İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/677 E. 2024/1072 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/677
- Karar No
- 2024/1072
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/677 Esas KARAR NO : 2024/1072 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 16/08/2024 KARAR TARİHİ : 18/12/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Yabancı plakalı... plakalı aracın 20/09/2021 tarihinde İzmir Aydın otoyolunda davacı kuruma ait tesislere zarar verdiği, sürücünün kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu, kazaya sebebiyet veren aracın zmms sigortacısı olan davalıya başvuru yapıldığı halde ödeme yapılmadığı, bunun üzerine icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından takibe itiraz edildiği ancak itiraz sonrasında asıl alacağın ödendiği, takip ferilerinin ödenmediğinden bahisle takip ferileri yönünden itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sorumluluklarının poliçe teminat limiti, gerçek zarar ve sürücünün kusuru ile sınırlı olduğu, davacıya 19/01/2024 tarihinde 2.589,00 TL ödeme yapıldığı, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava trafik kazası neticesinde uğranılan zararın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. DELİLLER: -Kaza tutanağı, -Hasar tespit raporu, -Ödeme dekontları, -İzmir... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında trafik kazasından kaynaklanan alacağına istinaden 2.589,00 TL asıl alacak ve 242,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.831,07 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 14/10/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 13/10/2022 tarihinde yasal süresi içerisinde, yetkiye, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davacının davalı tarafından takip tarihinden sonra asıl alacağın ödendiği, ferilerin ödenmediği, feriler yönünden takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın ferileri yönünden iptalini talep ettiği, davalının ise zamanaşımı definde bulunduğu ve davanın reddini savunduğu, taraflar arasında İzmir icra dairelerinin yetkili olup olmadığı, davaya konu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, takip ferileri yönünden alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın takip ferileri yönünden iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından kaza ve hasara sebebiyet verdiği iddia olunan yabancı plakalı aracın zmms sigortacısı olarak davalıya husumet yöneltildiğinden mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de davacının bölge müdürlüğünün İzmir ilinde olduğu, HMK' nun 16 ve İİK'nun 50. maddeleri uyarınca İzmir icra dairelerinin yetkili olduğu anlaşılmakla davalının yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de, davaya konu kazanın 20/09/2021 tarihinde meydana geldiği, davacı tarafından davalı aleyhinde 29/09/2022 tarihinde takip başlatıldığı, takip ile zamanaşımının kesildiği, dava tarihi olan 16/08/2024 tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir. Davacının dava konusu takipte asıl alacağın davalı tarafından takip tarihinden sonra dava tarihinden önce haricen ödendiği iddiası ile eldeki davada asıl alacak yönünden herhangi bir talepte bulunmaksızın bu alacağın ferilerine ilişkin olarak istemde bulunduğu, davacının dava dilekçesinde açıkça takipten sonra davadan önce yapılan söz konusu harici ödemenin TBK madde 100 uyarınca ferilerden mahsup talebinin bulunmadığı, davacının dava konusu edilen alacaklar yönünden iş bu davayı açmasında hukuki yararı bulunduğu, takip tarihi itibariyle davacının muaccel olan ve takip tarihinden sonra 19/01/2024 tarihinde davalı tarafından haricen ödenen asıl alacağa ilişkin olarak davalıdan ayrıca icra vekalet ücreti ve icra masraflarını talep edebileceği, davacının dava dilekçesinde mahsup talebi bulunmadığından bu alacaklara ilişkin mahkememizce hesaplama yapılmasına lüzum bulunmadığı, hesaplamanın icra müdürlüğünce infaz aşamasında mahkememiz hükmü doğrultusunda yapılması gerektiği, davalı tarafından 2.589,00 TL asıl alacağa ilişkin olarak icra vekalet ücreti ve icra masrafları kalemlerine ilişkin yapılan itirazın haksız olduğu ve iptali gerektiği, hükmedilen alacak takip ferilerine ilişkin olduğundan icra inkar tazminatı talep edilemeyeceği ve davacının bu talebinin yasal şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın KABULÜ ile İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 2.589,00 TL asıl alacağa ilişkin feriler yönünden DEVAMINA, 2-Yasal koşulları oluşmadığından icra inkar tazminat talebinin REDDİNE, 3-Davacının harçtan muaf olması sebebi ile başlangıçta alınmayan ve alınması gerekli 427,60 TL başvuru harcı ile 427,60 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan 30,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, 5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 2.589,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE, 7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341 vd. Maddeleri uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/12/2024 Katip ... Hakim ... E-İMZA E-İMZA