafik sigortasında, sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu zararlar, işletme halinde motorlu aracın neden olduğu kazalarda üçüncü kişilerin zararına neden olacak bir kazanın meydana gelmesi ve bu kazada araç işleteninin sorumlu bulunması gerektiğini, kalıcı maluliyetin belirlenebilmesi için kaza tarihinden itibaren 18 aylık sürenin geçmiş olması gerektiğini, davacı vekilinin müvekkilinin daimi sakatlığının bulunduğu iddiası ile müvekkili şirketten sakatlık tazminatı talep ettiğini, davacının iddia ettiği kalıcı sakatlığının tespiti için rapor alınması halinde, hazırlanacak raporda trafik sigortası genel şartları gereği meslekte kazanma gücü kaybı oranının değil, özürlülük oranının dikkate alınması gerektiğini, kaza sırasında davacının sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğunu, davacı yanın taşımanın ücretli bir taşıma olduğunu iddia ve ispat edemediğini, dava konusu taşımanın hatır taşıması olduğunun kabulü ile hesaplanacak tazminattan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin Yerleşik uygulaması gereğince %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirterek öncelikle usule ilişkin itirazlarımızı kabulü ile davanın usulden reddine, aksi halde esasa ilişkin itirazlarımız kapsamında davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava; trafik kazası sonucu geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı ile tedavi giderleri istemine ilişkindir. 16/02/2019 tarihli tek taraflı trafik kazasında davacı ... plakalı aracın arka koltuğunda yolcu konumunda olup, davalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketidir. KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde 29/12/2022 tarihli davacı vekilinin dilekçesinin ekinde yer alan tarihsiz dilekçeye göre davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu görülmüştür. Davalı tarafın yetki itirazı değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK.'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin 1. fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. ", Yine aynı Yasa'nın 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalrda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır Ancak, HMK.'da kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup, haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp, bir seçimlik yetkidir.Diğer taraftan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde ise "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." ifadesine yer verilmiştir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman şeçme hakkı davalılara geçer. Somut olayda, rizikonun, yani kazanın İzmir ilinde gerçekleştiği, davacının yerleşim yerinin de İzmir olduğu anlaşıldığından HMK' nın 16. Maddesine göre, davalının yetki itirazı mahkememizce kabul edilmemiştir. Davalının sorumluluğu değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. 6098 Sayılı TBK'nun 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş göremezlik zararları da bu kapsamdadır. Sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. maddesi gereğince (sigortanın sorumluluğu TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 Sayılı Kanunun 92. Maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından) davalıdan talep edilebilir. Diğer yandan geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmadığı gibi SGK'nun sorumluluğunu düzenleyen, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nun sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenleme de yer almamaktadır. Nitekim, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından geçici iş göremezlik zararları tedavi gideri kapsamında görülmediği gibi, Yargıtay ... H.D.'nin ... K. Sayılı ve 24.12.2019 tarihli kararında, "6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede; trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin karşılanacağı belirtilmiş olup, geçici iş göremezlik ödemeleri yasa kapsamı içerisinde bulunmamaktadır." denilerek, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin içtihatlarından farklı bir değerlendirme yoluna gidilmemiştir. Geçici iş göremezlik zararlarının, TBK'nun 54. maddesi kapsamındaki zararlardan olması ve araç işletenin sorumluluğunda bulunması, kaza tarihinde yasanın 92. maddesinde açıkça sigorta teminat dışında sayılmaması nedeniyle geçici iş göremezlik zararları davalının sorumluluğundadır. Genel Şartlarda sigorta primine esas alınan bu zararların SGK sorumluluğunda olduğu belirtilmiş ise de, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesine aykırı şekilde SGK'nın sorumluluğunda olduğunun düzenlenmesi, davalının geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olmadığı sonucunu doğurmaz. Genel şartlar ile sorumluluğu kanun ile belirlenen SGK'nın, aktarılan prim sebebiyle geçici iş göremezlik ödemesinden de sorumlu olacağına ilişkin düzenleme, SGK yönünden bağlayıcı olmadığından, zarar görene karşı da ileri sürülemez. Bu nedenle davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğuna kanaat getirilmiştir. Kazaya karışan ... plakalı araç 06.07.2018-2019 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalıya sigortalıdır. Kaza 16/02/2019 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacının talep ettiği geçici ve kalıcı işgöremezlik tazminatı ile tedavi giderlerinden dava dışı sürücünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacaktır. TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacılar bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce bilirkişilerden kusur, maluliyet ve iyileşme süresi ile zarar bedelinin belirlenmesi için raporlar aldırılmıştır. Mahkememizin 24/12/2019 tarihli celsesi 8 nolu ara kararı gereğince; tarafların kusur oranlarının belirlenmesi müterafik kusurun bulunup bulunmadığının irdelenmesi için Bilirkişiden alınan raporun sonuç kısmına göre;"Dava dışı sürücü ...'ın %100(yüzde yüz) oranında Asli ve tam kusurlu olduğu; Davacı yolcu ... olay esnasında aracın arka koltuğunda oturup yolculuk yaparken kazanın oluşumu üzerinde etken kusur niteliğinde bir davranış şekli görülmediğinden kusursuz olduğu, ancak bildiği, tanıdığı akrabası olan sürücünün aracına binip hatır taşımacılığı ile bir yerden bir yere yolculuk yaparken beyanından anlaşılacağı üzere koruyucu tertibat olan emniyet kemerinin takılı olmadığı anlaşılmış ve kazanın sonucu üzerinde yaralanmaya maruz kaldığı olayda MÜTERAFİK kusurunun belirlenmesi husunun sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, Üçüncü kişi,kurum ve kuruluşlar ile dış faktörlerin olay esnasında kazanın oluşumu üzerinde etken kusur niteliğinde bir davranış şekli görülmediğinden kusursuz olduğu"şeklinde rapor düzenlediği görülmüştür. Mahkememizin 24/12/2019 tarihli celsesi 10 nolu ara karar gereğince, 8 nolu ara karar yerine getirildikten sonra davacının geciçi ve sürekli iş görmezlik oranın belirlenmesi için Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına sevk edilerek alınan Sağlık Kurulu raporunun sonuç kısmına göre;" Bu bulgulara dayanılarak 02.02.1995 doğumlu ...'ın 16.02.2019 tarihli trafik kazasına bağlı olarak oluşan engellilik oranı, istem yazınızda belirtilen “Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik” (Resmi Gazete, Mart 2013 tarihli 28603 sayılı) dikkate alınarak değerlendirildiğinde; BÖLÜM: KULAK BURUN BOĞAZ D-YÜZ Sınıf 2: Cilt bozukluğu olsun veya olmasın yüzün bir kısmının destek yapısında kayıp olması Yanakla beraber burun veya frontal kemikte çökme, Sonuç olarak; şahısta davaya konu trafik kazasına bağlı olarak oluşan yanakla beraber burun veya frontal kemikte çökme arızası nedeniyle kişinin özürlülük oranı *6 (altı) olarak bulunmuştur. Tıbbi iyileşme süresinin 3(üç) ay olarak kabulünün uygun olacağı ancak varsa kişinin takip ve tedavisini yapan hekimler (sağlık kuruluşu ) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir raporu ile belirlenebileceği mütalaasına varılmıştır "şeklinde rapor sundukları görülmüştür. Mahkememizin 14/10/2021 tarihli celsesi 2 nolu ara karar gereğince, davacının talep edilebileceği tazminat miktarı, tedavi ve bakım ve bakıcı giderlerinin hesaplanması için Aktüerya Bilirkişinden alınan raporun sonuç kısmına göre;"16.02.2019 tarihinde yaralanan ...’ın geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 6.061,77 TL olduğu, Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının; a-)Çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği çerçevesinde düzenlenen maluliyet raporunun kabulü halinde 156.652,31 TL olacağı, b-)Engellilik ölçütü sınıflandırması ve engellilere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmelik çerçevesinde düzenlenen maluliyet raporunun kabulü halinde 149.192,67 TL olacağı, Bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 1.279,20 TL olduğu, -SGK sorumluluğunda olmayan tedavi giderinin 250,00 TL olduğu, Tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım giderinin ise 200,00 TL olabileceği"şeklinde rapor sunduğu görülmüştür. Mahkememizin 18/10/2022 tarihli celsesi 1 nolu ara kararı gereğince; Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin ... karar sayılı ilamı nazara alındığında mahkememizce her ne kadar 4 nolu celse de davacı tarafın maluliyet oranının Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenmesi talep edilmiş ise de; 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri yürürlükte bulunduğundan davacı asilin ,Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre maluliyet oranı, iyileşme süresi ve bakıcıya muhtaç olacağı sürenin yeninden belirlenmesi için Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan Sağlık Kurulu raporunun sonuç kısmına göre;"1.Bu bulgulara dayanılarak 02.02.1995 doğumlu ...'ın 16.02.2019 tarihli trafik kazasına bağlıolarak oluşan engellilik oranı, istem yazınızda belirtilen “Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve ÖzürlülereVerilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik” (Resmi Gazete, Mart 2013 tarihli 28603 sayılı)dikkate alınarak değerlendirildiğinde; BÖLÜM: KULAK BURUN BOĞAZ D-YÜZ Sınıf 2: Cilt bozukluğu olsun veya olmasın yüzün bir kısmının destek yapısında kayıp olması Yanakla beraber burun veya frontal kemikte çökme, Sonuç olarak; şahısta davaya konu trafik kazasına bağlı olarak oluşan yanakla beraber burun veya frontal kemikte çökme arızası nedeniyle kişinin özürlülük oranı *6 (altı) olarak bulunmuştur. Tıbbi iyileşme süresinin 3 (üç) ay olarak kabulünün uygun olacağı ancak varsa kişinin takip ve tedavisini yapan hekimler (sağlık kuruluşu) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir raporu ile de belirleneceği mütalaasına varılmıştır"şeklinde rapor sundukları görülmüştür. Mahkememizin 18/10/2022 tarihli celsesi 2 nolu ara kararı gereğince; maluliyet ve iyileşme süresinde değişiklik olduğu takdirde aktüerya bilirkişinden ek rapor alınması hususunda; Bilirkişinden alınan ek raporun sonuç kısmına göre; 16.02.2019 tarihinde yaralanan ...’ın geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 6.061,77 TL olduğu, -Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 291.189,74 TL olduğu, -Bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 596,96 TL olduğu,- -Kök raporda tespit edildiği üzere SGK sorumluluğunda olmayan tedavi giderinin 250,00 TL olduğu, -Kök raporda tespit edildiği üzere tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım giderinin ise 200,00 TL olabileceği" şeklinde ek rapor sunduğu görülmüştür. Davacı vekili öncelikle bedel artırım dilekçesi sunmuş akabinde mahkememizce aldırılan aktüerya bilirkişi raporu sonucu ıslah dilekçesi sunarak maddi tazminat alacağına ilişkin olarak ; arttırılan kısım olan 141.997,07-TL ile 22/05/2022 tarihli artırım dilekçesi ile talep edilen toplam tazminat bedeli olan 156.983,64-TL 'nin birleştirilmesi sonucu toplam 298.980,71-TL tutarın; 23/04/2019 hasarı ret tarihinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte tahsilini talep etmiştir. HMK 107.maddede belirsiz alacak davası düzenlenmiş olup, 107/2.fıkrada "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." esası kabul edilmiştir. Buna göre davacı taraf talep artırım dilekçesi ile talebini artırabilecektir. Talep artırım, niteliği itibari ile davalı taraf aleyhine esaslı bir değişiklik olup, davalı tarafın, duruşmada bulunmadığı durumlarda tebligat yolu ile bu istemden haberdar edilmesi zorunludur. Belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda davacı talep sonucunun belirlenmesi talep sonucunun artırılması şeklinde olmaktadır. Belirsiz alacak davasında talebin belirlenmesinde karşı tarafın iznine veya ıslah yoluna başvurulmasına gerek bulunmaz. Ancak davacı tarafından talep sonucu belirlendikten sonra alacağının daha fazla olması halinde davacının talep sonucunu artırmak için ıslah yoluna başvurması yani ıslah suretiyle talep sonucunu artırması mümkün olacaktır. 6100 sayılı HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre tarafların, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurabileceği belirtilmiştir. Bu açıklamalara göre davanın belirsiz alacak davası olarak açılması halinde davacının öncelikle talep sonucunu belirlemesi, talebin belirlenmesinden sonra alacağın belirlenen miktardan daha fazla olduğunun anlaşılması halinde davacının ıslah yolu ile dava değerini arttırması gerekecektir. Yargıtay uygulamalarına göre trafik kazalarında yaralanmadan kaynaklanan tazminat davalarının belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olduğu kabul edildiğinden (Yargıtay 17 HD 2015/14980 E 2018/8201 K ); davacı vekilinin bedel arttırım dilekçesi sonrası sunmuş olduğu 04/03/2023 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi olarak kabulü gerekmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde hatır taşımasına yönelik savunmadan bulunduğundan bu savunma ve müterafik kusur resen inceleneceğinden (Yargıtay ... H.D. ...Karar); Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve tazminattan indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi, indirim yapacak ise de %20 oranında hatır taşıması indirimi yapması gerekmektedir. Dosya arasında yer alan kazaya ilişkin yürütülen soruşturma dosyasında davacının 16/02/2019 tarihli ifadesi dikkate alındığında; davacının seyir tepesine gitme isteğinin sigortalı araç sürücü tarafından kabul edildiği ve zarar görenin arka koltuğa oturarak kemerini takmadığı sabittir. O halde hatır taşıması yönünden indirim yapılması gerekmekte ise de, aracın sınıfı ve davacının araçta arka koltukta oturması sebebiyle emniyet kemerine ilişkin ayrıca indirim yapılmasına gerek görülmemiştir( Yargıtay... H.D. ...K.). Yasal düzenlemeler gereği, TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği ve yargılama giderleri yönünden taraflar arasında paylaştırmaya gidilemeyeceğinin göz önüne alınarak mahkememizce hesaplama yapılmıştır. Tüm bu nedenler ile; 16/02/2019 tarihli tek taraflı trafik kazasında ... plakalı aracın sigorta şirketi, dava dışı sürücünün kusuru oranında sorumlu olacak ise de, kazanın tek taraflı olması ve davacı zarar görenin yaşanan trafik kazasında yolcu konumunda bulunması sebebiyle dava dışı sürücü mahkememizce tam kusurlu olarak kabul edilmiş, davacının maluliyet ve iyileşme süresine yönelik sunulan 15/11/2022 ve 17/03/2021 havale tarihli raporlar kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliklere göre hazırlandığından ve iş bu raporlar dayanak alınarak 08/03/2023 tarihli aktüerya bilirkişisi hesaplama yaptığından rapora itibar edilerek sonuç bedelden davacının 16/02/2019 tarihli ifadesi nazara alınarak hatır taşıması indirimi (%20 oranında) uygulanarak davanın kısmen kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düşeceğinden bu tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; -Geçici iş göremezlik tazminatı için 4.849,42- TL, -Kalıcı iş göremezlik tazminatı için 232.951,79- TL, -Bakıcı, tedavi ve ulaşım gideri için 837,56- TL olmak üzere toplam 238.638,77- TL' nin -davalıdan (poliçe limiti ile (sağlık gideri ve ölüm-sakatlık şahıs başı) sorumlu olmak üzere)19/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 2-Alınması gereken 16.301,41 TL karar ve ilam harcının yatan 1.064,40 TL peşin harç, tamamlama harcı ve ıslah harcından mahsubu ile eksik kalan 15.237,01TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 1.064,40 TL peşin harç, 44,40 TL başvurma harcı, 336,90 TL posta ve diğer giderler ile 1.535,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 2.980,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 36.409,43 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 7-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekillerinin yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/05/2023 Katip ... E imza Hakim... E imza

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/436, K. 2023/374, T. 02.05.2023, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-436-e-2023-374-k-14217dbcc03c