İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/122 E. 2025/296 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/122
- Karar No
- 2025/296
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/122 KARAR NO : 2025/296 DAVA : Tapu İptali Ve Tescil DAVA TARİHİ : 07/11/2022 KARAR TARİHİ : 10/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesi ' ne verdiği 07/11/2022 tarihli dava dilekçesinde; davacı ile davalının 24 yıl ortak iş yaptıklarını, bu ortaklık döneminde gerek şirket adına gerek kendi şahısları adına ayrıca şahıs olarak kendi adlarına ortak bir çok taşınır taşınmaz satın aldıklarını, tarafların 24 yıllık ortaklıktan sonra ayrılma kararı aldığını ve 05.05.2015 tarihli Ortaklığın Feshine Dair Protokol yapıldığını, bu protokol ile işlerini, işletmelerini ve tüm taşınır taşınmaz varlıklarını da paylaştıklarını, taraflar arasında akdedilen iş bu protokolün 5. maddesinin B bendi ile Odun Deposu olarak isimlendirilen dava konusu İzmir ili, Karabağlar İlçesi,... mah.... parselde bulunan ve tapusu ... adına kayıtlı olan 6.920 m2 arsa ile ilgili yapılacak imar ve cins değişikliğinden sonra tapunun 1/2 hissesinin ...'a devir edileceğinin kararlaştırıldığını, aradan beş yılı aşkın zaman geçmesine rağmen davalının bu taşınmaz ile ilgili işlem yapmaktan kaçındığını ve nihayetinde taşınmazı satış kararı aldığını, davacının taşınmaz üzerinde 1/2 si oranında hak sahibi olduğunu, taşınmazın 1/2 hissesinin davacıya ait olduğunu, bu durum tarafların vekilleri ve iki tanık huzurunda akdedilen protokol ile sabit olduğunu, buna karşın davalının taşınmazın 1/2 sinin devrini yapmayarak taşınmazın tam hissesini satışa çıkarmasının protokol hükümlerine aykırı olduğunu, bu nedenle bu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu belirtmiş , davalının satış kararı aldığı İzmir ili, Karabağlar İlçesi,... mah.... pafta,...parselde bulunan taşınmazın satışının önlenmesi için tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, davalı adına kayıtlı İzmir ili, Karabağlar İlçesi... mah.... parselde bulunan taşınmazın tapu kaydının iptali ile ile tapu kaydının 1/2 sinin davacı ... ... adına 1/2 hissesinin davalı ... adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi ' ne verdiği 25/11/2022 tarihli cevap dilekçesinde; İzmir ili, Karabağlar İlçesi,...Mahallesi,... parsel(kadastro yenilemesi öncesi... parsel), tarla nitelikteki taşınmazın, davalı müvekkili ... tarafından kendi adına satın alındığını, müvekkilinin davaya konu edilen taşınmazı bir firma ya da bir kişi ile ortak değil kendi adına kendi birikimi ile satın aldığını, aksinin davacı tarafından iddia edilmediğini, bu hususta herhangi bir delil dosyaya sunulmadığını, müvekkilinin taşınmazı kendi adına satın aldığı sabit olup aksi bir husus söz konusu olmadığını, davacı tarafın ileri sürdüğü 05/05/2015 tarihli protokol ile taşınmaz devrinin sağlanmasının mümkün olmadığını, ilgili protokolün taşınmaz devri adına hukuki bağlayıcılığı söz konusu olmayıp, geçerli bir sözleşme olmadığını, bir taşınmazın sözleşme ile devri ancak taşınmaz devir/satış vaadi sözleşmesi, trampa (mal değişim) sözleşmesi, karma sözleşme ve benzeri sözleşmeler ile mümkün olduğunu, ilgili ve benzeri sözleşmeleri inceleyecek olursak; taşınmaz devir/satış vaadi sözleşmesi, taşınmaz devir/satış vaadi sözleşmesi gereklilikleri ve geçerliliği hususları kanunda açıkca düzenlenmiş olup bu hususta yerleşmiş Yargıtay içtihatları mevcuttur. Taşınmaz Devir/Satış Vaadi Türk Borçlar Kanunu’n 237. maddesinde düzenlendiğini , TBK 237. Madde; "1 - Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. 2- Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. 3- Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır." şeklinde düzenlendiğini, Yargıtay ' ın, taşınmaz devir/satış vaadi sözleşmesini "bir tarafa veya iki tarafa o taşınmazın satış akdinin yapılmasını isteme hakkı sağlayan bir ön akittir’" şeklinde tanımladığını, buna göre taşınmaz devir/satış vaadi sözleşmesi, sahibine şahsi nitelikte bir hak veren bir ön sözleşme olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/474, K.2013/1050, T.10.03.2013 sayılı kararında taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ile ilgili; "…Bilindiği üzere ve kural olarak; kaynağını 818 sayılı Borçlar Kanunun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri: aynı kanunun 213, TMK.nun 706, Tapu Kanunun 26 ve Noterlik Kanunun 89. maddesi hükümleri uyarınca NOTER ÖNÜNDE RESEN DÜZENLENMESİ GEREKEN, BİR BAŞKA ANLATIMLA, GEÇERLİLİĞİ RESMİ ŞEKİL ŞARTINA BAĞLI BULUNAN TAM İKİ TARAFA BORÇ YÜKLEYEN VE KİŞİSEL HAK SAĞLAYAN BİR SÖZLEŞME TÜRÜDÜR...." şeklindeki içtihadı ile taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin hukuki niteliğini açıkladığını, sözleşmede resmi şekil şartı mevcut olup aksi halde sözleşmenin geçersiz olup hukuki bağlayıcılığı olmadığını, trampa( mal değişim) sözleşmesi, sözleşmenin tanımlaması 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda bu kez mal değişim sözleşmesi adı altında yapıldığını , kanun koyucunun 6098 Sayılı Yasa’nın 282. maddesi ile trampa sözleşmesini; “Mal değişim sözleşmesi, taraflardan birinin diğer tarafa bir veya birden çok şeyin zilyetlik ve mülkiyetini, diğer tarafın da karşı edim olarak başka bir veya birden çok şeyin zilyetlik ve mülkiyetini devretmeyi üstlendiği sözleşmedir.“ şeklinde tanımladığını, değişime konu malın devri resmi şekil şartına tabi tutulmuş ise trampa sözleşmesi de resmi şekil şartı ile kurulmak zorunda olduğunu, aksi halde sözleşmenin geçersiz kabul edileceğini, taşınmaz devrine yönelik ön sözleşme kurulması halinde bu ön sözleşmenin resmi şekilde yapılması şart olduğunu , aksi halde sözleşmenin geçersiz olacağını, karma sözleşme ve taşınmaz devrine ilişkin sözleşmelerin, davacı tarafından ileri sürülen protokol bir karma sözleşme olarak ele alınsa dahi Türk hukukunda taşınmazlar üzerindeki ayni hakka ilişkin hukuki işlemler kural olarak resmi şekle tabi tutulduğunu, Türk Medeni Kanunu 706. Madde taşınmaz mülkiyetinin hukuki işlem ile kazanılması hususunu düzenlediğini, TMK 706;" Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır." şeklinde düzenlendiğini, Türk Medeni Kanunu 731. Maddesi " 1- Taşınmaz mülkiyetinin kanundan doğan kısıtlamaları, tapu siciline tescil edilmeksizin etkili olur. 2- Bu kısıtlamaların ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi, buna ilişkin sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesine ve tapu kütüğüne şerh verilmesine bağlıdır.." şeklinde düzenlendiğini, böylece kanunda açıkça görüldüğü üzere karma ya da taşınma devrine ilişkin herhangi bir sözleşme ile taşınmaz devrinin ancak sözleşmenin resmi şekilde yapılması ile geçerli olabileceğini, aksi halde sözleşme geçersiz olup hukuki bağlayıcılığının olmadığını, dosyaya sunulu 05/05/2015 tarihli sözleşme resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olup, ilgili sözleşme üzerinden taşınmaz tapu iptal ve tescili mümkün olmadığını, aksi kanuna ve yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davanın reddinin hukuka uygun olacağını, davacı tarafından 2015 yılı tarihli tarafların gerçekleştirdiği işlerine yönelik bir protokol söz konusu edildiğini, ilgili sözleşmede tarafların ortak iş yaptığı anlaşılmakla ve yapılan işleri ayırma kararı ile birbirlerine karşı maddi denkleşme adına bir protokol düzenledikleri görüldüğünü, davacı taraf ilgili protokolün 4. sayfa, C bendinde bulunan "...Mahallesi ... Sokak No:...Bayraklı" açık adresli iş merkezinde bulunan "kat ...3 nolu büro" ve "zemin katta bulunan iş yerinin 1/3 hissesi", davacı ... tarafından müvekkili ... tarafına devredilmediğini, her iki taşınmazında davacı ... tarafında kaldığını, protokolün 4. sayfası 6 numaralı bendinde de müvekkili ...'ın sahibi olduğu ... Gıda Ltd Şti tarafına devri sağlanacağı belirtilen ..., ...,...plakalı araçlar müvekkilinin sahibi olduğu şirkete devredilmediğini, ...'a ait şirket üzerinde kaldığını, protokole göre hesaplar denkleştirilmediğini güncel olarak müvekkili aleyhinde müvekkilinin alacaklı kaldığı şekilde bir ortak işleri sonlandırma durumu söz konusu olduğunu, davacı tarafın bu dava adına ileri sürdüğü 2015 yılı tarihli protokolde kendi üzerine düşenleri yapmamış olup bu dava ile hukuka aykırı bir tapu tescil sağlama çabası söz konusu olduğunu, mahkemece Bayraklı Tapu Müdürlüğü ve Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne müzekkere yazılması halinde beyan ettikleri hususların tespit edileceğini, davacının iddialarını kabul etmemek ile yukarıda protokolün taşınmaz devri adına geçersizliği açıklamaları nazarında sözleşme bir an mahkemece geçerli olarak nazara alınsa dahi bu davada ödemezlik defi söz konusu olacağını, Türk Borçlar Kanunu 97. Madde "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." şeklinde düzenlendiğini, somut durumda davacı taraf ilgili protokolde, dilekçemizin 4 numarasında açıklanan ve gerçekleştirmediği diğer edimleri ifa etmemiş olmasına rağmen davalı müvekkilinden 05/05/2015 tarihli sözleşmeye dayalı olarak mahkeme aracılığı ile davalı müvekkilinden edim ifa talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut durumda ödemezlik defi söz konusu olup davanın reddi gerektiğini, T.C. Çevre Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Müdürlüğü'nün 25/02/2014 tarihli Genelgesi uyarınca belirli dönümden ufak kalan tarla niteliğindeki taşınmazlarda hisse bölünmezliği söz konusu olup, davaya konu edilen tarla nitelikli taşınmaz 7 dönümden aşağı olup genelge uyarınca bölünmezlik hususunun Mahkemece nazara alınmasını talep ettiklerini, davacının iddialarını kabul etmemek ile bu davada zamanaşımı söz konusu olup, davacı taraf zamanaşımı süresinden sonra dava açmış olduğundan davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından satın almaya dayalı açılan bu tapu iptal ve tescil davası açısından 10 yıllık zamanaşımı söz konusu olduğunu, müvekkilinin davaya konu taşınmazı 30/03/2004 tarihinde 18 yıl 8 ay önce satın aldığını, davanın reddi gerektiğini belirtmiş , davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesi ' nce davanın ticari dava niteliğinde olup ticaret mahkemesince görülmesi gerektiği gerekçesiyle 25/01/2024 tarihinde görevsizlik kararı verildiği , kararın taraflarca İstinaf edildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi..Hukuk Dairesi ' nin 09/01/2025 tarih...Karar sayılı kararıyla istinaf istemlerinin esastan reddine kesin olarak karar verildiği, Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın kesinleştirilerek dosyanın Mahkememize tevzi edildiği belirlenmiştir. Dava konusu edilen İzmir İli, Karabağlar İlçesi, ... Mah....( kadastro yenilemesi öncesi ...) Parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelemesinde ; taşınmazın davalı ... adına kayıtlı olduğu, yüz ölçümünün 6.647,72 m2 olup taşınmazın tarla vasfıyla kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Dosyada mevcut 05/05/2015 tarihli Ortaklığın Feshine Dair Protokol ' un incelemesinde ; protokolün taraflarının ...,... Gıda Tarım Hayvancılık Ve Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi,... ve...Ekmekçilik Unlu Mamulleri Gıda İnşaat Ve Sanayi Ticaret Ltd. Şti, protokol konusunun sözleşmede belirlenen koşullarda ortaklığın ve ortak malların tasfiyesi olduğu, sözleşmenin Taşınmaz Devir ve Teslimleri başlıklı 5.Maddesinin B bendinde "...e de... parselde bulunan ve tapusu ... adına kayıtlı olan 6.920 m2 arsa ile ilgili olarak yapılacak imar ve cins değişikliğinden sonra tapunun 1/2 hissesi...'a devredilecektir" düzenlemesinin yine sözleşmenin Protokolün Süresi başlıklı 13.maddesinde "İşbu protokolde yazılı yapılması gereken işler protokol imzalandıktan sonra üç ay içerisinde (90 gün) sonuçlandırılacaktır. Sonuçlandırılmadığı takdirde sorumlu taraf diğer tarafa gecikilen her ay için 50.000 Ş (Elli bin Amerikan Doları) tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt eder düzenlemesinin bulunduğu belirlenmiştir. İzmir.. Asliye Hukuk Mahkemesi ' nce yapılan keşif sonucu alınan 09/07/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; dava konusu taşınmazın İzmir İli, Karabağlar İlçesi, ...si, ... nolu parsel olduğu, parsel imar planında ağaçlandırılacak alanda kaldığından yapılaşmaya kapalı alanda kaldığı, taşınmazın dava tarihi ile 1/2 payına karşılık değeri 5.207.560,00 TL olarak belirlendiği belirtilmiştir. İzmir .. Asliye Hukuk Mahkemesi ' nce protokolde bahsi geçen taşınır ve taşınmazların devrine yönelik araştırma yapıldığı, protokolde adı geçen ... plaka sayılı aracın...Ekmekçilik Unlu Mamulleri Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ. adına, ... plaka sayılı aracın...Ekmekçilik Unlu Mamuller Gıda İnşaat Sanayi Ticaret Ltd Şti adına,...plaka sayılı aracın...Ekmekçilik Unlu Mamuller Gıda İnşaat Sanayi Ticaret Ltd Şti. adına kayıtlı olduğu, İzmir ili...suroğlu Mah.... nolu bağımsız bölümün ... adına kayıtlı olduğu, taşınmazın ...'den önceki malikinin ..., ondan önceki malikinin de... olduğu, taşınmazın... tarafından 19/01/2017 tarihinde satışının yapıldığı, İzmir ili , Bayraklı ilçesi , ...Mah.... Parsel Zemin kat...nolu bağımsız bölüm taşınmazın 2/3 hissesinin..., 1/3 hissesinin Baki ... adına kayıtlı olduğu, İzmir ili , Bayraklı ilçesi ,...Mah....Parsel Zemin kat ... nolu bağımsız bölüm taşınmazın ... adına kayıtlı olduğu olduğu belirlenmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça taraflar arasında imza altına alınan protokol hükümlerinin yerine getirilmediğinden bahisle söz konusu hükümlerin yerine getirilmesine yönelik olarak davalı hakkında İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi ' nde dava açıldığı, İzmir...Asliye Hukuk Mahkemesi ' nce tarafların tacir olup davanın taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklandığından bahisle görevsizlik kararı verildiği, kararın taraflarca İstinaf edildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ' nin 09/01/2025 tarih , ... Karar sayılı kararıyla İstinaf istemlerinin esastan reddine kesin olarak karar verildiği, İzmir...Asliye Hukuk Mahkemesince verilen karar kesinleştirilerek dosyanın Mahkememize tevdi edildiği, Taraflar ile tarafların ortak ve yetkilisi oldukları dava dışı ... Gıda Tarım Hayvancılık Ve Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. ve...Ekmekçilik Unlu Mamulleri Gıda İnşaat Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. arasında 05/05/2015 tarihli "Ortaklığın Feshine Dair Protokol" imzalandığı, protokolün 3.maddesinde konunun tarafların ortaklığın ve ortak menkul ve gayrimenkul malların feshi ve tasfiyesi kapsamında protokol bağlamında karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi olarak belirlendiği, protokolün Taşınmaz Devir Ve Teslimleri başlıklı 5.maddesinin B bendinde "... de...parselde bulunan ve tapusu ... adına kayıtlı olan 6.920 m2 arsa ile ilgili olarak yapılacak imar ve cins değişikliğinden sonra tapunun 1/2 hissesi...'a devredilecektir" düzenlemesinin bulunduğu, davacı tarafça söz konusu taşınmazın protokol hükmüne aykırı olarak davacı ... ...'a devredilmediği halen davalı ... adına kayıtlı olduğundan bahisle protokol doğrultusunda taşınmazın 1/2 hissesinin davacı adına tesciline karar verilmesinin talep edildiği, 4721 sayılı TMK ' nun 706. Maddesinde " Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır." düzenlemesinin , 6098 sayılı TBK 237. Maddesinde "Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. " düzenlemesinin bulunduğu söz konusu düzenlemeler göz önüne alındığında davacı tarafça tapu iptal ve tescil talebine konu edilen taşınmazın ancak resmi yazılı sözleşme ile el değiştirebileceği, oysa taraflar arasında düzenlenen protokolün adi yazılı olarak düzenlendiği, bunun yanında protokolün, Protokolün Süresi başlıklı 13. maddesinde de belirtildiği üzere protokolde yapılması gereken işin sonuçlandırılmaması halinde sorumlu olan tarafın diğer tarafa gecikilen her ay için tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt edeceğinin düzenlendiği, sözleşmede protokolün ihlali halinde tazminat ödenmesinin kararlaştırıldığı, protokolde protokolün ihlali halinde aynen ifanın talep edilebileceğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, bunun yanında ayrıca 5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu ' nun 8/3 maddesindeki "Asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemez. Bakanlık asgari tarımsal arazi büyüklüklerini günün koşullarına göre artırabilir. Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz. Ancak, tarım dışı kullanım izni verilen alanlar veya çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak ihtiyaçları olan bitkilerin yetiştiği alanlarda arazi özellikleri nedeniyle belirlenen asgari tarımsal arazi büyüklüğünden daha küçük parsellerin oluşması gerekli olduğu takdirde, Bakanlığın uygun görüşü ile daha küçük parseller oluşturulabilir. Yatırım programında yer alan kamu yatırımı projeleri muhtevasında yapılan zorunlu ifraz işlemlerinde Bakanlık onayı aranmaz " düzenlemesi doğrultusunda tarla vasfında olan dava konusu taşınmazın miktarı da göz önüne alındığında taşınmazın 1/2 hissesinin tapusunun iptali ve tesciline yönelik karar verilemeyeceği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının dava konusu edilen taşınmazın 1/2 hissesinin tapusunun iptali ile adına tesciline yönelik talebinin reddinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Peşin alınan harç fazla olduğundan 88.317,30 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine , 3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 536.378,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 288,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Kararın kesinleşmesinden sonra dava konusu taşınmazın tapu kaydına İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10/11/2022 tarih ve ...ayılı ara kararı ile konulan ihtiyati tedbir şerhinin KALDIRILMASINA, Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere hakim ...'ın karşı oyu ve oy çokluğu ile verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...'nın yüzüne karşı, açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/04/2025 Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır Karşı Oy KARŞI OY: Taraflar arasında imzalanan protokol içeriği, iddia ve savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında bir ortaklığın kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu duruma göre, taraflar arasındaki ilişki, mülga BK520 (yeni TBK 620) maddesi ve devamı maddeleri kapsamında, bir adi ortaklık ilişkisidir. Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının istenmesi, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğradığı zararın veya kâr payının talep edilmesi, aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar. Uyuşmazlık, bu bağlamda değerlendirilip, çözüme kavuşturulmalıdır. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.) Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir. Taraflar arasındaki ortaklığın fiilen son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin ortaklar tarafından gerçekleştirilmesi, bunun mümkün olmaması durumunda ise, mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. Dosyada mevcut ve taraflarında kabulünde olduğu üzere, 05/05/2015 tarihli protokol ile, adi ortaklık sona erdirilmiştir. Bu bir tasfiye protokolüdür. Dava konusu uyuşmazlık da, bu protokol gereğinin yerine getirilmediği noktasında toplanmaktadır. Bu bağlamda mahkememizce, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2013 tarih ve 2013/12456 Esas, 2013/14167 karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere konusunda uzman bilirkişiler tarafından yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde, taraflar arasında düzenlenen 05/05/2015 tarihli porotokol gereği tasfiyenin yerine getirilip getirilmediği ve sonucunda da tapu kaydının iptalinin gerekip gerekmediği saptanarak, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun davanın niteliğini dikkate almaksızın(Adi Ortaklığın Tasfiyesi) şekle aykırılık ve yasal engel bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi yönündeki görüşüne katılmıyorum. Üye ... E-imzalıdır