İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/273 E. 2024/906 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/273
- Karar No
- 2024/906
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/273 Esas KARAR NO : 2024/906 DAVA : Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 28/3/2024 KARAR TARİHİ : 06/11/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Manevi Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 13.08.203 tarihinde, davalı sigorta şirketinin ... sayılı genişletilmiş kasko Poliçesi ile sigortaladığı ... adına kayıtlı... plaka sayılı araçta yolcu konumundayken meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucunda, sakat kaldığını belirterek 300.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava açmadan önce davalı sigorta şirketine gerekli evraklarla başvurmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, ATK tarafından kusur tespitinin yapılması gerektiği, dava konusu kaza ile davacının maluliyeti arasında illiyet bağı olup olmadığının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava 6098 Sayılı TBK'nın 71 ve 2918 Sayılı KTK'nın 85 ve devamı maddeleri kapsamında açılan motorlu araç işletilmesinden kaynaklanan manevi tazminat isteğine ilişkin ilişkindir. DELİLLER: -Kaza tutanağı, davacıya ait tedavi kayıtları, -İzmir SGK nun 19/04/2024, 22/04/2024, 26/04/2024 tarihli yazısı ve eki, -... Sigorta A.Ş'nin 24/04/2024 tarihli yazısı ve eki, -Davacının ekonomik sosyal durumuna yönelik kolluk araştırması, -Adıyaman CBS'nin...sayılı soruşturma dosyası sureti. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK’da gider avansı ve delil avansı ayrı ayrı düzenlenmiştir. Kanun’un 120. maddesi, “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir” hükmünü içermektedir. Bu maddede öngörülen gider avansı, HMK’nın 114. maddesi uyarınca dava şartları arasında yer almaktadır. Dava şartlarının eksik olması ve tamamlanmaması durumunda ise aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca usulden red kararı verilmesi öngörülmüştür. Aynı Kanun’un 324. maddesinin başlığı ise “Delil İkamesi İçin Avans” olup, taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda oldukları belirtilerek, tarafların birlikte aynı delilin ikamesini talep etmiş olmaları halinde gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödeyecekleri ve taraflardan birisinin avans yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde diğer tarafın bu avansı yatırabileceği ve aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere HMK’nın 324. maddesinde düzenlenen delil ikamesi avansı, HMK’nın 114. maddesinin 1. fıkrasının “g” bendinde belirtilen gider avansından hüküm ve sonuçları itibariyle farklı olup, dava şartı niteliğinde değildir. Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin, gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı, HMK’nın 324. maddesi düzenlemesi karşısında yoktur. HMK’nın 324. maddesi gereğince bu avansın hiç yatırılmamasının veya eksik yatırılmasının hukuki sonucu, delile dayanan tarafın o delilden vazgeçmiş sayılmasıdır. Delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir. Ayrıca; davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle 6100 sayılı HMK. nun 90. (1086 sayılı HUMK.nun 159.) maddesinde açık hükmünde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, 6100 sayılı HMK. nun 94. (1086 sayılı HUMK.nun 163.) maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir.Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğacagı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere düzenlenen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkca anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davacının, 13/08/2023 tarihinde dava dışı ... adına kayıtlı... plaka sayılı araçta yolcu olduğu sırada meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucunda yaralandığı iddiası ile iş bu davada söz konusu aracın imms sigortacısı olan davalıdan manevi tazminat isteminde bulunduğu, davalı sigortanın ise davacının dava öncesi başvuru şartını yerine getirmediği, mahkemece kusur ve maluliyet yönünden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, sorumluluklarının poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu savunduğu, taraflar arasında davaya konu kazada taraf sürücülerinin kusur durumlarının ne olduğu, davacının kaza sebebiyle maluliyetinin bulunup bulunmadığı, varsa bundan kaynaklı olarak manevi tazminat talep edip edemeyeceği ve davalının sorumlu olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu görülmüştür. Davaya konu uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, davacının haksız fiil failinin imms sigortacısı olarak davalıya husumet yönelttiği, taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığı, uyuşmazlığın sigorta hukukundan kaynaklanması nedeniyle mutlak ticari dava olduğu ve mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır. Davalı sigorta tarafından davacının dava öncesinde başvuru şartını yerine getirmediği savunulmuş ise de davacı tarafından dava dosyasına sunulan belgeler ile davalı tarafından sunulan hasar dosyasına göre davacının davalıya başvuru yaptığı, mahkemeye erişim hakkının gereği olarak başvuru şeklinin belli bir usule bağlanmadığı somut uyuşmazlık bakımından davacının dava öncesi başvuru şartını yerine getirdiği mahkememizce kabul edilmiş ve davalının bu yöndeki usule ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. Mahkememizce taraflarca gösterilen tüm delillerin toplandığı ve dosyaya kazandırıldığı görülmüştür. Adıyaman CBS'nin ...soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde mağdurların 2006 doğumlu ...,..., ... ve... ile 1933 doğumlu ..., şüphelinin ise... olduğu, mağdur 1933 doğumlu...ada vefat ettiği, yürütülen soruşturma neticesinde 08/12/2023 tarih,... nolu karar ile TCK'nun 22/6 maddesi uyarınca KYOK kararı verildiği görülmüştür. Mahkememizce davalı sigorta tarafından kusura itiraz edildiği dikkate alınarak 03/07/2024 tarihli celse ara kararı ile dosyanın trafik kusur bilirkişine tevdii ile trafik bilirkişisinden 13/08/2023 tarihinde meydana gelen kazada davacı, davalı sürücüsü ve dava dışı üçüncü kişilerin kusur durumlarının tespitine yönelik olarak kaza tespit tutanağında bulunan bilgiler ile olaya ilişkin yürütülen ceza soruşturması dikkate alınarak kazanın ne şekilde meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde dikkatsiz ve tedbirsiz davranışların neler olduğu, gerekli dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediği, davaya konu olayda ihlal edilen kuralların hangileri olduğu, yolun ve aracın kazaya etkisinin olup olmadığı, etkisi var ise ne şekilde olduğu hususlarında hususlarında bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, bilirkişinin görev tanımının açıkça yapıldığı, ayrıca söz konusu ara kararda bilirkişi için ücret takdir edildiği ve bu ücreti yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği, iki haftalık kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansının mahkememiz veznesine depo edilmemesi halinde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut dosya kapsamına göre değerlendirme yapılacağının davacı vekiline tefhim ve ihtar edildiği, davacı vekilince bilirkişi ücretinin kesin süre içerisinde yatırılmadığı, davacı vekili tarafından kesin ve yasal süresi içerisinde bilirkişi masrafının yatırılmaması sebebiyle mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi edilmediği, mahkememizce 03/07/2024 tarihli celseye katılan davacı vekiline 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca verilen ve kesin olan sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkca anlatıldığı-ihtar edildiği, kesin süre içerisinde ara karar gereğinin davacı tarafından yerine getirilmemiş olmasının davalı yararına usuli kazanılmış hak doğurduğu, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığı, kendisine tanınan kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansını mahkememiz veznesine depo etmeyen davacının 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca kusur yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği, davacının talebi, davalı sigortanın kusura yönelik itirazı ve dosya kapsamı dikkate alındığında davacının bilirkişi incelemesiyle belirlenebilecek olan davalı sürücüsünün kusurunu ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.024,65 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 597,05 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/3. maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE, 6-İstanbul Arabuluculuk Bürosu'nun...sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi uyarınca davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/11/2024 Katip... Hakim ... E-İMZA E-İMZA